Limon Kabuğu ve Çayı

Doğranmış limon kabukları ve faydaları...

Limon kabuğu nedir? Limon kabuğu neye iyi gelir?

Limon, bilimsel adı Citrus limon olan greyfurt ve portakal gibi yaygın bir narenciyedir. Genellikle suyu tüketilir ancak araştırmalara göre bioaktif bileşenlerle dolu olan kabuğu çok sayıda fayda sağlayabilir.

Limon kabuğu deyince meyvenin ilk olarak renkli ve ince olan kabuğun dış yüzeyi akla gelir, limon kabuğu olarak bu kısım kullanılabilir. Bu katmanın altında ince beyaz bir kısım, onun da devamında daha kalın lifli bir kabuk bulunur. Limon kabuğu kullanılmak istendiğinde, kabuğun tamamının kullanılması daha iyidir ama özel amaçlar için üstteki ince bölümde tercih edilebilir. Bu kısımların organik bileşikler, besin, vitamin ve lif içerikleri farklıdır. Limon kabuğunun besin içeriği bu kabukları atmamak için başlı başına bir sebeptir.

Limon kabuğunun ve çayının faydaları

1- Yüksek Besin Değeri Taşır: Çok küçük miktarlarda tüketilse de çok besleyicidir. Bir yemek kaşığı, 6 gram limon kabuğunda bir gram karbonhidrat, bir gram lif ve günlük C vitamini ihtiyacının %9’u vardır. Ayrıca küçük miktarlarda kalsiyum, potasyum ve magnezyum içerir, içerisindeki D-limonene bileşiğinin sağlığa olan bazı ciddi faydaları vardır.

2- Ağız ve Diş Sağlığını Destekler: Limon kabuğu ağızda mikroorganizmaların büyümesini önleyen antibakteriyel maddeler içerir. Araştırmalara göre bakteri kaynaklı yaygın ağız ve diş hastalıklarına karşı etkili olabilir. (1)

3- Antioksidanlar Açısından Zengindir: Antioksidanlar serbest radikallerle savaşarak hücre hasarını önleyen bitki bileşikleridir. (2) Limon kabuğu hem D-limonene hem de C vitamini açısından zengindir. (3) Bu maddelerin tüketilmesi kalp hastalıkları ve diyabet gibi durumlara karşı güvenlik önlemi almak anlamına gelebilir, bağışıklık sistemini tetikler ve güçlendirir. Bir araştırmaya göre limon kabuğu greyfurt ve mandalina kabuğuna göre daha yüksek antioksidan aktiviteye sahiptir. (4)

4- Antimikrobiyal ve Antifungal Özellikleri Vardır: Kabuğun çeşitli antimikrobiyal ve antifungal (mantar enfeksiyonlarına karşı) özellikleri vardır. Bir laboratuvar tüpü deneyinde antibiyotik direnci olan bakterilere ciddi oranda zarar verdiği ve büyümelerini azalttığı gözlenmiştir. (5)


5- Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: Flavonoid ve C vitamini içeriğiyle bağışıklık sistemini güçlendirir. Özellikle yaygın soğuk algınlığı ve nezlede etkili olur.

6- Kalp Sağlığını Koruyabilir: Yüksek tansiyon, kolesterol ve obezite kalp hastalıkları için risk faktörleridir. Araştırmalara göre C vitamini ve limon kabuğundaki temel lif olan pektin tüketilmesi bu riskleri azaltır. 344,488 kişi üzerinde yapılan bir deneye göre günde 10 mg flavonoid tüketilmesi kalp hastalığı riskini %5 azaltmaktadır. (6) D-limonene kan şekerini, trigliserit seviyelerini ve kötü kolesterolü düşürür.

7- Antikanser Özellikleri Vardır: C vitamini belirli kanser türleri riskinin düşmesiyle yakından ilgilidir. D-limonene de özellikle mide kanserine karşı antikanser özellikler taşır. (7) Laboratuvar ortamında yapılan deneylerde mide kanserine karşı etkili olduğu gözlenmiştir. Ancak ne olursa olsun limon kabuğu bir tedavi veya çözüm olarak düşünülmemelidir. Bu bulguların onaylanması için insan deneylerine ihtiyaç vardır.

8- Safra Taşını Tedavi Edebilir: Bazı araştırmalar D-limonene madddesinin safra taşı tedavisinde etkili olabileceğini önermektedir. Safra taşı olan 200 kişinin katıldığı bir araştırmada, bu maddenin çözeltisinin enjekte edildiği kişilerin %48’inde safra taşları tamamen temizlenmiştir ve bu tedavinin ameliyata alternatif olabileceği düşünülmektedir. (8)

9- Cilt Sağlığı: C vitaminiyle beraber güçlü antioksidanlar içerir, cilde sağlıklı bir görünüm katar. Oksidatif stresin kırışıklık, leke, iz ve yaşlanma belirtileri gibi olumsuz etkilerinin düzeltilmesine fayda sağlar.

10- Kolesterolü Azaltır: Yüksek lif içeriğiyle sindirimin optimize edilmesini sağlayabilir, besin emilimini artırır, kolesterolü düşürür ve zayıflama çabalarına yardımcı olur.

11- Kemik Yoğunluğunu Artırır: Limon kabuklarında iyi miktarlarda iz mineraller bulunur; bu mineraller kemik yoğunluğunun artmasına ve yaşlılıkla ortaya çıkan kemik erimesinin önlenmesine fayda sağlar.


Diğer kullanımları

Limon kabuğu yemekler ve sağlık amaçlı kullanımlarının dışına kozmetik ve ev malzemesi olarak kullanılabilir. En yaygın kullanımları:

  • Çok amaçlı temizlik maddesi: Beyaz sirke ve limon kabuğu karışımı birkaç hafta bekletildiğinde güçlü bir temizlik maddesine dönüşür.
  • Buzdolabı ve çöp kovası parfümü: Kokuları gidermesi için buzdolabının veya çöp kovasının en altı kısmına bir miktar limon kabuğu konulabilir.
  • Paslanmaz çelik temizleyicisi: Ürünün üzerine biraz tuz serpip, lekeleri limon kabuğuyla temizleyebilirsiniz. Daha sonra suyla durulayın.
  • Kettle temizleyicisi: Kettle’ı su ve limon kabuğuyla doldurun ve içerisindeki plakların temizlenmesi için kaynatın. Durulamadan önce karışımın bir saat kettle’da kalmasını sağlayın.
  • Vücut temizleyicisi: Şeker, zeytin yağı ve limon kabuğu ıslak cilde masaj yapmak için kullanılabilir.
  • Yüz maskesi: Pirinç unu, limon kabuğu tozu ve süt karışımı ile cildi ve ölü deriyi temizleyen peeling ve temizlik losyonu elde edilebilir.

Limon kabuğunun zararları ve yan etkileri var mıdır?

Limon kabuğunun kayıtlara geçmiş bir yan etkisi bulunmamaktadır. Ancak bilinmelidir ki limon kabuğunda zirai ve böcek ilacı kalıntıları bulunabilir. Bu yüzden kullanmadan önce iyice temizlenmelidir, bakterilerden ve diğer zararlılardan arındırılmalıdır.

Limon kabuğu çayı nasıl hazırlanır?

Lezzetli bir ev yapımı limon kabuğu çayı şu şekilde hazırlanabilir.

Malzemeler: 2 limon kabuğu, 15 gram şeker, 1 litre su, 1 yemek kaşığı limon suyu ve nane yaprakları

Hazırlanışı: Suyu kaynatın, limonun kabuklarını ve şekeri bir sürahinin içerisine koyun, biraz sertçe karıştırın. Kaynar suyu karışımın üzerine dökün. Soğuyunca bir yemek kaşığı limon suyu ekleyin. Taze nane yapraklarıyla süsleyip servis edebilirsiniz.

Kaynaklar ve Referanslar


Geven Çayı

Geven çayı ve geven otu kökleri...

Geven çayı nedir?

Eğer geven otu çayı tüketirseniz çok sayıdaki antioksidan etkisinden ve sağlığı genel olarak güçlendirmesinden faydalanırsınız.

Bu çay bilimsel adı Astragalus membranaceous olan geven otunun köklerinin demlenmesiyle elde edilir. Bitkinin kökü hem ülkemizde hem de kökenini aldığı Çin’de çeşitli geleneksel tedavilerde kullanılır ancak genel olarak bağışıklık sistemi güçlendirici bir bitki olarak bilinir. Bitkinin kökünde yüksek miktarda flavonoidler, saponinler ve polisakkaridler bulunur. Ayrıca bitki önemli bileşikler olan adaptojenler barındırır, bu maddeler organizmanın metabolik tepkilerini değiştirebilir.


Geven otu çayının faydaları

1- Bağışıklık Sistemi: Öncelikli olarak bağışıklık sistemi toniği olarak bilinen geven otu çayı, T-hücrelerini aktifleştirir ve vücuttaki serbest radikalleri zarar vermeden etkisizleştirir, zararlı patojenleri temizler. (1)

2- Enerji Seviyeleri: Metabolik fonksiyonları iyileştirerek düzenli içenlere sağlıklı ve taze bir enerji sağlar. (2)

3- Kalp ve Damar Sağlığı: Kan damarı dokularını ve arterleri güçlendirir, trigliserit seviyelerini düşürür. Harika bir kalp ve damar sistemi koruyucusudur. (3)

4- Solunum Problemleri: Geleneksel tıpta göğüs enfeksiyonları, öksürük ve astıma karşı tavsiye edilir. Solunum dokularında yumuşatıcı ve antienflamatuar etkileri vardır.

5- Sindirim: Bağırsaklardaki iltihaplanmaları rahatlatır, besin emilimini artırır ve kabızlık, şişkinlik, ağrı ve genel mide rahatsızlığını azaltır. (4)


Geven otu çayı nasıl hazırlanır?

Gerekli süre: 8 dakika.

Bu tarifte kurutulmuş geven kökü tozu kullanılmaktadır. Eğer taze geven otu kökü kullanacaksanız 55 gram kullanınız.

  1. Malzemeler

    2 çay kaşığı geven kökü tozu, 2 bardak su

  2. Yapılışı

    Suyu kaynatın, suya geven köklerini ekleyerek 3-4 dakika kaynamaya bırakın, ne kadar çok kaynatırsanız çayınız o kadar güçlü olur. Karışımı süzünüz. Ilık olarak veya buzdolabında soğutulmuş olarak tüketilebilir.

