Arnika Yağı (Arnica montana)

Arnika nedir? Arnika yağı neye iyi gelir?

Arnika, mastı veya öküzgözü çiçeği...
Arnika çiçeği, diğer isimleri Mastı ve Öküzgözü’dür.

Arnika yağı ülkemizde kullanımı ve satışı olan ancak az bilinen bitkisel esans yağlardan biridir. Bu yağ papatyagiller ailesinden çok yıllık çiçekli bir bitki olan arnica montana‘dan (Mastı, Öküzgözü Çiçeği) üretilir. Bitki Avrupa Kıtası’nın yerlisidir, ülkemizde de yetişir. Bitkiden üretilen solgun sarı renkteki yağ çok kullanışlıdır. Sıklıkla kozmetik ve cilt bakımı ürünlerine eklenir, sabunlarda ve şampuanlarda çok düşük miktarlarda yer alabilir. Saf arnika yağı sadece bölgesel olarak cilt üzerinde kullanmak için elverişlidir; ancak yine de alerjik reaksiyonlar görülebilir.

Yağın çok sayıda faydası ve bazı yan etkilerinin sebebi içerdiği miristik, palmitik, linoleik ve oleik asitler gibi mono ve poli-doymamış yağ asitleri ve diğer uçucu bileşiklerdir.

Arnika yağı genellikle artrit ağrısı, kronik iltihaplanma sorunları, saç kaybı, ciltte lekeler, zayıf bağışıklık sistemi, yüksek tansiyon ve kolesterol, baş ağrısı, sinir sorunları, oksidatif stres ve akne gibi sorunları olan kişiler tarafından kullanılır.

Arnika yağının faydaları nelerdir?

1- Cilt Bakımı: Arnika yağının bölgesel olarak uygulanması egzama, sedef, gül hastalığı ve hatta akne gibi iltihaplı hastalıklarda yaygındır. İçerdiği aktif bileşikler normal miktarlarda yağ kullanıldığında ciltteki iltihaplanmaları azaltır. (1) Ayrıca antioksidan özellikleri sayesinde, oksidatif stresi azaltır ve kırışıklık ve lekeler gibi yaşlanma belirtilerini önleyebilir.

2- Migreni Rahatlatır: Analjezik özellikleri iyi bilinir. Enseye veya şakaklara birkaç damla yağ damlatılarak masaj yapıldığında hızlı biçimde migren ve baş ağrısını giderebilir. (2) Yağın aromaterapide kullanımı cazip olsa da buharlaştırarak veya soluyarak kullanmayınız.

3- Kardiovasküler Sağlığı Güçlendirir: İçerisindeki iyi yağlar tansiyonu ve kolesterol seviyelerini düşürebilir. Oleik asit ve lonoleik asit özellikle iltihaplanmaları azaltmak ve daha sağlıklı bir metabolizmaya kavuşmak için iyidir; bu sayede ateroskleroz ve diğer kalp sorunları riski düşer. (3)

4- Artrit Ağrısını Azaltır: Arnika yağının ender yeteneklerinden biri beyaz kan hücreleri üretimini uyarmasıdır. (4) Bu savunma hücreleri eklem ve kaslarda genellikle artritle beraber görülen iltihapların azaltılmasına yardımcı olur.

5- Ciltteki Yaralanma ve Lekeleri Tedavi Eder: Bölgesel olarak yaraların ve hasarlı kasların üzerinde uygulandığında bu bölgelerde kan dolaşımını uyarır, gerekli besin ve oksijenin taşınarak sağlıklı yeni hücreler ve yeni kan damarları oluşumunun gerçekleşmesini kolaylaştırır. Açık yaralara uygulanması tehlikeli olabilir.

6- Kan Dolaşımını Artırır: Kardiovasküler sistemdeki pıhtılaşmaları azaltarak kan dolaşımını artırır, tansiyonun düşmesine yardım eder ve kan pıhtılarının oluşmasını önler. Bu sayede ayrıca enerji artırılır ve vücut genelinde iyileşme sağlanır.

7- Saç Dökülmesini Önler: Saçlar için önemli besinler, vitaminler ve yağ asitleri açısından zengindir, saç uzamasını hızlandırır, kafa derisini erken saç kaybına yol açan enfeksiyonlardan ve oksidatif stresten korur. (5)

8- Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: Çok sayıda bilimsel araştırma arnika yağının bağışıklık sisteminin önemli hücreleri olan beyaz kan hücreleri üretimini ve aktifliğini artırdığını belirtir. Bu sayede bakteri ve virüslere karşı olan direnç artar. Yağı bölgesel olarak cildinize uyguladığınızda tamamen emilmesi 3 saatten az sürer ve vücut genelinde aktif hale gelir.


9- Antioksidan Özellikleri Vardır: Bu yağ hakkında özellikle içerdiği faydalı yağ asitleri ön plana çıksa da içerisinde ayrıca kronik hastalıklara karşı koruyan sesquiterpenler, timol ve diğer kuvvetli antioksidanlar bulunur.

Arnika yağının yan etkileri / zararları

Arnika yağının kullanımı beraberinde bazı belirli yan etkiler görülebilir. Özellikle kanama düzensizlikleri, cilt iltihaplanması, mide stresi, kardiovasküler ve sinir sistemi komplikasyonları, baş dönmesi ve hamilelikte sorunlar ortaya çıkabilir. Kullanmadan önce bu durumların bilincinde olmanız ve gerekirse kullanmamanız önerilir. Özel durumları aşağıda bulabilirsiniz.

Mide Rahatsızlıkları: Ağızdan kullanımı önerilmez ve yüksek miktarlarda sindirilirse toksik etki gösterir. Seyreltilmiş bir formunu kullansanız bile midede rahatsızlık, ağrı, bulantı, ishal ve kusma yapabilir.

Kanama Sorunları: Aşırı miktarlarda kullanılırsa ölümcül kanamalara yol açabilir. Yukarıda aktarıldığı gibi sindirilmesi bir doktor tarafından onaylanmadıkça hiçbir koşulda önerilmez.

Hamilelik: Hamile ve emziren annelere önerilmez. Güçlü ve uyarıcı bir yağdır, toksin maddeler bebeğe geçebilir veya erken doğuma sebep olabilir.

Kalp Sorunları: Güçlü etkileri kalp atışında düzensizlikler yapabilir ve bazı kişilerde (özellikle kalp sorunu olanlarda) sıra dışı çarpıntılara yol açabilir. Eğer belirli bir kalp hastalığınız varsa kullanmadan önce doktorunuza danışınız.

Sinirsel Problemler: Epilepsi veya kas spazmı gibi sinirsel düzensizliği olan kişilerde komplikasyona yol açtığına ilişkin sınırlı sayıda raporlar vardır.

Açık Yaralar: Çoğu kişi doğal esans yağların yaraları enfeksiyondan koruduğunu ve iyileşmeyi hızlandırdığını düşünür. Ancak arnika yağının açık yaralarda kullanılması toksik olabilir, kaçınılmalıdır. Güçlü bir yağ olduğu için cilt üzerinde normal kullanımı bile zaman zaman iltihaplanmalara yol açabilir.


Kaynaklar ve Referanslar


Hayıt

Hayıt ağacı meyveleri...

Hayıt nedir? Hayıt neye iyi gelir?

Hayıt meyvesi veya tohumları küçük bir çalı ağacı olan hayıt ağacında yetişir, bitkinin bilimsel adı Vitex agnus-castus‘tur. Bu familyada yer alan diğer bitkilerin büyük bölümü tropikaldir ancak hayıt ağacı sıcak bölgelerde iyi yetişir. (1) Bitkinin sağlık üzerinde çeşitli etkileri vardır ancak bugün hala kullanılmasını ve tanınmasını büyük ihtimalle cinsel sağlık üzerinde yaptığı etkilere borçludur. Hayıt meyveleri veya kuru tohumlar hem kadınlarda hem erkeklerde cinsel sağlığı ve libidoyu iyileştirir, kadınlarda özellikle üreme sistemi üzerindeki etkilerinin daha kuvvetli olduğu düşünülmektedir.

Bitkinin taze meyveleri, kuru tohumları, çiçekleri, yaprakları çeşitli tıbbi amaçlar için kullanılabilir. Ayrıca günümüzde çok sayıda, hayıt tohumu ve özleri içeren besin desteği ve kapsülleri bulunmaktadır. Hayıt tohumlarında bulunan bazı aktif maddeler, kadınlarda hormon sağlığını düzenlemek amacıyla üretilen belirli ilaçlarda yer almaktadır ancak ağacın ve meyvelerinin etkileri hakkında araştırmalar devam etmektedir. (2)


Hayıtın faydaları nelerdir?

Hayıt ağacının ürünleriyle ilgili bilinen çok sayıda geleneksel kullanım vardır. Bitki günümüze kadar kadın doğurganlığını artırmak, sivilce ve akne izlerini azaltmak, büyümüş prostatı küçültmek ve böcek ilacı amacıyla kullanılmıştır. Ancak eğer bu meyveleri veya kuru tohumları özel bir tıbbi durumu tedavi etmek için kullanıyorsanız, kullanmadan önce doktorunuza danışmanız iyi bir tercih olacaktır.

  • Bir besin takviyesi olarak kullanıldığında (kapsül, tablet, toz vb.) ruhsal değişimler ve ağrı gibi PMS semptomlarını minimize eder.
  • Menstrual ağrı şikayetiniz varsa, tohumları düzenli olarak kullanmak uzun vadede iyileşme sağlar.
  • Myomları (fibroid) küçültür ve azaltır.
  • Kadın doğurganlığını önemli ölçüde artırabilir, estrojen seviyelerini dengeler.
  • Göğüs hassaslığını azaltır. (3)
  • Anne sütünü artırır.
  • Erkelerde prostatta görülen iltihaplanmaları azaltır.
  • Migreni tedavi eder, tansiyonu düşürür.
  • Libidoyu artırır.
  • Zayıflamaya yardımcı olur.
  • Kırıkların iyileşmesini hızlandırır.
  • Böcekleri uzak tutar.
  • Rahim fibroidleri oluşması riskini azaltır.
  • Endometriomayı tedavi edebilir.
  • Amenore (adet görememe) sorununu önler.

Hayıtın zararları / yan etkileri

Çok fazla hayıt meyvesi, tohumu veya besin takviyesi tüketmenin bazı yaygın yan etkileri şöyledir:

  • Mide bulantısı
  • Midede rahatsızlık
  • Uyuma zorlukları
  • Kilo alma
  • Bölgesel iltihaplanmalar veya lekeler
  • Eğer hamileyseniz veya emziriyorsanız üreme sistemine olan etkileri tehlikeli olabilir, kullanmaktan kaçınmanız önerilir. (4)
  • Bazı vakalarda menstruasyon semptomlarını kötüleştirebilir.

Eğer hayıt tüketirken, nefes alma zorluğu veya yüzde ve boyunda şişme gibi alerjik reaksiyonlar oluşuyorsa hemen bir doktora görünün. Doğum kontrol hapı kullanıyorsanız, bitki ilaçların etkisini değiştirebilir, dikkatli kullanmanız önerilir.


Hayıt tohumu çayı nasıl hazırlanır?

Evde kolaylıkla hayıt çayı hazırlayabilirsiniz. Bu çay sade olarak içilmesi rahat bir çaydır ancak çok sayıda kişi içerisine anason, tarçın veya gül yaprakları eklemeyi tercih eder.

  • 4 bardak suyu kaynar hale getirin.
  • 1 yemek kaşığı hayıt meyvesini ezin.
  • Sıcak suyu ezilmiş meyvelerin üzerine dökün.
  • 10 dakika kadar demlendikten sonra sıcak veya soğuk tüketime uygundur.
Kaynaklar ve Referanslar


Hardal

Beyaz ve siyah hardal tohumları...

Hardal nedir? Hardal neye iyi gelir?

Hardal bitkisi, çiçekleri ve tohumları
Hardal bitkisi, çiçekleri ve tohumları

Hardal aynı brokoli ve lahana gibi Brassica familyasının bir üyesi olan yapraklı ve çok yönlü bir bitkidir. Avrupa ve Asya’da sıcak bölgelerin yerlisidir, antik zamanlardan beri tarımı ve tüketimi popülerdir. Bugün özellikle Amerika’da bir baharat olarak, hardal sosu en çok tüketilen besin maddelerinden biri olmuştur. Ülkemizde mutfak kullanımı amacıyla hardal soslarının ve hardal yapraklarının, sağlık amacıyla ise hardal tohumlarının ve hardal yağının kullanımı bulunmaktadır.

