Misk Adaçayı Yağı

Misk Adaçayı Yağı Nedir?

Misk adaçayı hem yetiştiği bölgeler hem de kullanım alanları bakımından adaçayından farklılıklar gösterir. Bilimsel adı Salvia sclarea olan misk adaçayı günümüzde çaylara eklemek, yağı ve ilaç üretimi için yetiştirilmektedir. Bitkinin yağı buharlı damıtma yöntemiyle elde edilir; özellikle yerlisi olduğu Avrupa’da daha çok tercih edilir ancak ülkemizde de satışı vardır. Misk adaçayı tıbbi bir bitki olarak tarih boyunca önemsenmiştir, özellikle göz ve görüş sağlığını artıran çok sayıda özelliği ön plana çıkar, bitkinin adının İngilizce kelime anlamı “temiz görüş” anlamına gelir. (Doktorunuzun izni olmadan göz üzerinde kullanmayınız.) Tıbbi özelliklerinin yanı sıra topraksı ve çiçeksi kokusu, adaçayı kokusundan oldukça farklıdır ve eski zamanlardan beri parfüm ve sabun malzemesi olarak tercih edilmektedir.

Bitki, bahçe adaçayının yakın akrabasıdır ancak görünüşünde küçük farklılıklar bulunur. İçerisinde bulunan temel bileşenler; sclareol, alfa-terpineol, geraniol, linalil asetat, linalol, kariofilen, neryl acetate ve germakrendir. (1) Misk adaçayı yağının öncül kullanımı göz temizleyicisi kullanımıdır. Gözleri canlandırır, görüşü iyileştirir ve normal ve erken yaşlanma kaynaklı görme kayıplarını önler. Bu ada çayı türünün diğer çok sayıda sağlığa faydası bulunur. Aşağıdaki bölümlerden diğer faydalarını, kullanım şekillerini ve detayları öğrenebilirsiniz.


Misk Adaçayı Yağının Faydaları

1- Depresyonla Savaşır, Depresyonu Hafifletir: Misk adaçayı yağı özgüveni, pozitif ruh halini ve vücudun depresyonla etkili şekilde savaşma kabiliyetini artırır. Bu etkileri depresyon vakalarında, kariyer ve özel hayattaki başarısızlık, yalnızlık, güvensizlik, sevilen birinin kaybı ve diğer durumlarda faydalı olur. Yağ ayrıca anksiyeteyi rahatlatır. Bir antidepresan olarak rehabilitasyonda olan ve akut depresyon yaşayan hastalara sistematik olarak verilebilir. (2) Bir buharlaştırıcı / püskürtücü aracılığıyla veya banyo suyuna 3-4 damla ekleyerek stresinizi yenmek için kullanabilirsiniz. Hızlı biçimde mutluluk, eğlence, güven ve tatminlik duyguları sağlayabilir, hayatınızı dolu dolu yaşama isteği yaratır. Bu sebeple depresyon, kronik stres ve anksiyeteye karşı sıklıkla kullanılır. (3)

2- Kasılmaları (Konvülsiyon) Azaltır: Epileptik, sinirsel düzensizlik ve zihinsel durum kaynaklı kasılmaları azaltır ve rahatlatır. (4) Ruhsal bir dinginlik sağlar ve gergin sinirler için yatıştırıcı rolü üstlenir.

3- Spazmları Rahatlatır: Kas krampları, spazmodik öksürükler, mide ağrısı, baş ağrısı ve spazmodik kolera gibi durumların tedavisinde kullanışlıdır. (5) Sinirsel iletimleri rahatlatır ve kontrolsüz spazmların oluşmasını önler.

4- Enfeksiyonları ve Bakteriyel Enfeksiyonları Önler: Bu esans yağ bakteri ve mantarları öldürür, enfeksiyonlara karşı korur. Araştırmalara göre özellikle kolon, ince bağırsaklar, idrar yolları ve boşaltım sistemindeki bakteriyel enfeksiyonlara karşı faydalıdır. Aynı ölçüde besinler ve su aracılığıyla bakterilerin vücuda girmesini de önler. Yaralara bölgesel olarak misk adaçayı yağı uygulandığında mikrop kapmaz ve tetanozdan etkilenmezler. Antiseptik özellikleri ameliyatlardan sonra oldukça etkili olur.

5- Misk Adaçayı Cinsel İsteği Uyarır, Libidoyu Artırmada Etkilidir: Bu etkileri misk adaçayının en iyi bilinen özelliklerindendir. Libidoyu uyaran, cinsel isteği artıran bir afrodizyak, madde veya uyarıcıdır. (6) Cinsel soğukluk, libido kaybına yol açan psikolojik sorunlar ve hatta iktidarsızlık tedavisinde çok etkilidir. Araştırmalara göre hem kadınlarda hem de erkeklerde etkili olur. Hormonları etkileyerek performansı ve ilgiyi artırır.

6- Antioksidanlar Açısından Zengindir: Eğer diş etlerinizin dişlerinizi tutuşunun zayıfladığını düşünüyosanız bir süre sonra ciddi diş sorunları yaşamaya başlayabilirsiniz. Bir dişçiye görünün ama büzücü etkilerinden dolayı misk adaçayı yağı kullanmak hiç de kötü bir fikir değildir. (7) Sadece diş etlerini güçlendirmez, ayrıca cilde, kaslara ve saç köklerine fayda sağlar; kelliği önleyebilir ve daha genç görünüp, hissetmenizi sağlar.

7- Cilt Bakımı ve Misk Adaçayı Yağı: Yağın içerisinde linalil asetat adında bir ester bulunur; bu madde ciltteki iltihapları azaltır ve lekeleri iyileştirir. Dahası ciltteki doğal yağların üretimini dengeler ve düzenler; hem kuru cilt hem de yağlı cilt sorunlarına iyi gelir, cildin genç ve güzel görünmesini sağlar. Doğrudan kullanılabilir veya maksimum emilimi sağlamak için bir taşıyıcı yağ ile karıştırılabilir.

8- Gaz Sorunlarına İyi Gelir: Misk adaçayı hızlı gaz boşaltıcı etkiler gösterir. Vücuttaki aşırı gazı boşaltır, şişkinlik hissini azaltır. (8) Aşırı gaz, vücudun üst tarafına yönlendiğinde göğüs kafesindeki önemli organlara zarar verebilir ve ölümcül olabilir. Bu yüzden aşağı yönlü gaz hareketi her zaman daha sağlıklıdır.

9- Menstruasyonu Düzenler: Düzensiz, engellenmiş ve ağrılı menstruasyon sorunlarınız varsa bir jinekoloğa gitmeden önce misk adaçayı yağını deneyebilirsiniz. Yan etkisi olmadığı için çok fazla düşünmenize gerek yoktur. Basit bir şekilde uyarıcı etkiler göstererek adeti düzenler ve ağrıyı azaltır. Menopoz sonrası sendromunda görülen psikolojik rahatsızlıkları ve baş dönmesini tedavi eder.

10- Tansiyonu Düşürür: Damar ve arterleri rahatlatarak tansiyonu düşürmede çok etkilidir; bu sayede kalp krizi, ateroskleroz ve beyin kanaması riskini azaltır. Kan damarlarını genişletir ve dolaşımı artırır, kas ve organların daha iyi oksijen almasını sağlar. (9)

11- İltihaplanmaları Azaltır: Sakinleşmek, konsantre olmak veya sadece rahatlamak ve uyumak için kullanılabilir. Vücut genelinde iltihaplanmaları azaltır ve etkili bir sakinlik sağlar. Kronik stres ve anksiyete sorunları olan kişilere için misk adaçayı yağı harika bir çözümdür.


12- Kötü Kokuyu Ortadan Kaldırır: Bazen yapay deodorantlar iyi bir seçenek olmaz, kokuları çok kısa sürebilir veya vücudunuz deodorantlara iyi bir tepki vermez, cildinizde tahriş ve alerji oluşabilir. Sulandırılmış formda misk adaçayı yağı hiçbir yan etkisi olmayan doğal bir deodoranttır. Zaman zaman bazı sabun ve parfümlerin içerisinde yer alır. (10) Doğal olduğu için çevreye zarar vermez ve uzun süreli etki sağlar.

13- Sindirimi İyileştirir: Sindirim zorluğunu ortadan kaldırabilir, mide sıvılarının ve safranın salgılanmasını uyarır. Sindirim ile ilgili ağrı, şişkinlik ve mide rahatsızlıklarına iyi gelir.

14- Rahim Sağlığını İyileştirir: Rahim sağlığına iyi gelir. (11) Kadınlarda menopozdan sonra görülen rahim tümörleri, kanama ve ağrı gibi en yaygın görülen rahim sorunlarını önler. Ayrıca estrojen hormonu salgılarını düzenler.

Misk Adaçayı Yağının Yan Etkileri / Zararları

Bitkiden misk adaçayı yağı dışında çeşitli ilaçlar yapılır. Yağının kullanılması güvenlidir. (12) Öne sürülen yan etkileri anekdotsaldır ve araştırmalar tarafından desteklenmemektedir.

Araç ve Makine Kullanmadan Önce Kullanmayın: Mantıklı bir önlem olarak kullanmadan önce cildin küçük bir bölümünde alerji ve diğer yan etkilere karşı test edilmesi ve araba ve ağır makine kullanmadan önce kullanılmaması önerilir. Herhangi bir olumsuz durumda doktorunuza danışınız.

Güvenilir Satıcılardan Satın Alınmalıdır: Ülkemizde ve dünya genelinde bitkisel esans yağların satışı sıkı bir şekilde kontrol edilmemektedir. Güvenilir satıcıları tercih etmeniz önerilir.

Alkol ve Narkotik İlaçların Etkilerini Artırabilir: Doğal bir yatıştırıcı ve rahatlatıcı olduğu için alkol ve diğer narkotik ilaçların etkisini artırabilir. Yüksek miktarda misk adaçayı yağı kullanılması baş ağrısı yapabilir.

Hamilelik ve Emzirmede Misk Adaçayı Yağı: Çocuğa ve anne sütüne olan etkileri yeterince araştırılmadığı için hamile ve emziren kadınların kullanmaktan kaçınmaları önerilir. (13)


Misk Adaçayı Yağı Nasıl Kullanılır?

Araştırmalar yağın solunduğunda, ağızdan kullanıldığında (birkaç damla), doğrudan ciltteki iltihaplı alanlara uygulandığında pozitif etkileri olduğunu ortaya koymuştur. %100 esans yağlar daha iyidir.

Aromaterapi: 2-3 damla misk adaçayı yağı su ile ve diğer esans yağlarla karıştırılarak havaya verilebilir. Buharlaştırılarak kullanıldığında aynı zamanda ortamdaki bakteri ve virüslere karşı da etkili olur.

Cilt Üzerinde: Yaklaşık 6 damla yağ, 30 ml taşıyıcı yağa eklenerek (örneğin hindistan cevizi yağı) doğrudan yaralı bölgeye uygulanabilir veya cilde masaj yapılabilir. 3-5 damla yağ banyo suyuna eklenerek ruhsal durumu ve kas sorunlarını iyileştirmek için kullanılabilir.

Ağız Yoluyla: Çaya, smoothielere veya yemeklere 1-2 damla %100 misk adaçayı yağı eklenerek diş eti iltihaplanmalarına karşı kullanılabilir. Bazı kaynaklara göre günde 1/2 veya 1 damla misk adaçayı yağı günde bir veya üç sefer ağızdan kullanılabilir. (14)

Oda Spreyi: Bir şişe su ile karıştırılıp çalkalanarak oda spreyi olarak kullanılabilir. İyi çalkalanmalıdır, ayrıca koltuk ve yataklara kullanılabilir.


Kaynaklar ve Referanslar


Keten Tohumu

Keten tohumu ve keten tohumu yağı...

Keten Tohumu Nedir? Keten tohumu neye iyi gelir?

Tarlada keten bitkisi...
Tarlada keten bitkisi…

Keten tohumu, bilimsel adı Linum usitatissimu olan ve boyu 60 cm’ye kadar uzayabilen bitkinin tohumlarıdır. Bitki, tohumu ve lifleri için yetiştirilir ki keten bitkisi bir lif tahılı olarak kabul edilir ancak aynı zamanda tohumları yüksek besin değeri taşır. İlk olarak Mısır’da yetiştirildiği ve oradan dünyaya yayıldığı düşünülmektedir. Keten kumaşların lifleri bitkinin saplarından alınır ve bu lifler pamuktan 2-3 defa daha güçlüdür.

Fındıksı lezzetli tohumlar ilk haliyle, öğütülerek veya keten tohumu yağı olarak tüketilebilir. (1) Günümüzde kahvaltılık gevrekler veya ekmeklerde keten tohumu kullanılması yaygınlaşmıştır ancak sağlığa olan faydalarının ve besleyici özelliklerinin bilinir hale gelmesi yakın tarihlerde olmuştur. İnsanlar bitkinin çok sayıdaki faydası hakkında bilinçlenmiş ve besin takviyesi veya yemek malzemesi olarak kullanmaya başlamışlardır.


Sağlığa olan faydaları sebebiyle Asya, Amerika ve Afrika mutfaklarında kullanım alanları vardır. Özellikle filizlenmiş veya öğütülmüş şekilde kullanılır. Ülkemizde de hamur işlerinde, atıştırmalıklarda, smoothielerde ve granola olarak tüketilmektedir. Öğütüldüğünde içerisindeki besinler daha iyi sindirilir, yağının sindirimi çok daha kolaydır. Bitkinin sırf sağlığa olan faydaları sebebiyle farklı kullanımları bulunur. Birçok kişi keten tohumlu çaylar içer veya farklı yöntemlerle keten tohumunu kullanır. Sağlığa olan bilimsel faydaları, kullanım şekilleri, besin değerleri, yan etkileri ve diğer bilgiler için yazının devamını okuyabilirsiniz.