Geven otu çayının yan etkileri / Zararları

Harika faydaları olsa da farkında olunması gereken bazı riskler vardır. Özellikle otoimmün hastalıkları veya kanama düzensizlikleri olan kişiler bilinçli olmalıdır. Kökler bağışıklık sistemini uyarır, bu durum bazı hastalıkları daha kötü hale getirebilir. Diyetinize eklemeden önce doktorunuza danışmalısınız. Ayrıca bazı kişiler geven otuna alerjik olabilir; mide rahatsızlığı ve diğer yaygın alerji belirtilerini yaşayabilirler.

Kaynaklar ve Referanslar


Karnıyarık otu (Psyllium)

Karnıyarık otu tohumları...

Karnıyarık otu (Psyllium husks fibre) nedir? Neye iyi gelir?

Besin ve diyet takviyeleri kullanan kişiler, ülkemizde eczanelerde satışı olan psyllium, psyllium husk fibre, karnıyarık otu tohumu kapsülleri gibi ürünlerden haberdar olabilir. Bu ürünlerin tamamı karnıyarık otu tohumundan elde edilir, tohumlar aktarlardan ve internetten satın alınabilir, otsu bir bitkidir ve yüksek seviyede değerlidir; çünkü musilaja dönüştürülebilir. Doğal bir diyet lifidir, çoğu kişi laksatif (müshil) olarak değerlendirse de tohumu değerli kılan diğer özellikleri de vardır. Asya bölgesinde yaygın olarak yetişir. (1) Son yıllarda popülerliği artmakta olan bir bitkidir.

Değerli musilaj, tohum kabuğundan gelir ve bu jelatinimsi maddeyi elde etmek içim tohumun %25’i kullanılır. Bu tohumun lifleri suya bağlanır ve hacminin on katı kadar su emer, bu sayede vücuda olumlu etkileri olur. İlaç firmaları tohumlardan ve tohumun musilajından büyük miktarlarda satın alım yapar, yani sağlığa olan pozitif etkileri kanıtlanmıştır.


Karnıyarık otu tohumunun faydaları nelerdir?

1- Kolesterolü Düşürür: Bitki önemli miktarda diyet lifi içerir. Diğer diyet liflerinde olduğu gibi kolesterolü düşürerek kalp sağlığını önemli düzeyde iyileştirebilir. (2) Fazla diyet lifi, yemeklerden emilen kolesterolü azaltır, damarlara ve arterlere yapışmasını önler. Bu sayede ateroskleroz ve diğer kalp hastalıkları riskleri düşer. Ayrıca karaciğerde üretiminde kolesterol kullanılan safra salgısını artırır.

2- Sindirim Sorunları, Kabızlık ve İshalde Kullanımı: Karnıyarık otunun birincil fonksiyonu bağırsaklarda suya bağlanarak sindirim sisteminin etkinliğini artırmaktır. (3) Eğer ishal sorununuz varsa bu tohumlar dışkının kütle kazanmasına ve bağırsak hareketlerinin normalleşmesine yardımcı olabilir. Eğer kabızlık sorununuz varsa, rahatsızlığı azaltır, peristaltik bağırsak hareketlerini uyarır ve düzgün boşaltıma yardım eder. İltihaplanma ve diğer sorunlara karşı etkili olur, hemoroid (basur) ve mide ülserlerine de iyi gelir.

3- Kan Şekeri Seviyelerini Düşürebilir: 2010 yılında yapılan bir araştırmaya göre psyllium besin takviyeleri diyabet tedavisinde olan kişiler için ek destek olarak kullanılabilir. (4)

4- Kilo Verme: Diyet lifi hakkındaki en iyi şeylerden biri tokluk hissi yaratmasıdır ve zayıflamaya çalışan kişiler için bu hissiyat çok önemlidir. Yemekler arası atıştırmaları önleyebilir, kilo aldırmadan enerjinizi korumanıza yardım eder.

5- Tansiyon: Diyet lifleri hakkında yapılan çeşitli araştırmalarda lif alımının tansiyonu düşürdüğü gösterilmiştir ancak karnıyarık otu düzenli kullanımda sürekli olarak tansiyonu düşürür. (5) Bir damar genişletici olmasa da, kalbe giden damarlarda tansiyonun düşmesinde etkili olur.

6- Antienflamatuar Özellikleri: Karnıyarık otu tohumlarından elde edilen musilajın ince ve kalın bağırsaklarda iltihaplanmaları azalttığını gösteren birden fazla araştırma vardır. (6) Nadir musilajın bağırsaklardaki aktivitesi kalın bağırsakta rahatlama yapar ve tedavi edici etkiler gösterir.

7- Vücudu Temizler: Çoğunlukla laksatif olarak değerlendirilse de yüksek düzeyde etkili bir liftir. Vücutta etkili biçimde detoks etkisi yapar, mide ve bağırsak sistemlerini temizler. (7)

Karnıyarık otunun (psyllium) zararları / Yan Etkileri

Eğer hamileyseniz bu tohumları ve besin desteklerini diyetinize eklemeden önce doktorunuza danışınız. Eğer yutma ve bağırsaklarda blokaj sorunlarınız varsa bu problemleri kötüleştirir. Nadir durumlarda rinit ve anafilaksi gibi alerjik yan etkileri görülebilir. Bütün diğer bitkisel takviyelerde olduğu gibi etkisini görmek için ilk başta küçük miktarlarda kullanmanız önerilir.

Gaz ve mide ağrısı ortaya çıkabilir. Bu sorunlar oluşursa veya kötüleşirse doktorunuza veya eczacınıza söyleyiniz.

Bitkinin başka yan etkileri daha olduğu düşünülmektedir. Farklı etkileri olması durumunda doktorunuza danışınız. (8)


Kaynaklar ve Referanslar


Dul Avrat Otu

Dul avrat otu, beyaz fon, yapraklar ve meyveler...

Dul avrat otu nedir? Neye iyi gelir?

Dul avrat otu sağlığa olan çok sayıdaki faydasıyla bilinen, özellikle sindirim, karaciğer sağlığı ve hormon dengesine olan önemli etkileriyle öne çıkan bir bitkidir. Ayrıca cilt kalitesinin iyileşmesinde, iltihaplanmaların azaltılmasında ve tansiyonun düşürülmesinde etkili olur.

Çiçekli bir iki yıllık olan dul avrat otunun bilimsel adı Arctium lappa‘dır. (1) Bitkinin yaprakları ve kökü sağlığa olan etkileri sebebiyle önemlidir. Dul avrat otu kökleri, kök sebzesi olarak mutfak tüketimine uygundur, kurutulmuş yaprak ve tohumları ise dul avrat otu yağı yapımında kullanılabilir. Günümüzde eczanelerde veya internette bitkinin besin desteği olarak kapsüllerini veya kremlerini bulabilirsiniz. Sağlık amacıyla çayının, yapraklarının, tohum ve köklerinin kullanımı yaygındır.


Dul avrat otunun faydaları nelerdir?

1- Harika Bir Antioksidan Kaynağıdır: 2010 yılında yapılan bir araştırmaya göre dul avrat otu kökü, kuersetin, luteolin ve fenolik asitler gibi farklı türlerde güçlü antioksidanlar içerir. Antioksidanlar vücudu serbest radikal hasarından korur, çeşitli hastalıkların önlenmesine ve tedavisine yardımcı olur. Antioksidan aktivitesi iltihaplanmaların azaltılmasını sağlar. Özellikle osteoartriti (kireçlenme) olan hastalara yardımcı olabilir.

2- Kandan Zehirli Maddeleri Temizler: En yaygın geleneksel kullanımlarından biri kanı temizlemek amacıyla kullanılmasıdır. Son bulgulara göre dul avrat otu kökü kan dolaşımından toksinleri uzaklaştırabilir.

3- Bazı Kanser Türlerini Önler: Sadece kanı temizlemekle kalmaz, belirli kanser türlerini önleyebilir. 2011 yılında yapılan bir araştırmada özellikle pankreas kanserine karşı etkili olmuştur. 2016 tarihli bir başka bilimsel araştırmaya göre ise (2) kanserli hücrelerin büyümesine önemli ölçüde müdahalede bulunabilir.

4- Afrodizyak Olarak Etkili Olabilir: Bir diğer geleneksek kullanımı afrodizyak olarak kullanılmasıdır. Farelerde yapılan deneylerde cinsel fonksiyonları güçlendirmiş ve cinsel aktivitede artışa neden olmuştur. (3) İnsanlar üzerinde daha fazla araştırmaya gerek duyulmaktadır ancak anekdotsal kanıtlar bu bulguyu desteklemektedir.

5- Cilt Hastalıklarının ve Sorunlarının Tedavisinde Etkili Olabilir: Akne, sedef ve egzama durumlarında uzun yıllardır kullanılmaktadır. Antienflamatuar ve antibakteriyel özellikleri bölgesel olarak cilde uygulandığında etkili olur. Bölgesel yanıkların iyileşmesine de yardımcı olur.


6- Tansiyonu Düzenler: Yüksek miktarda potasyum içerir, kardiovasküler sistemin rahatlamasını sağlar, ateroskleroz, kalp krizi ve felç riskini düşürür. (4)

7- Sindirime Yardımcı Olur: İçerdiği lif sindirim sistemi sağlığının artırılmasında etkili olabilir. Kabızlık, şişkinlik, kramp ve ülserlerin önlenmesini sağlayabilir. Özellikle çözünür ve prebiyotik bir lif olan inülin lifi içerir ki; bağırsaklardaki iltihaplanmaların ve zararlı bakterilerin önlenmesini sağlar. (5)

8- Diyabeti Kontrol Eder: Neredeyse bütün lif türleri vücutta insülin ve glukoz dengesinin sağlanmasına yardımcı olur ancak inülin özellikle etkilidir ve diyabetin ve diyabetle ilgili semptomların şiddetinin azaltılmasıyla doğrudan ilgilidir. Hayvanlar üstünde yapılan bir deneyde dul avrat otu özlerinin hipoglisemik etkileri gözlenmiş, diyabeti olan kişilerde lipid profillerinin ve enzim seviyelerinin yönetilmesine yardımcı olduğu belirlenmiştir. (6) Aslında, geleneksel İran tıbbında bu amaçlarla kullanılmaktadır.

