Lavanta (Lavanta Çayı)

Lavanta çiçekleri...

Lavanta nedir? Lavanta neye iyi gelir?

Lavantanın bilimsel adı Lavandula angustifolia‘dır (1) ve aynı nane gibi ballıbabagiller familyasının bir üyesidir. Avrupa, Afrika, Akdeniz Bölgesi ve Asya’nın belirli bölgelerinde yetişir. Ülkemizde lavanta ekimi özellikle gıda, temizlik ve kozmetik sanayinin talebini karşılamak için yapılır. Lavanta yağı ve bitkisel ilaç olarak lavanta kullanımı yaygındır. Özellikle lavanta yağının insan vücudunda güçlü etkileri olur; lavanta kokusu ise oldukça nadir ve güzel bir kokudur.

Lavanta çok hızlı büyüyen ve yayılan bir bitkidir; bu yüzden bazı ülkelerde arazileri lavantadan uzak tutmak sorun haline gelmiştir.

Bir çok kişi için lavantanın yemeklerde kullanılması şaşırtıcı olabilir ancak; salatalarda, soslarda, içeceklerde ve bazı yöresel yemeklerde baharat olarak kullanımı vardır. Lavanta özellikle lavanta balı, lavanta çayı ve şerbeti olarak tüketilir.

Bitkinin sağlığa olan faydaları dikkate değerdir. En önemli faydaları arasında stresi rahatlatması, ruhsal durumu iyileştirmesi, dinlendirici bir uyku sağlaması, cilt sorunlarını azaltması, enfeksiyonları önlemesi, iltihaplanmaları azaltması, kepeği tedavi etmesi ve şişkinliği azaltması sayılabilir. Doğal olarak detoks ve temizleyici etkileri vardır. Vücudun böbrekleri, mide ve bağırsak sistemini ve diğer organları temizlemesine yardımcı olur. Detaylı ve diğer faydaları ve etki mekanizmaları için yazının sonraki bölümünü okuyabilirsiniz.

Lavanta ve lavanta çayının faydaları

1- Anksiyete ve Stresi Azaltır: Lavantanın anksiyete ve stresi azaltma amacıyla bir dizi kullanımı vardır. Yapraklarında ve çiçeklerde bulunan organik bileşikler parmaklarla ezilip şakaklara sürülebilir. Bu bölgesel uygulama anksiyeteli düşünceleri azaltır, ruhsal durumu dengeler, vücudu ve zihni rahatlatır. Aynı etkiyi lavanta çayı içerek de görebilirsiniz. İçerdiği antioksidan bileşikler endokrin sistemi etkileyerek vücuttaki stres hormonu seviyelerini düşürür.

2- Uyku Sorularını Tedavi Eder: Uykusuzluk, düzensiz uyku ve insomnia sorunları hayatınızı olumsuz etkileyebilir. (2) Birkaç lavanta çiçeğini sıcak suda demleyerek; binlerce yıldır kullanılan, uyku getiren ve rahatlatan harika bir çay elde edersiniz. Bu etki çiçeklerin sinir sistemini etkilemesi ve zihinden olumsuz düşünceleri uzaklaştırması sebebiyle ortaya çıkar. Meditasyon teknikleri uygulanırken kullanılması yaygındır ve ayrıca lavanta yağı aromaterapide de kullanılır.


3- Antienflamatuar Özellikleri Vardır: Herkes vücudunu ve zihnini rahatlatmak için daha iyi ve güvenilir bir yöntem arayışı içindedir. İtalya’da, Trieste Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre; eğer banyo suyuna lavanta çiçeği ekler ve uzun süre suda kalırsanız; içerdiği antienflamatuar bileşenler vücut genelinde iltihaplanmaların azaltılmasına yardım eder. (3) Çiçeklerin antioksidan özellikleri de yüksek derecede güçlüdür.

4- Cilt Bakımında Faydalıdır: Kolay ve taşınabilir bir cilt bakımı yöntemi olarak bir şişe spreyini lavanta çiçekleriyle doldurabilirsiniz. (4) Cildinizi kuru ve tahriş olmuş hissettiğinizde; etkilenen bölgeye spreyi kullanarak hızlı bir rahatlama sağlayabilirsiniz. (5) Bu uygulama ayrıca sedef, egzama ve akne gibi kronik durumlarda da etkili olabilir.

5- Antiseptiktir: Çoğu kullanıcı lavantayı rahatlamak ve aromaterapik uygulamalarda kullanmak için tercih eder ancak enfeksiyonları tedavi etme özelliği etkileyicidir. (6) Ezilmiş lavanta yapraklarını yaraların üzerine uygulayarak hızlı iyileşmeyi ve enfeksiyonların önlenmesini sağlayabilirsiniz. (7)

6- Saç Bakımı ve Lavanta: Eğer saç dökülmesi sorununuz veya saç sağlığını olumsuz etkileyen başka bir durumunuz varsa; lavantalı şampuanlar kullanmanız iyi bir tercih olur. Ancak bazı organik kozmetik ürünleri çok pahalı olabilir ve bazıları da zararlı kimyasallar içerebilir. Lavanta çiçeklerini çay demler gibi demleyip karışımı saçlarınıza uygulayabilirsiniz. (8) Bu karışım etkili bir şampuan görevi görür, saç köklerini ve saçları güçlendirir.

7- Kalp Sağlığını Korur: Antioksidanlardan ve organik bileşiklerden gelen rahatlatıcı etkileri, tansiyonu düşürmesi ve kan damarlarındaki gerginliği azaltması sayesinde kalp için de geçerlidir. (9) Bu sayede ateroskleroz ve diğer kardiovasküler problemler önlenebilir ve kalp krizi ve felç riski düşer.

8- Sindirim Sorunlarını Önler: Çiçeklerde bulunan polifenoller vücutta geniş yelpazede etki gösterir. Bağırsaklarda zararlı bakterilerin çoğalmasını ve gaz birikimini önlerler. (10) Bu sayede mide rahatsızlıkları, hazımsızlık ve mide krampları önlenebilir. Yaprakların çiğnenmesi ve çayının içilmesi de etkilidir.


Lavantanın yan etkileri / zararları

Lavantanın ve lavanta çayının temel yan etkileri; ciltte tahriş, mide bulantısı ve aşırı tüketildiğinde kusma olabilir. Ancak diğer mümkün etkileşimler ve durumlarda vardır. Aşırı yüksek miktarlarda lavanta tüketilirse çok tehlikeli olabilir. (11) Lavanta kullanırken aşağıdaki özel durumların bilincinde olunmalıdır.

  • Hamilelikte Lavanta Kullanımı: Hamilelik süresince adet görmeyi uyarabileceği için lavanta kullanmanız önerilmez. Düşüğe ve diğer komplikasyonlara sebep olabilir.
  • Düşük Kolesterol: Lavanta çayının kolesterol düşürücü etkileri vardır. Kolesterol ilacı kullanıyorsanız olumsuz etkileşimler görülebilir.
  • Kan İncelticiler: Bitkinin kan inceltici özellikleri vardır ve kalp için iyidir ancak halihazırda kan inceltici ilaç kullananlar için tehlikeli olabilir. Özellikle ameliyatlardan önce kullanılmamalıdır.
  • Güneş Hassasiyeti: Aşırı lavanta çayı tüketimi cildin güneşe olan hassasiyetini artırır ve ciltte tahriş ve yanmalara sebep olabilir.

Eğer yukarıdaki yan etkilerden herhangi birini yaşıyorsanız lavanta ve ürünlerini kullanmayı bırakmalısınız. Eğer ilaçlarınızla ilgili olumsuz bir etkileşim olduğunu düşünüyorsanız diyetinize eklemeden önce doktorunuza danışınız.


Lavanta çayı nasıl hazırlanır? Lavanta nasıl saklanır?

Lavanta çayı...
Lavanta çayı ve tomurcukları…

Evde lavanta çayı yapmak basit bir işlemdir ve sadece çiçeklere (tomurcuklara) ve suya ihtiyacınız vardır. Bazı kişiler çayı bal, papatya ve diğer bitkisel çaylarla beraber tüketmeyi tercih eder.

Malzemeler: 4 çay kaşığı lavanta tomurcuğu (veya 1 yemek kaşığı kurutulmuş tomurcuk), 2 bardak su, 1 çay kaşığı bal

Hazırlanışı:

  • Taze veya kuru lavanta tomurcuklarını bardağa koyun.
  • Kaynar suyu 1 dakika dinlendirin.
  • Suyu tomurcukların üzerine dökerek 5 dakika demleyin. Bardağın üzerini kapatarak buharı içeride tutunuz.
  • Eğer isterseniz bal ekleyin ve servis edin. Lavanta tomurcuklarının çoğu bardağın dibinde kalacaktır, süzmenize gerek yoktur.

Eğer kendi lavanta bitkiniz varsa, tamamen çiçek açmadan tomurcuk halinde toplamak daha iyidir. Tomurcuklanan çiçek saplarını yaprakların hemen üzerinden kesip bir deste halinde bağlayabilir; karanlık, kuru ve serin bir yerde asarak kurutabilirsiniz. Kurutma süreci 2 ile 4 hafta kadar sürer. Ardından lavanta saplarını ovalayarak tomurcukları kolayca ayırabilirsiniz.


Kaynaklar ve Referanslar


Chai Çayı (Masala Çayı)

Chai çayı (masala çayı) ve içindekiler...

Chai Çayı Nedir? Chai Çayı Neye İyi Gelir?

Dünyanın bir çok bölgesinde “chai” kelimesi basitçe çay anlamına gelir. Ancak Batı Dünyasında hoş kokulu ve baharatlı bir Hint çayı olan masala chai’yi adlandırmak için kullanılır. (1)

Chai çayı hafif tatlı, koyu baharatlı ve sıcak bir içecektir. İçerisinde siyah çay, zencefil ve diğer baharatların bir karışımı bulunur. Çayın içerisindeki baharatlar, siyah veya yeşil çay kullanılması, su veya süt kullanılarak hazırlanması durumu; hazırlandığı bölgeye göre değişiklik gösterebilir. İçeceğe eklenen en popüler baharatlar; kakule, tarçın, kişniş tohumu ve karabiber tohumlarıdır.

Chai’nin en popüler tüketim şekli, bu gün çok sayıda kafenin menüsünde yer alan haliyle, chai tea lattedir. (bol sütlü chai çay) Çayı dışarıda bulabileceğiniz gibi, hazır poşet çay halinde satın alabilir veya evde kendi chai çayınızı kendiniz hazırlayabilirsiniz.

Chai Çayının Faydaları Nelerdir?

1- Kalp Sağlığını İyileştirir: Bu çayın kalp sağlığı üzerindeki olumlu etkilerine ilişkin bilimsel araştırmalar vardır. Araştırmalara göre çayın içindeki temel baharatlardan biri olan tarçın tansiyonu ve kötü kolesterolü düşürür. (2) Bu konuda yapılan çoğu araştırma günde 1-6 gram arası tarçın önerir ki bir bardak chai çayında daha az tarçın vardır ancak son araştırmalara göre günde 120 mg kadar tarçın tüketmek baharatın kalbe olan olumlu etkilerini görmek için yeterlidir. (3) Ayrıca çayın içerisindeki diğer baharatlar, siyah veya yeşil çayda kalbe farklı mekanizmalardan olumlu etkiler sağlamaktadır.