Keten tohumunun faydaları nelerdir?

1- Besin Değeri Yüksektir: Keten tohumunun hem kahverengi hem de sarı türleri aynı ölçüde besleyicidir. Standart porsiyon olarak bir dolu yemek kaşığı düşünülebilir. (7 gram) Sadece bir yemek kaşığı keten tohumu iyi miktarda protein, lif ve omega-3 sağlar; ayrıca vitamin ve mineraller açısından zengindir. Detaylı besin değerleri için, ilgili başlığı okuyabilirsiniz.

2- Kalp Sağlığını İyileştirir, Omega-3 Yağ Asitleri Açısından Zengindir: Eğer vejetaryenseniz veya balık tüketmiyorsanız; keten tohumu sizin için harika bir omega-3 (alfa-linolenik asit) kaynağı olabilir. ALA, omega-3 yağ asitlerinden biridir ve sadece beslenme yoluyla vücuda alınabilir. Deneylere göre keten tohumunda bulunan alfa-linolenik asitler kalp damarlarında kolesterol birikimini önler, arterlerde iltihaplanmaları azaltır ve tümör gelişimini azaltır. (2, 3)

Kosta Rika’da 3638 katılımcıyla yapılan bir araştırmaya göre omega-3 tüketen kişilerde kalp krizi riski çok daha düşüktür. Ayrıca 250,000 kişinin incelendiği bir diğer araştırmada, alfa-linolenik asit tüketen kişilerde kalp hastalığı riskinin %14 daha düşük olduğu belirlenmiştir. (4) ALA yağ asitleri diğer iyi bilinen omega-3 yağları olan eykosapentenoik asit (EPA) ve dokosaheksaenoik asit (DHA) kadar faydalı olabilir. (5)

3- Kanser Riskini Düşüren Lignan Polifenolleri İçerir: Lignanlar antioksidan ve estrojen özellikleri olan bitki bileşikleridir ve bu maddeler kanser riskini düşürüp sağlığı artırabilir. Keten tohumu diğer bitkisel besinlerden 800 kat daha fazla lignan içerir. (6) Özellikle menopoz sonrası kadınlarda göğüs kanseri riskini düşürdüğü gözlenmiştir. Kanada’da 6,000 kadın üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, keten tohumu tüketenlerde göğüs kanseri gelişme riski %18 daha düşüktür. (7)

Ancak sadece kadınlar değil, erkeklerde keten tohumundan fayda görebilir. Lignanlar özellikle prostat kanseri üzerinde etkili olabilir ve kanser riskini düşürebilir. (8) Ayrıca laboratuvar araştırmalarına göre bitkinin kolon ve cilt kanserini önleme potansiyeli olabilir.

4- Sindirim Sağlığına İyi Gelir, Lif Açısından Zengindir: Sadece bir yemek kaşığı keten tohumu 3 gram lif içerir ve bu miktar günlük ihtiyacının erkek ve kadınlarda sırasıyla %8 ile %12’sidir. Bitki hem çözünür hemde çözünmez lif içerir. Lif kalın bağırsakta bakteriler tarafından fermente edilir, atıkların boşaltımını kolaylaştırılır ve bağırsak hareketlerine yardım eder. Çözünür lif bağırsaklarda dolaşan kütlenin kıvamını iyileştirir ve sindirim hızını yavaşlatır. Bu sayede kan şekeri kontrolü kolaylaşır ve kolesterol düşer. (9) Çözünmez lif ise dışkının daha fazla su tutmasına, hacminin artmasına ve sertliğinin azalmasına yardımcı olur. Bu lif türü kabızlık, irritabl bağırsak sendromu ve divertiküler hastalıkların önlenmesine yardım eder.

5- Kolesterolü Etkili Biçimde Düşürebilir: Keten tohumunun bir diğer faydası kolesterol seviyelerini düşürmesidir. Bir araştırmada; yüksek kolesterolü olan kişiler 3 ay boyunca günde 3 yemek kaşığı keten tohumu tozu kullanmış ve toplam kolesterolleri %17, kötü, LDL kolesterol seviyeleri ise %20 azalmıştır. (10)

Menopoz sonrası kadınların günde 30 gram keten tohumu tüketmeleri kötü kolesterolü %10 düşürebilir. (11) Bu etkilerin birincil sebebi olarak tohumların içerdiği lif görülür. Lif safra tuzlarına bağlanarak vücuttan uzaklaşır. Safra tuzlarının yeniden üretilmesi için kolesterol kandan karaciğere çekilir. Bu işlem kandaki kolesterol miktarını azaltır. (12)

6- Tansiyonu Düşürür: Yapılan araştırmalar son yıllarda keten tohumunun tansiyonu düşüren doğal etkileri üzerine yoğunlaşmıştır. Kanada’da yapılan bir araştırmaya göre 6 ay boyunca günde 30 gram keten tohumu yemek; sistolik kan basıncını (büyük tansiyon) 10 mmHg, diastolik kan basıncını (düşük tansiyon) 7 mmHg düşürmektedir. (13) Düzenli olarak tansiyon ilacı kullanan kişilerin keten tohumu yemesi tansiyonu daha da fazla düşürür; kontrol edilemeyen tansiyon hastalarına ciddi yardımı dokunabilir. Bazı araştırmalar ise 3 ay boyunca keten tohumu tüketmenin tansiyonu 2 mmHg düşüreceğini öne sürmektedir. Bu rakam yetersiz görünse bile; tansiyondaki 2 mmHg’lik bir düşüş inmeden ölüm riskini %10, kalp hastalığından ölüm riskini ise %7 düşürür. (14)

7- Kan Şekeri Kontrolüne Yardımcı Olur: Tip 2 diyabet dünya genelinde büyük bir sağlık problemidir. Vücudun insülin salgılayamaması veya insüline dirençli olması sonucu ortaya çıkan yüksek kan şekeri seviyeleri ile karakterize olur. Bazı araştırmalara göre tip 2 diyabeti olan kişilerin diyetlerine bir ay boyunca günde 10-20 gram keten tohumu tozu (öğütülmüş keten tohumu) eklemeleri kan şekerinde %8-20 azalma yapabilir. (15, 16) Bitkinin kan şekerini düşürücü etkileri, lif içermemesi sebebiyle keten tohumu yağı kullanıldığında çok daha düşük olabilir.

8- Uzun Süre Tok Tutar, Zayıflamanızı Kolaylaştırır: Eğer yemekler arasında sürekli atıştırma alışkanlığınız varsa; diyetinize keten tohumu eklemeyi düşünebilirsiniz. Keten tohumu açlık sancılarının önlenmesinde etkili olabilir. İçeceklerinize veya yoğurda ekleyeceğini 2-3 gram tohum açlık hissini azaltabilir, genel olarak iştahta düşüş yapar. (17) Tohumların içerdiği çözülebilir lif açlığı azaltır, sindirimi yavaşlatır ve iştahı kontrol ederek doygunluk hissi veren hormonların salınmasını tetikler. (18)

9- Cilt Bakımı: Keten tohumu yağı akne, rozasea (gül hastalığı) ve egzama durumlarında iltihaplı cilt bölgelerini iyileştirebilir. Yağın bölgesel olarak uygulanması ayrıca güneş yanıklarını etkili biçimde tedavi eder.

10- Keten Tohumu Gluten İçermez, Çölyak Hastaları İçin Güvenlidir: Keten tohumu %100 glutensizdir ve gluten intoleransı ve çölyak rahatsızlığı olan kişiler tarafından tüketilebilir. Ancak bilinmelidir ki içerisinde keten tohumu olan her hazır ürün glutensiz olmayabilir. Özellikle mısır gevreği ve benzer ürünlerde bu durum kontrol edilmelidir.

11- Bağışıklığı Güçlendirir: İçerdiği alfa-linolenik asit ve lignanlar vücutta bağışıklık cevabını güçlendirir ve romatoid artrit, sedef hastalığı ve otoimmün bir düzensizlik olan lupus gibi hastalıkları önleyebilir.

12- Kuru Göz Sendromunu Azaltır: Keten tohumu tüketmek kuru göz sendromunu azaltabilir. Ayrıca içerdiği omega-3 yağ asitleri göz sinirlerinin zarar görmesi sebebiyle oluşan maküler dejenerasyon (yaşa bağlı görme kaybı) riskini azaltır.


Keten tohumunun yan etkileri / zararları

Keten tohumunun bütün faydalarını görmek için öğütülmüş halde tüketmeniz önerilir. Tohumlar bütün olduğunda içerdiği besinlerin tamamı kullanılamaz. Ancak yine de keten tohumunun bazı yan etkileri vardır. Kontrolsüz miktarlarda keten tohumu tüketmek ve özellikle öğütülmeden tüketildiğinde:

  • Şişkinlik
  • Gaz ve karın ağrısı
  • Kabızlık ve ishal
  • Mide bulantısı, yapabilir.

Yüksek miktarlarda tüketmenin; kütle oluşturucu laksatif etkileri sebebiyle bağırsaklarda tıkanıklık yapabileceğine dair şüpheler vardır. Bu yüzden bol miktarda su ile beraber kullanılmalıdır. Keten tohumu özlerinden hazırlanan lignan içeren besin takviyelerinin 12 hafta boyunca kullanılmasının güvenli olduğu düşünülmektedir. (19)

Olgunlaşmamış tohumların tüketilmesi tehlikeli olabilir. Ham tohumlar zehirli olabilir.

Keten tohumu kullanırken aşağıdaki özel durumların bilincinde olunmalıdır.

Hamilelik ve emzirmede keten tohumu kullanımı: Hamilelik süresince keten tohumu kullanmak muhtemelen tehlikelidir. Keten tohumları östrojen etkisi yapabilir ve bazı sağlık uzmanları bu durumun hamileliğe zarar vereceğini düşünmektedir. Hamilelik ve emzirme süresince kullanmanız önerilmez. (19)

Diyabet: Diyabet ilaçları ile bir araya gelince kan şekerinin aşırı düşmesine yol açabilir. İlaç kullanıyorsanız kan şekerinizi takip etmelisiniz.

Hormon-hassas kanser ve diğer durumlar: Tohumlar östrojene benzer roller üstlenir ve bu durumun göğüs, rahim ve yumurtalık kanseri gibi kanserleri kötüleştirebileceği düşünülmektedir. Ancak labarotuvar ve hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar keten tohumunun aslında östrojeni durdurup hormon-hassas kanserlere karşı koruyucu olabileceği yönündedir. Daha fazla bilgi elde edilinceye kadar aşırı tüketiminden kaçınmanız önerilir.

Düşük tansiyon: Tansiyon ilacı kullanan kişilerin keten tohumu kullanması tansiyonu aşırı düşürebilir.


Keten tohumu besin değerleri

Keten Tohumu1 Yemek kaşığı - 7 Gram - Öğütülmüş
Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori37.4%2
Toplam Yağ3.0 g%5
Doymuş Yağ0.3 g%1
Trans Yağ--
Kolesterol0.0 mg%0
Sodyum2.1 mg%0
Toplam Karbonhidrat2.0 g%1
Diyet Lifi1.9 g%8
Şeker0.1 g
Protein1.3 g%3
Tiamin0.1 mg%8
B6 Vitamini0.0 mg%2
Folat6.1 mcg%2
Riboflavin0.0 mg%1
Niasin0.2 mg%1
Manganez0.2 mg%9
Magnezyum27.4 mg%7
Fosfor44.9 mg%4
Bakır0.1 mg%4
Selenyum1.8 mcg%3
Demir0.4 mg%2

*Bu değerler 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Kalori ihtiyacınız yaşam tarzınıza göre daha az veya fazla olabilir.

Keten Tohumu Nasıl Yenir? Ne Kadar Tüketilmelidir?

Keten tohumu ve keten tohumu yağı çok sayıda yaygın tüketilen yemeğe eklenebilir. Besin emilimi daha kolay olduğu için öğütülmüş tohumları kullanmanız daha iyidir. Eğer bütün tohumlarınız varsa herhangi bir öğütücüde öğütebilir ve hava geçirmeyen kaplarda saklayabilirsiniz. Tohumları daha cazip şekilde tüketmek için aşağıdaki yöntemler kullanılabilir.

  • Suya ekleyerek günlük su tüketiminizin bir parçası yapabilirsiniz.
  • Salatalar keten tohumu eklemek için oldukça uygundur.
  • Kahvaltılık gevreklerin içerisine eklenebilir.
  • Sade veya meyveli yoğurtla beraber tüketilebilir.
  • Kurabiye, ekmek ve diğer hamur işlerine eklenebilir.
  • Smoothielere kıvam verir.
  • Tohumları çay olarak demleyip kullanabilirsiniz.

Günlük 50 gramdan az keten tohumu tüketmeniz önerilmektedir. Yukarıda sayılan faydaların çoğunu görmek için günde 1/3 yemek kaşığı keten tohumu kullanmanız yeterli olacaktır.


Keten tohumu çayı nasıl hazırlanır?

Bu çayı hazırlamak için tohumları öğütmeniz gerek yoktur.

Malzemeler:

  1. Bir çay kaşığı keten tohumu
  2. 1 bardak su
  3. En sevdiğiniz poşet çay (zencefil, rooibos, nane vb.)

Hazırlanışı:

  1. Tohumları kaynamakta olan suda 10-15 dakika demleyin.
  2. Diğer yandan sevdiğiniz bir poşet çayı yarım bardak kaynamış suda demleyin. Bardağın diğer yarısını demlediğiniz keten tohumu çayıyla doldurun ve sıcak veya soğuk tüketin. İsterseniz tercihinize göre limon, tarçın, bal veya şeker ekleyebilirsiniz.
Kaynaklar ve Referanslar


Lavanta (Lavanta Çayı)

Lavanta çiçekleri...