9- Karaciğeri Temizler: Bitkiye acı tadını veren kimyasallar safra ve sindirim sıvılarının salgılanmasını uyarır, karaciğerin toksinleri hızlıca temizlemesine ve sistemden uzaklaştırmasına yardım eder. Karaciğerin temel işlevlerinden biri kandan toksinleri uzaklaştırmaktır ve dul avrat otunun içerdiği organik bileşikler ve bileşenler bu fonksiyonun güçlendirilmesini sağlar.

10- Hormon Dengesini Sağlar: Hormon düzensizlikleri yıkıcı ve zor olabilir. Bu sorunların önlenmesi için sağlıklı beslenmek ve gerektiğinde doğru bitkilerden faydalanmak önemlidir. Dul avrat otu estrojen gibi bazı hormonların karaciğerde metabolize edilmesine yardımcı olur. (7) Aşırı estrojen tehlikeli ve hatta ölümcül düzensizliklere yol açabilir.

11- Bağışıklığı Güçlendirir: Yüksek miktarlarda C ve E vitamini içerir, bağışıklığı yüksek düzeyde olumlu etkiler. Bu antioksidan vitaminler hücre ve doku sağlığına iyi gelir, çok sayıda hastalığın önlenmesine yardım eder.


Dul avrat otunun yan etkileri / Zararları

Dul avrat otu kökünün çocuklarda kullanımına ilişkin yeterli araştırma yoktur. Bu yüzden bir doktorun gözetimi dışında asla çocuklara vermeyiniz. Dul avrat otu kullanımının bazı potansiyel riskleri:

  • Bitkiyi ormandan toplamanız tehlikeli olabilir, dul avrat otuna benzeyen zehirli diğer bitkiler bulunur. Yüksek seviyede zehirli olan güzelavrat otu ile karıştırılabilir, iki bitki genellikle beraber yetişir.
  • Eğer besin takviyesi olarak kullanıyorsanız, yeterli miktarda su tüketmeyi unutmayınız. Diüretik olduğu için su kaybını artırır.
  • Kasımpatı ve papatyalara alerjiniz varsa, dul avrat otu köküne alerjik olabilirsiniz.
  • Hamile kadınlar veya hamile kalmaya çalışan kadınlar dul avrat otu kökü veya besin takviyelerini kullanmamalıdır.

Kaynaklar ve Referanslar


Hayıt

Hayıt ağacı meyveleri...

Hayıt nedir? Hayıt neye iyi gelir?

Hayıt meyvesi veya tohumları küçük bir çalı ağacı olan hayıt ağacında yetişir, bitkinin bilimsel adı Vitex agnus-castus‘tur. Bu familyada yer alan diğer bitkilerin büyük bölümü tropikaldir ancak hayıt ağacı sıcak bölgelerde iyi yetişir. (1) Bitkinin sağlık üzerinde çeşitli etkileri vardır ancak bugün hala kullanılmasını ve tanınmasını büyük ihtimalle cinsel sağlık üzerinde yaptığı etkilere borçludur. Hayıt meyveleri veya kuru tohumlar hem kadınlarda hem erkeklerde cinsel sağlığı ve libidoyu iyileştirir, kadınlarda özellikle üreme sistemi üzerindeki etkilerinin daha kuvvetli olduğu düşünülmektedir.

Bitkinin taze meyveleri, kuru tohumları, çiçekleri, yaprakları çeşitli tıbbi amaçlar için kullanılabilir. Ayrıca günümüzde çok sayıda, hayıt tohumu ve özleri içeren besin desteği ve kapsülleri bulunmaktadır. Hayıt tohumlarında bulunan bazı aktif maddeler, kadınlarda hormon sağlığını düzenlemek amacıyla üretilen belirli ilaçlarda yer almaktadır ancak ağacın ve meyvelerinin etkileri hakkında araştırmalar devam etmektedir. (2)


Hayıtın faydaları nelerdir?

Hayıt ağacının ürünleriyle ilgili bilinen çok sayıda geleneksel kullanım vardır. Bitki günümüze kadar kadın doğurganlığını artırmak, sivilce ve akne izlerini azaltmak, büyümüş prostatı küçültmek ve böcek ilacı amacıyla kullanılmıştır. Ancak eğer bu meyveleri veya kuru tohumları özel bir tıbbi durumu tedavi etmek için kullanıyorsanız, kullanmadan önce doktorunuza danışmanız iyi bir tercih olacaktır.

  • Bir besin takviyesi olarak kullanıldığında (kapsül, tablet, toz vb.) ruhsal değişimler ve ağrı gibi PMS semptomlarını minimize eder.
  • Menstrual ağrı şikayetiniz varsa, tohumları düzenli olarak kullanmak uzun vadede iyileşme sağlar.
  • Myomları (fibroid) küçültür ve azaltır.
  • Kadın doğurganlığını önemli ölçüde artırabilir, estrojen seviyelerini dengeler.
  • Göğüs hassaslığını azaltır. (3)
  • Anne sütünü artırır.
  • Erkelerde prostatta görülen iltihaplanmaları azaltır.
  • Migreni tedavi eder, tansiyonu düşürür.
  • Libidoyu artırır.
  • Zayıflamaya yardımcı olur.
  • Kırıkların iyileşmesini hızlandırır.
  • Böcekleri uzak tutar.
  • Rahim fibroidleri oluşması riskini azaltır.
  • Endometriomayı tedavi edebilir.
  • Amenore (adet görememe) sorununu önler.

Hayıtın zararları / yan etkileri

Çok fazla hayıt meyvesi, tohumu veya besin takviyesi tüketmenin bazı yaygın yan etkileri şöyledir:

  • Mide bulantısı
  • Midede rahatsızlık
  • Uyuma zorlukları
  • Kilo alma
  • Bölgesel iltihaplanmalar veya lekeler
  • Eğer hamileyseniz veya emziriyorsanız üreme sistemine olan etkileri tehlikeli olabilir, kullanmaktan kaçınmanız önerilir. (4)
  • Bazı vakalarda menstruasyon semptomlarını kötüleştirebilir.

Eğer hayıt tüketirken, nefes alma zorluğu veya yüzde ve boyunda şişme gibi alerjik reaksiyonlar oluşuyorsa hemen bir doktora görünün. Doğum kontrol hapı kullanıyorsanız, bitki ilaçların etkisini değiştirebilir, dikkatli kullanmanız önerilir.


Hayıt tohumu çayı nasıl hazırlanır?

Evde kolaylıkla hayıt çayı hazırlayabilirsiniz. Bu çay sade olarak içilmesi rahat bir çaydır ancak çok sayıda kişi içerisine anason, tarçın veya gül yaprakları eklemeyi tercih eder.

  • 4 bardak suyu kaynar hale getirin.
  • 1 yemek kaşığı hayıt meyvesini ezin.
  • Sıcak suyu ezilmiş meyvelerin üzerine dökün.
  • 10 dakika kadar demlendikten sonra sıcak veya soğuk tüketime uygundur.
Kaynaklar ve Referanslar


Hardal

Beyaz ve siyah hardal tohumları...

Hardal nedir? Hardal neye iyi gelir?

Hardal bitkisi, çiçekleri ve tohumları
Hardal bitkisi, çiçekleri ve tohumları

Hardal aynı brokoli ve lahana gibi Brassica familyasının bir üyesi olan yapraklı ve çok yönlü bir bitkidir. Avrupa ve Asya’da sıcak bölgelerin yerlisidir, antik zamanlardan beri tarımı ve tüketimi popülerdir. Bugün özellikle Amerika’da bir baharat olarak, hardal sosu en çok tüketilen besin maddelerinden biri olmuştur. Ülkemizde mutfak kullanımı amacıyla hardal soslarının ve hardal yapraklarının, sağlık amacıyla ise hardal tohumlarının ve hardal yağının kullanımı bulunmaktadır.

Hardal bitkisinin farklı türleri farklı amaçlar için kullanılır. (1) Üç farklı hardal türü; siyah, kahverengi ve beyaz hardal yaygın olarak tüketilen türleridir. Bu bitkilerden beyaz hardal (Brassica alba) tohumları, çok ünlü olan sarı hardal sosu yapımında kullanılır, tadındaki acılık biraz daha hafiftir. Siyah hardal güçlü kokusu ve lezzetiyle ünlüdür, aynı beyaz hardal tohumları gibi hem sos yapımında hem tıbbi amaçlarla kullanılır. Kahverengi hardal, Brassica juncea ise özellikle taze olarak hardal yaprakları tüketiminde tercih edilir ancak diğer türler de taze ve yeşil olarak tüketilebilir.

Hardal yemeklere eklediği lezzetin yanı sıra sağlığa olan faydalarıyla da öne çıkar, bu sebeple bazı yemeklerle beraber tüketilmesi önerilmektedir. Bitkinin içerdiği fenolik bileşenler ve diğer değerli besinler, hardalın yaprakları, tohumları ve hardal yağı kullanılarak tüketilebilir. Düzenli olarak hardal tüketmek veya hardal tohumu kullanmanın sağlığa olan faydalarını alt başlıktan öğrenebilirsiniz.


Hardalın faydaları nelerdir?

1- Kanseri Önler: Hardal bitkisinin tohumları bol miktarda glucosinolatlar denen sağlıklı fitobesinler içerir ve bu maddeler mesane, kolon ve serviks kanserine karşı koruma sağlar. (2) Bir diğer araştırmaya göre ise tohumlar kemoprotektif potansiyel gösterir ve kanserojenlerin toksik etkilerine karşı korur. (3)

Çeşitli bilimsel araştırmalar hardalın kanserli hücrelerin büyümesini ve kötü huylu kanserlerin oluşumunu önlediğini öne sürmektedir. Hardal tüketmek glutatyon seviyelerinin düzenlenmesine ve yükseltilmesine ve sağlıklı hücreler zarar görmeden kanserli hücrelerde apoptoz başlatılmasına yardımcı olur.

2- Sedef Hastalığı Semptomlarını Rahatlatır: Kronik bir iltihaplı otoimmün düzensizlik olan sedef hastalığına karşı etkilidir. Araştırmalar iltihaplanma ve sedef hastalığında görülen lezyonların tedavisinde etkili olduğunu onaylamıştır. (4) Araştırmalara göre hardal tohumlarının kullanılması sedef ve benzeri hastalıklarda koruyucu ve iyileştirici etkileri olan süperoksit dismutaz, glutatyon peroksidaz ve katalaz enzimlerinin aktifliğini uyarır.