2- Kan Şekerini Düşürür: İçerisinde önemli miktarlarda zencefil ve tarçın bulunduğundan kan şekeri seviyelerinin kontrol edilmesine fayda sağlar. Tarçın insülin direncini ve açlık kan şekeri seviyelerini %10-29 arası düşürebilir. (4, 5) Düşük insülin direnci vücudun şekeri daha iyi metabolize etmesini sağlarken bu durum kan şekerinin düşük kalmasını sağlar.

Yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre günde 2 gram zencefil tozu tüketmek tip 2 diyabeti olan hastalara yardımcı olabilir; kan şekeri seviyelerini %12 düşürebilir. (6) Ancak bu durumlarda bilinmelidir ki dışarıda bir kafede satın aldığınız chai çayında tatlandırıcı maddeler bulunabilir ve çayın kan şekeri düşürücü etkilerini ortadan kaldırabilir. Bu yüzden evde kendi demlediğiniz şekersiz çayları tüketmek diyabet sorunu olan kişiler için zorunluluktur. Aslında Starbucks’ta satılan 360 ml’lik bir chai tea lattede 35 gram şeker bulunur ve bunun 2/3’ü eklenen şekerden gelir. (7)


3- Mide Bulantısını Azaltır, Sindirimi Artırır: Chai çayında mide bulantısına karşı güçlü etkileri olan zencefil bulunur. (8) Zencefil özellikle hamilelik esnasında yaşanan mide bulantılarına karşı etkilidir. Günde 1.1-1.5 gram zencefil tüketmek mide bulantısını önemli oranda azaltır. Bu miktar neredeyse bir bardak chai çayında bulunan miktar kadardır.

Çayda ayrıca bakteri kaynaklı sindirim sorunlarına karşı etkili antibakteriyel maddeler içeren tarçın, karanfil ve kakule bulunur. (9) İçerisindeki karabiberin sindirim sağlığına olan etkileri ise biraz daha farklıdır. Karabiber sindirim enzimleri miktarını artırır ve besinlerden daha iyi faydalanılmasını sağlar.

4- Zayıflamaya Yardım Eder: Düzenli olarak tüketilmesi kilo almayı önleyebilir ve zayıflamaya birden fazla mekanizmayla yardımcı olabilir. Süt ile hazırlandığı taktirde iyi bir protein kaynağı olur ve karbonhidrat ve yağ tüketiminizin düşmesine yardım eder. Öyle ki chai çayını zaman zaman atıştırmalık yerine içebilirsiniz. İçerisindeki çay ve baharatlar yağ yakımını uyarır ve formda kalmanıza olumlu etkiler yapar. Özellikle karabiberin vücudun belli bölgelerinde yağ birikimini önlediği bilinmektedir. Ancak çayı tüketirken çok fazla şeker kullanmadığınızdan emin olmalısınız.

5- Uyarıcıdır, Uyanmanıza Yardım Eder: İçerdiği çay yapraklarından gelen kafein sayesinde sabahları güne başlamak için harika bir seçenek olabilir, içindeki baharatlar ise gün boyunca zinde kalmanıza yardım eder. Chai çayı yaklaşık olarak bir bardak kahvenin 3’te 1’i kadar kafein içerir. Yani kafein kaynaklı bir yan etki görülmeden birkaç bardak chai çayı tüketebilirsiniz. Eğer günlük kafein alımınızı azaltmak istiyorsanız kahve yerine tüketmek iyi bir tercihtir.

6- Baş Ağrısı ve Diğer Ağrılara İyi Gelir: Bazı yaygın ağrıların ve hatta artrit ağrısının azaltılmasına yardım eder. Bu etkilerin sebebi içerisindeki malzemelerin, özellikle zencefil ve karanfilin antienflamatuar özellikleridir. Zencefil kökü iltihaplanmaları azaltır, migren ve baş ağrılarına karşı etkili olur. Karanfil ise 2000 yıldır diş ağrısı vb. gibi küçük ağrılara karşı homeopatik bir çözüm olarak kullanılmaktadır. (10)

7- Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: Eğer güçlü bir bağışıklık sisteminiz olsun istiyorsanız; her gün birkaç bardak chai çayı içmek yardımcı olabilir. Kakule yüzyıllardır Tibet tıbbının temel malzemelerinden biri olmuştur ve yüksek miktarda C vitamini ve diğer besinleri içerir. (11) Siyah kakule antiseptik ve balgam söktürücü özellikler gösterirken, yeşil kakule sinüsleri temizler ve detoks etkisi vardır. Her iki türde güçlü antioksidanlar ve antimikrobiyal maddeler içerir; soğuk algınlığı, bakteri ve mantarlara karşı korur.

8- Hücre Sağlığını Korur, Kronik Hastalıkları Önler: Çayda bol miktarda serbest radikalleri etkisizleştiren polifenol antioksidanlar vardır. Serbest radikaller, çevredeki kirlilik ve kimyasallar kaynaklı bileşikler olup hücre hasarına yol açabilir, Alzheimer, Parkinson ve farklı kanserlere sebep olabilir. Chai çayında çoğu meyve ve sebzeden daha fazla polifenol bulunur. Karanfil ve tarçın yüksek antioksidan kabiliyete sahip baharatlardır. Bu sayede hücresel dejenerasyona, virüslere ve bakterilere karşı korur; yaşlanmayı yavaşlatır.


Chai Çayının Zararları / Yan Etkileri

Chai çayı özellikle yüksek miktarlarda tüketildiğinde hamilelerde ve mide sorunu olan kişilerde bazı ciddi yan etkiler görülebilir. Hamile ve emziren annelerin kafeinli içeceklerden uzak durması gerekmektedir. Diğer kişilerde aşırı miktarda chai çayı tüketirse ishal gibi mide ve bağırsak sorunları ve huzursuzluk ve anksiyete yaşayabilir. Bu güçlü çayın kontrollü tüketilmesi önemlidir. Çayın bazı yan etkileri aşağıdadır.

  • Kafein kaynaklı yan etkiler: Chai çayı yüksek miktarlarda kafein içerebilir. Eğer aşırı kafeinli chai çayı tüketirseniz; baş dönmesi, uyku sorunları, huzursuzluk ve mide bulantısı yaşayabilirsiniz. Çayınızdaki kafein miktarını azaltmak için, siyah çay yerine yeşil çaylı chai çayı tercih edebilirsiniz.
  • Hamile ve emziren annelerin chai çayı tüketimindeki riskler: İçerisinde çok çeşitli baharatlar bulunabileceğinden dikkatli tüketilmelidir. Hamilelik esnasında uzak durmanız gereken temel baharatlar; dul avrat otu, guarana, maydanoz, kekik, ada çayı, ayı üzümü, damiana ve comfreydir. (karakafes otu) Bu bitkileri içeren markaların chai çaylarından uzak durmanız önerilir. Chai çayı ayrıca kafein içerir. (12)
  • Diğer yan etkiler: Aşırı tüketiminde demir eksikliği ortaya çıkabilir. Aşırı chai çayı tüketildiğinde bağırsaklardan demir emilimi azalabilir. (13)

Evde Chai Çayı Nasıl Hazırlanır?

Evde kendi chai çayınızı yapmanız oldukça basittir ve sadece birkaç yaygın malzeme ile yapılabilir. Bu tarifteki malzemeleri tercihlerinize göre değiştirebilirsiniz.

  • Adım 1 – 2 parça tarçın kabuğu, 10 karanfil ve 1 çay kaşığı kakule tohumunu bir süzgeç veya tülbente koyun.
  • Adım 2 – Bu karışımı bir cezve dolusu suyun içine yerleştirin, düşük ateşte kaynayıncaya kadar ısıtın.
  • Adım 3 – 15 dakika kısık ateşte bekletin ardından ocağı kapatın.
  • Adım 4 – İçerisine 1-2 siyah çay poşeti ekleyin ve 3-4 dakika demleyin.
  • Adım 5 – Çay poşetlerini ve baharat karışımını alın.
  • Adım 6 – 2 bardak süt ve çeyrek bardak bal ekleyin.
  • Adım 7 – Ilık veya soğuk servis edebilirsiniz.
Kaynaklar ve Referanslar


Gelincik Otu

Gelincik otu çiçekleri...

Gelincik nedir? Gelincik otu neye iyi gelir?

Gelincik otu besin değeri olan, farklı bölümleri farklı amaçlarla kullanılan oldukça ünlü bir çiçektir. Baharın gelişiyle beraber tarlalarda kırmızı gelincik otu kolaylıkla kendiliğinden büyür. Bilimsel adı Papaver rhoeas olan bitki aynı haşhaş bitkisi gibi gelincikgiller familyasındandır. Gelincik otunun; çiçekleri taze veya kuru halde gelincik çayı yapımında, bitkinin tamamı meze, börek, salata ve diğer farklı yemeklerin yapımında, tohumları ise hem ünlü bir baharat olarak hem de sağlığa olan faydaları sebebiyle kullanılır. (1) Aslında bitkinin bütün bölümleri sağlığa olan faydaları için bitkisel ilaç olarak kullanılmaktadır ancak en yaygın olarak çiçekleri veya tohumu tercih edilir. Tohumu özellikle Kuzey Amerika’da yaygın tercih edilen bir baharattır. (2)

Gelincik otunda ve tohumunda morfin ve kodein gibi opiat alkaloitler bulunur. Bu ve içerdiği diğer maddeler sebebiyle tıbbi ve narkotik kullanımları vardır. Özellikle kurutulmuş çiçekler alkoloid, flavonoid ve antioksidanlar açısından oldukça zengindir.

Bitkinin en önemli sağlık faydaları arasında cilt ve saç sağlığını artırması, bağışıklık sistemini güçlendirmesi, kalbi koruması, kadın doğurganlığını artırması, kan dolaşımını ve sindirimi iyileştirmesi, sinir sistemini düzenlemesi ve tip 2 diyabeti önlemesi sayılabilir. Ayrıca görüş kabiliyetini ve uyku kalitesini iyileştirdiği bilinmektedir.

Gelincik tohumlarının kullanılması BAE, Dubai ve Suudi Arabistan gibi bazı ülkelerde yasaklanmıştır. Bitkiyi tıbbi amaçlarla kullanmadan önce doktorunuza danışmanız ve dozajını iyi ayarlamanız önerilmektedir.


Gelincik otunun (tohumunun) faydaları nelerdir?

1- Analjezik Etkileri Vardır: Gelinciğin en çok araştırılan etkilerinden biri ağrı kesici özellikleridir. (3) İçerisindeki aktif maddelerden biri hastanelerdeki en etkili ağrı kesicilerden olan morfindir. Eğer tohumlarını tüketirseniz veya çayını içerseniz; küçük ağrıları dindirebilir, baş ağrısını geçirebilir ve hatta iyileşmeyi hızlandırabilirsiniz. İçerisinde önemli miktarlarda çinko minerali bulunduğu için iyileşme sürecini hızlandırır.

2- Cilt Sağlığını Artırır, Cilt Bakımında Kullanışlıdır: Bitkideki antioksidanlar ve yüksek oranlardaki linoleik asit cilt sağlığı üzerinde çok etkili olabilir. (4) Tohumlarından süt kullanılarak yapılan macunlar cildin nemlendirilmesi ve sağlıklı ve parlak görünmesi için kullanılabilir. Karışıma birkaç damla limon suyu ekleyerek kaşıntı, egzama, yanık veya herhangi bir cilt iltihaplanması sorununda kullanılabilir. Ezilmiş gelincik tohumlarına yoğurt ekleyerek cilt üzerindeki eski deriyi temizleme ve lekeleri giderme amaçlı harika bir yüz maskesi elde edebilirsiniz.