Lavanta nedir? Lavanta neye iyi gelir?

Lavantanın bilimsel adı Lavandula angustifolia‘dır (1) ve aynı nane gibi ballıbabagiller familyasının bir üyesidir. Avrupa, Afrika, Akdeniz Bölgesi ve Asya’nın belirli bölgelerinde yetişir. Ülkemizde lavanta ekimi özellikle gıda, temizlik ve kozmetik sanayinin talebini karşılamak için yapılır. Lavanta yağı ve bitkisel ilaç olarak lavanta kullanımı yaygındır. Özellikle lavanta yağının insan vücudunda güçlü etkileri olur; lavanta kokusu ise oldukça nadir ve güzel bir kokudur.

Lavanta çok hızlı büyüyen ve yayılan bir bitkidir; bu yüzden bazı ülkelerde arazileri lavantadan uzak tutmak sorun haline gelmiştir.

Bir çok kişi için lavantanın yemeklerde kullanılması şaşırtıcı olabilir ancak; salatalarda, soslarda, içeceklerde ve bazı yöresel yemeklerde baharat olarak kullanımı vardır. Lavanta özellikle lavanta balı, lavanta çayı ve şerbeti olarak tüketilir.

Bitkinin sağlığa olan faydaları dikkate değerdir. En önemli faydaları arasında stresi rahatlatması, ruhsal durumu iyileştirmesi, dinlendirici bir uyku sağlaması, cilt sorunlarını azaltması, enfeksiyonları önlemesi, iltihaplanmaları azaltması, kepeği tedavi etmesi ve şişkinliği azaltması sayılabilir. Doğal olarak detoks ve temizleyici etkileri vardır. Vücudun böbrekleri, mide ve bağırsak sistemini ve diğer organları temizlemesine yardımcı olur. Detaylı ve diğer faydaları ve etki mekanizmaları için yazının sonraki bölümünü okuyabilirsiniz.

Lavanta ve lavanta çayının faydaları

1- Anksiyete ve Stresi Azaltır: Lavantanın anksiyete ve stresi azaltma amacıyla bir dizi kullanımı vardır. Yapraklarında ve çiçeklerde bulunan organik bileşikler parmaklarla ezilip şakaklara sürülebilir. Bu bölgesel uygulama anksiyeteli düşünceleri azaltır, ruhsal durumu dengeler, vücudu ve zihni rahatlatır. Aynı etkiyi lavanta çayı içerek de görebilirsiniz. İçerdiği antioksidan bileşikler endokrin sistemi etkileyerek vücuttaki stres hormonu seviyelerini düşürür.

2- Uyku Sorularını Tedavi Eder: Uykusuzluk, düzensiz uyku ve insomnia sorunları hayatınızı olumsuz etkileyebilir. (2) Birkaç lavanta çiçeğini sıcak suda demleyerek; binlerce yıldır kullanılan, uyku getiren ve rahatlatan harika bir çay elde edersiniz. Bu etki çiçeklerin sinir sistemini etkilemesi ve zihinden olumsuz düşünceleri uzaklaştırması sebebiyle ortaya çıkar. Meditasyon teknikleri uygulanırken kullanılması yaygındır ve ayrıca lavanta yağı aromaterapide de kullanılır.


3- Antienflamatuar Özellikleri Vardır: Herkes vücudunu ve zihnini rahatlatmak için daha iyi ve güvenilir bir yöntem arayışı içindedir. İtalya’da, Trieste Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre; eğer banyo suyuna lavanta çiçeği ekler ve uzun süre suda kalırsanız; içerdiği antienflamatuar bileşenler vücut genelinde iltihaplanmaların azaltılmasına yardım eder. (3) Çiçeklerin antioksidan özellikleri de yüksek derecede güçlüdür.

4- Cilt Bakımında Faydalıdır: Kolay ve taşınabilir bir cilt bakımı yöntemi olarak bir şişe spreyini lavanta çiçekleriyle doldurabilirsiniz. (4) Cildinizi kuru ve tahriş olmuş hissettiğinizde; etkilenen bölgeye spreyi kullanarak hızlı bir rahatlama sağlayabilirsiniz. (5) Bu uygulama ayrıca sedef, egzama ve akne gibi kronik durumlarda da etkili olabilir.

5- Antiseptiktir: Çoğu kullanıcı lavantayı rahatlamak ve aromaterapik uygulamalarda kullanmak için tercih eder ancak enfeksiyonları tedavi etme özelliği etkileyicidir. (6) Ezilmiş lavanta yapraklarını yaraların üzerine uygulayarak hızlı iyileşmeyi ve enfeksiyonların önlenmesini sağlayabilirsiniz. (7)

6- Saç Bakımı ve Lavanta: Eğer saç dökülmesi sorununuz veya saç sağlığını olumsuz etkileyen başka bir durumunuz varsa; lavantalı şampuanlar kullanmanız iyi bir tercih olur. Ancak bazı organik kozmetik ürünleri çok pahalı olabilir ve bazıları da zararlı kimyasallar içerebilir. Lavanta çiçeklerini çay demler gibi demleyip karışımı saçlarınıza uygulayabilirsiniz. (8) Bu karışım etkili bir şampuan görevi görür, saç köklerini ve saçları güçlendirir.

7- Kalp Sağlığını Korur: Antioksidanlardan ve organik bileşiklerden gelen rahatlatıcı etkileri, tansiyonu düşürmesi ve kan damarlarındaki gerginliği azaltması sayesinde kalp için de geçerlidir. (9) Bu sayede ateroskleroz ve diğer kardiovasküler problemler önlenebilir ve kalp krizi ve felç riski düşer.

8- Sindirim Sorunlarını Önler: Çiçeklerde bulunan polifenoller vücutta geniş yelpazede etki gösterir. Bağırsaklarda zararlı bakterilerin çoğalmasını ve gaz birikimini önlerler. (10) Bu sayede mide rahatsızlıkları, hazımsızlık ve mide krampları önlenebilir. Yaprakların çiğnenmesi ve çayının içilmesi de etkilidir.


Lavantanın yan etkileri / zararları

Lavantanın ve lavanta çayının temel yan etkileri; ciltte tahriş, mide bulantısı ve aşırı tüketildiğinde kusma olabilir. Ancak diğer mümkün etkileşimler ve durumlarda vardır. Aşırı yüksek miktarlarda lavanta tüketilirse çok tehlikeli olabilir. (11) Lavanta kullanırken aşağıdaki özel durumların bilincinde olunmalıdır.

  • Hamilelikte Lavanta Kullanımı: Hamilelik süresince adet görmeyi uyarabileceği için lavanta kullanmanız önerilmez. Düşüğe ve diğer komplikasyonlara sebep olabilir.
  • Düşük Kolesterol: Lavanta çayının kolesterol düşürücü etkileri vardır. Kolesterol ilacı kullanıyorsanız olumsuz etkileşimler görülebilir.
  • Kan İncelticiler: Bitkinin kan inceltici özellikleri vardır ve kalp için iyidir ancak halihazırda kan inceltici ilaç kullananlar için tehlikeli olabilir. Özellikle ameliyatlardan önce kullanılmamalıdır.
  • Güneş Hassasiyeti: Aşırı lavanta çayı tüketimi cildin güneşe olan hassasiyetini artırır ve ciltte tahriş ve yanmalara sebep olabilir.

Eğer yukarıdaki yan etkilerden herhangi birini yaşıyorsanız lavanta ve ürünlerini kullanmayı bırakmalısınız. Eğer ilaçlarınızla ilgili olumsuz bir etkileşim olduğunu düşünüyorsanız diyetinize eklemeden önce doktorunuza danışınız.


Lavanta çayı nasıl hazırlanır? Lavanta nasıl saklanır?

Lavanta çayı...
Lavanta çayı ve tomurcukları…

Evde lavanta çayı yapmak basit bir işlemdir ve sadece çiçeklere (tomurcuklara) ve suya ihtiyacınız vardır. Bazı kişiler çayı bal, papatya ve diğer bitkisel çaylarla beraber tüketmeyi tercih eder.

Malzemeler: 4 çay kaşığı lavanta tomurcuğu (veya 1 yemek kaşığı kurutulmuş tomurcuk), 2 bardak su, 1 çay kaşığı bal

Hazırlanışı:

  • Taze veya kuru lavanta tomurcuklarını bardağa koyun.
  • Kaynar suyu 1 dakika dinlendirin.
  • Suyu tomurcukların üzerine dökerek 5 dakika demleyin. Bardağın üzerini kapatarak buharı içeride tutunuz.
  • Eğer isterseniz bal ekleyin ve servis edin. Lavanta tomurcuklarının çoğu bardağın dibinde kalacaktır, süzmenize gerek yoktur.

Eğer kendi lavanta bitkiniz varsa, tamamen çiçek açmadan tomurcuk halinde toplamak daha iyidir. Tomurcuklanan çiçek saplarını yaprakların hemen üzerinden kesip bir deste halinde bağlayabilir; karanlık, kuru ve serin bir yerde asarak kurutabilirsiniz. Kurutma süreci 2 ile 4 hafta kadar sürer. Ardından lavanta saplarını ovalayarak tomurcukları kolayca ayırabilirsiniz.


Kaynaklar ve Referanslar


Chai Çayı (Masala Çayı)

Chai çayı (masala çayı) ve içindekiler...

Chai Çayı Nedir? Chai Çayı Neye İyi Gelir?

Dünyanın bir çok bölgesinde “chai” kelimesi basitçe çay anlamına gelir. Ancak Batı Dünyasında hoş kokulu ve baharatlı bir Hint çayı olan masala chai’yi adlandırmak için kullanılır. (1)

Chai çayı hafif tatlı, koyu baharatlı ve sıcak bir içecektir. İçerisinde siyah çay, zencefil ve diğer baharatların bir karışımı bulunur. Çayın içerisindeki baharatlar, siyah veya yeşil çay kullanılması, su veya süt kullanılarak hazırlanması durumu; hazırlandığı bölgeye göre değişiklik gösterebilir. İçeceğe eklenen en popüler baharatlar; kakule, tarçın, kişniş tohumu ve karabiber tohumlarıdır.

Chai’nin en popüler tüketim şekli, bu gün çok sayıda kafenin menüsünde yer alan haliyle, chai tea lattedir. (bol sütlü chai çay) Çayı dışarıda bulabileceğiniz gibi, hazır poşet çay halinde satın alabilir veya evde kendi chai çayınızı kendiniz hazırlayabilirsiniz.

Chai Çayının Faydaları Nelerdir?

1- Kalp Sağlığını İyileştirir: Bu çayın kalp sağlığı üzerindeki olumlu etkilerine ilişkin bilimsel araştırmalar vardır. Araştırmalara göre çayın içindeki temel baharatlardan biri olan tarçın tansiyonu ve kötü kolesterolü düşürür. (2) Bu konuda yapılan çoğu araştırma günde 1-6 gram arası tarçın önerir ki bir bardak chai çayında daha az tarçın vardır ancak son araştırmalara göre günde 120 mg kadar tarçın tüketmek baharatın kalbe olan olumlu etkilerini görmek için yeterlidir. (3) Ayrıca çayın içerisindeki diğer baharatlar, siyah veya yeşil çayda kalbe farklı mekanizmalardan olumlu etkiler sağlamaktadır.

2- Kan Şekerini Düşürür: İçerisinde önemli miktarlarda zencefil ve tarçın bulunduğundan kan şekeri seviyelerinin kontrol edilmesine fayda sağlar. Tarçın insülin direncini ve açlık kan şekeri seviyelerini %10-29 arası düşürebilir. (4, 5) Düşük insülin direnci vücudun şekeri daha iyi metabolize etmesini sağlarken bu durum kan şekerinin düşük kalmasını sağlar.

Yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre günde 2 gram zencefil tozu tüketmek tip 2 diyabeti olan hastalara yardımcı olabilir; kan şekeri seviyelerini %12 düşürebilir. (6) Ancak bu durumlarda bilinmelidir ki dışarıda bir kafede satın aldığınız chai çayında tatlandırıcı maddeler bulunabilir ve çayın kan şekeri düşürücü etkilerini ortadan kaldırabilir. Bu yüzden evde kendi demlediğiniz şekersiz çayları tüketmek diyabet sorunu olan kişiler için zorunluluktur. Aslında Starbucks’ta satılan 360 ml’lik bir chai tea lattede 35 gram şeker bulunur ve bunun 2/3’ü eklenen şekerden gelir. (7)


3- Mide Bulantısını Azaltır, Sindirimi Artırır: Chai çayında mide bulantısına karşı güçlü etkileri olan zencefil bulunur. (8) Zencefil özellikle hamilelik esnasında yaşanan mide bulantılarına karşı etkilidir. Günde 1.1-1.5 gram zencefil tüketmek mide bulantısını önemli oranda azaltır. Bu miktar neredeyse bir bardak chai çayında bulunan miktar kadardır.

Çayda ayrıca bakteri kaynaklı sindirim sorunlarına karşı etkili antibakteriyel maddeler içeren tarçın, karanfil ve kakule bulunur. (9) İçerisindeki karabiberin sindirim sağlığına olan etkileri ise biraz daha farklıdır. Karabiber sindirim enzimleri miktarını artırır ve besinlerden daha iyi faydalanılmasını sağlar.