Hardal bitkisinin farklı türleri farklı amaçlar için kullanılır. (1) Üç farklı hardal türü; siyah, kahverengi ve beyaz hardal yaygın olarak tüketilen türleridir. Bu bitkilerden beyaz hardal (Brassica alba) tohumları, çok ünlü olan sarı hardal sosu yapımında kullanılır, tadındaki acılık biraz daha hafiftir. Siyah hardal güçlü kokusu ve lezzetiyle ünlüdür, aynı beyaz hardal tohumları gibi hem sos yapımında hem tıbbi amaçlarla kullanılır. Kahverengi hardal, Brassica juncea ise özellikle taze olarak hardal yaprakları tüketiminde tercih edilir ancak diğer türler de taze ve yeşil olarak tüketilebilir.

Hardal yemeklere eklediği lezzetin yanı sıra sağlığa olan faydalarıyla da öne çıkar, bu sebeple bazı yemeklerle beraber tüketilmesi önerilmektedir. Bitkinin içerdiği fenolik bileşenler ve diğer değerli besinler, hardalın yaprakları, tohumları ve hardal yağı kullanılarak tüketilebilir. Düzenli olarak hardal tüketmek veya hardal tohumu kullanmanın sağlığa olan faydalarını alt başlıktan öğrenebilirsiniz.


Hardalın faydaları nelerdir?

1- Kanseri Önler: Hardal bitkisinin tohumları bol miktarda glucosinolatlar denen sağlıklı fitobesinler içerir ve bu maddeler mesane, kolon ve serviks kanserine karşı koruma sağlar. (2) Bir diğer araştırmaya göre ise tohumlar kemoprotektif potansiyel gösterir ve kanserojenlerin toksik etkilerine karşı korur. (3)

Çeşitli bilimsel araştırmalar hardalın kanserli hücrelerin büyümesini ve kötü huylu kanserlerin oluşumunu önlediğini öne sürmektedir. Hardal tüketmek glutatyon seviyelerinin düzenlenmesine ve yükseltilmesine ve sağlıklı hücreler zarar görmeden kanserli hücrelerde apoptoz başlatılmasına yardımcı olur.

2- Sedef Hastalığı Semptomlarını Rahatlatır: Kronik bir iltihaplı otoimmün düzensizlik olan sedef hastalığına karşı etkilidir. Araştırmalar iltihaplanma ve sedef hastalığında görülen lezyonların tedavisinde etkili olduğunu onaylamıştır. (4) Araştırmalara göre hardal tohumlarının kullanılması sedef ve benzeri hastalıklarda koruyucu ve iyileştirici etkileri olan süperoksit dismutaz, glutatyon peroksidaz ve katalaz enzimlerinin aktifliğini uyarır.

3- Kontakt Dermatiti Hafifletir: Kontakt dermatit hastalığında tedavi edici rahatlama sağlar. Araştırmalar tohumların tüketilmesinin iyileştirici etkileri olduğunu, dokuların iyileşmesine ve kulak şişmesi gibi semptomların azaltılmasına fayda sağladığını belirtmektedir. (5)

4- Kardiovasküler Sağlığı İyileştirir: Hardal yağını pişirme yağı olarak kullanmak kalp dostu bir seçimdir. Kalp krizi geçiren hastaların hardal yağı kullanmasıyla; kardiyak aritmi oranında düşme, ventriküler genişlemede ve ilgili göğüs ağrısında azalma gibi pozitif sonuçlar gözlenmiştir. (6) Kardioprotektif özellikleri muhtemelen omega-3 yağ asitleri ve diğer faydalı bileşiklerle ilgilidir.

5- Solunum Düzensizliklerini Rahatlatır: Soğuk algınlığı ve sinüs problemlerini tedavi edebilir. (7) Harika bir dekonjestan ve solunum yollarında mukus ve balgamı temizleyen ekspektorandır. Tohumlar ayrıca kronik bronşiti tedavi etmede etkilidir. Bir astım atağı sırasında; hardal yağı ve küçük miktar kafur kullanılarak masaj yapılması balgamı parçalayarak nefes almayı kolaylaştırır. Tohumlardan yapılan püre eski zamanlardan beri bronşite karşı rahatlama sağlamak ve vücutta sağlıklı kan dolaşımını artırmak için kullanılmaktadır. (8)

6- Ağrı Kesicidir: Hardal tohumlarından elde edilen püre veya plaster ağrı ve spazmları tedavi edebilir. Hardalın ağrı kesici özellikleriyle beraber cildi kızartıcı özellikleri vardır, kılcal damarları açar ve uzuv felci, romatizma ve diğer kas ağrılarında rahatlama sağlar. Hardalın yakıcı etkileri doğrudan cilde uygulandığında su toplanmasına yol açabilir; bu durumu önlemek için keten bir kumaş kullanılabilir.

7- Zehirleri Uzaklaştırır: Tohumların koruyucu kusturucu etkileri vardır ve vücudun zehirlere olan direncini artırır. (9) Kaynatılarak hazırlanan hardal özü narkotikler veya aşırı alkol kaynaklı zehirlenmelerde vücudun temizlenmesine yardımcı olur.

8- Saçkırana Karşı Antifungal Etkiler Gösterir: Anti-bakteriyel özellikleri saçkıran kaynaklı lezyonların tedavisinde etkilidir. Bölgesel uygulanması saçkıran semptomlarını hafifletir.

9- Cilt ve Saç Bakımı: Harika bir bakım ve güzellik ürünü olabilir. Kına yapraklarıyla beraber kaynatılan hardal yağı sağlıklı saç uzamasını uyarır. (10) Hindistan cevizi yağı ve susam yağının cilde olan faydalı etkilerini güçlendirir.

10- Sinirler Üzerindeki İyileştirici Etkileri: Hardalın ısıtıcı ve ateşlendirici doğası sinir hasarı olan bazı kişilere faydalı olabilir. (11) Sinirsel uyarıları tetikler ve sinirler üzerinde canlandırıcı etkiler yaparak iyileşme sürecini uyarır.

11- Diyabeti Kontrol Eder: Hardal yaprağı diyabet hastaları için harikadır. Araştırmalar antioksidan etkilerinin diyabetlilerde görülen oksidatif stres kaynaklı hasarları nötralize ettiğini göstermektedir. Glukoz metabolizmasının düzenlenmesine yardımcı olur.

12- Kolesterol Düşürücü Etkileri Vardır: Yaprakların kolesterol düşürücü etkileri üst düzeyde dikkat çekicidir. Safra asitlerine bağlanan bileşikler içerir ve bu maddelerin vücuttan kolay boşaltılmasını sağlar. Safra asitleri genellikle kolesterol ihtiva eder. Yapraklar yüksek besin değerine sahiptir, arterlerdeki blokajların azaltılmasında etkili olur, ateroskleroz gibi düzensizlikleri önler. Sadece yapraklar değil; tohumlar, yağı ve tohumlardan üretilen hardal sosları da yüksek kolesterolün vücuttan uzaklaştırılması ve arterlerin temizlenmesine fayda sağlar.

13- Menopoz Semptomlarını Hafifletir: Hardal yaprakları menopoz aşamasındaki kadınlar için değerlidir. (12) Magnezyum ve kalsiyum kemik sağlığı artırır ve menopozla ilgili kemik dejenerasyonunu önler.

14- Detoksifikasyona Yardımcı Olur: Yüksek oranda antioksidan ve lifler içerdiği için vücudun kendini temizleme sistemlerini destekler. Detoks enzimlerinin aktivitelerini düzenler ve zararlı toksinlerin uzaklaştırılmasına yardımcı olur.


Hardalın zararları nelerdir?

Herhangi bir besini ilk defa denerken dikkatli olmak her zaman gereklidir; özellikle alerjik reaksiyonların görülebileceği besinlerde bu durum daha da önemli hale gelir. Bazı kişilerde hardal tohumlarına ve hardal ürünlerine karşı aşırı hassasiyet görülebilir. Hardalın bazı bilinen yan etkileri ve özel durumlar şöyledir:

  • Cilt Sorunları: Hardal bitkisi ateş çıkarıcı etkiler yapabilir, bu yüzden ciltte kullanırken dikkatli uygulanmalıdır. Ciltte çeşitli tahriş, su toplama gibi sorunlar olabilir.
  • Guatrojenler: Pişirilmemiş hardal tohumları ve yapraklar guatrojenler adıyla adlandırılan maddeler içerir ve tiroid bezinin fonksiyonlarını düzensizleştirebilir. Tiroid hastalığı olan kişiler bu maddelerin etkilerini ortadan kaldırmak için daima pişmiş hardal tüketmelidir.
  • Oksalatlar: Kalsiyum emilimini etkileyen oksalatlar içerir. Böbrek taşı vb. sorunu olan kişiler aşırı hardal tüketmekten kaçınmalıdır.
  • Hamilelik ve Emzirmede Hardal Tüketimi: Hamileyken siyah hardalın tıbbi miktarlarda tüketilmesi güvenli değildir. Siyah hardal menstruasyon başlatabilir ve düşüğe sebep olabilir. Emzirirken de siyah hardal tüketilmesi önerilmez.
  • Diyabet: Siyah hardal ilaç olarak kullanıldığında kan şekerinin aşırı düşmesine yol açabilir. Diyabet ilacı kullanıyorsanız siyah hardal tüketiminize dikkat etmelisiniz.

Hardal besin değerleri

Sarı Hardal Sosu - Hazır100 Gram
Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori67.0%3
Toplam Yağ4.0 g%6
Doymuş Yağ0.2 g%1
Trans Yağ--
Kolesterol0.0 mg%0
Sodyum1135 mg%47
Toplam Karbonhidrat5.3 g%2
Diyet Lifi3.3 g%13
Şeker0.9 g
Protein4.4 g%9
Tiamin0.3 mg%23
B6 Vitamini0.1 mg%3
Niasin0.5 mg%3
C Vitamini1.5 mg%2
E Vitamini0.4 mg%2
K Vitamini1.8 mcg%2
Selenyum32.9 mcg%47
Manganez0.4 mg%21
Magnezyum49.0 mg%12
Fosfor106 mg%11
Demir1.5 mg%8
Kalsiyum58.0 mg%6

*Bu değerler 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Kalori ihtiyacınız yaşam tarzınıza göre daha az veya fazla olabilir.

Mutfak kullanımları

  • Hardal global olarak tatlandırıcı ve koruyucu olarak kullanılır.
  • Kuru öğütülmüş sarı hardal tohumları salatalar, mayonezler ve soslara eklendiğinde lezzet katar.
  • Sarı hardal ünlü hardal sosu yapımında kullanılır.
  • Bütün halde kullanılan hardal tohumları turşu ve soslara eklenebilir. Hardal yağı harika bir pişirme ve kızartma yağıdır.
  • Hardal yeşilliği sade tüketime uygundur, çorbalara ve salatalara eklenebilir.
  • Hardal, elma şarabı yapımında fermentasyonu yavaşlatmak için kullanışlıdır. Ayrıca eski zamanlardan beri et ürünlerinin bozulmasını önlemek için kullanılır. (13)
Kaynaklar ve Referanslar

Kaynaklar ve referanslar için tıklayınız.

Argan Yağı

Argan yağı nedir? Neye iyi gelir?

Argan yağı hem mutfakta hem de kozmetik amaçlı kullanılır. Kuzey Afrika’da ve diğer ülkelerde kuskus, salata ve soslara eklenmesi yaygındır. Çekirdeklerden yapılan pürenin de mutfak kullanımı vardır. Yağı ise çeşitli durumlarda cilde doğrudan uygulanabilir veya diğer krem ve taşıyıcı yağlarla karıştırılarak kullanılabilir. Çok sayıda kişi ayrıca saçları için argan yağı kullanmaktadır.

Doğal bir yağ olarak çok yönlüdür, hem vücut içinde sindirilerek hem de vücut dışında güvenle kullanılabilir. (1) Fas’ta sınırlı miktarda kaynaklardan üretilmesi sebebiyle fiyatı yüksektir ancak artan talep sebebiyle üretimin artırılması söz konusudur.