3- Saç Uzamasını Artırır ve Hızlandırır: Bu bitki ve tohumları doymamış yağ asitleri ve kalsiyum, çinko ve magnezyum gibi mineraller açısından harika bir kaynaktır. Bütün bu besinler parlak, sağlıklı ve uzun saçlara yardımcı olur. Tohumlar, su veya süt ve zeytin yağı kullanılarak saç uzamasını artırıcı ve kırıkları tedavi edici bir macun elde edilebilir.

4- Kepek Sorununu Tedavi Eder: Kepek saç kaybına yol açabilir. Gelincik otu saçlarınızı güçlendirdiği gibi kepeği de tedavi eder. Bu amaçla yaygın olarak, ezilmiş gelincik tohumu, yoğurt ve bir çay kaşığı kırmızı biber karışımı kullanılır. Bu karışım doğruca kafa derisine uygulanır, yarım saat beklenir ve yıkanır. Düzenli kullanıldığında kepek sorunundan kurtulabilirsiniz. Düzenli olarak bitkinin çayını içmek de kepekten kurtulmanıza ve daha sağlıklı saçlara kavuşmanıza yardımcı olur.

5- Uykusuzluğu Tedavi Eder: Araştırmalara göre bitki ve tohumları uyku getirmekte oldukça etkilidir. Uyumadan bir saat önce içilen gelincik otu tohumu çayı veya gelincik otu tohumlu süt daha iyi uyumanızı sağlar. Bitkide yüksek miktarda, kortizol seviyelerini düşürerek stresi azaltan alkaloidler bulunur. (5) Morfin içerdiği için tükettiğiniz çayın dozajından ve miktarından haberdar olmalı, kontrollü kullanmalısınız. Çocuklara vermeden önce doktora danışmanız en iyi karardır.

6- Kadın Doğurganlığına Etkileri: Yeni yapılan bir araştırmaya göre; kısır kadınların fallop tüplerinin gelincik tohumu yağı ile yıkanması hamile kalma şanslarını artırır. (6) Bir kadının fallop tüpleri tıkandığında, döllenmiş yumurtanın uteruse (rahim) taşınması engellenir. Gelincik tohumu yağının fallop tüplerindeki tıkanıklıkları açtığı ve pahalı IVF (tüp bebek) tedavisine bir alternatif olduğu bulunmuştur.

7- Bağışıklığı Güçlendirir: Araştırmalara göre bağışıklık sisteminin güçlü kalması için yeterli miktarda çinko minerali alınması gereklidir. (7) Bu mineral gelincik tohumlarında yüksek miktarda bulunur ve beyaz kan hücrelerinin üretimini artırarak vücudun yabancı madde ve ajanlara olan cevabını güçlendirir.


8- Kalp Sağlığı: Gelincikte bulunan bir diğer önemli mineral demirdir ve kırmızı kan hücreleri üretimi için temel mineraldir. Demir alımınızı artırarak; kan dolaşımını iyileştirebilir ve vücudun önemli organlarına taşınan oksijeni artırabilirsiniz. (8) Bu sayede anemi (kansızlık), enerji düşüklüğü, halsizlik gibi sorunları azaltabilir ve iyileşme süresini kısaltabilirsiniz.

9- Sindirime Yardımcı Olur: Eğer kabızlık ve ishal sorunlarınız varsa, life ihtiyacınız vardır. Gelincik lif açısından zengin bir bitkidir ve bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine yardımcı olur. Bağırsaklardaki iltihaplanma ve ağrıları azaltır, bağırsakların sağlıklı çalışmasına yardımcı olur.

10- Tip 2 Diyabetin Önlenmesine Yardım Eder: Gelinciğin diyabete olan etkileri genel olarak önleme seviyesindedir. (9) Kendinizi global bir risk olan diyabetten korumak için bol bol çinko içeren besinler tüketmek iyi bir tercih olabilir.

11- Göz Sağlığı: Yaşlandıkça gözlerin fonksiyonlarında gerilemeler olabilir ancak doğru beslenme alışkanlıkları edinmek bu sürecin durdurulmasına fayda sağlar. Antioksidanlar gözleri korumak için harikadır, ayrıca gelincikte bulunan çinko da çok etkili olabilir. Gelincik tüketerek yaşa bağlı görme kayıplarını önleyebilir ve görüşünüzü güçlü tutabilirsiniz. (10)

12- Sinir Fonksiyonlarını İyileştirir: Çoğu kişi kalsiyumun ne kadar önemli olduğunu gözden kaçırabilir ancak sinir sistemi sağlığı deyince kalsiyumdan önemli az sayıda mineral vardır. Yüksek kalsiyum içermesi sebebiyle gelincik tam bir sinir dostudur ve sinirsel düzensizlikleri önler.

13- Kemik Sağlığına İyi Gelir: Gelincik tüketmek kemik erimesi riskini azaltır ve kemiklerle ilgili diğer sorunları önleyebilir.

14- Tansiyonu Düşürür: Bitki analjezik ve anestetik özellikleriyle kalbi korur. İçerdiği potasyum damar genişletici etkiler gösterir, tansiyonu düşürür ve sağlıklı kan akışına yardımcı olur. (11) Bu sayede ateroskleroz, kalp krizi ve diğer kalp sorunları önlenebilir.


Gelincik otunun zararları / Uyarılar

Gelincik otunun besin miktarlarında tüketilmesi güvenli kabul edilir. Bitkinin tohumları ve çayı tıbbi amaçlarla kullanılacağında aşırı dikkat ile kullanılmalıdır. Gelincik tohumu narkotik bir maddedir. (12) Küçük miktarlarda ve sık olmadığı zamanlar çayı belirli faydalar sağlar ancak düzenli kullanıldığında bağımlılık yapabilir. Gelincik çayı tüketiminde görülen bazı yan etkiler: (13)

  • Baş ağrıları
  • Mide ağrısı
  • Uyuşukluk
  • Baş dönmesi
  • Uzun süreli kullanımlarda kaşıntı, hassasiyet, mide bulantısı, solunum sorunları ve kabızlık
  • Aşırı yüksek miktarlarda kullanılması komaya ve ölüme sebep olabilir. (14)

Piyasada benzer etkileri olan ve fiziksel ve psikolojik bağımlılık yapmayan çok sayıda bitkisel çay vardır. Gelincik çayı ve tohumu hakkında yeterli tecrübeniz yoksa veya nadiren kullanmayı düşünmüyorsanız farklı bir bitkiyi tercih etmeniz daha iyi olabilir. Diyetinize düzenli olarak eklemeden önce doktorunuza danışmanız önerilir. Bu çay uyuşturucu bağımlılığını tedavi etmek için alternatif olarak düşünülmemelidir; tek farkı yasal ve yaygın bir bitki olmasıdır.

2010 yılında yapılan bir araştırmaya göre bitki belirli ilaçlarla, özellikle anksiyete tedavisinde kullanılan Fenazepam ile etkileşime girebilir. Bir olayda, hasta Fenazepam kullanmadan önce gelincik tohumu çayı içmiş ve bu durum ölümüne sebep olmuştur. (15)

Hamilelik ve emzirmede gelincik otu kullanımı: Gelincik tohumu çayının hamilelikte kullanımı hakkında yeterli araştırma yoktur; en iyi tercih kullanmamak olacaktır. Ayrıca genç yaştaki çocuklar üzerinde tehlikeli olabilir.


Kaynaklar ve Referanslar


Anason Yağı

Anason esans yağı...

Anason yağı nedir? Neye iyi gelir?

Anason antik zamanlardan beri bir baharat ve çok sayıda yemek ve içecek için tatlandırıcı ajan olarak kullanılmaktadır. Bitkinin bu gün sahip olduğu ünün asıl sebebi bazı alkollü içkilerde yaygın olarak kullanılmasıdır. Bitki ve yağı tıbbi amaçlarla kullanıldığında çok sayıda kişinin haberdar olmadığı faydalar sağlayabilir. Anasonun tıbbi özellikler antik Mısır, Yunanistan ve Roma’da binlerce yıl önce bilinmekteydi. Bitkinin tıbbi olarak kullanımlarında en yaygın olarak anason esans yağı tercih edilir. Bu yağ, bilimsel adı Pimpinella Anisum olan anason bitkisinin kurutulmuş meyvelerinin buharla damıtılmasıyla elde edilir. Eğer piyasada bulunan hazır anason yağlarını kullanmak istemiyorsanız; kuru anason tohumları ve taşıyıcı bir yağ kullanarak evde kendi anason yağınızı yapabilirsiniz.

Anason yağının içerisindeki temel bileşen anetoldür ve yağın %90’ını oluşturur, bitkinin karakteristik kokusunun sebebi bu maddedir. İçerdiği diğer maddeler; alfa-pinen, anisaldehid, beta pinen, kampen, linalol, trans-anetol, safrol ve asetanisoldür.

Yağın sağlığa faydalarının sebebi; anti-epileptik, anti-histerik, antiromatizmal, antiseptik, antispazmodik, müshil, karminatif (gaz çıkartıcı), kordiyal (kalbi güçlendirici), dekonjestan, sindirimi kolaylaştırıcı, balgam söktürücü, böcek öldürücü, sakinleştirici, uyarıcı ve vermifüj (parazit/bağırsak kurdu öldürücü) özellikte maddeler içermesidir. Detaylar ve sağlığa faydaları için sonraki başlığı okuyabilirsiniz.


Anason yağının faydaları nelerdir?

1- Anti-epileptik ve anti-histerik özellikleri vardır: Yağ narkotik ve sedatif etkileri sebebiyle yüksek dozlarda kullanıldığında kan dolaşımı, solunum ve sinirsel cevapları yavaşlatarak epilepsi ve histeri krizlerini sakinleştirebilir. Bu etkiler yağın düşük dozajlarda görülen uyarıcı ve kalbi güçlendirici etkilerinin tam tersidir. Anason yağı sinirsel sorunları, ekstrem reaksiyonları ve kasılmaları rahatlatmada etkilidir. Bu etkileri uzun süredir bilinmekte ve kullanılmaktadır ancak bu amaçlarla yüksek dozların özellikle çocuklarda yan etkilere sebep olma ihtimali olduğundan dikkatli kullanılmalıdır.

2- Antiromatizmaldir: Anason yağı romatizmal ve artritik ağrılarda, kan dolaşımını uyararak ve etkilenmiş bölgelerde ağrı hissiyatını azaltarak rahatlama sağlayabilir.

3- Antiseptiktir: Yağ yaralar üzerinde kullanıldığında etkili bir koruyucu katman oluşturur ve enfeksiyon ve kan zehirlenmesine karşı korur. Bu sayede yaraların daha hızlı iyileşmesini sağlar.

4- Anason yağı antispazmodiktir: Spazm kaynaklı görülen durumlar ve rahatsızlıklar, kramp, öksürük, ağrı, ishal, sinirsel sorunlar ve kasılmalardır. Spazmlar, solunum yollarının, kasların, sinirlerin, kan damarlarının ve iç organların aşırı kasılmalarıdır ve şiddetli öksürük, kramp, sinirsel sorunlar, kan dolaşımı sorunları, mide ve göğüs ağrıları ve diğer semptomlara sebep olur. Anason yağı doğal bir rahatlatıcı ve antispazmodik olarak aşırı kasılmaları önleyebilir ve yukarıda sayılan sorunlarda rahatlama sağlayabilir.