3- Kontakt Dermatiti Hafifletir: Kontakt dermatit hastalığında tedavi edici rahatlama sağlar. Araştırmalar tohumların tüketilmesinin iyileştirici etkileri olduğunu, dokuların iyileşmesine ve kulak şişmesi gibi semptomların azaltılmasına fayda sağladığını belirtmektedir. (5)

4- Kardiovasküler Sağlığı İyileştirir: Hardal yağını pişirme yağı olarak kullanmak kalp dostu bir seçimdir. Kalp krizi geçiren hastaların hardal yağı kullanmasıyla; kardiyak aritmi oranında düşme, ventriküler genişlemede ve ilgili göğüs ağrısında azalma gibi pozitif sonuçlar gözlenmiştir. (6) Kardioprotektif özellikleri muhtemelen omega-3 yağ asitleri ve diğer faydalı bileşiklerle ilgilidir.

5- Solunum Düzensizliklerini Rahatlatır: Soğuk algınlığı ve sinüs problemlerini tedavi edebilir. (7) Harika bir dekonjestan ve solunum yollarında mukus ve balgamı temizleyen ekspektorandır. Tohumlar ayrıca kronik bronşiti tedavi etmede etkilidir. Bir astım atağı sırasında; hardal yağı ve küçük miktar kafur kullanılarak masaj yapılması balgamı parçalayarak nefes almayı kolaylaştırır. Tohumlardan yapılan püre eski zamanlardan beri bronşite karşı rahatlama sağlamak ve vücutta sağlıklı kan dolaşımını artırmak için kullanılmaktadır. (8)

6- Ağrı Kesicidir: Hardal tohumlarından elde edilen püre veya plaster ağrı ve spazmları tedavi edebilir. Hardalın ağrı kesici özellikleriyle beraber cildi kızartıcı özellikleri vardır, kılcal damarları açar ve uzuv felci, romatizma ve diğer kas ağrılarında rahatlama sağlar. Hardalın yakıcı etkileri doğrudan cilde uygulandığında su toplanmasına yol açabilir; bu durumu önlemek için keten bir kumaş kullanılabilir.

7- Zehirleri Uzaklaştırır: Tohumların koruyucu kusturucu etkileri vardır ve vücudun zehirlere olan direncini artırır. (9) Kaynatılarak hazırlanan hardal özü narkotikler veya aşırı alkol kaynaklı zehirlenmelerde vücudun temizlenmesine yardımcı olur.

8- Saçkırana Karşı Antifungal Etkiler Gösterir: Anti-bakteriyel özellikleri saçkıran kaynaklı lezyonların tedavisinde etkilidir. Bölgesel uygulanması saçkıran semptomlarını hafifletir.

9- Cilt ve Saç Bakımı: Harika bir bakım ve güzellik ürünü olabilir. Kına yapraklarıyla beraber kaynatılan hardal yağı sağlıklı saç uzamasını uyarır. (10) Hindistan cevizi yağı ve susam yağının cilde olan faydalı etkilerini güçlendirir.

10- Sinirler Üzerindeki İyileştirici Etkileri: Hardalın ısıtıcı ve ateşlendirici doğası sinir hasarı olan bazı kişilere faydalı olabilir. (11) Sinirsel uyarıları tetikler ve sinirler üzerinde canlandırıcı etkiler yaparak iyileşme sürecini uyarır.

11- Diyabeti Kontrol Eder: Hardal yaprağı diyabet hastaları için harikadır. Araştırmalar antioksidan etkilerinin diyabetlilerde görülen oksidatif stres kaynaklı hasarları nötralize ettiğini göstermektedir. Glukoz metabolizmasının düzenlenmesine yardımcı olur.

12- Kolesterol Düşürücü Etkileri Vardır: Yaprakların kolesterol düşürücü etkileri üst düzeyde dikkat çekicidir. Safra asitlerine bağlanan bileşikler içerir ve bu maddelerin vücuttan kolay boşaltılmasını sağlar. Safra asitleri genellikle kolesterol ihtiva eder. Yapraklar yüksek besin değerine sahiptir, arterlerdeki blokajların azaltılmasında etkili olur, ateroskleroz gibi düzensizlikleri önler. Sadece yapraklar değil; tohumlar, yağı ve tohumlardan üretilen hardal sosları da yüksek kolesterolün vücuttan uzaklaştırılması ve arterlerin temizlenmesine fayda sağlar.

13- Menopoz Semptomlarını Hafifletir: Hardal yaprakları menopoz aşamasındaki kadınlar için değerlidir. (12) Magnezyum ve kalsiyum kemik sağlığı artırır ve menopozla ilgili kemik dejenerasyonunu önler.

14- Detoksifikasyona Yardımcı Olur: Yüksek oranda antioksidan ve lifler içerdiği için vücudun kendini temizleme sistemlerini destekler. Detoks enzimlerinin aktivitelerini düzenler ve zararlı toksinlerin uzaklaştırılmasına yardımcı olur.


Hardalın zararları nelerdir?

Herhangi bir besini ilk defa denerken dikkatli olmak her zaman gereklidir; özellikle alerjik reaksiyonların görülebileceği besinlerde bu durum daha da önemli hale gelir. Bazı kişilerde hardal tohumlarına ve hardal ürünlerine karşı aşırı hassasiyet görülebilir. Hardalın bazı bilinen yan etkileri ve özel durumlar şöyledir:

  • Cilt Sorunları: Hardal bitkisi ateş çıkarıcı etkiler yapabilir, bu yüzden ciltte kullanırken dikkatli uygulanmalıdır. Ciltte çeşitli tahriş, su toplama gibi sorunlar olabilir.
  • Guatrojenler: Pişirilmemiş hardal tohumları ve yapraklar guatrojenler adıyla adlandırılan maddeler içerir ve tiroid bezinin fonksiyonlarını düzensizleştirebilir. Tiroid hastalığı olan kişiler bu maddelerin etkilerini ortadan kaldırmak için daima pişmiş hardal tüketmelidir.
  • Oksalatlar: Kalsiyum emilimini etkileyen oksalatlar içerir. Böbrek taşı vb. sorunu olan kişiler aşırı hardal tüketmekten kaçınmalıdır.
  • Hamilelik ve Emzirmede Hardal Tüketimi: Hamileyken siyah hardalın tıbbi miktarlarda tüketilmesi güvenli değildir. Siyah hardal menstruasyon başlatabilir ve düşüğe sebep olabilir. Emzirirken de siyah hardal tüketilmesi önerilmez.
  • Diyabet: Siyah hardal ilaç olarak kullanıldığında kan şekerinin aşırı düşmesine yol açabilir. Diyabet ilacı kullanıyorsanız siyah hardal tüketiminize dikkat etmelisiniz.

Hardal besin değerleri

Sarı Hardal Sosu - Hazır100 Gram
Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori67.0%3
Toplam Yağ4.0 g%6
Doymuş Yağ0.2 g%1
Trans Yağ--
Kolesterol0.0 mg%0
Sodyum1135 mg%47
Toplam Karbonhidrat5.3 g%2
Diyet Lifi3.3 g%13
Şeker0.9 g
Protein4.4 g%9
Tiamin0.3 mg%23
B6 Vitamini0.1 mg%3
Niasin0.5 mg%3
C Vitamini1.5 mg%2
E Vitamini0.4 mg%2
K Vitamini1.8 mcg%2
Selenyum32.9 mcg%47
Manganez0.4 mg%21
Magnezyum49.0 mg%12
Fosfor106 mg%11
Demir1.5 mg%8
Kalsiyum58.0 mg%6

*Bu değerler 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Kalori ihtiyacınız yaşam tarzınıza göre daha az veya fazla olabilir.

Mutfak kullanımları

  • Hardal global olarak tatlandırıcı ve koruyucu olarak kullanılır.
  • Kuru öğütülmüş sarı hardal tohumları salatalar, mayonezler ve soslara eklendiğinde lezzet katar.
  • Sarı hardal ünlü hardal sosu yapımında kullanılır.
  • Bütün halde kullanılan hardal tohumları turşu ve soslara eklenebilir. Hardal yağı harika bir pişirme ve kızartma yağıdır.
  • Hardal yeşilliği sade tüketime uygundur, çorbalara ve salatalara eklenebilir.
  • Hardal, elma şarabı yapımında fermentasyonu yavaşlatmak için kullanışlıdır. Ayrıca eski zamanlardan beri et ürünlerinin bozulmasını önlemek için kullanılır. (13)
Kaynaklar ve Referanslar

Kaynaklar ve referanslar için tıklayınız.

Akgünlük (Boswellia Serrata)

Akgünlük (Boswellia Serrata) Nedir?

Akgünlük / Hint günlük ağacı / Boswellia Serrata

Son yıllarda iyilik ve sağlık için çoğalan arayışlar neticesinde bir bitkisel çözüm olarak akgünlük (boswellia) bitkisi hızla ünlenmiştir. Boswellia serratayı diyetinize eklemeden önce kaynağını, kullanımlarını ve potansiyel sağlık faydalarını bilmeniz çok önemlidir. Ülkemizde besin desteği ve kapsül formunda satışı yaygınlaşan bitki, ayrıca eczane raflarında da yer almaktadır. Sığla (günlük) ağacı ile benzer ancak zaman zaman ayrışan etkilere sahiptir.

Türkçe akgünlük olarak adlandırılan ve bilimsel adı Boswellia serrata olan bitki, Hindistan ve Pakistan’ın yerlisi olan büyük bir ağaçtır ve sağlığa olan etkileri sebebiyle ağacın sakız formundaki reçinesi kullanılır. Ayurvedik tıpta çok önemlidir, güçlü antienflamatuar özellikleri ve geniş yelpazedeki faydalarıyla sıklıkla kullanılır.

Ağacın reçinesi kendiliğinden sertleştiğinde toplanır ve çeşitli besin takviyelerinin, içeceklerin, kozmetik ürünlerinin ve sabunların içerisinde kullanılır. Düzenli kullanımlarda boswellik asit ve çeşitli terpenler içeren bütün bu ürünler dikkate değer faydalar sağlar. (1)


Akgünlük (Boswellia) Faydaları

1- Artritte Boswellia Kullanımı: Akgünlük bitkisinin belki de en iyi bilinen sağlığa faydası; osteoartrit gibi iltihaplı hastalıklara olan etkisidir. (2) Çok sayıda bilimsel araştırma düzenli Boswellia kullanımının sitokinler dahil eklem ağrısı ve rahatsızlığı yapan belirli iltihap yapıcı enzimleri önlediğini belirtmektedir. Artrit ve diğer iltihaplı durumları olan kişilerin günlük olarak akgünlük kullanması yaşam kalitesini artırabilir ve ağrıların büyük bölümünü rahatlatabilir.