Argan ağacının en çok bulunduğu ülke olan Fas’ta çekirdeklerinden argan yağı üretiminin mümkün olduğu birden fazla ağaç türü vardır. Bilimsel adı Argania spinosa olan ağacın çekirdeklerinden elde edilen argan yağı (2) sağlığa ve özellikle güzelliğe olan faydalarından dolayı giderek daha da ünlenmektedir.


Argan yağının faydaları

1- Cilt Bakımı: En iyi bilinen ve tercih edilme sebebi olan etkisi cilt bakımıdır. Fransa’da yapılan bir araştırmaya göre içerdiği triterpenoidler ve diğer organik bileşikler yaş lekeleri ve yara izlerinin giderilmesinde etkilidir ve hatta akne, sivilce ve dermatitin şiddetini azaltır. (3) Erken yaşlanmanın ciddi bir problem olduğu günümüzde, bu güçlü yağ cildin elastikliğinin korumasına, yaşlanma belirtilerinin azaltılmasına ve genç görünmeye faydalı olur. Cilde ve yüze olan detaylı faydaları ve kullanım şekilleri için ilgili başlığı okuyabilirsiniz.

2- Kalp Sağlığını Güçlendirir: Pahalı olduğu için pişirme yağı olarak kullanılması yaygın değildir ancak yine de diğer yağlara kıyasla çok daha sağlıklıdır ve kolesterol seviyelerinin düzenlenmesine yardım eder. (4) Kötü kolesterolü düşürerek ateroskleroz, kalp krizi, felç ve diğer ciddi kalp sorunları önlenebilir.

3- Kanserin Önlenmesine Yardımcı Olabilir: Avrupa Kanserin Önlenmesi Dergisi’nde yayınlanan bir araştırmaya göre; argan yağı kanserli hücre oluşumunu önleyen antioksidanlar ve triterpenoidler içerir. (5)

4- Sindirimi İyileştirir: Çoğu kişi doğru beslendiği halde zayıf mide ve bağırsak sistemi sebebiyle besinleri düzgün sindiremez. Argan yağındaki organik bileşikler daha etkili bir sindirim ve daha yüksek besin emilimi sağlar.

5- Saç Bakımı: Eğer kırık saç sorununuz varsa argan yağı kullanabilirsiniz. Yağın doğrudan saça uygulanması hızlı ve etkili bir çözümdür. Ayrıca çoğu yeni saç bakım ürününde argan yağı bulunur ki yüksek miktarda E vitamini içerir, saçı yeniler, saç köklerini korur, parlaklık katar ve güzel görünmesini sağlar. Saç bakımında argan yağının diğer faydalarını ve nasıl kullanıldığını okumak için ilgili başlığa göz atabilirsiniz.

6- Tırnak Sağlığını ve Kalitesini İyileştirir: Sağlıksız tırnaklar sadece itici değil ayrıca bakteriyel ve fungal enfeksiyonlar için de müsaittir. Doğal antibakteriyel olan yağ, tırnak yataklarını çok çeşitli enfeksiyonlardan korur, tırnakların renk ve görünümünü iyileştirir.


7- Karaciğer Sağlığını Artırır: Karaciğer vücuttaki en hassas ve önemli organlardan biridir. Çok sayıda önemli görevinin yanı sıra yaşam boyunca zehirli maddelerin temizlenmesi ve yabancı organizmalara karşı vücudun korunması görevlerini yapar. (6) Argan yağı kullanarak karaciğerinizi de güçlendirirsiniz.

8- Yaraların İyileşmesini Hızlandırır: Cildinizde yaralanma veya başka tür bir hasar varsa, bu yağ iyileşmesini hızlandırabilir ve enfeksiyonları önler. Yağı tüketmekte yaraların iyileşmesine fayda sağlar ancak doğrudan kullanıldığında daha etkilidir.

Uyarı: Argan yağının zararları

Argan yağı kullanmanın yaygın bir yan etkisi yoktur ancak sınırlı sayıda, ciltte lekelenmeler halinde alerjik reaksiyon raporları vardır ve ekstrem bir vakada anafilaksi görülmüştür. Herhangi bir bitkisel sağlık uygulamasını rejiminize eklemeden önce daima doktorunuza danışmalısınız ve argan yağını güvenilir kaynaklardan almanız önerilir.

Argan yağının yüze ve cilde faydaları – Nasıl kullanılır?

Yüz İçin Argan Yağı Kullanımı: Argan yağı yüzü temizler ve nemlendirir, sivilceye sebep olmaz, ayrıca sivilce miktarını minimize eder.

  1. Yüz Nemlendiricisi Kullanımı: Birkaç damla saf argan yağını yüzünüze ve boynunuza masaj yaparak uygulayın. Sabah ve geceleri yüz temizliğinden sonra daha etkili olur, ayrıca serum gibi kullanılabilir.
  2. Yenileyici Bir Yüz Maskesi Olarak Kullanılabilir: Üç çay kaşığı yoğurt, bir yemek kaşığı bal ve limon suyu ve üç damla argan yağı karıştırılarak yüz maskesi hazırlanır. On dakika yüzde bekletildikten sonra ılık su ile temizlenebilir.
  3. Dudakların Eksfoliye Edilmesi ve Nemlendirilmesi: Kahverengi şeker, doğal vanilya özü ve birkaç damla argan yağı karışımıyla dudaklara masaj yapılabilir. Dudakların pürüzsüz ve nemli kalmasını sağlar. Daha sonra dudaklar yıkanmalıdır.
  4. Yüze Parıltı Katar: Bronzlaştırıcıya veya fondötene birkaç damla ekleyerek yüzünüze hayat dolu ve açık tonlu bir parlaklık katabilirsiniz.

Cilt İçin Argan Yağı Kullanımı:

Doğal, bitkisel bir yağ olarak cilt için oldukça faydalıdır, cildin doğal bariyer işlevinin onarılmasında potansiyel olarak faydalıdır. Bölgesel kullanımı hücre üretimini artırır, cilde sağlık katar ve korur, ayrıca erken yaşlanmaya karşı koruyabilir.

Canlandırıcı özelliklerinden faydalanmak için argan yağını losyon veya vücut kreminize ekleyebilirsiniz.

  1. Çatlak İzlerinin Minimize Edilmesine Yardımcı Olur: 2016 yılında yapılan bir araştırmaya göre argan yağı cilt elastikiyetini artırarak izlerin azalmasına yardımcı olmuştur.
  2. Traş Lekeleri ve Kıyafet İzlerine İyi Gelir: Hem erkeklerde hem de kadınlarda traş makinelerinin yaptığı hasara karşı korur ve iyileştirir.
  3. Çatlamış Topukları Yumuşatır: Argan yağı, bal mumu, bal ve sığla yağı kullanılarak hazırlanan karışımlar topuk sorunlarına iyi gelir. En iyi netice için karışımın gece boyu topukta kalması gerekir.

Saç bakımında argan yağı ve kullanımları

Argan yağı sıklıkla şampuan ve şekillendiricilere eklenir. Saç dokusunu kaplayarak saçları kuruluktan ve çevresel hasardan korur. Saçı besler, saç kırıklarını onarır ve stil verme ve fırçalamada daha az hasar görmesini sağlar.

  1. Kepeği ve Kafa Derisi Kuruluğunu Önler: İçerisindeki yağ asitleri kafa derisinin kurumasını önler ve ciltteki iltihaplanmaları azaltır. 5-6 damla yağ kullanarak kafanıza masaj yapabilirsiniz. Yağın birkaç saat veya bütün gece kafanızda kalması önemlidir, bu amaçla bir bone vb. kullanabilirsiniz. En iyi netice için haftada en az iki sefer kullanmanız önerilir.
  2. Saç Ucu Kırıklarına ve Kıvırcık Saç Sorunlarına İyi Gelir: Yumuşak, parlak ve daha kolay şekillenen saçlar için kondisyoner olarak kullanılabilir. Hatta kıvırcık ve düzensiz saçları kontrol etmede hindistan cevizi yağından daha iyi olduğu söylenmektedir.
  3. Saçları Güneş ve Deniz Hasarından Korur: Uzun süreli güneşte kalmanın zararlı etkilerinden birkaç damla argan yağı kullanarak korunabilirsiniz.

Bu yağ sakal uzatmayı seven erkekler için de kullanışlıdır. Aslında bazı özel sakal ürünlerinin içerisinde yer alır. Sakalı terbiye eder ve yumuşatır, ayrıca şekil vermeyi kolaylaştırıcı ajan etkisi yapar.

Kaynaklar ve Referanslar


Akgünlük (Boswellia Serrata)

Akgünlük (Boswellia Serrata) Nedir?

Akgünlük / Hint günlük ağacı / Boswellia Serrata

Son yıllarda iyilik ve sağlık için çoğalan arayışlar neticesinde bir bitkisel çözüm olarak akgünlük (boswellia) bitkisi hızla ünlenmiştir. Boswellia serratayı diyetinize eklemeden önce kaynağını, kullanımlarını ve potansiyel sağlık faydalarını bilmeniz çok önemlidir. Ülkemizde besin desteği ve kapsül formunda satışı yaygınlaşan bitki, ayrıca eczane raflarında da yer almaktadır. Sığla (günlük) ağacı ile benzer ancak zaman zaman ayrışan etkilere sahiptir.

Türkçe akgünlük olarak adlandırılan ve bilimsel adı Boswellia serrata olan bitki, Hindistan ve Pakistan’ın yerlisi olan büyük bir ağaçtır ve sağlığa olan etkileri sebebiyle ağacın sakız formundaki reçinesi kullanılır. Ayurvedik tıpta çok önemlidir, güçlü antienflamatuar özellikleri ve geniş yelpazedeki faydalarıyla sıklıkla kullanılır.

Ağacın reçinesi kendiliğinden sertleştiğinde toplanır ve çeşitli besin takviyelerinin, içeceklerin, kozmetik ürünlerinin ve sabunların içerisinde kullanılır. Düzenli kullanımlarda boswellik asit ve çeşitli terpenler içeren bütün bu ürünler dikkate değer faydalar sağlar. (1)


Akgünlük (Boswellia) Faydaları

1- Artritte Boswellia Kullanımı: Akgünlük bitkisinin belki de en iyi bilinen sağlığa faydası; osteoartrit gibi iltihaplı hastalıklara olan etkisidir. (2) Çok sayıda bilimsel araştırma düzenli Boswellia kullanımının sitokinler dahil eklem ağrısı ve rahatsızlığı yapan belirli iltihap yapıcı enzimleri önlediğini belirtmektedir. Artrit ve diğer iltihaplı durumları olan kişilerin günlük olarak akgünlük kullanması yaşam kalitesini artırabilir ve ağrıların büyük bölümünü rahatlatabilir.

2- Yara ve Hastalıkların İyileşmesini Hızlandırır: Ayurvedik tıp uygulamalarında hem iç hem de dış yaraların iyileştirilmesinde kullanılır. Ülkemizde Boswellia Serrata sakızı bulmak zor olabileceği için tablet olarak kullanıldığı durumlarda da hem yaralanma hem de hastalıkların iyileşmesi üzerinde hızlı ve olumlu etkileri olur, iyileşme süresini kısaltır.

Akgünlük ağacı reçinesi / sakızı

3- Bağışıklık Sistemi: Hakkında yapılan son keşiflere göre lenf sistemindeki bir beyaz kan hücresi formu olan lenfositler ve T hücreleri üzerinde etkileri vardır. Bu hücreler çok önemli bağışlık sistemi bileşenleridir ve vücut bağışıklığı cevabının süresini ve şiddetini etkilerler. (3) Düzenli olarak Boswellia kullanıldığında bağışıklık sistemi optimize olur ve yabancı madde ve patojenlere karşı daha etkili hale gelebilir.

4- Kanser: Vücuttaki kanserli hücrelere olan etkileri dikkat çekmektedir. Bir araştırmaya göre çoğu, doğal veya ilaçlarda bulunan anti-kanser maddesi gibi apoptoza (anormal hücrelerin programlı ölümü) sebep olmaz. Onun yerine kanserli hücrelerin çoğalmasını ve yayılmasını önler. (4) Bu durum tümör oluşumu riskini özellikle azaltır ve yaygın kanser tedavilerinin kanseri temizlemesini kolaylaştırır. Ayrıca kemoterapi semptomlarında azalma yapar.