5- Müshil özellikleri vardır: Hafif bağırsak boşaltıcı etkileri vardır ancak kullanması güvenlidir. Diğer sentetik ve sert müshillerle kıyaslanınca mide ve karaciğere rahatsızlık vermez, yorgunluk ve halsizlik yapmaz. Düşük dozlarda kullanıldığında kabızlığı, aşırı gazı ve sindirim sorunlarını tedavi eder.

Anason bitkisi ve çiçekleri...
Anason bitkisi ve çiçekleri…

6- Gaz çıkarıcıdır: Gaz problemlerinden kurtulmanın ne kadar rahatlatıcı olduğunu sadece yaşayanlar bilir. Çok ciddi bir rahatsızlıktır ve kısa sürede tedavi edilmelidir. Sindirim güçlüğüne, midede şişkinliğe, akut göğüs ağrısına, mide ağrılarına, kas kramp ve ağrılarına ve hatta kronikleşirse saç kaybı ve görme sorunlarına yol açar. Anason esans yağı gaz çıkarımını ve sindirimi artırır ve yeni gaz oluşumunu önler.

7- Kordiyaldir, kalbe iyi gelir: Bu yağın solunum ve dolaşım sistemleri üzerindeki sakin ve ısıtıcı etkileri yağı kordiyal yapar. Bu sayede soğuk algınlığı, balgam birikimi, romatizma ve artrit gibi sorunlara iyi gelir.

8- Dekonjestandır: Anason yağı akciğerlerdeki tıkanıklıkları temizlemede, astım ve bronşit gibi hastalıklarda çok etkili olabilir.

9- Sindirime yardımcı olur: Anason ve anason yağının bu özelliği sindirimi artırmak için yaygın olarak kullanılır. Anason tohumu çiğnemek eski bir gelenektir veya anason içeren tatlılar tüketmek ve bir bardak ılık suya birkaç damla anason yağı damlatmak bu amaçla uygulanan yöntemlerdir. Özellikle ağır bir yemekten sonra kullanışlıdır.

10- Solunum düzensizliklerini tedavi eder: Bu yağ balgam söktürücü olarak dikkatleri üzerinde toplar ve bu konuda etkileyici bir ünü vardır. Ciğerlerde birikmiş mukus ve balgamı gevşetir, öksürüğü rahatlatır, göğüsteki ağırlığı kaldırabilir, nefes alma güçlüklerinde, astım, bronşit, tıkanıklık ve diğer solunum düzensizliklerinde faydalı olur. Anason tohumlarında bu esans yağ bulunduğu için tohumlar, katran ve balgamı gevşetmek için tütün gibi içilebilir.

11- Böcek öldürücüdür: Anason yağı böceklere ve küçük hayvanlara toksiktir, kokusu böcekleri uzak tutar. Bu sebeple bulunulan ortama yağın veya buharın yayılması böcekleri uzak tutacaktır.

12- Sakinleştiricidir: Narkotik ve uyuşturucu etkileri sebebiyle; anksiyete, sinirsel dalgalanmalar, depresyon, sinirlilik ve stres ve uykusuzluk gibi sorunlara karşı kullanılır. Bu etkiler özellikle yüksek dozlarda kullanıldığında görülür. Ancak yüksek dozlar kullanılırken çok dikkatli olunmalıdır ve narkotik etkileri dikkatle takip edilmelidir.

13- Düşük dozlarda uyarıcıdır: Anason yağının uyarıcı etkileri vardır. Kan dolaşımını uyarır ve romatizma ve artriti rahatlatır, enzim ve hormon salgılanmasını artırır. Bütün metabolizmayı güçlendirebilir ve sinir sistemini uyararak beyni daha uyanık ve aktif yapabilir.

14- Vermifüjdür (Parazit ve bağırsak kurdu öldürücü): Bu etkiler böcek öldürücü özelliklerinin bir diğer yönüdür. Bağırsaklarda bulunan bağırsak kurtlarını öldürebilir. Bu etkileri özellikle bağırsak kurtlarından daha yaygın olarak etkilenen çocuklar üzerinde faydalı olabilir.


Anason yağının zararları nedir? / Özel durumlar

Anason yağı insan tüketimi için genellikle güvenlidir. Tüketildiğinde ve normal seviyelerde kullanıldığında tehlike oluşturmaz. (1) Ancak yüksek dozlarda kullanıldığında anason östrojenik bir ajan olduğu için hormon hassasiyeti olan belirli kanser türlerinin durumunu kötüleştirebilir. (2)

Anason yağı bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara sebep olabilir. Eğer polen, kereviz ve havuca alerjiniz varsa anason yağı sizde alerji yapabilir. Bu durumlarda 1-5 ml arası anason yağı mide bulantısı, kusma, kasılmalar ve akciğer ödemi yapabilir. Aşağıdaki alerjik reaksiyonlar ve durumlar görüldüğünde zaman kaybetmeden doktora görünmeniz önerilir. (1)

  • Herhangi bir alerjik reaksiyon
  • Ağız ve dudak iltihaplanması
  • Mide bulantısı, kusma, kasılma ve nöbetler
  • Ciltte tahriş

Hamilelik ve emzirmede anason yağı kullanımı: Hamile ve emziren anneler bu yağdan fayda görebilir. Özellikle anne sütünü artırmada, normal adet görmede ve ağrıyı azaltmada faydalıdır.

Çocuk ve bebeklerde anason yağı kullanımı: Yüksek dozlarda çocuklarda kullanılması tehlikeli olabilir. Anason tohumunun ve yağının çocuklarda normal ve düşük miktarlarda kullanılması güvenlidir. Bebeklerin ve küçük çocukların cildine doğrudan uygulanması tehlikeli olabilir.


Kaynaklar ve referanslar


Bakopa (Brahmi)

Bakopa monnieri (brahmi) bitkisi...

Bakopa nedir? Neye iyi gelir?

Bakopa bitkisi ve çiçeği...
Bakopa monnieri bitkisi ve çiçeği…

Bakopa veya diğer yaygın kullanılan ismiyle brahmi; bilimsel adı Bacopa monnieri olan sürünücü çok yıllık bir bitkidir. Küçük beyaz çiçekleri, dolgun yaprakları vardır. Bitki Ayurvedik tıpta ve dünya genelindeki farklı geleneksel tıp uygulamalarında el üstünde tutulur ve nesillerdir kullanılır. Bakopa insan yerleşiminin olduğu bütün kıtalarda doğal olarak yetişmektedir.

Nadir bulunan sağlığa faydaları sebebiyle aranan bir bitkidir. Bitkinin içerisinde güçlü etkileri olan belirli alkaloidler, triterpen saponinler, uçucu maddeler ve çok sayıda diğer organik bileşik bulunur. Taze olarak salatalarda kullanılması yaygındır ancak kurutularak, öğütülerek çay olarak ve diğer bitkilerle beraber de kullanımı bulunur. Hafif bir lezzeti vardır; asıl kullanım amacı sağlığa olan etkileridir.

Bakopanın en nadir ve önemli faydaları arasında; bilişsel yetenekleri artırması, stresi rahatlatması, kan şekerini düzenlemesi ve solunum hastalıklarını tedavi etmesi sayılabilir. Ayrıca sindirimi iyileştirir, zihinsel gerilemeye karşı korur, bağışıklığı güçlendirir ve iltihaplanmaları azaltır. Sağlığa faydalarını, zararlarını ve detayları sonraki bölümde bulabilirsiniz.


Bakopa monnierinin faydaları nelerdir?

1- Bilişsel Kuvveti Artırır: Bitkinin en güçlü olduğu yönlerden biri zihni uyarmasıdır; özellikle hafıza ve konsantrasyonun artırılmasında etkili olabilir. (1) Ayurvedik tıpta uzun yıllardır dikkat ve bellek gücünü artırmak için kullanımı devam etmektedir. İçerdiği bazı organik bileşikler beyindeki bilişsel yolları uyararak bu yolların etkisinde olan beyin fonksiyonlarının güçlendirilmesini sağlar. (2)

2- Zihinsel Düzensizlikleri Tedavi Edebilir: Bakopa, demans (bunama) ve Alzheimer gibi hastalık başlangıçlarını önleyebilir ve tedavi edebilir. (3) Araştırmalara göre bitki yeni nöron yollarının yaratılmasında ve beyindeki oksidatif stresin azaltılmasında etkili olur ve ileri yaşlarda dahi zihni keskin tutabilir. Hindistan’da yapılan bir araştırmada bitki nöroprotektif özellikleri ve terepatik (tedavi edici) potansiyeli sebebiyle hafıza kaybı sorunu olan kişilere önerilmiştir. (4)

3- Anksiyete ve Stresi Azaltır (Adaptojen Görevi Görür): Bitkinin yaprakları tek seferde 2-3 adet olmak üzere anksiyete ve stresi rahatlatmak için çiğnenebilir. Yapraklardaki aktif maddeler vücuttaki hormon dengesini etkiler ve stres hormonlarının azalmasını sağlar. Bakopa kulanarak doğal yoldan, yan etki görülmeden stres ve anksiyeteyi rahatlatabilirsiniz. (5)

4- Antienflamatuardır: İltihaplanmış, ağrılı ve şiş bölgelere uygulandığında tahriş ve şişkinliği giderir ayrıca vücut içindeki iltihaplanmış bölgede etkili olur. (6) Bu özeliği artrit, gut ve diğer iltihaplı hastalığı olan kişiler için oldukça kullanışlıdır.

5- Antioksidan Açısından Zengindir: İçerdiği antioksidanlar sağlıklı bir yaşam biçimi için gereklidir. Antioksidanlar özellikle kanser, cilt sorunları, kalp hastalıkları ve diğer düzensizliklere yol açan serbest radikallere karşı etkili olur. (7) Düzenli olarak bakopa kullanılması yaşam kalitesini ve metabolizmanın sağlığını artırır. Bitkinin antioksidan özelliklerinin farklı hastalıklar üzerindeki olumlu etkileri araştırılmaya devam etmektedir ancak özellikle nörodejeneratif hastalıklara yol açan ve akrilamid denen tehlikeli toksin madde üzerinde etkilidir.

6-Solunum Sağlığını İyileştirir: Bakopa çay olarak kullanıldığında veya yaprakları çiğnendiğinde solunum sağlığını iyileştirir. (8) Ayurvedik tedavilerde bronşit, tıkanıklık, soğuk algınlığı ve sinüs tıkanması tedavisinde kullanılır. Aşırı balgam ve mukusu uzaklaştırır, boğaz ve solunum yollarındaki iltihaplanmaları söker, hızlı bir rahatlama sağlar.

7- Bağışıklığı Güçlendirir: Çay olarak, yaprakları, tablet besin destekleri veya diğer formlarda tüketildiğinde bağışıklık sistemine gereken gücü sağlar. İçerdiği antioksidanlar ve besinler bağışıklık sisteminin patojen, virüs ve bakterilere karşı olan cevap süresini kısaltır. (9)

8- Epilepsi Semptomlarını İyileştirebilir: Bakopa yaprakları binlerce yıldır epilepsi tedavisinde kullanılmaktadır. (10) Bu etkinin sebebi olarak bitkinin nöral yollardaki aktifliği gösterilir. Epilepsi nöbetlerinin ve bipolar bozukluk, nevralji diğer mental hastalıkların önlenmesine yardımcı olur. Ayurvedik tıpta epilepsi nöbetlerinin sıklığını azaltmak için kullanılmaktadır.