2- Yara ve Hastalıkların İyileşmesini Hızlandırır: Ayurvedik tıp uygulamalarında hem iç hem de dış yaraların iyileştirilmesinde kullanılır. Ülkemizde Boswellia Serrata sakızı bulmak zor olabileceği için tablet olarak kullanıldığı durumlarda da hem yaralanma hem de hastalıkların iyileşmesi üzerinde hızlı ve olumlu etkileri olur, iyileşme süresini kısaltır.

Akgünlük ağacı reçinesi / sakızı

3- Bağışıklık Sistemi: Hakkında yapılan son keşiflere göre lenf sistemindeki bir beyaz kan hücresi formu olan lenfositler ve T hücreleri üzerinde etkileri vardır. Bu hücreler çok önemli bağışlık sistemi bileşenleridir ve vücut bağışıklığı cevabının süresini ve şiddetini etkilerler. (3) Düzenli olarak Boswellia kullanıldığında bağışıklık sistemi optimize olur ve yabancı madde ve patojenlere karşı daha etkili hale gelebilir.

4- Kanser: Vücuttaki kanserli hücrelere olan etkileri dikkat çekmektedir. Bir araştırmaya göre çoğu, doğal veya ilaçlarda bulunan anti-kanser maddesi gibi apoptoza (anormal hücrelerin programlı ölümü) sebep olmaz. Onun yerine kanserli hücrelerin çoğalmasını ve yayılmasını önler. (4) Bu durum tümör oluşumu riskini özellikle azaltır ve yaygın kanser tedavilerinin kanseri temizlemesini kolaylaştırır. Ayrıca kemoterapi semptomlarında azalma yapar.

5- Otoimmün Hastalıklar: Bağışıklık sistemini güçlendirerek otoimmün hastalıklara karşı daha dayanıklı hale getirebilir. Kontrolü ve aşması en zor hastalıklar olarak bilinen otoimmün hastalıklarda günlük olarak Boswellia serrata kullanımı lupus, romatoid artrit ve diğer kronik hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

6- Cilt Sağlığı ve Boswellia: Bitkinin besin değeri olarak etkileri içerisindeki aktif maddelerle, özellikle boswellic asit ile sınırlıdır. Bu madde cilt için bazı antioksidan yetenekler gösterir. Bu amaçla ciltteki iltihaplanma, tahriş, kırışıklık, yaş lekesi ve sarkmaların azaltılması için kullanılabilir, cildin elastikliğini artırır.

7- Baş Ağrılarını Hızlı Şekilde Önler: Çoğu hastada hızlı ve etkili olarak baş ağrısını geçirir.

8- Stres: Ayurvedik geleneklerle ilgili anekdotsal kanıtlara göre akgünlük kullanımı anksiyeteyi azaltır, kronik stres hormonu seviyelerini düşürür. Bu etkilerinin sebebi önemli nörotransmitterlerin üretiminde etkili olan triterpenlerdir.

9- Kas Kuvvetini Artırır: Boswellia eklem ve kaslardaki iltihaplanmaları azaltır, hasarların onarılmasını sağlar, dokuyu yeniler; bu sayede daha yüksek enerji gerektiren çetin antrenmanlar yapılabilir. Kas kütlesinin güçlenmesiyle beraber egzersiz dayanımı yükselir.

10- Sindirim: Bağırsak fonksiyonlarını iyileştirir, mide rahatsızlığı ve kabızlığa iyi gelir. (5) Boswellic asit içermesi sebebiyle besin emilimini optimize eder, ishal, mide bulantısı ve karın ağrısını tedavi edebilir, mide ülseri ve diğer kronik hastalık risklerini düşürür.


11- Hormon Dengesi: Akgünlük ve günlük yağı ve kullanıma uygun diğer yakın türler özellikle yağ formunda kullanıldığında vücuttaki hormonları dengeler. (6) Bu sayede ruhsal durum iyileşir ve stres azaltılabilir. Menstruasyonun şiddetini azaltır, metabolizmanın enerji süreçlerini iyileştirir.

12- Analjezik (Ağrı Kesici) Etkileri: Kuvvetli antienflamatuar etkileriyle aynı oranda ağrı kesici özellikler gösterir. İltihap yapıcı enzimleri ve bileşikleri inhibe ederken, eklem ve kaslardaki ağrı reseptörlerinin uyarım sistemini etkiler. Bu sayede yaşam kalitesi yükselebilir. Yaşlanmayla beraber kontrollü miktarlarda kullanıldığında genç ve sağlıklı görünmenize ve kalmanıza yardım eder.

Boswellia’nın Yan Etkileri / Zararları

Çok sayıda ve ciddi faydaları olmasına rağmen, Boswellia Serrata bazı düşündürücü yan etkiler yapabilir. Ancak bu yan etkiler sadece aşırı miktarlarda kullanıldığında ortaya çıkar. Normal kullanımlarda yan etki görülmesi nadirdir.

  • Aşırı boswellia serrata kullanımı: Mide problemleri
  • Ciltte iltihaplanma yapabilen alerjik reaksiyonlar
  • Nadir vakalarda aşırı tüketim kaynaklı karaciğer hasarı
  • Asit reflü, mide bulantısı, ishal, ciltte lekeler yapabilir.

Hamilelikte Boswellia Serrata: Hamilelik süresince kullanılması düşüğe sebep olabilir. (7)


Akgünlük (Boswellia) Nasıl Kullanılır ve Dozaj

Boswellia içeren ürünler çok çeşitli olabilir. Farklı markaların ürünlerinde farklı oranlarda yer alabilir. Üreticinin talimatları doğrultusunda ve doktorunuza danışarak kullanmanız önerilir.

Genel olarak 300-500 mg arası kapsül formda günde 2/3 sefer kullanılması önerilir. İltihaplı bağırsak rahatsızlıklarında dozaj daha yüksek olabilir.

Dünya artrit vakfı ağızdan 300-500 mg arası günde 2-3 sefer, %60 boswellik asit içeren besin desteklerinin kullanılmasını önermektedir. (8)

Kaynaklar ve Referanslar


Keten Tohumu

Keten tohumu ve keten tohumu yağı...

Keten Tohumu Nedir? Keten tohumu neye iyi gelir?

Tarlada keten bitkisi...
Tarlada keten bitkisi…

Keten tohumu, bilimsel adı Linum usitatissimu olan ve boyu 60 cm’ye kadar uzayabilen bitkinin tohumlarıdır. Bitki, tohumu ve lifleri için yetiştirilir ki keten bitkisi bir lif tahılı olarak kabul edilir ancak aynı zamanda tohumları yüksek besin değeri taşır. İlk olarak Mısır’da yetiştirildiği ve oradan dünyaya yayıldığı düşünülmektedir. Keten kumaşların lifleri bitkinin saplarından alınır ve bu lifler pamuktan 2-3 defa daha güçlüdür.

Fındıksı lezzetli tohumlar ilk haliyle, öğütülerek veya keten tohumu yağı olarak tüketilebilir. (1) Günümüzde kahvaltılık gevrekler veya ekmeklerde keten tohumu kullanılması yaygınlaşmıştır ancak sağlığa olan faydalarının ve besleyici özelliklerinin bilinir hale gelmesi yakın tarihlerde olmuştur. İnsanlar bitkinin çok sayıdaki faydası hakkında bilinçlenmiş ve besin takviyesi veya yemek malzemesi olarak kullanmaya başlamışlardır.


Sağlığa olan faydaları sebebiyle Asya, Amerika ve Afrika mutfaklarında kullanım alanları vardır. Özellikle filizlenmiş veya öğütülmüş şekilde kullanılır. Ülkemizde de hamur işlerinde, atıştırmalıklarda, smoothielerde ve granola olarak tüketilmektedir. Öğütüldüğünde içerisindeki besinler daha iyi sindirilir, yağının sindirimi çok daha kolaydır. Bitkinin sırf sağlığa olan faydaları sebebiyle farklı kullanımları bulunur. Birçok kişi keten tohumlu çaylar içer veya farklı yöntemlerle keten tohumunu kullanır. Sağlığa olan bilimsel faydaları, kullanım şekilleri, besin değerleri, yan etkileri ve diğer bilgiler için yazının devamını okuyabilirsiniz.

Keten tohumunun faydaları nelerdir?

1- Besin Değeri Yüksektir: Keten tohumunun hem kahverengi hem de sarı türleri aynı ölçüde besleyicidir. Standart porsiyon olarak bir dolu yemek kaşığı düşünülebilir. (7 gram) Sadece bir yemek kaşığı keten tohumu iyi miktarda protein, lif ve omega-3 sağlar; ayrıca vitamin ve mineraller açısından zengindir. Detaylı besin değerleri için, ilgili başlığı okuyabilirsiniz.

2- Kalp Sağlığını İyileştirir, Omega-3 Yağ Asitleri Açısından Zengindir: Eğer vejetaryenseniz veya balık tüketmiyorsanız; keten tohumu sizin için harika bir omega-3 (alfa-linolenik asit) kaynağı olabilir. ALA, omega-3 yağ asitlerinden biridir ve sadece beslenme yoluyla vücuda alınabilir. Deneylere göre keten tohumunda bulunan alfa-linolenik asitler kalp damarlarında kolesterol birikimini önler, arterlerde iltihaplanmaları azaltır ve tümör gelişimini azaltır. (2, 3)

Kosta Rika’da 3638 katılımcıyla yapılan bir araştırmaya göre omega-3 tüketen kişilerde kalp krizi riski çok daha düşüktür. Ayrıca 250,000 kişinin incelendiği bir diğer araştırmada, alfa-linolenik asit tüketen kişilerde kalp hastalığı riskinin %14 daha düşük olduğu belirlenmiştir. (4) ALA yağ asitleri diğer iyi bilinen omega-3 yağları olan eykosapentenoik asit (EPA) ve dokosaheksaenoik asit (DHA) kadar faydalı olabilir. (5)

3- Kanser Riskini Düşüren Lignan Polifenolleri İçerir: Lignanlar antioksidan ve estrojen özellikleri olan bitki bileşikleridir ve bu maddeler kanser riskini düşürüp sağlığı artırabilir. Keten tohumu diğer bitkisel besinlerden 800 kat daha fazla lignan içerir. (6) Özellikle menopoz sonrası kadınlarda göğüs kanseri riskini düşürdüğü gözlenmiştir. Kanada’da 6,000 kadın üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, keten tohumu tüketenlerde göğüs kanseri gelişme riski %18 daha düşüktür. (7)

Ancak sadece kadınlar değil, erkeklerde keten tohumundan fayda görebilir. Lignanlar özellikle prostat kanseri üzerinde etkili olabilir ve kanser riskini düşürebilir. (8) Ayrıca laboratuvar araştırmalarına göre bitkinin kolon ve cilt kanserini önleme potansiyeli olabilir.