4- Zayıflamaya Yardım Eder: Düzenli olarak tüketilmesi kilo almayı önleyebilir ve zayıflamaya birden fazla mekanizmayla yardımcı olabilir. Süt ile hazırlandığı taktirde iyi bir protein kaynağı olur ve karbonhidrat ve yağ tüketiminizin düşmesine yardım eder. Öyle ki chai çayını zaman zaman atıştırmalık yerine içebilirsiniz. İçerisindeki çay ve baharatlar yağ yakımını uyarır ve formda kalmanıza olumlu etkiler yapar. Özellikle karabiberin vücudun belli bölgelerinde yağ birikimini önlediği bilinmektedir. Ancak çayı tüketirken çok fazla şeker kullanmadığınızdan emin olmalısınız.

5- Uyarıcıdır, Uyanmanıza Yardım Eder: İçerdiği çay yapraklarından gelen kafein sayesinde sabahları güne başlamak için harika bir seçenek olabilir, içindeki baharatlar ise gün boyunca zinde kalmanıza yardım eder. Chai çayı yaklaşık olarak bir bardak kahvenin 3’te 1’i kadar kafein içerir. Yani kafein kaynaklı bir yan etki görülmeden birkaç bardak chai çayı tüketebilirsiniz. Eğer günlük kafein alımınızı azaltmak istiyorsanız kahve yerine tüketmek iyi bir tercihtir.

6- Baş Ağrısı ve Diğer Ağrılara İyi Gelir: Bazı yaygın ağrıların ve hatta artrit ağrısının azaltılmasına yardım eder. Bu etkilerin sebebi içerisindeki malzemelerin, özellikle zencefil ve karanfilin antienflamatuar özellikleridir. Zencefil kökü iltihaplanmaları azaltır, migren ve baş ağrılarına karşı etkili olur. Karanfil ise 2000 yıldır diş ağrısı vb. gibi küçük ağrılara karşı homeopatik bir çözüm olarak kullanılmaktadır. (10)

7- Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: Eğer güçlü bir bağışıklık sisteminiz olsun istiyorsanız; her gün birkaç bardak chai çayı içmek yardımcı olabilir. Kakule yüzyıllardır Tibet tıbbının temel malzemelerinden biri olmuştur ve yüksek miktarda C vitamini ve diğer besinleri içerir. (11) Siyah kakule antiseptik ve balgam söktürücü özellikler gösterirken, yeşil kakule sinüsleri temizler ve detoks etkisi vardır. Her iki türde güçlü antioksidanlar ve antimikrobiyal maddeler içerir; soğuk algınlığı, bakteri ve mantarlara karşı korur.

8- Hücre Sağlığını Korur, Kronik Hastalıkları Önler: Çayda bol miktarda serbest radikalleri etkisizleştiren polifenol antioksidanlar vardır. Serbest radikaller, çevredeki kirlilik ve kimyasallar kaynaklı bileşikler olup hücre hasarına yol açabilir, Alzheimer, Parkinson ve farklı kanserlere sebep olabilir. Chai çayında çoğu meyve ve sebzeden daha fazla polifenol bulunur. Karanfil ve tarçın yüksek antioksidan kabiliyete sahip baharatlardır. Bu sayede hücresel dejenerasyona, virüslere ve bakterilere karşı korur; yaşlanmayı yavaşlatır.


Chai Çayının Zararları / Yan Etkileri

Chai çayı özellikle yüksek miktarlarda tüketildiğinde hamilelerde ve mide sorunu olan kişilerde bazı ciddi yan etkiler görülebilir. Hamile ve emziren annelerin kafeinli içeceklerden uzak durması gerekmektedir. Diğer kişilerde aşırı miktarda chai çayı tüketirse ishal gibi mide ve bağırsak sorunları ve huzursuzluk ve anksiyete yaşayabilir. Bu güçlü çayın kontrollü tüketilmesi önemlidir. Çayın bazı yan etkileri aşağıdadır.

  • Kafein kaynaklı yan etkiler: Chai çayı yüksek miktarlarda kafein içerebilir. Eğer aşırı kafeinli chai çayı tüketirseniz; baş dönmesi, uyku sorunları, huzursuzluk ve mide bulantısı yaşayabilirsiniz. Çayınızdaki kafein miktarını azaltmak için, siyah çay yerine yeşil çaylı chai çayı tercih edebilirsiniz.
  • Hamile ve emziren annelerin chai çayı tüketimindeki riskler: İçerisinde çok çeşitli baharatlar bulunabileceğinden dikkatli tüketilmelidir. Hamilelik esnasında uzak durmanız gereken temel baharatlar; dul avrat otu, guarana, maydanoz, kekik, ada çayı, ayı üzümü, damiana ve comfreydir. (karakafes otu) Bu bitkileri içeren markaların chai çaylarından uzak durmanız önerilir. Chai çayı ayrıca kafein içerir. (12)
  • Diğer yan etkiler: Aşırı tüketiminde demir eksikliği ortaya çıkabilir. Aşırı chai çayı tüketildiğinde bağırsaklardan demir emilimi azalabilir. (13)

Evde Chai Çayı Nasıl Hazırlanır?

Evde kendi chai çayınızı yapmanız oldukça basittir ve sadece birkaç yaygın malzeme ile yapılabilir. Bu tarifteki malzemeleri tercihlerinize göre değiştirebilirsiniz.

  • Adım 1 – 2 parça tarçın kabuğu, 10 karanfil ve 1 çay kaşığı kakule tohumunu bir süzgeç veya tülbente koyun.
  • Adım 2 – Bu karışımı bir cezve dolusu suyun içine yerleştirin, düşük ateşte kaynayıncaya kadar ısıtın.
  • Adım 3 – 15 dakika kısık ateşte bekletin ardından ocağı kapatın.
  • Adım 4 – İçerisine 1-2 siyah çay poşeti ekleyin ve 3-4 dakika demleyin.
  • Adım 5 – Çay poşetlerini ve baharat karışımını alın.
  • Adım 6 – 2 bardak süt ve çeyrek bardak bal ekleyin.
  • Adım 7 – Ilık veya soğuk servis edebilirsiniz.
Kaynaklar ve Referanslar


Gelincik Otu

Gelincik otu çiçekleri...

Gelincik nedir? Gelincik otu neye iyi gelir?

Gelincik otu besin değeri olan, farklı bölümleri farklı amaçlarla kullanılan oldukça ünlü bir çiçektir. Baharın gelişiyle beraber tarlalarda kırmızı gelincik otu kolaylıkla kendiliğinden büyür. Bilimsel adı Papaver rhoeas olan bitki aynı haşhaş bitkisi gibi gelincikgiller familyasındandır. Gelincik otunun; çiçekleri taze veya kuru halde gelincik çayı yapımında, bitkinin tamamı meze, börek, salata ve diğer farklı yemeklerin yapımında, tohumları ise hem ünlü bir baharat olarak hem de sağlığa olan faydaları sebebiyle kullanılır. (1) Aslında bitkinin bütün bölümleri sağlığa olan faydaları için bitkisel ilaç olarak kullanılmaktadır ancak en yaygın olarak çiçekleri veya tohumu tercih edilir. Tohumu özellikle Kuzey Amerika’da yaygın tercih edilen bir baharattır. (2)

Gelincik otunda ve tohumunda morfin ve kodein gibi opiat alkaloitler bulunur. Bu ve içerdiği diğer maddeler sebebiyle tıbbi ve narkotik kullanımları vardır. Özellikle kurutulmuş çiçekler alkoloid, flavonoid ve antioksidanlar açısından oldukça zengindir.

Bitkinin en önemli sağlık faydaları arasında cilt ve saç sağlığını artırması, bağışıklık sistemini güçlendirmesi, kalbi koruması, kadın doğurganlığını artırması, kan dolaşımını ve sindirimi iyileştirmesi, sinir sistemini düzenlemesi ve tip 2 diyabeti önlemesi sayılabilir. Ayrıca görüş kabiliyetini ve uyku kalitesini iyileştirdiği bilinmektedir.

Gelincik tohumlarının kullanılması BAE, Dubai ve Suudi Arabistan gibi bazı ülkelerde yasaklanmıştır. Bitkiyi tıbbi amaçlarla kullanmadan önce doktorunuza danışmanız ve dozajını iyi ayarlamanız önerilmektedir.


Gelincik otunun (tohumunun) faydaları nelerdir?

1- Analjezik Etkileri Vardır: Gelinciğin en çok araştırılan etkilerinden biri ağrı kesici özellikleridir. (3) İçerisindeki aktif maddelerden biri hastanelerdeki en etkili ağrı kesicilerden olan morfindir. Eğer tohumlarını tüketirseniz veya çayını içerseniz; küçük ağrıları dindirebilir, baş ağrısını geçirebilir ve hatta iyileşmeyi hızlandırabilirsiniz. İçerisinde önemli miktarlarda çinko minerali bulunduğu için iyileşme sürecini hızlandırır.

2- Cilt Sağlığını Artırır, Cilt Bakımında Kullanışlıdır: Bitkideki antioksidanlar ve yüksek oranlardaki linoleik asit cilt sağlığı üzerinde çok etkili olabilir. (4) Tohumlarından süt kullanılarak yapılan macunlar cildin nemlendirilmesi ve sağlıklı ve parlak görünmesi için kullanılabilir. Karışıma birkaç damla limon suyu ekleyerek kaşıntı, egzama, yanık veya herhangi bir cilt iltihaplanması sorununda kullanılabilir. Ezilmiş gelincik tohumlarına yoğurt ekleyerek cilt üzerindeki eski deriyi temizleme ve lekeleri giderme amaçlı harika bir yüz maskesi elde edebilirsiniz.

3- Saç Uzamasını Artırır ve Hızlandırır: Bu bitki ve tohumları doymamış yağ asitleri ve kalsiyum, çinko ve magnezyum gibi mineraller açısından harika bir kaynaktır. Bütün bu besinler parlak, sağlıklı ve uzun saçlara yardımcı olur. Tohumlar, su veya süt ve zeytin yağı kullanılarak saç uzamasını artırıcı ve kırıkları tedavi edici bir macun elde edilebilir.

4- Kepek Sorununu Tedavi Eder: Kepek saç kaybına yol açabilir. Gelincik otu saçlarınızı güçlendirdiği gibi kepeği de tedavi eder. Bu amaçla yaygın olarak, ezilmiş gelincik tohumu, yoğurt ve bir çay kaşığı kırmızı biber karışımı kullanılır. Bu karışım doğruca kafa derisine uygulanır, yarım saat beklenir ve yıkanır. Düzenli kullanıldığında kepek sorunundan kurtulabilirsiniz. Düzenli olarak bitkinin çayını içmek de kepekten kurtulmanıza ve daha sağlıklı saçlara kavuşmanıza yardımcı olur.

5- Uykusuzluğu Tedavi Eder: Araştırmalara göre bitki ve tohumları uyku getirmekte oldukça etkilidir. Uyumadan bir saat önce içilen gelincik otu tohumu çayı veya gelincik otu tohumlu süt daha iyi uyumanızı sağlar. Bitkide yüksek miktarda, kortizol seviyelerini düşürerek stresi azaltan alkaloidler bulunur. (5) Morfin içerdiği için tükettiğiniz çayın dozajından ve miktarından haberdar olmalı, kontrollü kullanmalısınız. Çocuklara vermeden önce doktora danışmanız en iyi karardır.

6- Kadın Doğurganlığına Etkileri: Yeni yapılan bir araştırmaya göre; kısır kadınların fallop tüplerinin gelincik tohumu yağı ile yıkanması hamile kalma şanslarını artırır. (6) Bir kadının fallop tüpleri tıkandığında, döllenmiş yumurtanın uteruse (rahim) taşınması engellenir. Gelincik tohumu yağının fallop tüplerindeki tıkanıklıkları açtığı ve pahalı IVF (tüp bebek) tedavisine bir alternatif olduğu bulunmuştur.

7- Bağışıklığı Güçlendirir: Araştırmalara göre bağışıklık sisteminin güçlü kalması için yeterli miktarda çinko minerali alınması gereklidir. (7) Bu mineral gelincik tohumlarında yüksek miktarda bulunur ve beyaz kan hücrelerinin üretimini artırarak vücudun yabancı madde ve ajanlara olan cevabını güçlendirir.


8- Kalp Sağlığı: Gelincikte bulunan bir diğer önemli mineral demirdir ve kırmızı kan hücreleri üretimi için temel mineraldir. Demir alımınızı artırarak; kan dolaşımını iyileştirebilir ve vücudun önemli organlarına taşınan oksijeni artırabilirsiniz. (8) Bu sayede anemi (kansızlık), enerji düşüklüğü, halsizlik gibi sorunları azaltabilir ve iyileşme süresini kısaltabilirsiniz.

9- Sindirime Yardımcı Olur: Eğer kabızlık ve ishal sorunlarınız varsa, life ihtiyacınız vardır. Gelincik lif açısından zengin bir bitkidir ve bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine yardımcı olur. Bağırsaklardaki iltihaplanma ve ağrıları azaltır, bağırsakların sağlıklı çalışmasına yardımcı olur.

10- Tip 2 Diyabetin Önlenmesine Yardım Eder: Gelinciğin diyabete olan etkileri genel olarak önleme seviyesindedir. (9) Kendinizi global bir risk olan diyabetten korumak için bol bol çinko içeren besinler tüketmek iyi bir tercih olabilir.