5- Otoimmün Hastalıklar: Bağışıklık sistemini güçlendirerek otoimmün hastalıklara karşı daha dayanıklı hale getirebilir. Kontrolü ve aşması en zor hastalıklar olarak bilinen otoimmün hastalıklarda günlük olarak Boswellia serrata kullanımı lupus, romatoid artrit ve diğer kronik hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

6- Cilt Sağlığı ve Boswellia: Bitkinin besin değeri olarak etkileri içerisindeki aktif maddelerle, özellikle boswellic asit ile sınırlıdır. Bu madde cilt için bazı antioksidan yetenekler gösterir. Bu amaçla ciltteki iltihaplanma, tahriş, kırışıklık, yaş lekesi ve sarkmaların azaltılması için kullanılabilir, cildin elastikliğini artırır.

7- Baş Ağrılarını Hızlı Şekilde Önler: Çoğu hastada hızlı ve etkili olarak baş ağrısını geçirir.

8- Stres: Ayurvedik geleneklerle ilgili anekdotsal kanıtlara göre akgünlük kullanımı anksiyeteyi azaltır, kronik stres hormonu seviyelerini düşürür. Bu etkilerinin sebebi önemli nörotransmitterlerin üretiminde etkili olan triterpenlerdir.

9- Kas Kuvvetini Artırır: Boswellia eklem ve kaslardaki iltihaplanmaları azaltır, hasarların onarılmasını sağlar, dokuyu yeniler; bu sayede daha yüksek enerji gerektiren çetin antrenmanlar yapılabilir. Kas kütlesinin güçlenmesiyle beraber egzersiz dayanımı yükselir.

10- Sindirim: Bağırsak fonksiyonlarını iyileştirir, mide rahatsızlığı ve kabızlığa iyi gelir. (5) Boswellic asit içermesi sebebiyle besin emilimini optimize eder, ishal, mide bulantısı ve karın ağrısını tedavi edebilir, mide ülseri ve diğer kronik hastalık risklerini düşürür.


11- Hormon Dengesi: Akgünlük ve günlük yağı ve kullanıma uygun diğer yakın türler özellikle yağ formunda kullanıldığında vücuttaki hormonları dengeler. (6) Bu sayede ruhsal durum iyileşir ve stres azaltılabilir. Menstruasyonun şiddetini azaltır, metabolizmanın enerji süreçlerini iyileştirir.

12- Analjezik (Ağrı Kesici) Etkileri: Kuvvetli antienflamatuar etkileriyle aynı oranda ağrı kesici özellikler gösterir. İltihap yapıcı enzimleri ve bileşikleri inhibe ederken, eklem ve kaslardaki ağrı reseptörlerinin uyarım sistemini etkiler. Bu sayede yaşam kalitesi yükselebilir. Yaşlanmayla beraber kontrollü miktarlarda kullanıldığında genç ve sağlıklı görünmenize ve kalmanıza yardım eder.

Boswellia’nın Yan Etkileri / Zararları

Çok sayıda ve ciddi faydaları olmasına rağmen, Boswellia Serrata bazı düşündürücü yan etkiler yapabilir. Ancak bu yan etkiler sadece aşırı miktarlarda kullanıldığında ortaya çıkar. Normal kullanımlarda yan etki görülmesi nadirdir.

  • Aşırı boswellia serrata kullanımı: Mide problemleri
  • Ciltte iltihaplanma yapabilen alerjik reaksiyonlar
  • Nadir vakalarda aşırı tüketim kaynaklı karaciğer hasarı
  • Asit reflü, mide bulantısı, ishal, ciltte lekeler yapabilir.

Hamilelikte Boswellia Serrata: Hamilelik süresince kullanılması düşüğe sebep olabilir. (7)


Akgünlük (Boswellia) Nasıl Kullanılır ve Dozaj

Boswellia içeren ürünler çok çeşitli olabilir. Farklı markaların ürünlerinde farklı oranlarda yer alabilir. Üreticinin talimatları doğrultusunda ve doktorunuza danışarak kullanmanız önerilir.

Genel olarak 300-500 mg arası kapsül formda günde 2/3 sefer kullanılması önerilir. İltihaplı bağırsak rahatsızlıklarında dozaj daha yüksek olabilir.

Dünya artrit vakfı ağızdan 300-500 mg arası günde 2-3 sefer, %60 boswellik asit içeren besin desteklerinin kullanılmasını önermektedir. (8)

Kaynaklar ve Referanslar


Misk Adaçayı Yağı

Misk Adaçayı Yağı Nedir?

Misk adaçayı hem yetiştiği bölgeler hem de kullanım alanları bakımından adaçayından farklılıklar gösterir. Bilimsel adı Salvia sclarea olan misk adaçayı günümüzde çaylara eklemek, yağı ve ilaç üretimi için yetiştirilmektedir. Bitkinin yağı buharlı damıtma yöntemiyle elde edilir; özellikle yerlisi olduğu Avrupa’da daha çok tercih edilir ancak ülkemizde de satışı vardır. Misk adaçayı tıbbi bir bitki olarak tarih boyunca önemsenmiştir, özellikle göz ve görüş sağlığını artıran çok sayıda özelliği ön plana çıkar, bitkinin adının İngilizce kelime anlamı “temiz görüş” anlamına gelir. (Doktorunuzun izni olmadan göz üzerinde kullanmayınız.) Tıbbi özelliklerinin yanı sıra topraksı ve çiçeksi kokusu, adaçayı kokusundan oldukça farklıdır ve eski zamanlardan beri parfüm ve sabun malzemesi olarak tercih edilmektedir.

Bitki, bahçe adaçayının yakın akrabasıdır ancak görünüşünde küçük farklılıklar bulunur. İçerisinde bulunan temel bileşenler; sclareol, alfa-terpineol, geraniol, linalil asetat, linalol, kariofilen, neryl acetate ve germakrendir. (1) Misk adaçayı yağının öncül kullanımı göz temizleyicisi kullanımıdır. Gözleri canlandırır, görüşü iyileştirir ve normal ve erken yaşlanma kaynaklı görme kayıplarını önler. Bu ada çayı türünün diğer çok sayıda sağlığa faydası bulunur. Aşağıdaki bölümlerden diğer faydalarını, kullanım şekillerini ve detayları öğrenebilirsiniz.


Misk Adaçayı Yağının Faydaları

1- Depresyonla Savaşır, Depresyonu Hafifletir: Misk adaçayı yağı özgüveni, pozitif ruh halini ve vücudun depresyonla etkili şekilde savaşma kabiliyetini artırır. Bu etkileri depresyon vakalarında, kariyer ve özel hayattaki başarısızlık, yalnızlık, güvensizlik, sevilen birinin kaybı ve diğer durumlarda faydalı olur. Yağ ayrıca anksiyeteyi rahatlatır. Bir antidepresan olarak rehabilitasyonda olan ve akut depresyon yaşayan hastalara sistematik olarak verilebilir. (2) Bir buharlaştırıcı / püskürtücü aracılığıyla veya banyo suyuna 3-4 damla ekleyerek stresinizi yenmek için kullanabilirsiniz. Hızlı biçimde mutluluk, eğlence, güven ve tatminlik duyguları sağlayabilir, hayatınızı dolu dolu yaşama isteği yaratır. Bu sebeple depresyon, kronik stres ve anksiyeteye karşı sıklıkla kullanılır. (3)

2- Kasılmaları (Konvülsiyon) Azaltır: Epileptik, sinirsel düzensizlik ve zihinsel durum kaynaklı kasılmaları azaltır ve rahatlatır. (4) Ruhsal bir dinginlik sağlar ve gergin sinirler için yatıştırıcı rolü üstlenir.

3- Spazmları Rahatlatır: Kas krampları, spazmodik öksürükler, mide ağrısı, baş ağrısı ve spazmodik kolera gibi durumların tedavisinde kullanışlıdır. (5) Sinirsel iletimleri rahatlatır ve kontrolsüz spazmların oluşmasını önler.

4- Enfeksiyonları ve Bakteriyel Enfeksiyonları Önler: Bu esans yağ bakteri ve mantarları öldürür, enfeksiyonlara karşı korur. Araştırmalara göre özellikle kolon, ince bağırsaklar, idrar yolları ve boşaltım sistemindeki bakteriyel enfeksiyonlara karşı faydalıdır. Aynı ölçüde besinler ve su aracılığıyla bakterilerin vücuda girmesini de önler. Yaralara bölgesel olarak misk adaçayı yağı uygulandığında mikrop kapmaz ve tetanozdan etkilenmezler. Antiseptik özellikleri ameliyatlardan sonra oldukça etkili olur.

5- Misk Adaçayı Cinsel İsteği Uyarır, Libidoyu Artırmada Etkilidir: Bu etkileri misk adaçayının en iyi bilinen özelliklerindendir. Libidoyu uyaran, cinsel isteği artıran bir afrodizyak, madde veya uyarıcıdır. (6) Cinsel soğukluk, libido kaybına yol açan psikolojik sorunlar ve hatta iktidarsızlık tedavisinde çok etkilidir. Araştırmalara göre hem kadınlarda hem de erkeklerde etkili olur. Hormonları etkileyerek performansı ve ilgiyi artırır.

6- Antioksidanlar Açısından Zengindir: Eğer diş etlerinizin dişlerinizi tutuşunun zayıfladığını düşünüyosanız bir süre sonra ciddi diş sorunları yaşamaya başlayabilirsiniz. Bir dişçiye görünün ama büzücü etkilerinden dolayı misk adaçayı yağı kullanmak hiç de kötü bir fikir değildir. (7) Sadece diş etlerini güçlendirmez, ayrıca cilde, kaslara ve saç köklerine fayda sağlar; kelliği önleyebilir ve daha genç görünüp, hissetmenizi sağlar.

7- Cilt Bakımı ve Misk Adaçayı Yağı: Yağın içerisinde linalil asetat adında bir ester bulunur; bu madde ciltteki iltihapları azaltır ve lekeleri iyileştirir. Dahası ciltteki doğal yağların üretimini dengeler ve düzenler; hem kuru cilt hem de yağlı cilt sorunlarına iyi gelir, cildin genç ve güzel görünmesini sağlar. Doğrudan kullanılabilir veya maksimum emilimi sağlamak için bir taşıyıcı yağ ile karıştırılabilir.

8- Gaz Sorunlarına İyi Gelir: Misk adaçayı hızlı gaz boşaltıcı etkiler gösterir. Vücuttaki aşırı gazı boşaltır, şişkinlik hissini azaltır. (8) Aşırı gaz, vücudun üst tarafına yönlendiğinde göğüs kafesindeki önemli organlara zarar verebilir ve ölümcül olabilir. Bu yüzden aşağı yönlü gaz hareketi her zaman daha sağlıklıdır.

9- Menstruasyonu Düzenler: Düzensiz, engellenmiş ve ağrılı menstruasyon sorunlarınız varsa bir jinekoloğa gitmeden önce misk adaçayı yağını deneyebilirsiniz. Yan etkisi olmadığı için çok fazla düşünmenize gerek yoktur. Basit bir şekilde uyarıcı etkiler göstererek adeti düzenler ve ağrıyı azaltır. Menopoz sonrası sendromunda görülen psikolojik rahatsızlıkları ve baş dönmesini tedavi eder.

10- Tansiyonu Düşürür: Damar ve arterleri rahatlatarak tansiyonu düşürmede çok etkilidir; bu sayede kalp krizi, ateroskleroz ve beyin kanaması riskini azaltır. Kan damarlarını genişletir ve dolaşımı artırır, kas ve organların daha iyi oksijen almasını sağlar. (9)

11- İltihaplanmaları Azaltır: Sakinleşmek, konsantre olmak veya sadece rahatlamak ve uyumak için kullanılabilir. Vücut genelinde iltihaplanmaları azaltır ve etkili bir sakinlik sağlar. Kronik stres ve anksiyete sorunları olan kişilere için misk adaçayı yağı harika bir çözümdür.


12- Kötü Kokuyu Ortadan Kaldırır: Bazen yapay deodorantlar iyi bir seçenek olmaz, kokuları çok kısa sürebilir veya vücudunuz deodorantlara iyi bir tepki vermez, cildinizde tahriş ve alerji oluşabilir. Sulandırılmış formda misk adaçayı yağı hiçbir yan etkisi olmayan doğal bir deodoranttır. Zaman zaman bazı sabun ve parfümlerin içerisinde yer alır. (10) Doğal olduğu için çevreye zarar vermez ve uzun süreli etki sağlar.

13- Sindirimi İyileştirir: Sindirim zorluğunu ortadan kaldırabilir, mide sıvılarının ve safranın salgılanmasını uyarır. Sindirim ile ilgili ağrı, şişkinlik ve mide rahatsızlıklarına iyi gelir.