4- Sindirim Sağlığına İyi Gelir, Lif Açısından Zengindir: Sadece bir yemek kaşığı keten tohumu 3 gram lif içerir ve bu miktar günlük ihtiyacının erkek ve kadınlarda sırasıyla %8 ile %12’sidir. Bitki hem çözünür hemde çözünmez lif içerir. Lif kalın bağırsakta bakteriler tarafından fermente edilir, atıkların boşaltımını kolaylaştırılır ve bağırsak hareketlerine yardım eder. Çözünür lif bağırsaklarda dolaşan kütlenin kıvamını iyileştirir ve sindirim hızını yavaşlatır. Bu sayede kan şekeri kontrolü kolaylaşır ve kolesterol düşer. (9) Çözünmez lif ise dışkının daha fazla su tutmasına, hacminin artmasına ve sertliğinin azalmasına yardımcı olur. Bu lif türü kabızlık, irritabl bağırsak sendromu ve divertiküler hastalıkların önlenmesine yardım eder.

5- Kolesterolü Etkili Biçimde Düşürebilir: Keten tohumunun bir diğer faydası kolesterol seviyelerini düşürmesidir. Bir araştırmada; yüksek kolesterolü olan kişiler 3 ay boyunca günde 3 yemek kaşığı keten tohumu tozu kullanmış ve toplam kolesterolleri %17, kötü, LDL kolesterol seviyeleri ise %20 azalmıştır. (10)

Menopoz sonrası kadınların günde 30 gram keten tohumu tüketmeleri kötü kolesterolü %10 düşürebilir. (11) Bu etkilerin birincil sebebi olarak tohumların içerdiği lif görülür. Lif safra tuzlarına bağlanarak vücuttan uzaklaşır. Safra tuzlarının yeniden üretilmesi için kolesterol kandan karaciğere çekilir. Bu işlem kandaki kolesterol miktarını azaltır. (12)

6- Tansiyonu Düşürür: Yapılan araştırmalar son yıllarda keten tohumunun tansiyonu düşüren doğal etkileri üzerine yoğunlaşmıştır. Kanada’da yapılan bir araştırmaya göre 6 ay boyunca günde 30 gram keten tohumu yemek; sistolik kan basıncını (büyük tansiyon) 10 mmHg, diastolik kan basıncını (düşük tansiyon) 7 mmHg düşürmektedir. (13) Düzenli olarak tansiyon ilacı kullanan kişilerin keten tohumu yemesi tansiyonu daha da fazla düşürür; kontrol edilemeyen tansiyon hastalarına ciddi yardımı dokunabilir. Bazı araştırmalar ise 3 ay boyunca keten tohumu tüketmenin tansiyonu 2 mmHg düşüreceğini öne sürmektedir. Bu rakam yetersiz görünse bile; tansiyondaki 2 mmHg’lik bir düşüş inmeden ölüm riskini %10, kalp hastalığından ölüm riskini ise %7 düşürür. (14)

7- Kan Şekeri Kontrolüne Yardımcı Olur: Tip 2 diyabet dünya genelinde büyük bir sağlık problemidir. Vücudun insülin salgılayamaması veya insüline dirençli olması sonucu ortaya çıkan yüksek kan şekeri seviyeleri ile karakterize olur. Bazı araştırmalara göre tip 2 diyabeti olan kişilerin diyetlerine bir ay boyunca günde 10-20 gram keten tohumu tozu (öğütülmüş keten tohumu) eklemeleri kan şekerinde %8-20 azalma yapabilir. (15, 16) Bitkinin kan şekerini düşürücü etkileri, lif içermemesi sebebiyle keten tohumu yağı kullanıldığında çok daha düşük olabilir.

8- Uzun Süre Tok Tutar, Zayıflamanızı Kolaylaştırır: Eğer yemekler arasında sürekli atıştırma alışkanlığınız varsa; diyetinize keten tohumu eklemeyi düşünebilirsiniz. Keten tohumu açlık sancılarının önlenmesinde etkili olabilir. İçeceklerinize veya yoğurda ekleyeceğini 2-3 gram tohum açlık hissini azaltabilir, genel olarak iştahta düşüş yapar. (17) Tohumların içerdiği çözülebilir lif açlığı azaltır, sindirimi yavaşlatır ve iştahı kontrol ederek doygunluk hissi veren hormonların salınmasını tetikler. (18)

9- Cilt Bakımı: Keten tohumu yağı akne, rozasea (gül hastalığı) ve egzama durumlarında iltihaplı cilt bölgelerini iyileştirebilir. Yağın bölgesel olarak uygulanması ayrıca güneş yanıklarını etkili biçimde tedavi eder.

10- Keten Tohumu Gluten İçermez, Çölyak Hastaları İçin Güvenlidir: Keten tohumu %100 glutensizdir ve gluten intoleransı ve çölyak rahatsızlığı olan kişiler tarafından tüketilebilir. Ancak bilinmelidir ki içerisinde keten tohumu olan her hazır ürün glutensiz olmayabilir. Özellikle mısır gevreği ve benzer ürünlerde bu durum kontrol edilmelidir.

11- Bağışıklığı Güçlendirir: İçerdiği alfa-linolenik asit ve lignanlar vücutta bağışıklık cevabını güçlendirir ve romatoid artrit, sedef hastalığı ve otoimmün bir düzensizlik olan lupus gibi hastalıkları önleyebilir.

12- Kuru Göz Sendromunu Azaltır: Keten tohumu tüketmek kuru göz sendromunu azaltabilir. Ayrıca içerdiği omega-3 yağ asitleri göz sinirlerinin zarar görmesi sebebiyle oluşan maküler dejenerasyon (yaşa bağlı görme kaybı) riskini azaltır.


Keten tohumunun yan etkileri / zararları

Keten tohumunun bütün faydalarını görmek için öğütülmüş halde tüketmeniz önerilir. Tohumlar bütün olduğunda içerdiği besinlerin tamamı kullanılamaz. Ancak yine de keten tohumunun bazı yan etkileri vardır. Kontrolsüz miktarlarda keten tohumu tüketmek ve özellikle öğütülmeden tüketildiğinde:

  • Şişkinlik
  • Gaz ve karın ağrısı
  • Kabızlık ve ishal
  • Mide bulantısı, yapabilir.

Yüksek miktarlarda tüketmenin; kütle oluşturucu laksatif etkileri sebebiyle bağırsaklarda tıkanıklık yapabileceğine dair şüpheler vardır. Bu yüzden bol miktarda su ile beraber kullanılmalıdır. Keten tohumu özlerinden hazırlanan lignan içeren besin takviyelerinin 12 hafta boyunca kullanılmasının güvenli olduğu düşünülmektedir. (19)

Olgunlaşmamış tohumların tüketilmesi tehlikeli olabilir. Ham tohumlar zehirli olabilir.

Keten tohumu kullanırken aşağıdaki özel durumların bilincinde olunmalıdır.

Hamilelik ve emzirmede keten tohumu kullanımı: Hamilelik süresince keten tohumu kullanmak muhtemelen tehlikelidir. Keten tohumları östrojen etkisi yapabilir ve bazı sağlık uzmanları bu durumun hamileliğe zarar vereceğini düşünmektedir. Hamilelik ve emzirme süresince kullanmanız önerilmez. (19)

Diyabet: Diyabet ilaçları ile bir araya gelince kan şekerinin aşırı düşmesine yol açabilir. İlaç kullanıyorsanız kan şekerinizi takip etmelisiniz.

Hormon-hassas kanser ve diğer durumlar: Tohumlar östrojene benzer roller üstlenir ve bu durumun göğüs, rahim ve yumurtalık kanseri gibi kanserleri kötüleştirebileceği düşünülmektedir. Ancak labarotuvar ve hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar keten tohumunun aslında östrojeni durdurup hormon-hassas kanserlere karşı koruyucu olabileceği yönündedir. Daha fazla bilgi elde edilinceye kadar aşırı tüketiminden kaçınmanız önerilir.

Düşük tansiyon: Tansiyon ilacı kullanan kişilerin keten tohumu kullanması tansiyonu aşırı düşürebilir.


Keten tohumu besin değerleri

Keten Tohumu1 Yemek kaşığı - 7 Gram - Öğütülmüş
Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori37.4%2
Toplam Yağ3.0 g%5
Doymuş Yağ0.3 g%1
Trans Yağ--
Kolesterol0.0 mg%0
Sodyum2.1 mg%0
Toplam Karbonhidrat2.0 g%1
Diyet Lifi1.9 g%8
Şeker0.1 g
Protein1.3 g%3
Tiamin0.1 mg%8
B6 Vitamini0.0 mg%2
Folat6.1 mcg%2
Riboflavin0.0 mg%1
Niasin0.2 mg%1
Manganez0.2 mg%9
Magnezyum27.4 mg%7
Fosfor44.9 mg%4
Bakır0.1 mg%4
Selenyum1.8 mcg%3
Demir0.4 mg%2

*Bu değerler 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Kalori ihtiyacınız yaşam tarzınıza göre daha az veya fazla olabilir.

Keten Tohumu Nasıl Yenir? Ne Kadar Tüketilmelidir?

Keten tohumu ve keten tohumu yağı çok sayıda yaygın tüketilen yemeğe eklenebilir. Besin emilimi daha kolay olduğu için öğütülmüş tohumları kullanmanız daha iyidir. Eğer bütün tohumlarınız varsa herhangi bir öğütücüde öğütebilir ve hava geçirmeyen kaplarda saklayabilirsiniz. Tohumları daha cazip şekilde tüketmek için aşağıdaki yöntemler kullanılabilir.