11- Göz Sağlığı: Yaşlandıkça gözlerin fonksiyonlarında gerilemeler olabilir ancak doğru beslenme alışkanlıkları edinmek bu sürecin durdurulmasına fayda sağlar. Antioksidanlar gözleri korumak için harikadır, ayrıca gelincikte bulunan çinko da çok etkili olabilir. Gelincik tüketerek yaşa bağlı görme kayıplarını önleyebilir ve görüşünüzü güçlü tutabilirsiniz. (10)

12- Sinir Fonksiyonlarını İyileştirir: Çoğu kişi kalsiyumun ne kadar önemli olduğunu gözden kaçırabilir ancak sinir sistemi sağlığı deyince kalsiyumdan önemli az sayıda mineral vardır. Yüksek kalsiyum içermesi sebebiyle gelincik tam bir sinir dostudur ve sinirsel düzensizlikleri önler.

13- Kemik Sağlığına İyi Gelir: Gelincik tüketmek kemik erimesi riskini azaltır ve kemiklerle ilgili diğer sorunları önleyebilir.

14- Tansiyonu Düşürür: Bitki analjezik ve anestetik özellikleriyle kalbi korur. İçerdiği potasyum damar genişletici etkiler gösterir, tansiyonu düşürür ve sağlıklı kan akışına yardımcı olur. (11) Bu sayede ateroskleroz, kalp krizi ve diğer kalp sorunları önlenebilir.


Gelincik otunun zararları / Uyarılar

Gelincik otunun besin miktarlarında tüketilmesi güvenli kabul edilir. Bitkinin tohumları ve çayı tıbbi amaçlarla kullanılacağında aşırı dikkat ile kullanılmalıdır. Gelincik tohumu narkotik bir maddedir. (12) Küçük miktarlarda ve sık olmadığı zamanlar çayı belirli faydalar sağlar ancak düzenli kullanıldığında bağımlılık yapabilir. Gelincik çayı tüketiminde görülen bazı yan etkiler: (13)

  • Baş ağrıları
  • Mide ağrısı
  • Uyuşukluk
  • Baş dönmesi
  • Uzun süreli kullanımlarda kaşıntı, hassasiyet, mide bulantısı, solunum sorunları ve kabızlık
  • Aşırı yüksek miktarlarda kullanılması komaya ve ölüme sebep olabilir. (14)

Piyasada benzer etkileri olan ve fiziksel ve psikolojik bağımlılık yapmayan çok sayıda bitkisel çay vardır. Gelincik çayı ve tohumu hakkında yeterli tecrübeniz yoksa veya nadiren kullanmayı düşünmüyorsanız farklı bir bitkiyi tercih etmeniz daha iyi olabilir. Diyetinize düzenli olarak eklemeden önce doktorunuza danışmanız önerilir. Bu çay uyuşturucu bağımlılığını tedavi etmek için alternatif olarak düşünülmemelidir; tek farkı yasal ve yaygın bir bitki olmasıdır.

2010 yılında yapılan bir araştırmaya göre bitki belirli ilaçlarla, özellikle anksiyete tedavisinde kullanılan Fenazepam ile etkileşime girebilir. Bir olayda, hasta Fenazepam kullanmadan önce gelincik tohumu çayı içmiş ve bu durum ölümüne sebep olmuştur. (15)

Hamilelik ve emzirmede gelincik otu kullanımı: Gelincik tohumu çayının hamilelikte kullanımı hakkında yeterli araştırma yoktur; en iyi tercih kullanmamak olacaktır. Ayrıca genç yaştaki çocuklar üzerinde tehlikeli olabilir.


Kaynaklar ve Referanslar


Anason Yağı

Anason esans yağı...

Anason yağı nedir? Neye iyi gelir?

Anason antik zamanlardan beri bir baharat ve çok sayıda yemek ve içecek için tatlandırıcı ajan olarak kullanılmaktadır. Bitkinin bu gün sahip olduğu ünün asıl sebebi bazı alkollü içkilerde yaygın olarak kullanılmasıdır. Bitki ve yağı tıbbi amaçlarla kullanıldığında çok sayıda kişinin haberdar olmadığı faydalar sağlayabilir. Anasonun tıbbi özellikler antik Mısır, Yunanistan ve Roma’da binlerce yıl önce bilinmekteydi. Bitkinin tıbbi olarak kullanımlarında en yaygın olarak anason esans yağı tercih edilir. Bu yağ, bilimsel adı Pimpinella Anisum olan anason bitkisinin kurutulmuş meyvelerinin buharla damıtılmasıyla elde edilir. Eğer piyasada bulunan hazır anason yağlarını kullanmak istemiyorsanız; kuru anason tohumları ve taşıyıcı bir yağ kullanarak evde kendi anason yağınızı yapabilirsiniz.

Anason yağının içerisindeki temel bileşen anetoldür ve yağın %90’ını oluşturur, bitkinin karakteristik kokusunun sebebi bu maddedir. İçerdiği diğer maddeler; alfa-pinen, anisaldehid, beta pinen, kampen, linalol, trans-anetol, safrol ve asetanisoldür.

Yağın sağlığa faydalarının sebebi; anti-epileptik, anti-histerik, antiromatizmal, antiseptik, antispazmodik, müshil, karminatif (gaz çıkartıcı), kordiyal (kalbi güçlendirici), dekonjestan, sindirimi kolaylaştırıcı, balgam söktürücü, böcek öldürücü, sakinleştirici, uyarıcı ve vermifüj (parazit/bağırsak kurdu öldürücü) özellikte maddeler içermesidir. Detaylar ve sağlığa faydaları için sonraki başlığı okuyabilirsiniz.


Anason yağının faydaları nelerdir?

1- Anti-epileptik ve anti-histerik özellikleri vardır: Yağ narkotik ve sedatif etkileri sebebiyle yüksek dozlarda kullanıldığında kan dolaşımı, solunum ve sinirsel cevapları yavaşlatarak epilepsi ve histeri krizlerini sakinleştirebilir. Bu etkiler yağın düşük dozajlarda görülen uyarıcı ve kalbi güçlendirici etkilerinin tam tersidir. Anason yağı sinirsel sorunları, ekstrem reaksiyonları ve kasılmaları rahatlatmada etkilidir. Bu etkileri uzun süredir bilinmekte ve kullanılmaktadır ancak bu amaçlarla yüksek dozların özellikle çocuklarda yan etkilere sebep olma ihtimali olduğundan dikkatli kullanılmalıdır.

2- Antiromatizmaldir: Anason yağı romatizmal ve artritik ağrılarda, kan dolaşımını uyararak ve etkilenmiş bölgelerde ağrı hissiyatını azaltarak rahatlama sağlayabilir.

3- Antiseptiktir: Yağ yaralar üzerinde kullanıldığında etkili bir koruyucu katman oluşturur ve enfeksiyon ve kan zehirlenmesine karşı korur. Bu sayede yaraların daha hızlı iyileşmesini sağlar.

4- Anason yağı antispazmodiktir: Spazm kaynaklı görülen durumlar ve rahatsızlıklar, kramp, öksürük, ağrı, ishal, sinirsel sorunlar ve kasılmalardır. Spazmlar, solunum yollarının, kasların, sinirlerin, kan damarlarının ve iç organların aşırı kasılmalarıdır ve şiddetli öksürük, kramp, sinirsel sorunlar, kan dolaşımı sorunları, mide ve göğüs ağrıları ve diğer semptomlara sebep olur. Anason yağı doğal bir rahatlatıcı ve antispazmodik olarak aşırı kasılmaları önleyebilir ve yukarıda sayılan sorunlarda rahatlama sağlayabilir.

5- Müshil özellikleri vardır: Hafif bağırsak boşaltıcı etkileri vardır ancak kullanması güvenlidir. Diğer sentetik ve sert müshillerle kıyaslanınca mide ve karaciğere rahatsızlık vermez, yorgunluk ve halsizlik yapmaz. Düşük dozlarda kullanıldığında kabızlığı, aşırı gazı ve sindirim sorunlarını tedavi eder.

Anason bitkisi ve çiçekleri...
Anason bitkisi ve çiçekleri…

6- Gaz çıkarıcıdır: Gaz problemlerinden kurtulmanın ne kadar rahatlatıcı olduğunu sadece yaşayanlar bilir. Çok ciddi bir rahatsızlıktır ve kısa sürede tedavi edilmelidir. Sindirim güçlüğüne, midede şişkinliğe, akut göğüs ağrısına, mide ağrılarına, kas kramp ve ağrılarına ve hatta kronikleşirse saç kaybı ve görme sorunlarına yol açar. Anason esans yağı gaz çıkarımını ve sindirimi artırır ve yeni gaz oluşumunu önler.

7- Kordiyaldir, kalbe iyi gelir: Bu yağın solunum ve dolaşım sistemleri üzerindeki sakin ve ısıtıcı etkileri yağı kordiyal yapar. Bu sayede soğuk algınlığı, balgam birikimi, romatizma ve artrit gibi sorunlara iyi gelir.

8- Dekonjestandır: Anason yağı akciğerlerdeki tıkanıklıkları temizlemede, astım ve bronşit gibi hastalıklarda çok etkili olabilir.

9- Sindirime yardımcı olur: Anason ve anason yağının bu özelliği sindirimi artırmak için yaygın olarak kullanılır. Anason tohumu çiğnemek eski bir gelenektir veya anason içeren tatlılar tüketmek ve bir bardak ılık suya birkaç damla anason yağı damlatmak bu amaçla uygulanan yöntemlerdir. Özellikle ağır bir yemekten sonra kullanışlıdır.

10- Solunum düzensizliklerini tedavi eder: Bu yağ balgam söktürücü olarak dikkatleri üzerinde toplar ve bu konuda etkileyici bir ünü vardır. Ciğerlerde birikmiş mukus ve balgamı gevşetir, öksürüğü rahatlatır, göğüsteki ağırlığı kaldırabilir, nefes alma güçlüklerinde, astım, bronşit, tıkanıklık ve diğer solunum düzensizliklerinde faydalı olur. Anason tohumlarında bu esans yağ bulunduğu için tohumlar, katran ve balgamı gevşetmek için tütün gibi içilebilir.

11- Böcek öldürücüdür: Anason yağı böceklere ve küçük hayvanlara toksiktir, kokusu böcekleri uzak tutar. Bu sebeple bulunulan ortama yağın veya buharın yayılması böcekleri uzak tutacaktır.

12- Sakinleştiricidir: Narkotik ve uyuşturucu etkileri sebebiyle; anksiyete, sinirsel dalgalanmalar, depresyon, sinirlilik ve stres ve uykusuzluk gibi sorunlara karşı kullanılır. Bu etkiler özellikle yüksek dozlarda kullanıldığında görülür. Ancak yüksek dozlar kullanılırken çok dikkatli olunmalıdır ve narkotik etkileri dikkatle takip edilmelidir.

13- Düşük dozlarda uyarıcıdır: Anason yağının uyarıcı etkileri vardır. Kan dolaşımını uyarır ve romatizma ve artriti rahatlatır, enzim ve hormon salgılanmasını artırır. Bütün metabolizmayı güçlendirebilir ve sinir sistemini uyararak beyni daha uyanık ve aktif yapabilir.

14- Vermifüjdür (Parazit ve bağırsak kurdu öldürücü): Bu etkiler böcek öldürücü özelliklerinin bir diğer yönüdür. Bağırsaklarda bulunan bağırsak kurtlarını öldürebilir. Bu etkileri özellikle bağırsak kurtlarından daha yaygın olarak etkilenen çocuklar üzerinde faydalı olabilir.


Anason yağının zararları nedir? / Özel durumlar

Anason yağı insan tüketimi için genellikle güvenlidir. Tüketildiğinde ve normal seviyelerde kullanıldığında tehlike oluşturmaz. (1) Ancak yüksek dozlarda kullanıldığında anason östrojenik bir ajan olduğu için hormon hassasiyeti olan belirli kanser türlerinin durumunu kötüleştirebilir. (2)

Anason yağı bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara sebep olabilir. Eğer polen, kereviz ve havuca alerjiniz varsa anason yağı sizde alerji yapabilir. Bu durumlarda 1-5 ml arası anason yağı mide bulantısı, kusma, kasılmalar ve akciğer ödemi yapabilir. Aşağıdaki alerjik reaksiyonlar ve durumlar görüldüğünde zaman kaybetmeden doktora görünmeniz önerilir. (1)

  • Herhangi bir alerjik reaksiyon
  • Ağız ve dudak iltihaplanması
  • Mide bulantısı, kusma, kasılma ve nöbetler
  • Ciltte tahriş

Hamilelik ve emzirmede anason yağı kullanımı: Hamile ve emziren anneler bu yağdan fayda görebilir. Özellikle anne sütünü artırmada, normal adet görmede ve ağrıyı azaltmada faydalıdır.

Çocuk ve bebeklerde anason yağı kullanımı: Yüksek dozlarda çocuklarda kullanılması tehlikeli olabilir. Anason tohumunun ve yağının çocuklarda normal ve düşük miktarlarda kullanılması güvenlidir. Bebeklerin ve küçük çocukların cildine doğrudan uygulanması tehlikeli olabilir.


Kaynaklar ve referanslar


Bakopa (Brahmi)

Bakopa monnieri (brahmi) bitkisi...

Bakopa nedir? Neye iyi gelir?

Bakopa bitkisi ve çiçeği...
Bakopa monnieri bitkisi ve çiçeği…

Bakopa veya diğer yaygın kullanılan ismiyle brahmi; bilimsel adı Bacopa monnieri olan sürünücü çok yıllık bir bitkidir. Küçük beyaz çiçekleri, dolgun yaprakları vardır. Bitki Ayurvedik tıpta ve dünya genelindeki farklı geleneksel tıp uygulamalarında el üstünde tutulur ve nesillerdir kullanılır. Bakopa insan yerleşiminin olduğu bütün kıtalarda doğal olarak yetişmektedir.