Bir araştırmaya göre bitkinin nöronal uyarımın düzenlenmesi ve korunmasından sorumlu olan GABA reseptörleri üzerindeki etkisi ölçülmüştür. Reseptörlerdeki dengesizlik normal olmayan nöbetlerin ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Bakopa kullanılması GABA reseptör aktivitesini düşürerek epilepsi semptomlarının sıklığını azaltmıştır. (11)

9- Cilt Sağlığını İyileştirir: Cilt yaralarının iyileşmesini hızlandırmak ve aynı zamanda cildi dezenfekte etmek istiyorsanız sadece biraz bakopa suyu veya yağını etkilenmiş bölgeye uygulamanız gerekir. Yara izlerinin azalmasına yardımcı olur ve cilde sağlık katar.

10- Kan Şekeri Seviyelerini Düzenler: Farelerde yapılan son deneylere göre antihiperglisemik etkileri sebebiyle kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olur. Diyabetin türüne göre hastalığın belirtilerinin iyileştirilmesinde etkili olabilir ve ayrıca hipoglisemi (aşırı düşük kan şekeri) semptomlarını iyileştirebilir; normal ve sağlıklı bir hayat sürmenize yardımcı olur.


11- Sindirim Sorunlarını Tedavi Eder: Bakopa rahatlatıcı, yumuşatıcı ve antienflamatuar bir bitkidir. Ülser vb. gibi mide-bağırsak sorunlarının rahatlatılmasına yardımcı olabilir.

12- Bakopa Karaciğeri Koruyabilir: Bitki farelerde Tylenol kaynaklı karaciğer hasarını düşürmüş ve katalaz ve glutatyon antioksidanlarının etkenliğini artırmıştır. Ayrıca çeşitli karaciğer hasarı göstergelerinin düşmesini sağlamıştır.

Bakopanın yan etkileri / zararları

Bakopanın ağız yoluyla ve cilt üzerinde uygun dozlarda kısa süreli (12 hafta süresince) kullanımı güvenlidir. Çoğu besin takviyesinde olduğu gibi bakopa monnierinin de 12 haftadan uzun süre düzenli kullanılması önerilmez. Solunum sistemi, idrar yolları, kardiovasküler sistem ve kan şekerine olan etkilerinden dolayı; astım, idrar yolu enfeksiyonu, düşük kalp atış hızı ve hiperglisemisi olanların kullanmadan önce doktorlarına danışmaları önerilir.

Bitkinin bilinen yan etkileri arasında; bağırsak hareketlerinin hızlanması, mide ağrısı, mide bulantısı, ağız kuruluğu ve halsizlik sayılabilir. Kullanırken aşağıdaki özel durumların bilincinde olunmalıdır. (12)

Hamilelik ve Emzirme Döneminde Bakopa Kullanımı: Bu dönemlerde kullanımı hakkında yeterli bilgi yoktur. Hamilelikte bakopa kullanmaktan kaçınmanız önerilir.

Düşük Kalp Atım Hızı (Bradikardi): Bitki kalp atış hızını yavaşlatabilir. Bradikardisi olan kişiler için sorun olabilir.

Mide-bağırsak yolu tıkanıklığı: Bakopa bağırsaklarda tıkanıklığa sebep olabilir. Bağırsaklarında tıkanıklık olan kişiler dikkatli olmalıdır.

Akciğer Hastalıkları: Bitki akciğerde sıvı salgılanmasını artırabilir. Astım ve anfizem gibi hastalıkları kötüleştirebileceğine dair şüpheler vardır. (12)

Tiroid Düzensizlikleri: Tiroid hormonu seviyelerini yükseltebilir. Tiroid hastalığı olanlar ve ilaç kullananlar bitkiyi dikkatli kullanmalı veya kullanmaktan kaçınmalıdır.


Bakopa Nasıl Kullanılır?

Bakopanın tedavi edici dozlarının kullanımı genellikle herhangi bir yan etkiye sebep olmaz ve bitki Ayurvedik tıpta birkaç yüz yıldır kullanılmaktadır. Geleneksel günlük dozaj 5-10 gram arası bakopa tozudur. Besin desteği olarak kullanıldığında yüksek dozlar önerilmez. Günlük 300 miligram besin takviyesi olarak kullanımı tavsiye edilir. (13)

Bakopa monnieri piyasada bakopa bitkisi, bakopa yağı, bakopa tozu, kapsül ve sıvı formlarda bulunabilir. Ayrıca yemek ve salata malzemesi olarak kullanılabilir.

Kaynaklar ve Referanslar


Kapari (Gebre Otu)

Kasede kapari meyveleri, gebre otu meyveleri...

Kapari (Gebre otu) nedir? Kapari neye iyi gelir?

Kapari aslında; bilimsel adı Capparis spinosa olan ve gebre otu olarak adlandırılan bitkinin olgunlaşmamış tomurcuklarının turşusudur. (1) Bitki doğada dikensi ve güzel görünümlü, beyaz, pembe çiçekleriyle ve mor stamenleriyle kolayca ayırt edilir. Çiçekleri çok güzel olsa da kapari, tomurcukları açmadan önce hasat edilmelidir. Eğer çiçeklerin döllenmesine izin verilirse, bitkide kapari üzümü denen zeytin büyüklüğünde meyveler oluşur ancak kaparinin daha çiçeksi, narin dokuda ve lezzette olduğu düşünülmektedir. (2)

Kapari bitkisinin ana vatanı Akdeniz Coğrafyası, bazı Asya ülkeleri ve Güney Afrika’dır. Akdeniz mutfağında önemli bir sebzedir. Bezelye büyüklüğündeki tomurcuklar toplandıktan sonra güneşte kurutulur ve limonsu, keskin lezzeti sebebiyle turşu yapımında kullanılır. Bazı tomurcuklar küçük bir yeşil zeytin boylarına ulaşabilir.

Kapari lezzeti dışında sağlığa olan ciddi faydaları sebebiyle de önemsenen bir sebzedir. Düşük kalorili olmasının yanı sıra içerisinde önemli miktarlarda antioksidanlar, fitobesinler ve vitaminler bulunur. Tarihte tıbbi amaçlarla yaygın olarak kullanılmıştır. Antik Mısır’da karaciğer ve böbrek hastalıkları belirtilerinin hafifletilmesinde kullanılırken, Romalılar felç şiddetini hafifletmek için kullanmıştır. Bitki diş ağrısı, ateş, baş ağrısı, ağrılı adet görme, romatizma ve siyatik gibi hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. (3)

Açılmış gebre otu (kapari) çiçekleri ve tomurcukları
Açılmış gebre otu (kapari) çiçekleri ve tomurcukları

Bilimsel araştırmalar ve geleneksel kullanımlar neticesinde bilinen diğer ve detaylı faydalarını, yan etkilerini ve diğer bilgileri öğrenmek için yazının devamına göz atabilirsiniz.

Kaparinin Faydaları Nelerdir?

1- Antioksidan Açısından Zengindir: Kapari rutin ve kuersetin dahil flavonoid bileşikler açısından zengin bir sebzedir. Bu maddeler güçlü antioksidanlardır ve kanser ve cilt hastalıklarına yol açan serbest radikalleri etkisizleştirebilirler.

2- Diyabet Belirtilerini Azaltır, Diyabette İyileşme Yapabilir: Uzun yıllardır kaparinin kan şekeri seviyelerini düşürdüğüne inanılmıştır ve bu sebeple ülkemiz dışında Fas, İsrail ve İran gibi ülkelerde kullanımı yaygındır. (4)

Tip 2 diyabeti olan 54 kişinin incelendiği bir araştırmaya göre; 2 ay boyunca günde 1200 mg kapari meyvesi özü tüketen kişilerde kan şekeri ve HbA1c seviyeleri yan etki görülmeden düşmüştür. (5) Fareler üzerinde yapılan deneylerde de kaparinin insülin seviyelerinde değişime sebep olmadan kan şekerini düşürdüğü; ayrıca böbrek, karaciğer ve pankreas hasarını azalttığı gözlenmiştir. (6)


3- Karaciğer Hasarını Azaltır: Klinik bir deneyde, alkolizm kaynaklı olmayan karaciğer yağlanması olan 44 kişi, 12 hafta boyunca günde 40-50 gram kapari tüketmiştir ve hastalarda, karaciğer hastalığının şiddeti azalmış, iki farklı karaciğer hasarı ölçüsünde düşüş görülmüştür. (7) Sirozu olan hastalar üzerinde yapılan deneylerde ise 6 ay boyunca günde 65 mg kapari özü ve diğer bitkiler içeren kapsüller (günde 3 tablet) kullanan kişilerde sıvı birikiminin azaldığı görülmüştür. (8)

Kapari karaciğerde hasara sebep olan farklı zehirli maddelerin olumsuz etkilerini orta süreli kullanımlarda azaltabilir ve ortaya çıkan karaciğer hasarının onarılmasına yardımcı olabilir.

4- İltihaplanmaları Azaltır: Kapari akut iltihaplanmalar kaynaklı şişlikleri azaltabilir, romatizmayı rahatlatır. Bir araştırmaya göre farelerde kapari özleri kullanılması solunum yollarındaki iltihaplanmaları azaltmış ve astımda iyileşmeye yol açmıştır. (9)

Alerjilerde Kapari Kullanımı: Klinik deneylerde ciltte %2 oranında kapari özü içeren 100 mg jel kullanılmasının histamin sebepli cilt iltihaplanmalarını önlediği görülmüştür. Ayrıca kapari tomurcuklarının hayvansal alerjenler kaynaklı akciğer hava yollarında oluşan iltihaplanma ve daralmaları azalttığı gözlenmiştir. (10)

Artritte Kapari Kullanımı: Fareler üzerinde yapılan deneylerde hem kapari meyve özleri hem de kaparili geleneksel Çin ilaçları eklem iltihaplarını ve ağrıyı azaltmıştır. (11)

5- Solunum Yollarındaki Tıkanıklıkları Rahatlatır, Kansızlığı Önler:

Çok sayıda kişi göğüste ve solunum yollarında biriken aşırı balgam ve mukustan şikayetçidir. Bu durum göğüste ağırlık, ağrı ve tıkanıklık yapar. Kapari tüketmek solunum yolları sağlığını artırır, aşırı balgam ve mukusun atılmasını sağlar.

6- Cildi Korur ve Nemlendirir, Yaşlanmayı Yavaşlatır: Kapari tüketmek güneşin zararlı ışınlarının cilt üzerinde sebep olduğu olumsuz etkileri geriye döndürebilir. Piyasada bulunan bazı kozmetik ürünlerinde kapari özleri bulunur ve bitkinin tercih edilme sebebi koruyucu, anti-aging ve anti-enflamatuar etkileridir. (12)

7- Alzheimer’ı Önleyebilir: Farelerde yapılan deneylere göre kapari Alzheimer’a sebep olan iki enzimin salgılanmasını bloklar ve bilişsel hasarı azaltabilir. (13)

8- Kapari Kanseri Önleyebilir: Kapari meyve özleri kanserli farelerde hayatta kalma süresini uzatmış ve karaciğer ve mide kanseri hücrelerini öldürmüştür. (14, 15) Ayrıca araştırmalara göre kolon kanserine sebep olan hücrelerin bölünerek çoğalmasını önleyebilir.