14- Rahim Sağlığını İyileştirir: Rahim sağlığına iyi gelir. (11) Kadınlarda menopozdan sonra görülen rahim tümörleri, kanama ve ağrı gibi en yaygın görülen rahim sorunlarını önler. Ayrıca estrojen hormonu salgılarını düzenler.

Misk Adaçayı Yağının Yan Etkileri / Zararları

Bitkiden misk adaçayı yağı dışında çeşitli ilaçlar yapılır. Yağının kullanılması güvenlidir. (12) Öne sürülen yan etkileri anekdotsaldır ve araştırmalar tarafından desteklenmemektedir.

Araç ve Makine Kullanmadan Önce Kullanmayın: Mantıklı bir önlem olarak kullanmadan önce cildin küçük bir bölümünde alerji ve diğer yan etkilere karşı test edilmesi ve araba ve ağır makine kullanmadan önce kullanılmaması önerilir. Herhangi bir olumsuz durumda doktorunuza danışınız.

Güvenilir Satıcılardan Satın Alınmalıdır: Ülkemizde ve dünya genelinde bitkisel esans yağların satışı sıkı bir şekilde kontrol edilmemektedir. Güvenilir satıcıları tercih etmeniz önerilir.

Alkol ve Narkotik İlaçların Etkilerini Artırabilir: Doğal bir yatıştırıcı ve rahatlatıcı olduğu için alkol ve diğer narkotik ilaçların etkisini artırabilir. Yüksek miktarda misk adaçayı yağı kullanılması baş ağrısı yapabilir.

Hamilelik ve Emzirmede Misk Adaçayı Yağı: Çocuğa ve anne sütüne olan etkileri yeterince araştırılmadığı için hamile ve emziren kadınların kullanmaktan kaçınmaları önerilir. (13)


Misk Adaçayı Yağı Nasıl Kullanılır?

Araştırmalar yağın solunduğunda, ağızdan kullanıldığında (birkaç damla), doğrudan ciltteki iltihaplı alanlara uygulandığında pozitif etkileri olduğunu ortaya koymuştur. %100 esans yağlar daha iyidir.

Aromaterapi: 2-3 damla misk adaçayı yağı su ile ve diğer esans yağlarla karıştırılarak havaya verilebilir. Buharlaştırılarak kullanıldığında aynı zamanda ortamdaki bakteri ve virüslere karşı da etkili olur.

Cilt Üzerinde: Yaklaşık 6 damla yağ, 30 ml taşıyıcı yağa eklenerek (örneğin hindistan cevizi yağı) doğrudan yaralı bölgeye uygulanabilir veya cilde masaj yapılabilir. 3-5 damla yağ banyo suyuna eklenerek ruhsal durumu ve kas sorunlarını iyileştirmek için kullanılabilir.

Ağız Yoluyla: Çaya, smoothielere veya yemeklere 1-2 damla %100 misk adaçayı yağı eklenerek diş eti iltihaplanmalarına karşı kullanılabilir. Bazı kaynaklara göre günde 1/2 veya 1 damla misk adaçayı yağı günde bir veya üç sefer ağızdan kullanılabilir. (14)

Oda Spreyi: Bir şişe su ile karıştırılıp çalkalanarak oda spreyi olarak kullanılabilir. İyi çalkalanmalıdır, ayrıca koltuk ve yataklara kullanılabilir.


Kaynaklar ve Referanslar


Keten Tohumu

Keten tohumu ve keten tohumu yağı...

Keten Tohumu Nedir? Keten tohumu neye iyi gelir?

Tarlada keten bitkisi...
Tarlada keten bitkisi…

Keten tohumu, bilimsel adı Linum usitatissimu olan ve boyu 60 cm’ye kadar uzayabilen bitkinin tohumlarıdır. Bitki, tohumu ve lifleri için yetiştirilir ki keten bitkisi bir lif tahılı olarak kabul edilir ancak aynı zamanda tohumları yüksek besin değeri taşır. İlk olarak Mısır’da yetiştirildiği ve oradan dünyaya yayıldığı düşünülmektedir. Keten kumaşların lifleri bitkinin saplarından alınır ve bu lifler pamuktan 2-3 defa daha güçlüdür.

Fındıksı lezzetli tohumlar ilk haliyle, öğütülerek veya keten tohumu yağı olarak tüketilebilir. (1) Günümüzde kahvaltılık gevrekler veya ekmeklerde keten tohumu kullanılması yaygınlaşmıştır ancak sağlığa olan faydalarının ve besleyici özelliklerinin bilinir hale gelmesi yakın tarihlerde olmuştur. İnsanlar bitkinin çok sayıdaki faydası hakkında bilinçlenmiş ve besin takviyesi veya yemek malzemesi olarak kullanmaya başlamışlardır.


Sağlığa olan faydaları sebebiyle Asya, Amerika ve Afrika mutfaklarında kullanım alanları vardır. Özellikle filizlenmiş veya öğütülmüş şekilde kullanılır. Ülkemizde de hamur işlerinde, atıştırmalıklarda, smoothielerde ve granola olarak tüketilmektedir. Öğütüldüğünde içerisindeki besinler daha iyi sindirilir, yağının sindirimi çok daha kolaydır. Bitkinin sırf sağlığa olan faydaları sebebiyle farklı kullanımları bulunur. Birçok kişi keten tohumlu çaylar içer veya farklı yöntemlerle keten tohumunu kullanır. Sağlığa olan bilimsel faydaları, kullanım şekilleri, besin değerleri, yan etkileri ve diğer bilgiler için yazının devamını okuyabilirsiniz.

Keten tohumunun faydaları nelerdir?

1- Besin Değeri Yüksektir: Keten tohumunun hem kahverengi hem de sarı türleri aynı ölçüde besleyicidir. Standart porsiyon olarak bir dolu yemek kaşığı düşünülebilir. (7 gram) Sadece bir yemek kaşığı keten tohumu iyi miktarda protein, lif ve omega-3 sağlar; ayrıca vitamin ve mineraller açısından zengindir. Detaylı besin değerleri için, ilgili başlığı okuyabilirsiniz.

2- Kalp Sağlığını İyileştirir, Omega-3 Yağ Asitleri Açısından Zengindir: Eğer vejetaryenseniz veya balık tüketmiyorsanız; keten tohumu sizin için harika bir omega-3 (alfa-linolenik asit) kaynağı olabilir. ALA, omega-3 yağ asitlerinden biridir ve sadece beslenme yoluyla vücuda alınabilir. Deneylere göre keten tohumunda bulunan alfa-linolenik asitler kalp damarlarında kolesterol birikimini önler, arterlerde iltihaplanmaları azaltır ve tümör gelişimini azaltır. (2, 3)

Kosta Rika’da 3638 katılımcıyla yapılan bir araştırmaya göre omega-3 tüketen kişilerde kalp krizi riski çok daha düşüktür. Ayrıca 250,000 kişinin incelendiği bir diğer araştırmada, alfa-linolenik asit tüketen kişilerde kalp hastalığı riskinin %14 daha düşük olduğu belirlenmiştir. (4) ALA yağ asitleri diğer iyi bilinen omega-3 yağları olan eykosapentenoik asit (EPA) ve dokosaheksaenoik asit (DHA) kadar faydalı olabilir. (5)

3- Kanser Riskini Düşüren Lignan Polifenolleri İçerir: Lignanlar antioksidan ve estrojen özellikleri olan bitki bileşikleridir ve bu maddeler kanser riskini düşürüp sağlığı artırabilir. Keten tohumu diğer bitkisel besinlerden 800 kat daha fazla lignan içerir. (6) Özellikle menopoz sonrası kadınlarda göğüs kanseri riskini düşürdüğü gözlenmiştir. Kanada’da 6,000 kadın üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, keten tohumu tüketenlerde göğüs kanseri gelişme riski %18 daha düşüktür. (7)

Ancak sadece kadınlar değil, erkeklerde keten tohumundan fayda görebilir. Lignanlar özellikle prostat kanseri üzerinde etkili olabilir ve kanser riskini düşürebilir. (8) Ayrıca laboratuvar araştırmalarına göre bitkinin kolon ve cilt kanserini önleme potansiyeli olabilir.

4- Sindirim Sağlığına İyi Gelir, Lif Açısından Zengindir: Sadece bir yemek kaşığı keten tohumu 3 gram lif içerir ve bu miktar günlük ihtiyacının erkek ve kadınlarda sırasıyla %8 ile %12’sidir. Bitki hem çözünür hemde çözünmez lif içerir. Lif kalın bağırsakta bakteriler tarafından fermente edilir, atıkların boşaltımını kolaylaştırılır ve bağırsak hareketlerine yardım eder. Çözünür lif bağırsaklarda dolaşan kütlenin kıvamını iyileştirir ve sindirim hızını yavaşlatır. Bu sayede kan şekeri kontrolü kolaylaşır ve kolesterol düşer. (9) Çözünmez lif ise dışkının daha fazla su tutmasına, hacminin artmasına ve sertliğinin azalmasına yardımcı olur. Bu lif türü kabızlık, irritabl bağırsak sendromu ve divertiküler hastalıkların önlenmesine yardım eder.

5- Kolesterolü Etkili Biçimde Düşürebilir: Keten tohumunun bir diğer faydası kolesterol seviyelerini düşürmesidir. Bir araştırmada; yüksek kolesterolü olan kişiler 3 ay boyunca günde 3 yemek kaşığı keten tohumu tozu kullanmış ve toplam kolesterolleri %17, kötü, LDL kolesterol seviyeleri ise %20 azalmıştır. (10)

Menopoz sonrası kadınların günde 30 gram keten tohumu tüketmeleri kötü kolesterolü %10 düşürebilir. (11) Bu etkilerin birincil sebebi olarak tohumların içerdiği lif görülür. Lif safra tuzlarına bağlanarak vücuttan uzaklaşır. Safra tuzlarının yeniden üretilmesi için kolesterol kandan karaciğere çekilir. Bu işlem kandaki kolesterol miktarını azaltır. (12)

6- Tansiyonu Düşürür: Yapılan araştırmalar son yıllarda keten tohumunun tansiyonu düşüren doğal etkileri üzerine yoğunlaşmıştır. Kanada’da yapılan bir araştırmaya göre 6 ay boyunca günde 30 gram keten tohumu yemek; sistolik kan basıncını (büyük tansiyon) 10 mmHg, diastolik kan basıncını (düşük tansiyon) 7 mmHg düşürmektedir. (13) Düzenli olarak tansiyon ilacı kullanan kişilerin keten tohumu yemesi tansiyonu daha da fazla düşürür; kontrol edilemeyen tansiyon hastalarına ciddi yardımı dokunabilir. Bazı araştırmalar ise 3 ay boyunca keten tohumu tüketmenin tansiyonu 2 mmHg düşüreceğini öne sürmektedir. Bu rakam yetersiz görünse bile; tansiyondaki 2 mmHg’lik bir düşüş inmeden ölüm riskini %10, kalp hastalığından ölüm riskini ise %7 düşürür. (14)

7- Kan Şekeri Kontrolüne Yardımcı Olur: Tip 2 diyabet dünya genelinde büyük bir sağlık problemidir. Vücudun insülin salgılayamaması veya insüline dirençli olması sonucu ortaya çıkan yüksek kan şekeri seviyeleri ile karakterize olur. Bazı araştırmalara göre tip 2 diyabeti olan kişilerin diyetlerine bir ay boyunca günde 10-20 gram keten tohumu tozu (öğütülmüş keten tohumu) eklemeleri kan şekerinde %8-20 azalma yapabilir. (15, 16) Bitkinin kan şekerini düşürücü etkileri, lif içermemesi sebebiyle keten tohumu yağı kullanıldığında çok daha düşük olabilir.

8- Uzun Süre Tok Tutar, Zayıflamanızı Kolaylaştırır: Eğer yemekler arasında sürekli atıştırma alışkanlığınız varsa; diyetinize keten tohumu eklemeyi düşünebilirsiniz. Keten tohumu açlık sancılarının önlenmesinde etkili olabilir. İçeceklerinize veya yoğurda ekleyeceğini 2-3 gram tohum açlık hissini azaltabilir, genel olarak iştahta düşüş yapar. (17) Tohumların içerdiği çözülebilir lif açlığı azaltır, sindirimi yavaşlatır ve iştahı kontrol ederek doygunluk hissi veren hormonların salınmasını tetikler. (18)

9- Cilt Bakımı: Keten tohumu yağı akne, rozasea (gül hastalığı) ve egzama durumlarında iltihaplı cilt bölgelerini iyileştirebilir. Yağın bölgesel olarak uygulanması ayrıca güneş yanıklarını etkili biçimde tedavi eder.