Nadir bulunan sağlığa faydaları sebebiyle aranan bir bitkidir. Bitkinin içerisinde güçlü etkileri olan belirli alkaloidler, triterpen saponinler, uçucu maddeler ve çok sayıda diğer organik bileşik bulunur. Taze olarak salatalarda kullanılması yaygındır ancak kurutularak, öğütülerek çay olarak ve diğer bitkilerle beraber de kullanımı bulunur. Hafif bir lezzeti vardır; asıl kullanım amacı sağlığa olan etkileridir.

Bakopanın en nadir ve önemli faydaları arasında; bilişsel yetenekleri artırması, stresi rahatlatması, kan şekerini düzenlemesi ve solunum hastalıklarını tedavi etmesi sayılabilir. Ayrıca sindirimi iyileştirir, zihinsel gerilemeye karşı korur, bağışıklığı güçlendirir ve iltihaplanmaları azaltır. Sağlığa faydalarını, zararlarını ve detayları sonraki bölümde bulabilirsiniz.


Bakopa monnierinin faydaları nelerdir?

1- Bilişsel Kuvveti Artırır: Bitkinin en güçlü olduğu yönlerden biri zihni uyarmasıdır; özellikle hafıza ve konsantrasyonun artırılmasında etkili olabilir. (1) Ayurvedik tıpta uzun yıllardır dikkat ve bellek gücünü artırmak için kullanımı devam etmektedir. İçerdiği bazı organik bileşikler beyindeki bilişsel yolları uyararak bu yolların etkisinde olan beyin fonksiyonlarının güçlendirilmesini sağlar. (2)

2- Zihinsel Düzensizlikleri Tedavi Edebilir: Bakopa, demans (bunama) ve Alzheimer gibi hastalık başlangıçlarını önleyebilir ve tedavi edebilir. (3) Araştırmalara göre bitki yeni nöron yollarının yaratılmasında ve beyindeki oksidatif stresin azaltılmasında etkili olur ve ileri yaşlarda dahi zihni keskin tutabilir. Hindistan’da yapılan bir araştırmada bitki nöroprotektif özellikleri ve terepatik (tedavi edici) potansiyeli sebebiyle hafıza kaybı sorunu olan kişilere önerilmiştir. (4)

3- Anksiyete ve Stresi Azaltır (Adaptojen Görevi Görür): Bitkinin yaprakları tek seferde 2-3 adet olmak üzere anksiyete ve stresi rahatlatmak için çiğnenebilir. Yapraklardaki aktif maddeler vücuttaki hormon dengesini etkiler ve stres hormonlarının azalmasını sağlar. Bakopa kulanarak doğal yoldan, yan etki görülmeden stres ve anksiyeteyi rahatlatabilirsiniz. (5)

4- Antienflamatuardır: İltihaplanmış, ağrılı ve şiş bölgelere uygulandığında tahriş ve şişkinliği giderir ayrıca vücut içindeki iltihaplanmış bölgede etkili olur. (6) Bu özeliği artrit, gut ve diğer iltihaplı hastalığı olan kişiler için oldukça kullanışlıdır.

5- Antioksidan Açısından Zengindir: İçerdiği antioksidanlar sağlıklı bir yaşam biçimi için gereklidir. Antioksidanlar özellikle kanser, cilt sorunları, kalp hastalıkları ve diğer düzensizliklere yol açan serbest radikallere karşı etkili olur. (7) Düzenli olarak bakopa kullanılması yaşam kalitesini ve metabolizmanın sağlığını artırır. Bitkinin antioksidan özelliklerinin farklı hastalıklar üzerindeki olumlu etkileri araştırılmaya devam etmektedir ancak özellikle nörodejeneratif hastalıklara yol açan ve akrilamid denen tehlikeli toksin madde üzerinde etkilidir.

6-Solunum Sağlığını İyileştirir: Bakopa çay olarak kullanıldığında veya yaprakları çiğnendiğinde solunum sağlığını iyileştirir. (8) Ayurvedik tedavilerde bronşit, tıkanıklık, soğuk algınlığı ve sinüs tıkanması tedavisinde kullanılır. Aşırı balgam ve mukusu uzaklaştırır, boğaz ve solunum yollarındaki iltihaplanmaları söker, hızlı bir rahatlama sağlar.

7- Bağışıklığı Güçlendirir: Çay olarak, yaprakları, tablet besin destekleri veya diğer formlarda tüketildiğinde bağışıklık sistemine gereken gücü sağlar. İçerdiği antioksidanlar ve besinler bağışıklık sisteminin patojen, virüs ve bakterilere karşı olan cevap süresini kısaltır. (9)

8- Epilepsi Semptomlarını İyileştirebilir: Bakopa yaprakları binlerce yıldır epilepsi tedavisinde kullanılmaktadır. (10) Bu etkinin sebebi olarak bitkinin nöral yollardaki aktifliği gösterilir. Epilepsi nöbetlerinin ve bipolar bozukluk, nevralji diğer mental hastalıkların önlenmesine yardımcı olur. Ayurvedik tıpta epilepsi nöbetlerinin sıklığını azaltmak için kullanılmaktadır.

Bir araştırmaya göre bitkinin nöronal uyarımın düzenlenmesi ve korunmasından sorumlu olan GABA reseptörleri üzerindeki etkisi ölçülmüştür. Reseptörlerdeki dengesizlik normal olmayan nöbetlerin ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Bakopa kullanılması GABA reseptör aktivitesini düşürerek epilepsi semptomlarının sıklığını azaltmıştır. (11)

9- Cilt Sağlığını İyileştirir: Cilt yaralarının iyileşmesini hızlandırmak ve aynı zamanda cildi dezenfekte etmek istiyorsanız sadece biraz bakopa suyu veya yağını etkilenmiş bölgeye uygulamanız gerekir. Yara izlerinin azalmasına yardımcı olur ve cilde sağlık katar.

10- Kan Şekeri Seviyelerini Düzenler: Farelerde yapılan son deneylere göre antihiperglisemik etkileri sebebiyle kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olur. Diyabetin türüne göre hastalığın belirtilerinin iyileştirilmesinde etkili olabilir ve ayrıca hipoglisemi (aşırı düşük kan şekeri) semptomlarını iyileştirebilir; normal ve sağlıklı bir hayat sürmenize yardımcı olur.


11- Sindirim Sorunlarını Tedavi Eder: Bakopa rahatlatıcı, yumuşatıcı ve antienflamatuar bir bitkidir. Ülser vb. gibi mide-bağırsak sorunlarının rahatlatılmasına yardımcı olabilir.

12- Bakopa Karaciğeri Koruyabilir: Bitki farelerde Tylenol kaynaklı karaciğer hasarını düşürmüş ve katalaz ve glutatyon antioksidanlarının etkenliğini artırmıştır. Ayrıca çeşitli karaciğer hasarı göstergelerinin düşmesini sağlamıştır.

Bakopanın yan etkileri / zararları

Bakopanın ağız yoluyla ve cilt üzerinde uygun dozlarda kısa süreli (12 hafta süresince) kullanımı güvenlidir. Çoğu besin takviyesinde olduğu gibi bakopa monnierinin de 12 haftadan uzun süre düzenli kullanılması önerilmez. Solunum sistemi, idrar yolları, kardiovasküler sistem ve kan şekerine olan etkilerinden dolayı; astım, idrar yolu enfeksiyonu, düşük kalp atış hızı ve hiperglisemisi olanların kullanmadan önce doktorlarına danışmaları önerilir.

Bitkinin bilinen yan etkileri arasında; bağırsak hareketlerinin hızlanması, mide ağrısı, mide bulantısı, ağız kuruluğu ve halsizlik sayılabilir. Kullanırken aşağıdaki özel durumların bilincinde olunmalıdır. (12)

Hamilelik ve Emzirme Döneminde Bakopa Kullanımı: Bu dönemlerde kullanımı hakkında yeterli bilgi yoktur. Hamilelikte bakopa kullanmaktan kaçınmanız önerilir.

Düşük Kalp Atım Hızı (Bradikardi): Bitki kalp atış hızını yavaşlatabilir. Bradikardisi olan kişiler için sorun olabilir.

Mide-bağırsak yolu tıkanıklığı: Bakopa bağırsaklarda tıkanıklığa sebep olabilir. Bağırsaklarında tıkanıklık olan kişiler dikkatli olmalıdır.

Akciğer Hastalıkları: Bitki akciğerde sıvı salgılanmasını artırabilir. Astım ve anfizem gibi hastalıkları kötüleştirebileceğine dair şüpheler vardır. (12)

Tiroid Düzensizlikleri: Tiroid hormonu seviyelerini yükseltebilir. Tiroid hastalığı olanlar ve ilaç kullananlar bitkiyi dikkatli kullanmalı veya kullanmaktan kaçınmalıdır.


Bakopa Nasıl Kullanılır?

Bakopanın tedavi edici dozlarının kullanımı genellikle herhangi bir yan etkiye sebep olmaz ve bitki Ayurvedik tıpta birkaç yüz yıldır kullanılmaktadır. Geleneksel günlük dozaj 5-10 gram arası bakopa tozudur. Besin desteği olarak kullanıldığında yüksek dozlar önerilmez. Günlük 300 miligram besin takviyesi olarak kullanımı tavsiye edilir. (13)

Bakopa monnieri piyasada bakopa bitkisi, bakopa yağı, bakopa tozu, kapsül ve sıvı formlarda bulunabilir. Ayrıca yemek ve salata malzemesi olarak kullanılabilir.

Kaynaklar ve Referanslar


Kapari (Gebre Otu)

Kasede kapari meyveleri, gebre otu meyveleri...

Kapari (Gebre otu) nedir? Kapari neye iyi gelir?

Kapari aslında; bilimsel adı Capparis spinosa olan ve gebre otu olarak adlandırılan bitkinin olgunlaşmamış tomurcuklarının turşusudur. (1) Bitki doğada dikensi ve güzel görünümlü, beyaz, pembe çiçekleriyle ve mor stamenleriyle kolayca ayırt edilir. Çiçekleri çok güzel olsa da kapari, tomurcukları açmadan önce hasat edilmelidir. Eğer çiçeklerin döllenmesine izin verilirse, bitkide kapari üzümü denen zeytin büyüklüğünde meyveler oluşur ancak kaparinin daha çiçeksi, narin dokuda ve lezzette olduğu düşünülmektedir. (2)

Kapari bitkisinin ana vatanı Akdeniz Coğrafyası, bazı Asya ülkeleri ve Güney Afrika’dır. Akdeniz mutfağında önemli bir sebzedir. Bezelye büyüklüğündeki tomurcuklar toplandıktan sonra güneşte kurutulur ve limonsu, keskin lezzeti sebebiyle turşu yapımında kullanılır. Bazı tomurcuklar küçük bir yeşil zeytin boylarına ulaşabilir.

Kapari lezzeti dışında sağlığa olan ciddi faydaları sebebiyle de önemsenen bir sebzedir. Düşük kalorili olmasının yanı sıra içerisinde önemli miktarlarda antioksidanlar, fitobesinler ve vitaminler bulunur. Tarihte tıbbi amaçlarla yaygın olarak kullanılmıştır. Antik Mısır’da karaciğer ve böbrek hastalıkları belirtilerinin hafifletilmesinde kullanılırken, Romalılar felç şiddetini hafifletmek için kullanmıştır. Bitki diş ağrısı, ateş, baş ağrısı, ağrılı adet görme, romatizma ve siyatik gibi hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. (3)

Açılmış gebre otu (kapari) çiçekleri ve tomurcukları
Açılmış gebre otu (kapari) çiçekleri ve tomurcukları

Bilimsel araştırmalar ve geleneksel kullanımlar neticesinde bilinen diğer ve detaylı faydalarını, yan etkilerini ve diğer bilgileri öğrenmek için yazının devamına göz atabilirsiniz.

Kaparinin Faydaları Nelerdir?

1- Antioksidan Açısından Zengindir: Kapari rutin ve kuersetin dahil flavonoid bileşikler açısından zengin bir sebzedir. Bu maddeler güçlü antioksidanlardır ve kanser ve cilt hastalıklarına yol açan serbest radikalleri etkisizleştirebilirler.

2- Diyabet Belirtilerini Azaltır, Diyabette İyileşme Yapabilir: Uzun yıllardır kaparinin kan şekeri seviyelerini düşürdüğüne inanılmıştır ve bu sebeple ülkemiz dışında Fas, İsrail ve İran gibi ülkelerde kullanımı yaygındır. (4)

Tip 2 diyabeti olan 54 kişinin incelendiği bir araştırmaya göre; 2 ay boyunca günde 1200 mg kapari meyvesi özü tüketen kişilerde kan şekeri ve HbA1c seviyeleri yan etki görülmeden düşmüştür. (5) Fareler üzerinde yapılan deneylerde de kaparinin insülin seviyelerinde değişime sebep olmadan kan şekerini düşürdüğü; ayrıca böbrek, karaciğer ve pankreas hasarını azalttığı gözlenmiştir. (6)


3- Karaciğer Hasarını Azaltır: Klinik bir deneyde, alkolizm kaynaklı olmayan karaciğer yağlanması olan 44 kişi, 12 hafta boyunca günde 40-50 gram kapari tüketmiştir ve hastalarda, karaciğer hastalığının şiddeti azalmış, iki farklı karaciğer hasarı ölçüsünde düşüş görülmüştür. (7) Sirozu olan hastalar üzerinde yapılan deneylerde ise 6 ay boyunca günde 65 mg kapari özü ve diğer bitkiler içeren kapsüller (günde 3 tablet) kullanan kişilerde sıvı birikiminin azaldığı görülmüştür. (8)

Kapari karaciğerde hasara sebep olan farklı zehirli maddelerin olumsuz etkilerini orta süreli kullanımlarda azaltabilir ve ortaya çıkan karaciğer hasarının onarılmasına yardımcı olabilir.