9- İdrar Söktürücüdür, Tansiyonu Düşürebilir: Kapari tüketmek idrar miktarını ve sıklığını artırarak vücuttan tuz atılmasını sağlar, tansiyonun düşmesine yardımcı olur. (16)

10- Zayıflamayı Kolaylaştırır: Yüksek yağlı diyeti olan ve şişmanlık sorunu olan kişilerin kapari tüketmesi zayıflama süresini önemli ölçüden düşürür. (17)

11- Kemik Onarımını Hızlandırır: Kırık durumlarında kapari tüketimi yeni kemiklerin ve bağlayıcı dokuların oluşumunu hızlandırır. Kemikleri üreten ve onaran hücrelerin aktifliğini artırır. Ancak sodyum içermesi sebebiyle aşırı tüketilmesi önerilmez.

12- Enfeksiyonları Azaltır: Kapari bakteri kaynaklı idrar yolunda ve akciğerlerde görülebilen antibiyotik dirençli enfeksiyonlara karşı etkili olabilir. (18) Ayrıca saçkıran, parazit kaynaklı uyku hastalıkları, sıtma, leişmanyazis (şark çıbanı) ve genital uçuklara karşı etkilidir. (19)

13- Etin ve Et Ürünlerinin Zararlı Yan Ürünlerini Önler: Günlük diyetinde bol miktarda kırmızı et ve yağ tüketen kişiler diyetlerine kapari ekler ise; etlerde bulunan belirli yan ürünlerin sebep olduğu zararları önleyebilirler. Bu yan ürünler genellikle kanser ve kalp damar rahatsızlıklarına yol açar.

14- Gaz ve Kabızlığa Karşı Etkilidir: Kapari karın ağrısı ve gaza iyi gelir. (20) Ayrıca iştah açıcı özellikleri vardır.

İyi bir lif kaynağı olması sebebiyle sindirim sistemi sağlığını artırır ve kabızlığı önleyebilir.


Kaparinin Yan Etkileri / Zararları

  • Eğer düşük tuz tüketmeniz gerekiyorsa, sodyum açısından zengin olan kapariden uzak durmalısınız.
  • Aşırı miktarda kapari tüketmek aşırı susatır. Normal miktarlarda tüketmeniz önerilir.
  • Kapari suyu çeken bir sebzedir. Bu yüzden aşırı tüketmek şişkinlik yapabilir.
  • Yüksek tansiyon sorununuz varsa kapari tüketmekten kaçınmalısınız. Aşırı sodyum suyu çekerek kan hacmini artırır. Aşırı sodyum alımı kalp hastalıkları riski yapabilir.
  • Aşırı kapari tüketmenin bir diğer yan etkisi ise, yüksek sodyum içermesi sebebiyle kemik erimesine yol açmasıdır. Sodyum kemik yoğunluğunu ve gücünü azaltabilir, ayrıca bağırsaklardan kalsiyum emilimini azaltır. Eğer kemik erimesi sorununuz varsa kapariden uzak durmalısınız.
  • Hamilelikte ve ameliyat süresince kapari tüketmekten kaçınılmalıdır. (21)

Kapari Besin Değerleri

Kapari100 Gram - Konserve
Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori23%1
Yağ Kaynaklı Kalori7.2
Toplam Yağ0.9 g%1
Doymuş Yağ0.2 g%1
Trans Yağ--
Kolesterol0.0 mg%0
Sodyum2964 mg%123
Toplam Karbonhidrat4.9 g%2
Diyet Lifi3.2 g%13
Şeker0.4 g
Protein2.4 g%5
K Vitamini24.6 mcg%31
Folat23.0 mcg%6
C Vitamini4.3 mg%7
E Vitamini0.9 mg%4
Niasin0.7 mg%3
Riboflavin0.1 mg%8
A Vitamini138 IU%3
Bakır0.4 mg%19
Demir1.7 mg%9
Magnezyum33.0 mg%8
Kalsiyum40.0 mg%4
Manganez0.1 mg%4

*Bu değerler 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Kalori ihtiyacınız yaşam tarzınıza göre daha az veya fazla olabilir.


Kaynaklar ve Referanslar

Kaynaklar ve referanslar için tıklayınız.

Yeşil Çay

Bir fincan yeşil çay...

Yeşil Çay Nedir? Yeşil çay neye iyi gelir?

Yeşil çay, siyah çayın elde edildiği, bilimsel adı Camellia sinensis olan aynı çay bitkisinden elde edilir. Yani aslında bu iki çay aynı çaydır ancak işlenme şekilleri farklı olduğu için birbirinden çok farklı iki çay ortaya çıkar. Normal siyah çay, çay yapraklarının fermente edilmesi sonucu elde edilir. Bu fermantasyon süreci sonucu çay yapraklarının rengi ve kokusu değişir, içerdiği kafein ve tanin miktarı artar. Yeşil çay ise taze olarak hasat edilmiş çay yapraklarının hemen buhara tutulması sonucunda fermantasyonun ve renk değişiminin önlenmesi ve kuru yeşil yaprakların ve renginin korunması yöntemiyle elde edilir. Her iki çayın sağlığa faydaları arasında oldukça büyük farklar bulunabilir. Yeşil çay tıbbi kullanımlara daha yatkındır ve belirli durumlarda siyah çaydan daha etkili olabilir.

Yeşil çayın sağlığa faydaları detaylı olarak incelenmiştir. Özellikle kanserin önlenmesi ve tedavisinde, kalp ve kardiovasküler hastalıklarda, yüksek kolesterolün kontrol edilmesi için, romatoid artritte, diş çürümesi ve enfeksiyonlarda ve çok sayıda diğer durumda yeşil çay diyete eklemek için harika bir seçenektir. Hem önleyici hem de tedavi edici özellikleri vardır. Yeşil çayda bulunan epigallocatechin-3 gallat (EGCG) antioksidanı kemo-önleyici özellikleriyle sağlığınızı iyileştirir. (1)


Yeşil Çayın Faydaları Nelerdir?

Yeşil çayın sağlığa olan faydalarının birincil sebebi olarak içerdiği kafein, kateşin polifenolleri ve teanin maddelerinin antioksidan özellikleri gösterilmektedir. Yeşil çay antioksidanlarının en önemli sağlık faydalarını aşağıda bulabilirsiniz.

1- Yaşlanmayı Yavaşlatır, Cilt Sağlığını Artırır: Vücutta oluşan serbest radikaller vücudu çeşitli şekillerde yıpratır ve yaşlanmaya sebep olur. Antioksidan açısından zengin olan yeşil çay oksidanları veya serbest radikalleri nötralize eder, yani etkisizleştirir. Çayda bulunan antioksidanlar arasında en güçlü olanı
epigallocatechin gallate‘dir. (2) Yeşil çayın düzenli tüketilmesi yaşlanma belirtilerini etkili olarak geciktirir.

2- Uyarıcı, Enerji Verici ve Tazeleyici Etkileri Vardır: Her türlü çayın bu kadar popüler olmasının sebeplerinden biri çayların metabolizmayı uyarıcı etkileri olmasıdır. Bu etkinin sebebi çay yapraklarındaki kafein ve tanenlerdir. Bu maddeler aşırı kullanıldığında yan etkiler yapabilir ancak oldukça güçlü uyaranlardır. Bu yüzden bir bardak çay hem enerji verir hem de tazeler. Yeşil çay diğer çaylar gibi halsizlik, tembellik, uykululuk ve enerji ve kan dolaşımı düşüklüğü gibi durumlarda iyi bir tercihtir. (3)

3- Bağışıklığı Güçlendirir: Araştırmalara göre düzenli olarak yeşil çay içen kişiler yaygın bakteriyel ve viral enfeksiyonlara kolay kolay yakalanmaz. Bu çay bağışıklığı güçlendirir. İçerdiği kateşinler, bakteri ve virüslerin enfekte etmek için sağlıklı hücre duvarlarına tutunmasını önler, ayrıca mikropların yaydığı toksinleri temizleyebilir. Yeşil çay antimikrobiyal özellikleriyle mikrop ve fungilerin sebep olduğu ağız kokusu, dizanteri, ishal, diş çürümesi, hazımsızlık, grip, öksürük ve soğuk algınlığı ve kolite karşı koruyabilir.

4- Astrenjan Özellikleri Vardır (Sıkılaştırıcı – Damar Büzücü): Yeşil çayın güçlü özelliklerinden biri de astrenjan olmasıdır. Astrenjan maddeler kasları ve cildi sıkılaştırabilir. Yeşil çayı içmeseniz bile günlük olarak ağzını çalkalamanız diş etlerinde yeterli kasılmaları sağlar, diş eti çekilmesi ve diş sorunlarını önleyebilir. Ayrıca daha güçlü ve sağlıklı saçlar için saçlarınızı düzenli olarak yeşil çayla yıkayabilirsiniz.

5- Kanseri Önler: Araştırmalara göre yeşil çayın güçlü antikanser özellikleri vardır. (4) İçerdiği antioksidanlar serbest radikalleri etkisizleştirip kanserli hücrelerin ölmesine ve bu dokularda apoptoza sebep olabilir. (5, 6) Serbest radikaller erken yaşlanma dışında belirli kanser türlerinden de sorumludur. Yeşil çayda bulunan kateşinler ise nitrosaminler vb. kanserojenlerin oluşumunu önleyip genel olarak kanser riskini düşürür.

  • Göğüs Kanseri: Harvard’da yapılan bir araştırmaya göre yeşil çay tüketimi ve göğüs kanseri riski arasında açık bir bağlantı bulunamamıştır. (7)
  • Prostat Kanseri: Japonya’da yapılan bir diğer araştırmaya göre yeşil çay tüketimi erkeklerde ileri düzey prostat kanseri riskini düşürür. (8)
  • Kolorektal Kanserler: Yeşil çay tüketimi artıkça kolorektal kanserlerin (kalın bağırsak kanseri) görülme oranı düşer. (9)

Ayrıca, polifenoller açısından zengin yeşil çayın kanser hastalığında önleyici tedavi olarak kullanılmasının desteklenmesi için daha fazla klinik kanıt ve geniş çaplı deneylere ihtiyaç duyulmaktadır. (10)

6- Kolesterol Seviyelerini Düşürür: Araştırmalara göre yeşil çay LDL (kötü) kolesterolü önemli ölçüde düşürür. (11)

7- Kalp ve Damar Sağlığını İyileştirir: İçerdiği çeşitli bileşenler tansiyonu düşürerek felç ve koroner kalp rahatsızlıkları riskini düşürür.

8- Diyabeti Kontrol Eder: Eğer şekersiz tüketilirse, yeşil çayın alkali doğası kandaki glukoz seviyelerinin düşmesine yardımcı olur. Dahası, antioksidan ve astrenjan özellikleri pankreasın daha iyi çalışmasını sağlar. Pankreasın fonksiyonlarının iyileşmesi daha etkili ve düzenli insülin salgılanması anlamına gelir. Yeşil çayın bu faydaları diyabet başlangıçlarını önleyebilir.

9- Zayıflamaya Yardımcı Olur: Belki bir çok kişi inanmayacaktır ancak yeşil çay metabolizmayı hızlandırıp vücuttaki yağ depolarının daha hızlı tüketilmesini sağlar ve zayıflamaya yardımcı olur. Her sabah bir veya iki bardak yeşil çay içmek birkaç haftada birkaç fazla kiloyu vermenizi sağlayabilir. (12)

10- Kuvvet ve Dayanıklılığı Artırır: Sıkı bir antrenmandan sonra sadece bir bardak yeşil çay içtiğinizde, birkaç set için daha anında hazır hale gelirsiniz. Ayrıca yeşil çay kas ağrısını da azaltabilir. Her ne kadar piyasada çok sayıda bulunan enerji içecekleri kadar tüketilmese de; Çin veya Japonya’da dövüş sanatları ve farklı diğer sporların uygulayıcıları tarafından ilk sırada tercih edilir.