10- Keten Tohumu Gluten İçermez, Çölyak Hastaları İçin Güvenlidir: Keten tohumu %100 glutensizdir ve gluten intoleransı ve çölyak rahatsızlığı olan kişiler tarafından tüketilebilir. Ancak bilinmelidir ki içerisinde keten tohumu olan her hazır ürün glutensiz olmayabilir. Özellikle mısır gevreği ve benzer ürünlerde bu durum kontrol edilmelidir.

11- Bağışıklığı Güçlendirir: İçerdiği alfa-linolenik asit ve lignanlar vücutta bağışıklık cevabını güçlendirir ve romatoid artrit, sedef hastalığı ve otoimmün bir düzensizlik olan lupus gibi hastalıkları önleyebilir.

12- Kuru Göz Sendromunu Azaltır: Keten tohumu tüketmek kuru göz sendromunu azaltabilir. Ayrıca içerdiği omega-3 yağ asitleri göz sinirlerinin zarar görmesi sebebiyle oluşan maküler dejenerasyon (yaşa bağlı görme kaybı) riskini azaltır.


Keten tohumunun yan etkileri / zararları

Keten tohumunun bütün faydalarını görmek için öğütülmüş halde tüketmeniz önerilir. Tohumlar bütün olduğunda içerdiği besinlerin tamamı kullanılamaz. Ancak yine de keten tohumunun bazı yan etkileri vardır. Kontrolsüz miktarlarda keten tohumu tüketmek ve özellikle öğütülmeden tüketildiğinde:

  • Şişkinlik
  • Gaz ve karın ağrısı
  • Kabızlık ve ishal
  • Mide bulantısı, yapabilir.

Yüksek miktarlarda tüketmenin; kütle oluşturucu laksatif etkileri sebebiyle bağırsaklarda tıkanıklık yapabileceğine dair şüpheler vardır. Bu yüzden bol miktarda su ile beraber kullanılmalıdır. Keten tohumu özlerinden hazırlanan lignan içeren besin takviyelerinin 12 hafta boyunca kullanılmasının güvenli olduğu düşünülmektedir. (19)

Olgunlaşmamış tohumların tüketilmesi tehlikeli olabilir. Ham tohumlar zehirli olabilir.

Keten tohumu kullanırken aşağıdaki özel durumların bilincinde olunmalıdır.

Hamilelik ve emzirmede keten tohumu kullanımı: Hamilelik süresince keten tohumu kullanmak muhtemelen tehlikelidir. Keten tohumları östrojen etkisi yapabilir ve bazı sağlık uzmanları bu durumun hamileliğe zarar vereceğini düşünmektedir. Hamilelik ve emzirme süresince kullanmanız önerilmez. (19)

Diyabet: Diyabet ilaçları ile bir araya gelince kan şekerinin aşırı düşmesine yol açabilir. İlaç kullanıyorsanız kan şekerinizi takip etmelisiniz.

Hormon-hassas kanser ve diğer durumlar: Tohumlar östrojene benzer roller üstlenir ve bu durumun göğüs, rahim ve yumurtalık kanseri gibi kanserleri kötüleştirebileceği düşünülmektedir. Ancak labarotuvar ve hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar keten tohumunun aslında östrojeni durdurup hormon-hassas kanserlere karşı koruyucu olabileceği yönündedir. Daha fazla bilgi elde edilinceye kadar aşırı tüketiminden kaçınmanız önerilir.

Düşük tansiyon: Tansiyon ilacı kullanan kişilerin keten tohumu kullanması tansiyonu aşırı düşürebilir.


Keten tohumu besin değerleri

Keten Tohumu1 Yemek kaşığı - 7 Gram - Öğütülmüş
Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori37.4%2
Toplam Yağ3.0 g%5
Doymuş Yağ0.3 g%1
Trans Yağ--
Kolesterol0.0 mg%0
Sodyum2.1 mg%0
Toplam Karbonhidrat2.0 g%1
Diyet Lifi1.9 g%8
Şeker0.1 g
Protein1.3 g%3
Tiamin0.1 mg%8
B6 Vitamini0.0 mg%2
Folat6.1 mcg%2
Riboflavin0.0 mg%1
Niasin0.2 mg%1
Manganez0.2 mg%9
Magnezyum27.4 mg%7
Fosfor44.9 mg%4
Bakır0.1 mg%4
Selenyum1.8 mcg%3
Demir0.4 mg%2

*Bu değerler 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Kalori ihtiyacınız yaşam tarzınıza göre daha az veya fazla olabilir.

Keten Tohumu Nasıl Yenir? Ne Kadar Tüketilmelidir?

Keten tohumu ve keten tohumu yağı çok sayıda yaygın tüketilen yemeğe eklenebilir. Besin emilimi daha kolay olduğu için öğütülmüş tohumları kullanmanız daha iyidir. Eğer bütün tohumlarınız varsa herhangi bir öğütücüde öğütebilir ve hava geçirmeyen kaplarda saklayabilirsiniz. Tohumları daha cazip şekilde tüketmek için aşağıdaki yöntemler kullanılabilir.

  • Suya ekleyerek günlük su tüketiminizin bir parçası yapabilirsiniz.
  • Salatalar keten tohumu eklemek için oldukça uygundur.
  • Kahvaltılık gevreklerin içerisine eklenebilir.
  • Sade veya meyveli yoğurtla beraber tüketilebilir.
  • Kurabiye, ekmek ve diğer hamur işlerine eklenebilir.
  • Smoothielere kıvam verir.
  • Tohumları çay olarak demleyip kullanabilirsiniz.

Günlük 50 gramdan az keten tohumu tüketmeniz önerilmektedir. Yukarıda sayılan faydaların çoğunu görmek için günde 1/3 yemek kaşığı keten tohumu kullanmanız yeterli olacaktır.


Keten tohumu çayı nasıl hazırlanır?

Bu çayı hazırlamak için tohumları öğütmeniz gerek yoktur.

Malzemeler:

  1. Bir çay kaşığı keten tohumu
  2. 1 bardak su
  3. En sevdiğiniz poşet çay (zencefil, rooibos, nane vb.)

Hazırlanışı:

  1. Tohumları kaynamakta olan suda 10-15 dakika demleyin.
  2. Diğer yandan sevdiğiniz bir poşet çayı yarım bardak kaynamış suda demleyin. Bardağın diğer yarısını demlediğiniz keten tohumu çayıyla doldurun ve sıcak veya soğuk tüketin. İsterseniz tercihinize göre limon, tarçın, bal veya şeker ekleyebilirsiniz.
Kaynaklar ve Referanslar


Lavanta (Lavanta Çayı)

Lavanta çiçekleri...

Lavanta nedir? Lavanta neye iyi gelir?

Lavantanın bilimsel adı Lavandula angustifolia‘dır (1) ve aynı nane gibi ballıbabagiller familyasının bir üyesidir. Avrupa, Afrika, Akdeniz Bölgesi ve Asya’nın belirli bölgelerinde yetişir. Ülkemizde lavanta ekimi özellikle gıda, temizlik ve kozmetik sanayinin talebini karşılamak için yapılır. Lavanta yağı ve bitkisel ilaç olarak lavanta kullanımı yaygındır. Özellikle lavanta yağının insan vücudunda güçlü etkileri olur; lavanta kokusu ise oldukça nadir ve güzel bir kokudur.

Lavanta çok hızlı büyüyen ve yayılan bir bitkidir; bu yüzden bazı ülkelerde arazileri lavantadan uzak tutmak sorun haline gelmiştir.

Bir çok kişi için lavantanın yemeklerde kullanılması şaşırtıcı olabilir ancak; salatalarda, soslarda, içeceklerde ve bazı yöresel yemeklerde baharat olarak kullanımı vardır. Lavanta özellikle lavanta balı, lavanta çayı ve şerbeti olarak tüketilir.

Bitkinin sağlığa olan faydaları dikkate değerdir. En önemli faydaları arasında stresi rahatlatması, ruhsal durumu iyileştirmesi, dinlendirici bir uyku sağlaması, cilt sorunlarını azaltması, enfeksiyonları önlemesi, iltihaplanmaları azaltması, kepeği tedavi etmesi ve şişkinliği azaltması sayılabilir. Doğal olarak detoks ve temizleyici etkileri vardır. Vücudun böbrekleri, mide ve bağırsak sistemini ve diğer organları temizlemesine yardımcı olur. Detaylı ve diğer faydaları ve etki mekanizmaları için yazının sonraki bölümünü okuyabilirsiniz.

Lavanta ve lavanta çayının faydaları

1- Anksiyete ve Stresi Azaltır: Lavantanın anksiyete ve stresi azaltma amacıyla bir dizi kullanımı vardır. Yapraklarında ve çiçeklerde bulunan organik bileşikler parmaklarla ezilip şakaklara sürülebilir. Bu bölgesel uygulama anksiyeteli düşünceleri azaltır, ruhsal durumu dengeler, vücudu ve zihni rahatlatır. Aynı etkiyi lavanta çayı içerek de görebilirsiniz. İçerdiği antioksidan bileşikler endokrin sistemi etkileyerek vücuttaki stres hormonu seviyelerini düşürür.

2- Uyku Sorularını Tedavi Eder: Uykusuzluk, düzensiz uyku ve insomnia sorunları hayatınızı olumsuz etkileyebilir. (2) Birkaç lavanta çiçeğini sıcak suda demleyerek; binlerce yıldır kullanılan, uyku getiren ve rahatlatan harika bir çay elde edersiniz. Bu etki çiçeklerin sinir sistemini etkilemesi ve zihinden olumsuz düşünceleri uzaklaştırması sebebiyle ortaya çıkar. Meditasyon teknikleri uygulanırken kullanılması yaygındır ve ayrıca lavanta yağı aromaterapide de kullanılır.


3- Antienflamatuar Özellikleri Vardır: Herkes vücudunu ve zihnini rahatlatmak için daha iyi ve güvenilir bir yöntem arayışı içindedir. İtalya’da, Trieste Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre; eğer banyo suyuna lavanta çiçeği ekler ve uzun süre suda kalırsanız; içerdiği antienflamatuar bileşenler vücut genelinde iltihaplanmaların azaltılmasına yardım eder. (3) Çiçeklerin antioksidan özellikleri de yüksek derecede güçlüdür.

4- Cilt Bakımında Faydalıdır: Kolay ve taşınabilir bir cilt bakımı yöntemi olarak bir şişe spreyini lavanta çiçekleriyle doldurabilirsiniz. (4) Cildinizi kuru ve tahriş olmuş hissettiğinizde; etkilenen bölgeye spreyi kullanarak hızlı bir rahatlama sağlayabilirsiniz. (5) Bu uygulama ayrıca sedef, egzama ve akne gibi kronik durumlarda da etkili olabilir.

5- Antiseptiktir: Çoğu kullanıcı lavantayı rahatlamak ve aromaterapik uygulamalarda kullanmak için tercih eder ancak enfeksiyonları tedavi etme özelliği etkileyicidir. (6) Ezilmiş lavanta yapraklarını yaraların üzerine uygulayarak hızlı iyileşmeyi ve enfeksiyonların önlenmesini sağlayabilirsiniz. (7)

6- Saç Bakımı ve Lavanta: Eğer saç dökülmesi sorununuz veya saç sağlığını olumsuz etkileyen başka bir durumunuz varsa; lavantalı şampuanlar kullanmanız iyi bir tercih olur. Ancak bazı organik kozmetik ürünleri çok pahalı olabilir ve bazıları da zararlı kimyasallar içerebilir. Lavanta çiçeklerini çay demler gibi demleyip karışımı saçlarınıza uygulayabilirsiniz. (8) Bu karışım etkili bir şampuan görevi görür, saç köklerini ve saçları güçlendirir.

7- Kalp Sağlığını Korur: Antioksidanlardan ve organik bileşiklerden gelen rahatlatıcı etkileri, tansiyonu düşürmesi ve kan damarlarındaki gerginliği azaltması sayesinde kalp için de geçerlidir. (9) Bu sayede ateroskleroz ve diğer kardiovasküler problemler önlenebilir ve kalp krizi ve felç riski düşer.