4- İltihaplanmaları Azaltır: Kapari akut iltihaplanmalar kaynaklı şişlikleri azaltabilir, romatizmayı rahatlatır. Bir araştırmaya göre farelerde kapari özleri kullanılması solunum yollarındaki iltihaplanmaları azaltmış ve astımda iyileşmeye yol açmıştır. (9)

Alerjilerde Kapari Kullanımı: Klinik deneylerde ciltte %2 oranında kapari özü içeren 100 mg jel kullanılmasının histamin sebepli cilt iltihaplanmalarını önlediği görülmüştür. Ayrıca kapari tomurcuklarının hayvansal alerjenler kaynaklı akciğer hava yollarında oluşan iltihaplanma ve daralmaları azalttığı gözlenmiştir. (10)

Artritte Kapari Kullanımı: Fareler üzerinde yapılan deneylerde hem kapari meyve özleri hem de kaparili geleneksel Çin ilaçları eklem iltihaplarını ve ağrıyı azaltmıştır. (11)

5- Solunum Yollarındaki Tıkanıklıkları Rahatlatır, Kansızlığı Önler:

Çok sayıda kişi göğüste ve solunum yollarında biriken aşırı balgam ve mukustan şikayetçidir. Bu durum göğüste ağırlık, ağrı ve tıkanıklık yapar. Kapari tüketmek solunum yolları sağlığını artırır, aşırı balgam ve mukusun atılmasını sağlar.

6- Cildi Korur ve Nemlendirir, Yaşlanmayı Yavaşlatır: Kapari tüketmek güneşin zararlı ışınlarının cilt üzerinde sebep olduğu olumsuz etkileri geriye döndürebilir. Piyasada bulunan bazı kozmetik ürünlerinde kapari özleri bulunur ve bitkinin tercih edilme sebebi koruyucu, anti-aging ve anti-enflamatuar etkileridir. (12)

7- Alzheimer’ı Önleyebilir: Farelerde yapılan deneylere göre kapari Alzheimer’a sebep olan iki enzimin salgılanmasını bloklar ve bilişsel hasarı azaltabilir. (13)

8- Kapari Kanseri Önleyebilir: Kapari meyve özleri kanserli farelerde hayatta kalma süresini uzatmış ve karaciğer ve mide kanseri hücrelerini öldürmüştür. (14, 15) Ayrıca araştırmalara göre kolon kanserine sebep olan hücrelerin bölünerek çoğalmasını önleyebilir.

9- İdrar Söktürücüdür, Tansiyonu Düşürebilir: Kapari tüketmek idrar miktarını ve sıklığını artırarak vücuttan tuz atılmasını sağlar, tansiyonun düşmesine yardımcı olur. (16)

10- Zayıflamayı Kolaylaştırır: Yüksek yağlı diyeti olan ve şişmanlık sorunu olan kişilerin kapari tüketmesi zayıflama süresini önemli ölçüden düşürür. (17)

11- Kemik Onarımını Hızlandırır: Kırık durumlarında kapari tüketimi yeni kemiklerin ve bağlayıcı dokuların oluşumunu hızlandırır. Kemikleri üreten ve onaran hücrelerin aktifliğini artırır. Ancak sodyum içermesi sebebiyle aşırı tüketilmesi önerilmez.

12- Enfeksiyonları Azaltır: Kapari bakteri kaynaklı idrar yolunda ve akciğerlerde görülebilen antibiyotik dirençli enfeksiyonlara karşı etkili olabilir. (18) Ayrıca saçkıran, parazit kaynaklı uyku hastalıkları, sıtma, leişmanyazis (şark çıbanı) ve genital uçuklara karşı etkilidir. (19)

13- Etin ve Et Ürünlerinin Zararlı Yan Ürünlerini Önler: Günlük diyetinde bol miktarda kırmızı et ve yağ tüketen kişiler diyetlerine kapari ekler ise; etlerde bulunan belirli yan ürünlerin sebep olduğu zararları önleyebilirler. Bu yan ürünler genellikle kanser ve kalp damar rahatsızlıklarına yol açar.

14- Gaz ve Kabızlığa Karşı Etkilidir: Kapari karın ağrısı ve gaza iyi gelir. (20) Ayrıca iştah açıcı özellikleri vardır.

İyi bir lif kaynağı olması sebebiyle sindirim sistemi sağlığını artırır ve kabızlığı önleyebilir.


Kaparinin Yan Etkileri / Zararları

  • Eğer düşük tuz tüketmeniz gerekiyorsa, sodyum açısından zengin olan kapariden uzak durmalısınız.
  • Aşırı miktarda kapari tüketmek aşırı susatır. Normal miktarlarda tüketmeniz önerilir.
  • Kapari suyu çeken bir sebzedir. Bu yüzden aşırı tüketmek şişkinlik yapabilir.
  • Yüksek tansiyon sorununuz varsa kapari tüketmekten kaçınmalısınız. Aşırı sodyum suyu çekerek kan hacmini artırır. Aşırı sodyum alımı kalp hastalıkları riski yapabilir.
  • Aşırı kapari tüketmenin bir diğer yan etkisi ise, yüksek sodyum içermesi sebebiyle kemik erimesine yol açmasıdır. Sodyum kemik yoğunluğunu ve gücünü azaltabilir, ayrıca bağırsaklardan kalsiyum emilimini azaltır. Eğer kemik erimesi sorununuz varsa kapariden uzak durmalısınız.
  • Hamilelikte ve ameliyat süresince kapari tüketmekten kaçınılmalıdır. (21)

Kapari Besin Değerleri

Kapari100 Gram - Konserve
Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori23%1
Yağ Kaynaklı Kalori7.2
Toplam Yağ0.9 g%1
Doymuş Yağ0.2 g%1
Trans Yağ--
Kolesterol0.0 mg%0
Sodyum2964 mg%123
Toplam Karbonhidrat4.9 g%2
Diyet Lifi3.2 g%13
Şeker0.4 g
Protein2.4 g%5
K Vitamini24.6 mcg%31
Folat23.0 mcg%6
C Vitamini4.3 mg%7
E Vitamini0.9 mg%4
Niasin0.7 mg%3
Riboflavin0.1 mg%8
A Vitamini138 IU%3
Bakır0.4 mg%19
Demir1.7 mg%9
Magnezyum33.0 mg%8
Kalsiyum40.0 mg%4
Manganez0.1 mg%4

*Bu değerler 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Kalori ihtiyacınız yaşam tarzınıza göre daha az veya fazla olabilir.


Kaynaklar ve Referanslar

Kaynaklar ve referanslar için tıklayınız.

Yeşil Çay

Bir fincan yeşil çay...

Yeşil Çay Nedir? Yeşil çay neye iyi gelir?

Yeşil çay, siyah çayın elde edildiği, bilimsel adı Camellia sinensis olan aynı çay bitkisinden elde edilir. Yani aslında bu iki çay aynı çaydır ancak işlenme şekilleri farklı olduğu için birbirinden çok farklı iki çay ortaya çıkar. Normal siyah çay, çay yapraklarının fermente edilmesi sonucu elde edilir. Bu fermantasyon süreci sonucu çay yapraklarının rengi ve kokusu değişir, içerdiği kafein ve tanin miktarı artar. Yeşil çay ise taze olarak hasat edilmiş çay yapraklarının hemen buhara tutulması sonucunda fermantasyonun ve renk değişiminin önlenmesi ve kuru yeşil yaprakların ve renginin korunması yöntemiyle elde edilir. Her iki çayın sağlığa faydaları arasında oldukça büyük farklar bulunabilir. Yeşil çay tıbbi kullanımlara daha yatkındır ve belirli durumlarda siyah çaydan daha etkili olabilir.

Yeşil çayın sağlığa faydaları detaylı olarak incelenmiştir. Özellikle kanserin önlenmesi ve tedavisinde, kalp ve kardiovasküler hastalıklarda, yüksek kolesterolün kontrol edilmesi için, romatoid artritte, diş çürümesi ve enfeksiyonlarda ve çok sayıda diğer durumda yeşil çay diyete eklemek için harika bir seçenektir. Hem önleyici hem de tedavi edici özellikleri vardır. Yeşil çayda bulunan epigallocatechin-3 gallat (EGCG) antioksidanı kemo-önleyici özellikleriyle sağlığınızı iyileştirir. (1)


Yeşil Çayın Faydaları Nelerdir?

Yeşil çayın sağlığa olan faydalarının birincil sebebi olarak içerdiği kafein, kateşin polifenolleri ve teanin maddelerinin antioksidan özellikleri gösterilmektedir. Yeşil çay antioksidanlarının en önemli sağlık faydalarını aşağıda bulabilirsiniz.

1- Yaşlanmayı Yavaşlatır, Cilt Sağlığını Artırır: Vücutta oluşan serbest radikaller vücudu çeşitli şekillerde yıpratır ve yaşlanmaya sebep olur. Antioksidan açısından zengin olan yeşil çay oksidanları veya serbest radikalleri nötralize eder, yani etkisizleştirir. Çayda bulunan antioksidanlar arasında en güçlü olanı
epigallocatechin gallate‘dir. (2) Yeşil çayın düzenli tüketilmesi yaşlanma belirtilerini etkili olarak geciktirir.

2- Uyarıcı, Enerji Verici ve Tazeleyici Etkileri Vardır: Her türlü çayın bu kadar popüler olmasının sebeplerinden biri çayların metabolizmayı uyarıcı etkileri olmasıdır. Bu etkinin sebebi çay yapraklarındaki kafein ve tanenlerdir. Bu maddeler aşırı kullanıldığında yan etkiler yapabilir ancak oldukça güçlü uyaranlardır. Bu yüzden bir bardak çay hem enerji verir hem de tazeler. Yeşil çay diğer çaylar gibi halsizlik, tembellik, uykululuk ve enerji ve kan dolaşımı düşüklüğü gibi durumlarda iyi bir tercihtir. (3)

3- Bağışıklığı Güçlendirir: Araştırmalara göre düzenli olarak yeşil çay içen kişiler yaygın bakteriyel ve viral enfeksiyonlara kolay kolay yakalanmaz. Bu çay bağışıklığı güçlendirir. İçerdiği kateşinler, bakteri ve virüslerin enfekte etmek için sağlıklı hücre duvarlarına tutunmasını önler, ayrıca mikropların yaydığı toksinleri temizleyebilir. Yeşil çay antimikrobiyal özellikleriyle mikrop ve fungilerin sebep olduğu ağız kokusu, dizanteri, ishal, diş çürümesi, hazımsızlık, grip, öksürük ve soğuk algınlığı ve kolite karşı koruyabilir.

4- Astrenjan Özellikleri Vardır (Sıkılaştırıcı – Damar Büzücü): Yeşil çayın güçlü özelliklerinden biri de astrenjan olmasıdır. Astrenjan maddeler kasları ve cildi sıkılaştırabilir. Yeşil çayı içmeseniz bile günlük olarak ağzını çalkalamanız diş etlerinde yeterli kasılmaları sağlar, diş eti çekilmesi ve diş sorunlarını önleyebilir. Ayrıca daha güçlü ve sağlıklı saçlar için saçlarınızı düzenli olarak yeşil çayla yıkayabilirsiniz.

5- Kanseri Önler: Araştırmalara göre yeşil çayın güçlü antikanser özellikleri vardır. (4) İçerdiği antioksidanlar serbest radikalleri etkisizleştirip kanserli hücrelerin ölmesine ve bu dokularda apoptoza sebep olabilir. (5, 6) Serbest radikaller erken yaşlanma dışında belirli kanser türlerinden de sorumludur. Yeşil çayda bulunan kateşinler ise nitrosaminler vb. kanserojenlerin oluşumunu önleyip genel olarak kanser riskini düşürür.

  • Göğüs Kanseri: Harvard’da yapılan bir araştırmaya göre yeşil çay tüketimi ve göğüs kanseri riski arasında açık bir bağlantı bulunamamıştır. (7)
  • Prostat Kanseri: Japonya’da yapılan bir diğer araştırmaya göre yeşil çay tüketimi erkeklerde ileri düzey prostat kanseri riskini düşürür. (8)
  • Kolorektal Kanserler: Yeşil çay tüketimi artıkça kolorektal kanserlerin (kalın bağırsak kanseri) görülme oranı düşer. (9)

Ayrıca, polifenoller açısından zengin yeşil çayın kanser hastalığında önleyici tedavi olarak kullanılmasının desteklenmesi için daha fazla klinik kanıt ve geniş çaplı deneylere ihtiyaç duyulmaktadır. (10)

6- Kolesterol Seviyelerini Düşürür: Araştırmalara göre yeşil çay LDL (kötü) kolesterolü önemli ölçüde düşürür. (11)

7- Kalp ve Damar Sağlığını İyileştirir: İçerdiği çeşitli bileşenler tansiyonu düşürerek felç ve koroner kalp rahatsızlıkları riskini düşürür.

8- Diyabeti Kontrol Eder: Eğer şekersiz tüketilirse, yeşil çayın alkali doğası kandaki glukoz seviyelerinin düşmesine yardımcı olur. Dahası, antioksidan ve astrenjan özellikleri pankreasın daha iyi çalışmasını sağlar. Pankreasın fonksiyonlarının iyileşmesi daha etkili ve düzenli insülin salgılanması anlamına gelir. Yeşil çayın bu faydaları diyabet başlangıçlarını önleyebilir.