11- Vücudu Temizler, Detoks Etkisi Gösterir: Alkollü içkilerin ve uykusuzluğun sebep olduğu akşamdan kalma ve halsizlik gibi durumlarda yeşil çay en iyi seçeneklerden biridir. Sabahları içilen büyükçe bir bardak limonlu yeşil çay üzerinizdeki mental ve fiziksel rahatsızlığı hızlıca yok edebilir. Yeşil çay ve limon alkolün tüketici etkilerini neredeyse hemen ortadan kaldırmak için en popüler çözümlerden biridir.


Yeşil Çayın Zararları -Riskler-

Yeşil çay tüketmenin riskleriyle, siyah veya beyaz çay tüketmenin riskleri neredeyse aynıdır ve özellikle çayların kafein ve tanen içermesi kaynaklıdır. Çayın gösterdiği etkileşimler içerdiği kafein ve tanen oranına göre değişebilir. Çoğu kişi bu yan etkilerden haberdardır ancak yine de aşağıdaki risk ve özel durumlardan iyice haberdar olmak gerekir.

  • Hamilelik ve emzirme döneminde yeşil çay tüketimi: Hamilelik ve emzirme döneminde normal miktarlarda, günde 1-2 bardak kadar yeşil çayın güvenli olduğu düşünülür. Aşırı miktarlarda kafein almak düşük ve diğer tehlikelere yol açabilir. Uzak durunuz.
  • Triterpen Saponinler: Bu bileşikler kırmızı kan hücrelerini parçalar ve halihazırda var ise anemi ve halsizlik gibi durumları tetikleyebilir. (13)
  • Tanenler: Tanenler kompleks proteinlerin basit proteinlere yakılmasına ve absorbe edilmesine müdahale edebilir.
  • Ksantin Alkaloitleri: Bazı araştırmacılar bu alkaloidlerin ürik asit oluşumunu ve birikimini artırdığını düşünür ve bu yüzden safra ve böbrek taşı oluşumuna yol açabileceği kanısındadırlar.
  • Diğer Riskler: Uzun süreli ve aşırı miktarlarda yeşil çay tüketimi kafein sebebiyle insomnia, yorgunluk, sinirlilik, hassasiyet, baş ağrısı, hipertansiyon, dengesiz kalp atışı, iştah kaybı, kasılmalar, kabızlık ve kafein bağımlılığı yapabilir. Kafein bağımlısı olan kişiler kafein yokluğunda çoğunlukla akut kabızlık, hassasiyet ve konsantrasyon kaybı yaşar.

Yeşil Çayın Besin Değerleri

Yeşil çay %99.88’i su olan kalorisiz bir içecektir ve günde 4-5 bardak içmek normal sayılır. İyi bir su kaynağıdır, vücudun ihtiyaç duyduğu suyu sağlar.

İçerisindeki bileşiklerin önemli bir kısmını antioksidanlar ve alkaloidler oluşturur. İçerdiği antioksidanlardan EGCG, antioksidan olarak C vitamini veya E vitaminden kat kat daha kuvvetlidir.

Yeşil çayda A vitamini, B1, B2, B3, C ve E vitaminleri bulunur.

Yeşil çayda ayrıca aminoasitler, pektin, glukoz, sükroz, fruktoz gibi karbonhidratlar, klorofil ve triterpen saponinler gibi pigmentler bulunur.

Yeşil çay kafein içerir ancak kafein miktarı diğer kafein kaynaklarına göre daha düşüktür.


Ne kadar ve ne zaman yeşil çay içilmelidir?

Günde bir bardak yeşil çay içerek faydalarını görebilirsiniz ancak daha belirgin olarak faydalarını görmek için günde bir bardak yetmez. Nasıl siyah çayı tüketiyorsak, yeşil çay da aynı şekilde tüketilir. Bazı diyetisyenler günde 2 bardak önerirken, bazıları 5 bardak diyebilir.

Diğer bir soru yeşil çayın ne zaman içilmesi gerektiğiyle ilgilidir. Aslında yeşil çayı her zaman tüketebilirsiniz ancak yeşil çay içmek için en iyi zamanlar midenizin boş olmadığı sabahları 10-11 arası, öğünler arası, egzersiz yapıyorsanız egzersizlerden önce ve uyumadan 2 saat öncedir. (14)

Kaynaklar ve Referanslar

Amyris Yağı

Amyris yağı...

Amyris yağı nedir? Neye iyi gelir?

Amyris yağı, bilimsel adı Amyris balsamifera olan ağacın kabuğundan elde edilir. Ağaç Batı Hindistan ve Karayipler’de yaygındır, zaman zaman sandal ağacı olarak adlandırılsa da gerçek sandal ağacı değildir. Yağı, sandal ağacı yağının daha ucuz bir alternatifi olduğu için bu isimle adlandırılır. Ağacı yüksek oranlarda yağ içermesi ve kolaylıkla tutuşması sebebiyle yetiştiği bölgelerde meşale olarak kullanılır. (1)

Amyris yağı uyku kalitesini artırır, bağışıklık sistemini korur, stresi azaltır, kas gevşetici etkiler gösterir, erken yaşlanmayı önleyebilir, zihinsel faaliyetleri hızlandırır ve solunum sistemi sağlığına iyi gelir. Ciltte yanma vb. gibi bazı yan etkileri vardır. Hamile kadınlara önerilmez ve diğer bazı olumsuz etkileşimleri olabilir. Bitki yağlarındaki temel riskler dışında herhangi bir riski yoktur ve çok sayıda faydası bulunur. Detaylar için sonraki bölümleri okuyabilirsiniz.

Bu yağın sağlığa olan faydalarının büyük bölümü, içerdiği valerianol, elemol, çeşitli eudesmol türleri ve diğer aktif bileşenler ve antioksidanlar kaynaklıdır.

Amyris yağının faydaları nelerdir?

1- Stres ve Anksiyeteyi Rahatlatır: İçerdiği çeşitli aromatik bileşikler, antioksidanlar ve diğer aktif maddeler limbik sistemi (beynin duygu merkezi) etkiler. Bu etkiler sonucu çeşitli nörotransmitterler salınır ve ruhsal durumu iyileştirici ve anksiyeteyi azaltıcı etkiler gözlenir. (2) Bu yüzden çok sayıda kişi bu yağı ortamdaki havaya püskürterek kullanır ve bütün gün süren bir pozitif enerji ortaya çıkarır. Eğer yağı bölgesel olarak cildiniz üzerinde kullanacaksanız, kullanmadan önce bir taşıyıcı yağ ile seyreltmelisiniz.

2- İyi Uyumanızı Sağlar: Amyris yağı düzensiz uyku ve uykusuzluk sorunu olan kişiler tarafından uykuya yardımcı olması için kullanılmasıyla tanınır. Uyumadan önce yağı kullanarak zihninizi ve kaslarınızı rahatlatabilir, böylece kesintisiz ve daha iyi uyuyabilirsiniz. Kullananlara göre ayrıca sabahları daha dinç uyanılmasına yardımcı olur. (3)

3- Etkili Bir Böcek İlacıdır: Popüler ve geleneksel kullanımlarından biri böcek ilacı olarak kullanımıdır. Sivrisinek ve çeşitli diğer böcekler yağın kokusundan kaçar.

4- Solunum Rahatsızlıklarının Tedavisine Yardımcı Olur: Yağın solunum enfeksiyonlarını önleyen belirli antibakteriyel ve antiseptik özellikleri bulunur. Antienflamatuar doğası sayesinde solunum yollarını yumuşatır ve boğaz ağrısını geçirir. Tıkanıklık, mukus ve balgam sorunlarında rahatlama sağlar. (4) Sadece solunum hastalıklarının belirtilerini hafifletme kalmaz, aynı zamanda enfeksiyonlara sebep olan patojenlere karşı da etkili olabilir.

Amyris ağacı ve yağı...
Amyris ağacı ve yağı

5- Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: Bitki yağlarının kullanım alanlarından biri patojen, bakteri, virüs ve fungilere karşı hem organizma içinde hem de dışında koruma sağlamaktır. Bu yağda bulunan antioksidanlar, bağışıklığı güçlendiren bileşikler ve kimyasallar organizma üzerindeki baskıyı azaltarak bağışıklık sisteminin daha iyi çalışmasını sağlar.

6- Yaşlanmayı Yavaşlatır: Yağda bulunan valerianol ve üç farklı tip eudesmol vücuttaki oksidatif stresi azaltır, sağlıklı hücreleri korur ve kronik hastalıklar ve kanserin önlenmesine yardımcı olur. (5) Antioksidanlar ayrıca sadece iltihaplanma ve tahrişleri önlemekle kalmayıp, kırışıklık ve diğer erken yaşlanma belirtilerini azaltır. Cilde elastiklik ekleyip daha uzun süre genç kalınmasına fayda sağlar.

7- Bilişsel Fonksiyonları Geliştirir: Araştırmalara göre içerdiği aktif bileşenler zihinsel kuvveti artırır; özellikle zayıf hafıza, demans ve diğer nörodejeneratif hastalığı olan kişilerde faydalı olabilir. Yağın kokusu ve aroması koklandığında nöral yolları uyarır ve dikkat, konsantrasyon ve hafızada tutma kabiliyetini artırır. (6)


8- Yaratıcılığı Artırır: Amyris yağının aromaterapide kullanılmasının faydalarından biri de yaratıcılığı, hayal gücünü ve sezgileri artırmasıdır. Sanatçılar, şairler ve müzisyenler arasında favori yağlardandır. Bu yağın aroması doğal döngü ve ritmlerin dengelenmesine yardımcı olur, kalp çakrasını sakinleştirir ve besler.

9- Vücuttan Zehirli Maddeleri Temizler: Terlemeyi, idrar yoluyla boşaltımı ve sindirim sistemini uyararak vücuttaki zehirli maddelerin atılmasına yardımcı olur. Besin, çevre, ilaç veya kötü yaşam alışkanları kaynaklı toksin maddelerin daha hızlı atılmasını sağlayabilir. Oda ortamına yayılması (difüze edilmesi) hayatınızdan ve evinizden zehirli maddelerin uzaklaştırılması için harika bir yöntem olabilir.

10- Cilt Sağlığını Artırır, Kuru Cilt Sorununa İyi Gelir: Amyris yağı güzel ve parlak bir cilt için kullanılabilir. Ancak bilinmelidir ki cilt üzerinde kullanmadan önce başka bir taşıyıcı yağ ile seyreltilmelidir. Hindistan cevizi yağı veya başka bir taşıyıcı yağ ile seyreltip cildinize uyumadan önce masaj yapabilirsiniz ve cilde olan faydalarını görebilirsiniz. Cildin yenilenmesinde faydalıdır, kuru cilt sorununa karşı etkili olur. Ayrıca çeşitli cilt hastalıkları ve enfeksiyonlara karşı etkili olabilir.

Amyris yağının yan etkileri / zararları

Amyris yağının çok nadir yan etkileri görülebilir ancak yine de ciltte tahriş, mide rahatsızlığı görülebilir veya ilaç kullanıyorsanız bazı komplikasyonlar ortaya çıkabilir.