8- Sindirim Sorunlarını Önler: Çiçeklerde bulunan polifenoller vücutta geniş yelpazede etki gösterir. Bağırsaklarda zararlı bakterilerin çoğalmasını ve gaz birikimini önlerler. (10) Bu sayede mide rahatsızlıkları, hazımsızlık ve mide krampları önlenebilir. Yaprakların çiğnenmesi ve çayının içilmesi de etkilidir.


Lavantanın yan etkileri / zararları

Lavantanın ve lavanta çayının temel yan etkileri; ciltte tahriş, mide bulantısı ve aşırı tüketildiğinde kusma olabilir. Ancak diğer mümkün etkileşimler ve durumlarda vardır. Aşırı yüksek miktarlarda lavanta tüketilirse çok tehlikeli olabilir. (11) Lavanta kullanırken aşağıdaki özel durumların bilincinde olunmalıdır.

  • Hamilelikte Lavanta Kullanımı: Hamilelik süresince adet görmeyi uyarabileceği için lavanta kullanmanız önerilmez. Düşüğe ve diğer komplikasyonlara sebep olabilir.
  • Düşük Kolesterol: Lavanta çayının kolesterol düşürücü etkileri vardır. Kolesterol ilacı kullanıyorsanız olumsuz etkileşimler görülebilir.
  • Kan İncelticiler: Bitkinin kan inceltici özellikleri vardır ve kalp için iyidir ancak halihazırda kan inceltici ilaç kullananlar için tehlikeli olabilir. Özellikle ameliyatlardan önce kullanılmamalıdır.
  • Güneş Hassasiyeti: Aşırı lavanta çayı tüketimi cildin güneşe olan hassasiyetini artırır ve ciltte tahriş ve yanmalara sebep olabilir.

Eğer yukarıdaki yan etkilerden herhangi birini yaşıyorsanız lavanta ve ürünlerini kullanmayı bırakmalısınız. Eğer ilaçlarınızla ilgili olumsuz bir etkileşim olduğunu düşünüyorsanız diyetinize eklemeden önce doktorunuza danışınız.


Lavanta çayı nasıl hazırlanır? Lavanta nasıl saklanır?

Lavanta çayı...
Lavanta çayı ve tomurcukları…

Evde lavanta çayı yapmak basit bir işlemdir ve sadece çiçeklere (tomurcuklara) ve suya ihtiyacınız vardır. Bazı kişiler çayı bal, papatya ve diğer bitkisel çaylarla beraber tüketmeyi tercih eder.

Malzemeler: 4 çay kaşığı lavanta tomurcuğu (veya 1 yemek kaşığı kurutulmuş tomurcuk), 2 bardak su, 1 çay kaşığı bal

Hazırlanışı:

  • Taze veya kuru lavanta tomurcuklarını bardağa koyun.
  • Kaynar suyu 1 dakika dinlendirin.
  • Suyu tomurcukların üzerine dökerek 5 dakika demleyin. Bardağın üzerini kapatarak buharı içeride tutunuz.
  • Eğer isterseniz bal ekleyin ve servis edin. Lavanta tomurcuklarının çoğu bardağın dibinde kalacaktır, süzmenize gerek yoktur.

Eğer kendi lavanta bitkiniz varsa, tamamen çiçek açmadan tomurcuk halinde toplamak daha iyidir. Tomurcuklanan çiçek saplarını yaprakların hemen üzerinden kesip bir deste halinde bağlayabilir; karanlık, kuru ve serin bir yerde asarak kurutabilirsiniz. Kurutma süreci 2 ile 4 hafta kadar sürer. Ardından lavanta saplarını ovalayarak tomurcukları kolayca ayırabilirsiniz.


Kaynaklar ve Referanslar


Chai Çayı (Masala Çayı)

Chai çayı (masala çayı) ve içindekiler...

Chai Çayı Nedir? Chai Çayı Neye İyi Gelir?

Dünyanın bir çok bölgesinde “chai” kelimesi basitçe çay anlamına gelir. Ancak Batı Dünyasında hoş kokulu ve baharatlı bir Hint çayı olan masala chai’yi adlandırmak için kullanılır. (1)

Chai çayı hafif tatlı, koyu baharatlı ve sıcak bir içecektir. İçerisinde siyah çay, zencefil ve diğer baharatların bir karışımı bulunur. Çayın içerisindeki baharatlar, siyah veya yeşil çay kullanılması, su veya süt kullanılarak hazırlanması durumu; hazırlandığı bölgeye göre değişiklik gösterebilir. İçeceğe eklenen en popüler baharatlar; kakule, tarçın, kişniş tohumu ve karabiber tohumlarıdır.

Chai’nin en popüler tüketim şekli, bu gün çok sayıda kafenin menüsünde yer alan haliyle, chai tea lattedir. (bol sütlü chai çay) Çayı dışarıda bulabileceğiniz gibi, hazır poşet çay halinde satın alabilir veya evde kendi chai çayınızı kendiniz hazırlayabilirsiniz.

Chai Çayının Faydaları Nelerdir?

1- Kalp Sağlığını İyileştirir: Bu çayın kalp sağlığı üzerindeki olumlu etkilerine ilişkin bilimsel araştırmalar vardır. Araştırmalara göre çayın içindeki temel baharatlardan biri olan tarçın tansiyonu ve kötü kolesterolü düşürür. (2) Bu konuda yapılan çoğu araştırma günde 1-6 gram arası tarçın önerir ki bir bardak chai çayında daha az tarçın vardır ancak son araştırmalara göre günde 120 mg kadar tarçın tüketmek baharatın kalbe olan olumlu etkilerini görmek için yeterlidir. (3) Ayrıca çayın içerisindeki diğer baharatlar, siyah veya yeşil çayda kalbe farklı mekanizmalardan olumlu etkiler sağlamaktadır.

2- Kan Şekerini Düşürür: İçerisinde önemli miktarlarda zencefil ve tarçın bulunduğundan kan şekeri seviyelerinin kontrol edilmesine fayda sağlar. Tarçın insülin direncini ve açlık kan şekeri seviyelerini %10-29 arası düşürebilir. (4, 5) Düşük insülin direnci vücudun şekeri daha iyi metabolize etmesini sağlarken bu durum kan şekerinin düşük kalmasını sağlar.

Yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre günde 2 gram zencefil tozu tüketmek tip 2 diyabeti olan hastalara yardımcı olabilir; kan şekeri seviyelerini %12 düşürebilir. (6) Ancak bu durumlarda bilinmelidir ki dışarıda bir kafede satın aldığınız chai çayında tatlandırıcı maddeler bulunabilir ve çayın kan şekeri düşürücü etkilerini ortadan kaldırabilir. Bu yüzden evde kendi demlediğiniz şekersiz çayları tüketmek diyabet sorunu olan kişiler için zorunluluktur. Aslında Starbucks’ta satılan 360 ml’lik bir chai tea lattede 35 gram şeker bulunur ve bunun 2/3’ü eklenen şekerden gelir. (7)


3- Mide Bulantısını Azaltır, Sindirimi Artırır: Chai çayında mide bulantısına karşı güçlü etkileri olan zencefil bulunur. (8) Zencefil özellikle hamilelik esnasında yaşanan mide bulantılarına karşı etkilidir. Günde 1.1-1.5 gram zencefil tüketmek mide bulantısını önemli oranda azaltır. Bu miktar neredeyse bir bardak chai çayında bulunan miktar kadardır.

Çayda ayrıca bakteri kaynaklı sindirim sorunlarına karşı etkili antibakteriyel maddeler içeren tarçın, karanfil ve kakule bulunur. (9) İçerisindeki karabiberin sindirim sağlığına olan etkileri ise biraz daha farklıdır. Karabiber sindirim enzimleri miktarını artırır ve besinlerden daha iyi faydalanılmasını sağlar.

4- Zayıflamaya Yardım Eder: Düzenli olarak tüketilmesi kilo almayı önleyebilir ve zayıflamaya birden fazla mekanizmayla yardımcı olabilir. Süt ile hazırlandığı taktirde iyi bir protein kaynağı olur ve karbonhidrat ve yağ tüketiminizin düşmesine yardım eder. Öyle ki chai çayını zaman zaman atıştırmalık yerine içebilirsiniz. İçerisindeki çay ve baharatlar yağ yakımını uyarır ve formda kalmanıza olumlu etkiler yapar. Özellikle karabiberin vücudun belli bölgelerinde yağ birikimini önlediği bilinmektedir. Ancak çayı tüketirken çok fazla şeker kullanmadığınızdan emin olmalısınız.

5- Uyarıcıdır, Uyanmanıza Yardım Eder: İçerdiği çay yapraklarından gelen kafein sayesinde sabahları güne başlamak için harika bir seçenek olabilir, içindeki baharatlar ise gün boyunca zinde kalmanıza yardım eder. Chai çayı yaklaşık olarak bir bardak kahvenin 3’te 1’i kadar kafein içerir. Yani kafein kaynaklı bir yan etki görülmeden birkaç bardak chai çayı tüketebilirsiniz. Eğer günlük kafein alımınızı azaltmak istiyorsanız kahve yerine tüketmek iyi bir tercihtir.

6- Baş Ağrısı ve Diğer Ağrılara İyi Gelir: Bazı yaygın ağrıların ve hatta artrit ağrısının azaltılmasına yardım eder. Bu etkilerin sebebi içerisindeki malzemelerin, özellikle zencefil ve karanfilin antienflamatuar özellikleridir. Zencefil kökü iltihaplanmaları azaltır, migren ve baş ağrılarına karşı etkili olur. Karanfil ise 2000 yıldır diş ağrısı vb. gibi küçük ağrılara karşı homeopatik bir çözüm olarak kullanılmaktadır. (10)

7- Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: Eğer güçlü bir bağışıklık sisteminiz olsun istiyorsanız; her gün birkaç bardak chai çayı içmek yardımcı olabilir. Kakule yüzyıllardır Tibet tıbbının temel malzemelerinden biri olmuştur ve yüksek miktarda C vitamini ve diğer besinleri içerir. (11) Siyah kakule antiseptik ve balgam söktürücü özellikler gösterirken, yeşil kakule sinüsleri temizler ve detoks etkisi vardır. Her iki türde güçlü antioksidanlar ve antimikrobiyal maddeler içerir; soğuk algınlığı, bakteri ve mantarlara karşı korur.

8- Hücre Sağlığını Korur, Kronik Hastalıkları Önler: Çayda bol miktarda serbest radikalleri etkisizleştiren polifenol antioksidanlar vardır. Serbest radikaller, çevredeki kirlilik ve kimyasallar kaynaklı bileşikler olup hücre hasarına yol açabilir, Alzheimer, Parkinson ve farklı kanserlere sebep olabilir. Chai çayında çoğu meyve ve sebzeden daha fazla polifenol bulunur. Karanfil ve tarçın yüksek antioksidan kabiliyete sahip baharatlardır. Bu sayede hücresel dejenerasyona, virüslere ve bakterilere karşı korur; yaşlanmayı yavaşlatır.


Chai Çayının Zararları / Yan Etkileri

Chai çayı özellikle yüksek miktarlarda tüketildiğinde hamilelerde ve mide sorunu olan kişilerde bazı ciddi yan etkiler görülebilir. Hamile ve emziren annelerin kafeinli içeceklerden uzak durması gerekmektedir. Diğer kişilerde aşırı miktarda chai çayı tüketirse ishal gibi mide ve bağırsak sorunları ve huzursuzluk ve anksiyete yaşayabilir. Bu güçlü çayın kontrollü tüketilmesi önemlidir. Çayın bazı yan etkileri aşağıdadır.

  • Kafein kaynaklı yan etkiler: Chai çayı yüksek miktarlarda kafein içerebilir. Eğer aşırı kafeinli chai çayı tüketirseniz; baş dönmesi, uyku sorunları, huzursuzluk ve mide bulantısı yaşayabilirsiniz. Çayınızdaki kafein miktarını azaltmak için, siyah çay yerine yeşil çaylı chai çayı tercih edebilirsiniz.
  • Hamile ve emziren annelerin chai çayı tüketimindeki riskler: İçerisinde çok çeşitli baharatlar bulunabileceğinden dikkatli tüketilmelidir. Hamilelik esnasında uzak durmanız gereken temel baharatlar; dul avrat otu, guarana, maydanoz, kekik, ada çayı, ayı üzümü, damiana ve comfreydir. (karakafes otu) Bu bitkileri içeren markaların chai çaylarından uzak durmanız önerilir. Chai çayı ayrıca kafein içerir. (12)
  • Diğer yan etkiler: Aşırı tüketiminde demir eksikliği ortaya çıkabilir. Aşırı chai çayı tüketildiğinde bağırsaklardan demir emilimi azalabilir. (13)

Evde Chai Çayı Nasıl Hazırlanır?