9- Zayıflamaya Yardımcı Olur: Belki bir çok kişi inanmayacaktır ancak yeşil çay metabolizmayı hızlandırıp vücuttaki yağ depolarının daha hızlı tüketilmesini sağlar ve zayıflamaya yardımcı olur. Her sabah bir veya iki bardak yeşil çay içmek birkaç haftada birkaç fazla kiloyu vermenizi sağlayabilir. (12)

10- Kuvvet ve Dayanıklılığı Artırır: Sıkı bir antrenmandan sonra sadece bir bardak yeşil çay içtiğinizde, birkaç set için daha anında hazır hale gelirsiniz. Ayrıca yeşil çay kas ağrısını da azaltabilir. Her ne kadar piyasada çok sayıda bulunan enerji içecekleri kadar tüketilmese de; Çin veya Japonya’da dövüş sanatları ve farklı diğer sporların uygulayıcıları tarafından ilk sırada tercih edilir.

11- Vücudu Temizler, Detoks Etkisi Gösterir: Alkollü içkilerin ve uykusuzluğun sebep olduğu akşamdan kalma ve halsizlik gibi durumlarda yeşil çay en iyi seçeneklerden biridir. Sabahları içilen büyükçe bir bardak limonlu yeşil çay üzerinizdeki mental ve fiziksel rahatsızlığı hızlıca yok edebilir. Yeşil çay ve limon alkolün tüketici etkilerini neredeyse hemen ortadan kaldırmak için en popüler çözümlerden biridir.


Yeşil Çayın Zararları -Riskler-

Yeşil çay tüketmenin riskleriyle, siyah veya beyaz çay tüketmenin riskleri neredeyse aynıdır ve özellikle çayların kafein ve tanen içermesi kaynaklıdır. Çayın gösterdiği etkileşimler içerdiği kafein ve tanen oranına göre değişebilir. Çoğu kişi bu yan etkilerden haberdardır ancak yine de aşağıdaki risk ve özel durumlardan iyice haberdar olmak gerekir.

  • Hamilelik ve emzirme döneminde yeşil çay tüketimi: Hamilelik ve emzirme döneminde normal miktarlarda, günde 1-2 bardak kadar yeşil çayın güvenli olduğu düşünülür. Aşırı miktarlarda kafein almak düşük ve diğer tehlikelere yol açabilir. Uzak durunuz.
  • Triterpen Saponinler: Bu bileşikler kırmızı kan hücrelerini parçalar ve halihazırda var ise anemi ve halsizlik gibi durumları tetikleyebilir. (13)
  • Tanenler: Tanenler kompleks proteinlerin basit proteinlere yakılmasına ve absorbe edilmesine müdahale edebilir.
  • Ksantin Alkaloitleri: Bazı araştırmacılar bu alkaloidlerin ürik asit oluşumunu ve birikimini artırdığını düşünür ve bu yüzden safra ve böbrek taşı oluşumuna yol açabileceği kanısındadırlar.
  • Diğer Riskler: Uzun süreli ve aşırı miktarlarda yeşil çay tüketimi kafein sebebiyle insomnia, yorgunluk, sinirlilik, hassasiyet, baş ağrısı, hipertansiyon, dengesiz kalp atışı, iştah kaybı, kasılmalar, kabızlık ve kafein bağımlılığı yapabilir. Kafein bağımlısı olan kişiler kafein yokluğunda çoğunlukla akut kabızlık, hassasiyet ve konsantrasyon kaybı yaşar.

Yeşil Çayın Besin Değerleri

Yeşil çay %99.88’i su olan kalorisiz bir içecektir ve günde 4-5 bardak içmek normal sayılır. İyi bir su kaynağıdır, vücudun ihtiyaç duyduğu suyu sağlar.

İçerisindeki bileşiklerin önemli bir kısmını antioksidanlar ve alkaloidler oluşturur. İçerdiği antioksidanlardan EGCG, antioksidan olarak C vitamini veya E vitaminden kat kat daha kuvvetlidir.

Yeşil çayda A vitamini, B1, B2, B3, C ve E vitaminleri bulunur.

Yeşil çayda ayrıca aminoasitler, pektin, glukoz, sükroz, fruktoz gibi karbonhidratlar, klorofil ve triterpen saponinler gibi pigmentler bulunur.

Yeşil çay kafein içerir ancak kafein miktarı diğer kafein kaynaklarına göre daha düşüktür.


Ne kadar ve ne zaman yeşil çay içilmelidir?

Günde bir bardak yeşil çay içerek faydalarını görebilirsiniz ancak daha belirgin olarak faydalarını görmek için günde bir bardak yetmez. Nasıl siyah çayı tüketiyorsak, yeşil çay da aynı şekilde tüketilir. Bazı diyetisyenler günde 2 bardak önerirken, bazıları 5 bardak diyebilir.

Diğer bir soru yeşil çayın ne zaman içilmesi gerektiğiyle ilgilidir. Aslında yeşil çayı her zaman tüketebilirsiniz ancak yeşil çay içmek için en iyi zamanlar midenizin boş olmadığı sabahları 10-11 arası, öğünler arası, egzersiz yapıyorsanız egzersizlerden önce ve uyumadan 2 saat öncedir. (14)

Kaynaklar ve Referanslar

Amyris Yağı

Amyris yağı...

Amyris yağı nedir? Neye iyi gelir?

Amyris yağı, bilimsel adı Amyris balsamifera olan ağacın kabuğundan elde edilir. Ağaç Batı Hindistan ve Karayipler’de yaygındır, zaman zaman sandal ağacı olarak adlandırılsa da gerçek sandal ağacı değildir. Yağı, sandal ağacı yağının daha ucuz bir alternatifi olduğu için bu isimle adlandırılır. Ağacı yüksek oranlarda yağ içermesi ve kolaylıkla tutuşması sebebiyle yetiştiği bölgelerde meşale olarak kullanılır. (1)

Amyris yağı uyku kalitesini artırır, bağışıklık sistemini korur, stresi azaltır, kas gevşetici etkiler gösterir, erken yaşlanmayı önleyebilir, zihinsel faaliyetleri hızlandırır ve solunum sistemi sağlığına iyi gelir. Ciltte yanma vb. gibi bazı yan etkileri vardır. Hamile kadınlara önerilmez ve diğer bazı olumsuz etkileşimleri olabilir. Bitki yağlarındaki temel riskler dışında herhangi bir riski yoktur ve çok sayıda faydası bulunur. Detaylar için sonraki bölümleri okuyabilirsiniz.

Bu yağın sağlığa olan faydalarının büyük bölümü, içerdiği valerianol, elemol, çeşitli eudesmol türleri ve diğer aktif bileşenler ve antioksidanlar kaynaklıdır.

Amyris yağının faydaları nelerdir?

1- Stres ve Anksiyeteyi Rahatlatır: İçerdiği çeşitli aromatik bileşikler, antioksidanlar ve diğer aktif maddeler limbik sistemi (beynin duygu merkezi) etkiler. Bu etkiler sonucu çeşitli nörotransmitterler salınır ve ruhsal durumu iyileştirici ve anksiyeteyi azaltıcı etkiler gözlenir. (2) Bu yüzden çok sayıda kişi bu yağı ortamdaki havaya püskürterek kullanır ve bütün gün süren bir pozitif enerji ortaya çıkarır. Eğer yağı bölgesel olarak cildiniz üzerinde kullanacaksanız, kullanmadan önce bir taşıyıcı yağ ile seyreltmelisiniz.

2- İyi Uyumanızı Sağlar: Amyris yağı düzensiz uyku ve uykusuzluk sorunu olan kişiler tarafından uykuya yardımcı olması için kullanılmasıyla tanınır. Uyumadan önce yağı kullanarak zihninizi ve kaslarınızı rahatlatabilir, böylece kesintisiz ve daha iyi uyuyabilirsiniz. Kullananlara göre ayrıca sabahları daha dinç uyanılmasına yardımcı olur. (3)

3- Etkili Bir Böcek İlacıdır: Popüler ve geleneksel kullanımlarından biri böcek ilacı olarak kullanımıdır. Sivrisinek ve çeşitli diğer böcekler yağın kokusundan kaçar.

4- Solunum Rahatsızlıklarının Tedavisine Yardımcı Olur: Yağın solunum enfeksiyonlarını önleyen belirli antibakteriyel ve antiseptik özellikleri bulunur. Antienflamatuar doğası sayesinde solunum yollarını yumuşatır ve boğaz ağrısını geçirir. Tıkanıklık, mukus ve balgam sorunlarında rahatlama sağlar. (4) Sadece solunum hastalıklarının belirtilerini hafifletme kalmaz, aynı zamanda enfeksiyonlara sebep olan patojenlere karşı da etkili olabilir.

Amyris ağacı ve yağı...
Amyris ağacı ve yağı

5- Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: Bitki yağlarının kullanım alanlarından biri patojen, bakteri, virüs ve fungilere karşı hem organizma içinde hem de dışında koruma sağlamaktır. Bu yağda bulunan antioksidanlar, bağışıklığı güçlendiren bileşikler ve kimyasallar organizma üzerindeki baskıyı azaltarak bağışıklık sisteminin daha iyi çalışmasını sağlar.

6- Yaşlanmayı Yavaşlatır: Yağda bulunan valerianol ve üç farklı tip eudesmol vücuttaki oksidatif stresi azaltır, sağlıklı hücreleri korur ve kronik hastalıklar ve kanserin önlenmesine yardımcı olur. (5) Antioksidanlar ayrıca sadece iltihaplanma ve tahrişleri önlemekle kalmayıp, kırışıklık ve diğer erken yaşlanma belirtilerini azaltır. Cilde elastiklik ekleyip daha uzun süre genç kalınmasına fayda sağlar.

7- Bilişsel Fonksiyonları Geliştirir: Araştırmalara göre içerdiği aktif bileşenler zihinsel kuvveti artırır; özellikle zayıf hafıza, demans ve diğer nörodejeneratif hastalığı olan kişilerde faydalı olabilir. Yağın kokusu ve aroması koklandığında nöral yolları uyarır ve dikkat, konsantrasyon ve hafızada tutma kabiliyetini artırır. (6)


8- Yaratıcılığı Artırır: Amyris yağının aromaterapide kullanılmasının faydalarından biri de yaratıcılığı, hayal gücünü ve sezgileri artırmasıdır. Sanatçılar, şairler ve müzisyenler arasında favori yağlardandır. Bu yağın aroması doğal döngü ve ritmlerin dengelenmesine yardımcı olur, kalp çakrasını sakinleştirir ve besler.

9- Vücuttan Zehirli Maddeleri Temizler: Terlemeyi, idrar yoluyla boşaltımı ve sindirim sistemini uyararak vücuttaki zehirli maddelerin atılmasına yardımcı olur. Besin, çevre, ilaç veya kötü yaşam alışkanları kaynaklı toksin maddelerin daha hızlı atılmasını sağlayabilir. Oda ortamına yayılması (difüze edilmesi) hayatınızdan ve evinizden zehirli maddelerin uzaklaştırılması için harika bir yöntem olabilir.

10- Cilt Sağlığını Artırır, Kuru Cilt Sorununa İyi Gelir: Amyris yağı güzel ve parlak bir cilt için kullanılabilir. Ancak bilinmelidir ki cilt üzerinde kullanmadan önce başka bir taşıyıcı yağ ile seyreltilmelidir. Hindistan cevizi yağı veya başka bir taşıyıcı yağ ile seyreltip cildinize uyumadan önce masaj yapabilirsiniz ve cilde olan faydalarını görebilirsiniz. Cildin yenilenmesinde faydalıdır, kuru cilt sorununa karşı etkili olur. Ayrıca çeşitli cilt hastalıkları ve enfeksiyonlara karşı etkili olabilir.

Amyris yağının yan etkileri / zararları

Amyris yağının çok nadir yan etkileri görülebilir ancak yine de ciltte tahriş, mide rahatsızlığı görülebilir veya ilaç kullanıyorsanız bazı komplikasyonlar ortaya çıkabilir.

  • Kronik Hastalıklar: Uzmanlar ölümcül hastalığı olanlara, kanser, epilepsi ve bazı diğer durumları olan kişilere bu yağı kullanmalarını önermez. Eğer bu yağı kullanırken farklı etkileri olabilecek ilaçlar kullanıyorsanız kullanmadan önce doktorunuza danışmanız önerilir.
  • Ciltte Tahriş: Çoğu bitki yağı gibi amyris yağı da özellikle hassas cildi olan kişilerde ciltte yanma yapabilir. Yağı tamamen uygulamadan önce küçük bir bölgeye uygulayıp 2-3 saat bekleyerek olumsuz etkisi olup olmadığını görebilirsiniz.
  • Yağın Tüketilmesi Durumu: Bu yağı ağızdan tüketmek için hiçbir sebep yoktur ve tüketildiğinde ciddi mide sorunlarına, mide bulantısına ve kusmaya sebep olabilir.
  • Hamilelikte Kullanımı: Hamileyseniz veya emziriyorsanız yağı kullanmanız önerilmez. Aromaterapi ve difüzör aracılığıyla kullanımı güvenli olabilir. Bütün yöntemlerde kullanmadan önce doktorunuza danışınız.

Amyris yağının bileşimi – içindekiler-

Araştırmalara göre Amyris yağının büyük bölümü oksijenize sesquiterpenler (%82.5) ve kalan kısmı sesquiterpene hidrokarbonlardan (%17.5) oluşur. İçerisindeki temel bileşenler aşağıdaki gibidir (7):

  • β-sesquiphellandrene
  • Elemol
  • 10-epi-γ-eudesmol
  • Y-eudesmol
  • Valerianol
  • α-eudesmol
  • 7-epi-α-eudesmol
  • β-eudesmol
Kaynaklar ve Referanslar