  • Suya ekleyerek günlük su tüketiminizin bir parçası yapabilirsiniz.
  • Salatalar keten tohumu eklemek için oldukça uygundur.
  • Kahvaltılık gevreklerin içerisine eklenebilir.
  • Sade veya meyveli yoğurtla beraber tüketilebilir.
  • Kurabiye, ekmek ve diğer hamur işlerine eklenebilir.
  • Smoothielere kıvam verir.
  • Tohumları çay olarak demleyip kullanabilirsiniz.

Günlük 50 gramdan az keten tohumu tüketmeniz önerilmektedir. Yukarıda sayılan faydaların çoğunu görmek için günde 1/3 yemek kaşığı keten tohumu kullanmanız yeterli olacaktır.


Keten tohumu çayı nasıl hazırlanır?

Bu çayı hazırlamak için tohumları öğütmeniz gerek yoktur.

Malzemeler:

  1. Bir çay kaşığı keten tohumu
  2. 1 bardak su
  3. En sevdiğiniz poşet çay (zencefil, rooibos, nane vb.)

Hazırlanışı:

  1. Tohumları kaynamakta olan suda 10-15 dakika demleyin.
  2. Diğer yandan sevdiğiniz bir poşet çayı yarım bardak kaynamış suda demleyin. Bardağın diğer yarısını demlediğiniz keten tohumu çayıyla doldurun ve sıcak veya soğuk tüketin. İsterseniz tercihinize göre limon, tarçın, bal veya şeker ekleyebilirsiniz.
Kaynaklar ve Referanslar


Lavanta (Lavanta Çayı)

Lavanta çiçekleri...

Lavanta nedir? Lavanta neye iyi gelir?

Lavantanın bilimsel adı Lavandula angustifolia‘dır (1) ve aynı nane gibi ballıbabagiller familyasının bir üyesidir. Avrupa, Afrika, Akdeniz Bölgesi ve Asya’nın belirli bölgelerinde yetişir. Ülkemizde lavanta ekimi özellikle gıda, temizlik ve kozmetik sanayinin talebini karşılamak için yapılır. Lavanta yağı ve bitkisel ilaç olarak lavanta kullanımı yaygındır. Özellikle lavanta yağının insan vücudunda güçlü etkileri olur; lavanta kokusu ise oldukça nadir ve güzel bir kokudur.

Lavanta çok hızlı büyüyen ve yayılan bir bitkidir; bu yüzden bazı ülkelerde arazileri lavantadan uzak tutmak sorun haline gelmiştir.

Bir çok kişi için lavantanın yemeklerde kullanılması şaşırtıcı olabilir ancak; salatalarda, soslarda, içeceklerde ve bazı yöresel yemeklerde baharat olarak kullanımı vardır. Lavanta özellikle lavanta balı, lavanta çayı ve şerbeti olarak tüketilir.

Bitkinin sağlığa olan faydaları dikkate değerdir. En önemli faydaları arasında stresi rahatlatması, ruhsal durumu iyileştirmesi, dinlendirici bir uyku sağlaması, cilt sorunlarını azaltması, enfeksiyonları önlemesi, iltihaplanmaları azaltması, kepeği tedavi etmesi ve şişkinliği azaltması sayılabilir. Doğal olarak detoks ve temizleyici etkileri vardır. Vücudun böbrekleri, mide ve bağırsak sistemini ve diğer organları temizlemesine yardımcı olur. Detaylı ve diğer faydaları ve etki mekanizmaları için yazının sonraki bölümünü okuyabilirsiniz.

Lavanta ve lavanta çayının faydaları

1- Anksiyete ve Stresi Azaltır: Lavantanın anksiyete ve stresi azaltma amacıyla bir dizi kullanımı vardır. Yapraklarında ve çiçeklerde bulunan organik bileşikler parmaklarla ezilip şakaklara sürülebilir. Bu bölgesel uygulama anksiyeteli düşünceleri azaltır, ruhsal durumu dengeler, vücudu ve zihni rahatlatır. Aynı etkiyi lavanta çayı içerek de görebilirsiniz. İçerdiği antioksidan bileşikler endokrin sistemi etkileyerek vücuttaki stres hormonu seviyelerini düşürür.

2- Uyku Sorularını Tedavi Eder: Uykusuzluk, düzensiz uyku ve insomnia sorunları hayatınızı olumsuz etkileyebilir. (2) Birkaç lavanta çiçeğini sıcak suda demleyerek; binlerce yıldır kullanılan, uyku getiren ve rahatlatan harika bir çay elde edersiniz. Bu etki çiçeklerin sinir sistemini etkilemesi ve zihinden olumsuz düşünceleri uzaklaştırması sebebiyle ortaya çıkar. Meditasyon teknikleri uygulanırken kullanılması yaygındır ve ayrıca lavanta yağı aromaterapide de kullanılır.


3- Antienflamatuar Özellikleri Vardır: Herkes vücudunu ve zihnini rahatlatmak için daha iyi ve güvenilir bir yöntem arayışı içindedir. İtalya’da, Trieste Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre; eğer banyo suyuna lavanta çiçeği ekler ve uzun süre suda kalırsanız; içerdiği antienflamatuar bileşenler vücut genelinde iltihaplanmaların azaltılmasına yardım eder. (3) Çiçeklerin antioksidan özellikleri de yüksek derecede güçlüdür.

4- Cilt Bakımında Faydalıdır: Kolay ve taşınabilir bir cilt bakımı yöntemi olarak bir şişe spreyini lavanta çiçekleriyle doldurabilirsiniz. (4) Cildinizi kuru ve tahriş olmuş hissettiğinizde; etkilenen bölgeye spreyi kullanarak hızlı bir rahatlama sağlayabilirsiniz. (5) Bu uygulama ayrıca sedef, egzama ve akne gibi kronik durumlarda da etkili olabilir.

5- Antiseptiktir: Çoğu kullanıcı lavantayı rahatlamak ve aromaterapik uygulamalarda kullanmak için tercih eder ancak enfeksiyonları tedavi etme özelliği etkileyicidir. (6) Ezilmiş lavanta yapraklarını yaraların üzerine uygulayarak hızlı iyileşmeyi ve enfeksiyonların önlenmesini sağlayabilirsiniz. (7)

6- Saç Bakımı ve Lavanta: Eğer saç dökülmesi sorununuz veya saç sağlığını olumsuz etkileyen başka bir durumunuz varsa; lavantalı şampuanlar kullanmanız iyi bir tercih olur. Ancak bazı organik kozmetik ürünleri çok pahalı olabilir ve bazıları da zararlı kimyasallar içerebilir. Lavanta çiçeklerini çay demler gibi demleyip karışımı saçlarınıza uygulayabilirsiniz. (8) Bu karışım etkili bir şampuan görevi görür, saç köklerini ve saçları güçlendirir.

7- Kalp Sağlığını Korur: Antioksidanlardan ve organik bileşiklerden gelen rahatlatıcı etkileri, tansiyonu düşürmesi ve kan damarlarındaki gerginliği azaltması sayesinde kalp için de geçerlidir. (9) Bu sayede ateroskleroz ve diğer kardiovasküler problemler önlenebilir ve kalp krizi ve felç riski düşer.

8- Sindirim Sorunlarını Önler: Çiçeklerde bulunan polifenoller vücutta geniş yelpazede etki gösterir. Bağırsaklarda zararlı bakterilerin çoğalmasını ve gaz birikimini önlerler. (10) Bu sayede mide rahatsızlıkları, hazımsızlık ve mide krampları önlenebilir. Yaprakların çiğnenmesi ve çayının içilmesi de etkilidir.


Lavantanın yan etkileri / zararları

Lavantanın ve lavanta çayının temel yan etkileri; ciltte tahriş, mide bulantısı ve aşırı tüketildiğinde kusma olabilir. Ancak diğer mümkün etkileşimler ve durumlarda vardır. Aşırı yüksek miktarlarda lavanta tüketilirse çok tehlikeli olabilir. (11) Lavanta kullanırken aşağıdaki özel durumların bilincinde olunmalıdır.

  • Hamilelikte Lavanta Kullanımı: Hamilelik süresince adet görmeyi uyarabileceği için lavanta kullanmanız önerilmez. Düşüğe ve diğer komplikasyonlara sebep olabilir.
  • Düşük Kolesterol: Lavanta çayının kolesterol düşürücü etkileri vardır. Kolesterol ilacı kullanıyorsanız olumsuz etkileşimler görülebilir.
  • Kan İncelticiler: Bitkinin kan inceltici özellikleri vardır ve kalp için iyidir ancak halihazırda kan inceltici ilaç kullananlar için tehlikeli olabilir. Özellikle ameliyatlardan önce kullanılmamalıdır.
  • Güneş Hassasiyeti: Aşırı lavanta çayı tüketimi cildin güneşe olan hassasiyetini artırır ve ciltte tahriş ve yanmalara sebep olabilir.

Eğer yukarıdaki yan etkilerden herhangi birini yaşıyorsanız lavanta ve ürünlerini kullanmayı bırakmalısınız. Eğer ilaçlarınızla ilgili olumsuz bir etkileşim olduğunu düşünüyorsanız diyetinize eklemeden önce doktorunuza danışınız.


Lavanta çayı nasıl hazırlanır? Lavanta nasıl saklanır?

Lavanta çayı...
Lavanta çayı ve tomurcukları…

Evde lavanta çayı yapmak basit bir işlemdir ve sadece çiçeklere (tomurcuklara) ve suya ihtiyacınız vardır. Bazı kişiler çayı bal, papatya ve diğer bitkisel çaylarla beraber tüketmeyi tercih eder.

Malzemeler: 4 çay kaşığı lavanta tomurcuğu (veya 1 yemek kaşığı kurutulmuş tomurcuk), 2 bardak su, 1 çay kaşığı bal

Hazırlanışı:

  • Taze veya kuru lavanta tomurcuklarını bardağa koyun.
  • Kaynar suyu 1 dakika dinlendirin.
  • Suyu tomurcukların üzerine dökerek 5 dakika demleyin. Bardağın üzerini kapatarak buharı içeride tutunuz.
  • Eğer isterseniz bal ekleyin ve servis edin. Lavanta tomurcuklarının çoğu bardağın dibinde kalacaktır, süzmenize gerek yoktur.

Eğer kendi lavanta bitkiniz varsa, tamamen çiçek açmadan tomurcuk halinde toplamak daha iyidir. Tomurcuklanan çiçek saplarını yaprakların hemen üzerinden kesip bir deste halinde bağlayabilir; karanlık, kuru ve serin bir yerde asarak kurutabilirsiniz. Kurutma süreci 2 ile 4 hafta kadar sürer. Ardından lavanta saplarını ovalayarak tomurcukları kolayca ayırabilirsiniz.