Evde kendi chai çayınızı yapmanız oldukça basittir ve sadece birkaç yaygın malzeme ile yapılabilir. Bu tarifteki malzemeleri tercihlerinize göre değiştirebilirsiniz.

  • Adım 1 – 2 parça tarçın kabuğu, 10 karanfil ve 1 çay kaşığı kakule tohumunu bir süzgeç veya tülbente koyun.
  • Adım 2 – Bu karışımı bir cezve dolusu suyun içine yerleştirin, düşük ateşte kaynayıncaya kadar ısıtın.
  • Adım 3 – 15 dakika kısık ateşte bekletin ardından ocağı kapatın.
  • Adım 4 – İçerisine 1-2 siyah çay poşeti ekleyin ve 3-4 dakika demleyin.
  • Adım 5 – Çay poşetlerini ve baharat karışımını alın.
  • Adım 6 – 2 bardak süt ve çeyrek bardak bal ekleyin.
  • Adım 7 – Ilık veya soğuk servis edebilirsiniz.
Kaynaklar ve Referanslar


Gelincik Otu

Gelincik otu çiçekleri...

Gelincik nedir? Gelincik otu neye iyi gelir?

Gelincik otu besin değeri olan, farklı bölümleri farklı amaçlarla kullanılan oldukça ünlü bir çiçektir. Baharın gelişiyle beraber tarlalarda kırmızı gelincik otu kolaylıkla kendiliğinden büyür. Bilimsel adı Papaver rhoeas olan bitki aynı haşhaş bitkisi gibi gelincikgiller familyasındandır. Gelincik otunun; çiçekleri taze veya kuru halde gelincik çayı yapımında, bitkinin tamamı meze, börek, salata ve diğer farklı yemeklerin yapımında, tohumları ise hem ünlü bir baharat olarak hem de sağlığa olan faydaları sebebiyle kullanılır. (1) Aslında bitkinin bütün bölümleri sağlığa olan faydaları için bitkisel ilaç olarak kullanılmaktadır ancak en yaygın olarak çiçekleri veya tohumu tercih edilir. Tohumu özellikle Kuzey Amerika’da yaygın tercih edilen bir baharattır. (2)

Gelincik otunda ve tohumunda morfin ve kodein gibi opiat alkaloitler bulunur. Bu ve içerdiği diğer maddeler sebebiyle tıbbi ve narkotik kullanımları vardır. Özellikle kurutulmuş çiçekler alkoloid, flavonoid ve antioksidanlar açısından oldukça zengindir.

Bitkinin en önemli sağlık faydaları arasında cilt ve saç sağlığını artırması, bağışıklık sistemini güçlendirmesi, kalbi koruması, kadın doğurganlığını artırması, kan dolaşımını ve sindirimi iyileştirmesi, sinir sistemini düzenlemesi ve tip 2 diyabeti önlemesi sayılabilir. Ayrıca görüş kabiliyetini ve uyku kalitesini iyileştirdiği bilinmektedir.

Gelincik tohumlarının kullanılması BAE, Dubai ve Suudi Arabistan gibi bazı ülkelerde yasaklanmıştır. Bitkiyi tıbbi amaçlarla kullanmadan önce doktorunuza danışmanız ve dozajını iyi ayarlamanız önerilmektedir.


Gelincik otunun (tohumunun) faydaları nelerdir?

1- Analjezik Etkileri Vardır: Gelinciğin en çok araştırılan etkilerinden biri ağrı kesici özellikleridir. (3) İçerisindeki aktif maddelerden biri hastanelerdeki en etkili ağrı kesicilerden olan morfindir. Eğer tohumlarını tüketirseniz veya çayını içerseniz; küçük ağrıları dindirebilir, baş ağrısını geçirebilir ve hatta iyileşmeyi hızlandırabilirsiniz. İçerisinde önemli miktarlarda çinko minerali bulunduğu için iyileşme sürecini hızlandırır.

2- Cilt Sağlığını Artırır, Cilt Bakımında Kullanışlıdır: Bitkideki antioksidanlar ve yüksek oranlardaki linoleik asit cilt sağlığı üzerinde çok etkili olabilir. (4) Tohumlarından süt kullanılarak yapılan macunlar cildin nemlendirilmesi ve sağlıklı ve parlak görünmesi için kullanılabilir. Karışıma birkaç damla limon suyu ekleyerek kaşıntı, egzama, yanık veya herhangi bir cilt iltihaplanması sorununda kullanılabilir. Ezilmiş gelincik tohumlarına yoğurt ekleyerek cilt üzerindeki eski deriyi temizleme ve lekeleri giderme amaçlı harika bir yüz maskesi elde edebilirsiniz.

3- Saç Uzamasını Artırır ve Hızlandırır: Bu bitki ve tohumları doymamış yağ asitleri ve kalsiyum, çinko ve magnezyum gibi mineraller açısından harika bir kaynaktır. Bütün bu besinler parlak, sağlıklı ve uzun saçlara yardımcı olur. Tohumlar, su veya süt ve zeytin yağı kullanılarak saç uzamasını artırıcı ve kırıkları tedavi edici bir macun elde edilebilir.

4- Kepek Sorununu Tedavi Eder: Kepek saç kaybına yol açabilir. Gelincik otu saçlarınızı güçlendirdiği gibi kepeği de tedavi eder. Bu amaçla yaygın olarak, ezilmiş gelincik tohumu, yoğurt ve bir çay kaşığı kırmızı biber karışımı kullanılır. Bu karışım doğruca kafa derisine uygulanır, yarım saat beklenir ve yıkanır. Düzenli kullanıldığında kepek sorunundan kurtulabilirsiniz. Düzenli olarak bitkinin çayını içmek de kepekten kurtulmanıza ve daha sağlıklı saçlara kavuşmanıza yardımcı olur.

5- Uykusuzluğu Tedavi Eder: Araştırmalara göre bitki ve tohumları uyku getirmekte oldukça etkilidir. Uyumadan bir saat önce içilen gelincik otu tohumu çayı veya gelincik otu tohumlu süt daha iyi uyumanızı sağlar. Bitkide yüksek miktarda, kortizol seviyelerini düşürerek stresi azaltan alkaloidler bulunur. (5) Morfin içerdiği için tükettiğiniz çayın dozajından ve miktarından haberdar olmalı, kontrollü kullanmalısınız. Çocuklara vermeden önce doktora danışmanız en iyi karardır.

6- Kadın Doğurganlığına Etkileri: Yeni yapılan bir araştırmaya göre; kısır kadınların fallop tüplerinin gelincik tohumu yağı ile yıkanması hamile kalma şanslarını artırır. (6) Bir kadının fallop tüpleri tıkandığında, döllenmiş yumurtanın uteruse (rahim) taşınması engellenir. Gelincik tohumu yağının fallop tüplerindeki tıkanıklıkları açtığı ve pahalı IVF (tüp bebek) tedavisine bir alternatif olduğu bulunmuştur.

7- Bağışıklığı Güçlendirir: Araştırmalara göre bağışıklık sisteminin güçlü kalması için yeterli miktarda çinko minerali alınması gereklidir. (7) Bu mineral gelincik tohumlarında yüksek miktarda bulunur ve beyaz kan hücrelerinin üretimini artırarak vücudun yabancı madde ve ajanlara olan cevabını güçlendirir.


8- Kalp Sağlığı: Gelincikte bulunan bir diğer önemli mineral demirdir ve kırmızı kan hücreleri üretimi için temel mineraldir. Demir alımınızı artırarak; kan dolaşımını iyileştirebilir ve vücudun önemli organlarına taşınan oksijeni artırabilirsiniz. (8) Bu sayede anemi (kansızlık), enerji düşüklüğü, halsizlik gibi sorunları azaltabilir ve iyileşme süresini kısaltabilirsiniz.

9- Sindirime Yardımcı Olur: Eğer kabızlık ve ishal sorunlarınız varsa, life ihtiyacınız vardır. Gelincik lif açısından zengin bir bitkidir ve bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine yardımcı olur. Bağırsaklardaki iltihaplanma ve ağrıları azaltır, bağırsakların sağlıklı çalışmasına yardımcı olur.

10- Tip 2 Diyabetin Önlenmesine Yardım Eder: Gelinciğin diyabete olan etkileri genel olarak önleme seviyesindedir. (9) Kendinizi global bir risk olan diyabetten korumak için bol bol çinko içeren besinler tüketmek iyi bir tercih olabilir.

11- Göz Sağlığı: Yaşlandıkça gözlerin fonksiyonlarında gerilemeler olabilir ancak doğru beslenme alışkanlıkları edinmek bu sürecin durdurulmasına fayda sağlar. Antioksidanlar gözleri korumak için harikadır, ayrıca gelincikte bulunan çinko da çok etkili olabilir. Gelincik tüketerek yaşa bağlı görme kayıplarını önleyebilir ve görüşünüzü güçlü tutabilirsiniz. (10)

12- Sinir Fonksiyonlarını İyileştirir: Çoğu kişi kalsiyumun ne kadar önemli olduğunu gözden kaçırabilir ancak sinir sistemi sağlığı deyince kalsiyumdan önemli az sayıda mineral vardır. Yüksek kalsiyum içermesi sebebiyle gelincik tam bir sinir dostudur ve sinirsel düzensizlikleri önler.

13- Kemik Sağlığına İyi Gelir: Gelincik tüketmek kemik erimesi riskini azaltır ve kemiklerle ilgili diğer sorunları önleyebilir.

14- Tansiyonu Düşürür: Bitki analjezik ve anestetik özellikleriyle kalbi korur. İçerdiği potasyum damar genişletici etkiler gösterir, tansiyonu düşürür ve sağlıklı kan akışına yardımcı olur. (11) Bu sayede ateroskleroz, kalp krizi ve diğer kalp sorunları önlenebilir.


Gelincik otunun zararları / Uyarılar

Gelincik otunun besin miktarlarında tüketilmesi güvenli kabul edilir. Bitkinin tohumları ve çayı tıbbi amaçlarla kullanılacağında aşırı dikkat ile kullanılmalıdır. Gelincik tohumu narkotik bir maddedir. (12) Küçük miktarlarda ve sık olmadığı zamanlar çayı belirli faydalar sağlar ancak düzenli kullanıldığında bağımlılık yapabilir. Gelincik çayı tüketiminde görülen bazı yan etkiler: (13)

  • Baş ağrıları
  • Mide ağrısı
  • Uyuşukluk
  • Baş dönmesi
  • Uzun süreli kullanımlarda kaşıntı, hassasiyet, mide bulantısı, solunum sorunları ve kabızlık
  • Aşırı yüksek miktarlarda kullanılması komaya ve ölüme sebep olabilir. (14)

Piyasada benzer etkileri olan ve fiziksel ve psikolojik bağımlılık yapmayan çok sayıda bitkisel çay vardır. Gelincik çayı ve tohumu hakkında yeterli tecrübeniz yoksa veya nadiren kullanmayı düşünmüyorsanız farklı bir bitkiyi tercih etmeniz daha iyi olabilir. Diyetinize düzenli olarak eklemeden önce doktorunuza danışmanız önerilir. Bu çay uyuşturucu bağımlılığını tedavi etmek için alternatif olarak düşünülmemelidir; tek farkı yasal ve yaygın bir bitki olmasıdır.

2010 yılında yapılan bir araştırmaya göre bitki belirli ilaçlarla, özellikle anksiyete tedavisinde kullanılan Fenazepam ile etkileşime girebilir. Bir olayda, hasta Fenazepam kullanmadan önce gelincik tohumu çayı içmiş ve bu durum ölümüne sebep olmuştur. (15)

Hamilelik ve emzirmede gelincik otu kullanımı: Gelincik tohumu çayının hamilelikte kullanımı hakkında yeterli araştırma yoktur; en iyi tercih kullanmamak olacaktır. Ayrıca genç yaştaki çocuklar üzerinde tehlikeli olabilir.


Kaynaklar ve Referanslar