Kaynaklar ve Referanslar


Chai Çayı (Masala Çayı)

Chai çayı (masala çayı) ve içindekiler...

Chai Çayı Nedir? Chai Çayı Neye İyi Gelir?

Dünyanın bir çok bölgesinde “chai” kelimesi basitçe çay anlamına gelir. Ancak Batı Dünyasında hoş kokulu ve baharatlı bir Hint çayı olan masala chai’yi adlandırmak için kullanılır. (1)

Chai çayı hafif tatlı, koyu baharatlı ve sıcak bir içecektir. İçerisinde siyah çay, zencefil ve diğer baharatların bir karışımı bulunur. Çayın içerisindeki baharatlar, siyah veya yeşil çay kullanılması, su veya süt kullanılarak hazırlanması durumu; hazırlandığı bölgeye göre değişiklik gösterebilir. İçeceğe eklenen en popüler baharatlar; kakule, tarçın, kişniş tohumu ve karabiber tohumlarıdır.

Chai’nin en popüler tüketim şekli, bu gün çok sayıda kafenin menüsünde yer alan haliyle, chai tea lattedir. (bol sütlü chai çay) Çayı dışarıda bulabileceğiniz gibi, hazır poşet çay halinde satın alabilir veya evde kendi chai çayınızı kendiniz hazırlayabilirsiniz.

Chai Çayının Faydaları Nelerdir?

1- Kalp Sağlığını İyileştirir: Bu çayın kalp sağlığı üzerindeki olumlu etkilerine ilişkin bilimsel araştırmalar vardır. Araştırmalara göre çayın içindeki temel baharatlardan biri olan tarçın tansiyonu ve kötü kolesterolü düşürür. (2) Bu konuda yapılan çoğu araştırma günde 1-6 gram arası tarçın önerir ki bir bardak chai çayında daha az tarçın vardır ancak son araştırmalara göre günde 120 mg kadar tarçın tüketmek baharatın kalbe olan olumlu etkilerini görmek için yeterlidir. (3) Ayrıca çayın içerisindeki diğer baharatlar, siyah veya yeşil çayda kalbe farklı mekanizmalardan olumlu etkiler sağlamaktadır.

2- Kan Şekerini Düşürür: İçerisinde önemli miktarlarda zencefil ve tarçın bulunduğundan kan şekeri seviyelerinin kontrol edilmesine fayda sağlar. Tarçın insülin direncini ve açlık kan şekeri seviyelerini %10-29 arası düşürebilir. (4, 5) Düşük insülin direnci vücudun şekeri daha iyi metabolize etmesini sağlarken bu durum kan şekerinin düşük kalmasını sağlar.

Yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre günde 2 gram zencefil tozu tüketmek tip 2 diyabeti olan hastalara yardımcı olabilir; kan şekeri seviyelerini %12 düşürebilir. (6) Ancak bu durumlarda bilinmelidir ki dışarıda bir kafede satın aldığınız chai çayında tatlandırıcı maddeler bulunabilir ve çayın kan şekeri düşürücü etkilerini ortadan kaldırabilir. Bu yüzden evde kendi demlediğiniz şekersiz çayları tüketmek diyabet sorunu olan kişiler için zorunluluktur. Aslında Starbucks’ta satılan 360 ml’lik bir chai tea lattede 35 gram şeker bulunur ve bunun 2/3’ü eklenen şekerden gelir. (7)


3- Mide Bulantısını Azaltır, Sindirimi Artırır: Chai çayında mide bulantısına karşı güçlü etkileri olan zencefil bulunur. (8) Zencefil özellikle hamilelik esnasında yaşanan mide bulantılarına karşı etkilidir. Günde 1.1-1.5 gram zencefil tüketmek mide bulantısını önemli oranda azaltır. Bu miktar neredeyse bir bardak chai çayında bulunan miktar kadardır.

Çayda ayrıca bakteri kaynaklı sindirim sorunlarına karşı etkili antibakteriyel maddeler içeren tarçın, karanfil ve kakule bulunur. (9) İçerisindeki karabiberin sindirim sağlığına olan etkileri ise biraz daha farklıdır. Karabiber sindirim enzimleri miktarını artırır ve besinlerden daha iyi faydalanılmasını sağlar.

4- Zayıflamaya Yardım Eder: Düzenli olarak tüketilmesi kilo almayı önleyebilir ve zayıflamaya birden fazla mekanizmayla yardımcı olabilir. Süt ile hazırlandığı taktirde iyi bir protein kaynağı olur ve karbonhidrat ve yağ tüketiminizin düşmesine yardım eder. Öyle ki chai çayını zaman zaman atıştırmalık yerine içebilirsiniz. İçerisindeki çay ve baharatlar yağ yakımını uyarır ve formda kalmanıza olumlu etkiler yapar. Özellikle karabiberin vücudun belli bölgelerinde yağ birikimini önlediği bilinmektedir. Ancak çayı tüketirken çok fazla şeker kullanmadığınızdan emin olmalısınız.

5- Uyarıcıdır, Uyanmanıza Yardım Eder: İçerdiği çay yapraklarından gelen kafein sayesinde sabahları güne başlamak için harika bir seçenek olabilir, içindeki baharatlar ise gün boyunca zinde kalmanıza yardım eder. Chai çayı yaklaşık olarak bir bardak kahvenin 3’te 1’i kadar kafein içerir. Yani kafein kaynaklı bir yan etki görülmeden birkaç bardak chai çayı tüketebilirsiniz. Eğer günlük kafein alımınızı azaltmak istiyorsanız kahve yerine tüketmek iyi bir tercihtir.

6- Baş Ağrısı ve Diğer Ağrılara İyi Gelir: Bazı yaygın ağrıların ve hatta artrit ağrısının azaltılmasına yardım eder. Bu etkilerin sebebi içerisindeki malzemelerin, özellikle zencefil ve karanfilin antienflamatuar özellikleridir. Zencefil kökü iltihaplanmaları azaltır, migren ve baş ağrılarına karşı etkili olur. Karanfil ise 2000 yıldır diş ağrısı vb. gibi küçük ağrılara karşı homeopatik bir çözüm olarak kullanılmaktadır. (10)

7- Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: Eğer güçlü bir bağışıklık sisteminiz olsun istiyorsanız; her gün birkaç bardak chai çayı içmek yardımcı olabilir. Kakule yüzyıllardır Tibet tıbbının temel malzemelerinden biri olmuştur ve yüksek miktarda C vitamini ve diğer besinleri içerir. (11) Siyah kakule antiseptik ve balgam söktürücü özellikler gösterirken, yeşil kakule sinüsleri temizler ve detoks etkisi vardır. Her iki türde güçlü antioksidanlar ve antimikrobiyal maddeler içerir; soğuk algınlığı, bakteri ve mantarlara karşı korur.

8- Hücre Sağlığını Korur, Kronik Hastalıkları Önler: Çayda bol miktarda serbest radikalleri etkisizleştiren polifenol antioksidanlar vardır. Serbest radikaller, çevredeki kirlilik ve kimyasallar kaynaklı bileşikler olup hücre hasarına yol açabilir, Alzheimer, Parkinson ve farklı kanserlere sebep olabilir. Chai çayında çoğu meyve ve sebzeden daha fazla polifenol bulunur. Karanfil ve tarçın yüksek antioksidan kabiliyete sahip baharatlardır. Bu sayede hücresel dejenerasyona, virüslere ve bakterilere karşı korur; yaşlanmayı yavaşlatır.


Chai Çayının Zararları / Yan Etkileri

Chai çayı özellikle yüksek miktarlarda tüketildiğinde hamilelerde ve mide sorunu olan kişilerde bazı ciddi yan etkiler görülebilir. Hamile ve emziren annelerin kafeinli içeceklerden uzak durması gerekmektedir. Diğer kişilerde aşırı miktarda chai çayı tüketirse ishal gibi mide ve bağırsak sorunları ve huzursuzluk ve anksiyete yaşayabilir. Bu güçlü çayın kontrollü tüketilmesi önemlidir. Çayın bazı yan etkileri aşağıdadır.

  • Kafein kaynaklı yan etkiler: Chai çayı yüksek miktarlarda kafein içerebilir. Eğer aşırı kafeinli chai çayı tüketirseniz; baş dönmesi, uyku sorunları, huzursuzluk ve mide bulantısı yaşayabilirsiniz. Çayınızdaki kafein miktarını azaltmak için, siyah çay yerine yeşil çaylı chai çayı tercih edebilirsiniz.
  • Hamile ve emziren annelerin chai çayı tüketimindeki riskler: İçerisinde çok çeşitli baharatlar bulunabileceğinden dikkatli tüketilmelidir. Hamilelik esnasında uzak durmanız gereken temel baharatlar; dul avrat otu, guarana, maydanoz, kekik, ada çayı, ayı üzümü, damiana ve comfreydir. (karakafes otu) Bu bitkileri içeren markaların chai çaylarından uzak durmanız önerilir. Chai çayı ayrıca kafein içerir. (12)
  • Diğer yan etkiler: Aşırı tüketiminde demir eksikliği ortaya çıkabilir. Aşırı chai çayı tüketildiğinde bağırsaklardan demir emilimi azalabilir. (13)

Evde Chai Çayı Nasıl Hazırlanır?

Evde kendi chai çayınızı yapmanız oldukça basittir ve sadece birkaç yaygın malzeme ile yapılabilir. Bu tarifteki malzemeleri tercihlerinize göre değiştirebilirsiniz.

  • Adım 1 – 2 parça tarçın kabuğu, 10 karanfil ve 1 çay kaşığı kakule tohumunu bir süzgeç veya tülbente koyun.
  • Adım 2 – Bu karışımı bir cezve dolusu suyun içine yerleştirin, düşük ateşte kaynayıncaya kadar ısıtın.
  • Adım 3 – 15 dakika kısık ateşte bekletin ardından ocağı kapatın.
  • Adım 4 – İçerisine 1-2 siyah çay poşeti ekleyin ve 3-4 dakika demleyin.
  • Adım 5 – Çay poşetlerini ve baharat karışımını alın.
  • Adım 6 – 2 bardak süt ve çeyrek bardak bal ekleyin.
  • Adım 7 – Ilık veya soğuk servis edebilirsiniz.
Kaynaklar ve Referanslar