  • Kronik Hastalıklar: Uzmanlar ölümcül hastalığı olanlara, kanser, epilepsi ve bazı diğer durumları olan kişilere bu yağı kullanmalarını önermez. Eğer bu yağı kullanırken farklı etkileri olabilecek ilaçlar kullanıyorsanız kullanmadan önce doktorunuza danışmanız önerilir.
  • Ciltte Tahriş: Çoğu bitki yağı gibi amyris yağı da özellikle hassas cildi olan kişilerde ciltte yanma yapabilir. Yağı tamamen uygulamadan önce küçük bir bölgeye uygulayıp 2-3 saat bekleyerek olumsuz etkisi olup olmadığını görebilirsiniz.
  • Yağın Tüketilmesi Durumu: Bu yağı ağızdan tüketmek için hiçbir sebep yoktur ve tüketildiğinde ciddi mide sorunlarına, mide bulantısına ve kusmaya sebep olabilir.
  • Hamilelikte Kullanımı: Hamileyseniz veya emziriyorsanız yağı kullanmanız önerilmez. Aromaterapi ve difüzör aracılığıyla kullanımı güvenli olabilir. Bütün yöntemlerde kullanmadan önce doktorunuza danışınız.

Amyris yağının bileşimi – içindekiler-

Araştırmalara göre Amyris yağının büyük bölümü oksijenize sesquiterpenler (%82.5) ve kalan kısmı sesquiterpene hidrokarbonlardan (%17.5) oluşur. İçerisindeki temel bileşenler aşağıdaki gibidir (7):

  • β-sesquiphellandrene
  • Elemol
  • 10-epi-γ-eudesmol
  • Y-eudesmol
  • Valerianol
  • α-eudesmol
  • 7-epi-α-eudesmol
  • β-eudesmol
Kaynaklar ve Referanslar

Geven Otu

Geven otu çiçekleri...

Geven Nedir? Geven Otu Neye İyi Gelir?

Geven bilimsel adı Astragalus olan baklagiller familyasından binlerce türü bulunan küçük otsu bitkilerin ortak adıdır. Çin tıbbında ve dünya genelinde tıbbi uygulamalarda geleneksel olarak kullanımı yaygındır.

2000’den fazla türü olan bitkinin, günümüzde satılan geven besin takviyelerinde en çok kullanılan iki türü Astragalus membranaceus veAstragalus mongholicus‘dur. (1) Bitkinin sağlık amacıyla en yaygın olarak kullanılan bölümü köküdür. Kökünden geven özleri, kapsüller, geven tozu ve geven çayı yapılır.

Geven kökünde sağlığa olan faydalarının sebebi sayılan, çok sayıda aktif bitkisel bileşik bulunur. Bu maddeler bağışıklık sistemini güçlendirebilir ve iltihaplanmaları azaltabilir. (2) Geven otunun sağlık amacıyla; nezle, mevsimsel alerjiler, kalp hastalıkları, böbrek hastalığı, kronik halsizlik ve çok sayıda diğer kullanımı bulunur. Bitkinin ünü adaptojen ve anti-aging etkileri olduğu iddiaları sebebiyle hızla artmıştır. Adaptojenler vücudun kimyasal doğası değiştirebilir ve farklı uyaranlara adapte olunmasını sağlayarak vücudu daha sağlıklı yapabilir.

Geven Otunun Faydaları Nelerdir?

1- Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: Geven otu bağışıklık sistemini güçlendirebilecek bitki bileşikleri içerir. Bağışıklık sisteminin birincil görevi olan; vücudu zararlı işgalcilerden, bakteri, mikrop ve virüslerden koruma görevini daha iyi yapmasını sağlayabilir.

Bazı kanıtlara göre geven otu beyaz kan hücreleri üretimini artırır. Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde; farelerde enfeksiyona sebep olan bakteri ve virüsleri öldürmüştür. (3) Ayrıca soğuk algınlığı, grip ve karaciğer enfeksiyonlarına karşı koruyabilir.

2- Kalp Sağlığını Korur, Kalp Fonksiyonlarını İyileştirir: Çeşitli kalp hastalıklarında kalp sağlığını artırır. Bitki kan damarlarını genişletir ve kalpten pompalanan kan miktarını artırır. (4) Bir klinik araştırmasında, kalp yetmezliği olan hastalara, konvansiyonel tedavinin yanı sıra, iki hafta boyunca günde iki sefer 2.25 gram geven otu verilmiştir. Hastalar kalp fonksiyonlarında sadece standart tedaviyi görenlere göre büyük iyileşmeler yaşamıştır. (5) Bu bulguları destekleyen başka araştırmalar olduğu gibi (6); kalp yetmezliği hastalarının geven otundan fayda görmediğini belirten araştırmalar da vardır. (7) Ayrıca bazı diğer bulgular geven otunun kalp kası iltihabı (miyokardit) belirtilerini azalttığını belirtmektedir. (8)

3- Kemoterapinin Yan Etkilerini Hafifletebilir: Bazı araştırmalara göre geven otu kemoterapinin bazı yan etkilerini azaltabilir. Örneğin bir araştırmada; damardan verilen geven, mide bulantısını %36, kusmayı %50 ve ishali ise hastaların %59’unda azaltmıştır. (9) Aynı şekilde kolon kanseri için kemoterapi gören kişilerde bitkinin kusma ve mide bulantısını azalttığı belirlenmiştir.

4- Kan Şekeri Seviyelerini Kontrol Eder: Geven otu Çin’de diyabet kontrolü için en sık kullanılan bitkidir. (10) Araştırmalarda geven kullanımının şeker metabolizmasını iyileştirdiği ve kan şekeri seviyelerini düşürdüğü belirlenmiştir. Bir araştırmaya göre ayrıca zayıflamaya yardımcı olmuştur. (11)

5- Böbrek Fonksiyonlarını İyileştirir: Geven otu böbreklere kan akışını ve böbrek laboratuvar göstergelerini iyileştirerek (idrardaki protein oranı vb.) böbrek sağlığını artırabilir. Proteinüri idrarda aşırı miktarda protein olduğu zaman ortaya çıkan ve böbreklerin hasarlı olduğunu veya normal çalışmadığını gösteren bir durumdur. Birden fazla araştırmada geven otunun idrardaki protein miktarlarını düzenlediği gösterilmiştir. (12) Geven ayrıca böbrek fonksiyonları düşük olan kişilerde böbrek enfeksiyonlarını önleyebilir. Örneğin 3-6 ay boyunca günde 7.5-15 gram arası geven otu kullanıldığında nefrotik sendromu olan kişilerde enfeksiyon riski %38 düşmüştür. (13)

Geven otu kökü – Geven otunun tıbbi amaçlarla en yaygın kullanılan bölümü köküdür.

6- Alerji Belirtilerini Hafifletir: Milyonlarca insan ilkbahar ve güzde zamanlarının büyük kısmını mevsimsel alerjilerle uğraşarak geçirir. Bahar nezlesi tamamen önlenemese de geven otu kökü alerjik reaksiyonların şiddetini azaltmada oldukça iddialıdır. Geven otunun içerdiği kimyasal bileşenlerin burun akıntısı, gözlerde kaşıntı ve diğer tahriş edici belirtileri histamin salınımını önleyerek giderdiği düşünülmektedir.

7- Soğuk Algınlığı ve Gribi Önler: Hastalanmadan önce geven otu kullanmak bağışıklık sistemini güçlendirir. Bağışıklığı güçlendirmesinin yanı sıra içerdiği antioksidanlar serbest radikal hasarını önlemeye yardımcı olur.

8- Kansızlığın Önlenmesine Yardımcı Olur: Geven otu kan damarlarının güçlenmesine ve kan dolaşımının artmasına yardımcı olabilir. (14)

9- Cilt Sağlığına İyi Gelir: 2007 yılında yapılan bir araştırmaya göre ağızdan geven otu kullanılması atopik dermatit (egzama) belirtilerini azaltır ve cilt sağlığını artırır. (15)

10- Mide Kanserini Önler: Kanserin tedavisi üzerine yapılan çalışmalar onlarca yıldır devam etmektedir ve günümüzde hala tam olarak çözülebilmiş değildir. Araştırmalara göre geven otunda bulunan saponinler mide kanserlerinin hayatta kalması için gereken oksijeni almalarını önleyerek, kanserli hücrelerin çoğalmasını önler. (16) Bu etkiler özellikle kanserin erken aşamalarında görülmektedir.


11- Stresi Azaltır: Stres hormonları önlenmediği taktirde sağlıklı bir sistemi mahvedebilir, yüksek anksiyete ve kronik stres çok tehlikeli olabilir. Bu yüzden rahatlatıcı faaliyetler ve besinler önemlidir. Geven otu stres seviyelerini düşürür ve huzur ve sakinlik sağlayabilir. Ani ruhsal değişimler yaşayan ve kalıcı sinirliliği olan kişiler için geven otu kullanmak hormon seviyelerini düzenleyebilir.

12- Uyku Sorunlarını Tedavi Edebilir: İnsomnia, uykusuzluk ve düzensiz uyku gibi sorunlarınız varsa, geven otu kökü tüketmek sağlıklı sirkadiyen ritme geri dönmenize hızlı biçimde yardımcı olabilir. (17)

13- Anti-Aging Özellikleri Vardır: Geven otunun gençleştirici etkileri sebebiyle kullanımı belki de en popüler kullanım amacıdır. Geven otunun antioksidan etkileri üzerinde geniş çaplı araştırmalar yapılmıştır. Bitki yüzdeki yaşlanma belirtilerini önemli ölçüde azaltır, dokuların iyileşmesini uyarır, serbest radikalleri etkisizleştirir ve kronik hastalıkları önleyebilir. Etkili anti-aging özellikleri sebebiyle her gün daha fazla kişi geven otu besin desteklerini kullanmaktadır. Özellikle ciltteki lekeler, kırışıklıklar ve kızarıklıklar üzerinde etkili olabilir.

Geven Otunun Yan Etkileri / Zararları

Geven otu çoğu yetişkin için ağızdan kullanıldığında veya bir doktor gözetiminde damardan kullanıldığında güvenlidir. Ağızdan kullanımlarda günde 60 gram geven otunun 4 ay süreyle kullanılması güvenlidir. Geven otu kullanımı kaşıntılı ve kızarık cilt, burun akıntısı ve mide rahatsızlığı yapabilir. Kullanmadan önce aşağıdaki özel durumlardan haberdar olmanız gerekmektedir. (18)

Hamilelik ve Emzirme Süresince Geven Otu Kullanımı: Hamilelik esnasında kullanımının güvenli olup olmadığı hakkında yeterli bilgi yoktur. Bazı laboratuvar araştırmalarına göre anne ve cenin için toksik etkiler yapabilir. Hamilelik ve emzirme esnasında kullanmanız önerilmez. Bazı kaynaklar doktor gözetiminde kontrollü olarak kullanılabileceğini belirtir. (19)

MS, lupus, romatoid artrit ve diğer oto-immün hastalıklar: Geven otu bağışıklık sistemini daha aktif hale getirebilir. Bu durum oto-immün hastalıkların durumunu kötüleştirebilir. Bu ve benzeri durumu olanlar geven otu kullanmaktan kaçınmalıdır. (18)

Organ Nakli: Organ nakli olan kişiler geven otu kullanmamalıdır. Organ nakli sonrası kullanılan ilaçlarla etkileşime girerek organ reddine sebep olabilir. (19)


Kaynaklar ve Referanslar

Mate Çayı (Yerba Mate)

Yerba mate çayı...

Yerba Mate Nedir? Mate Çayı Neye İyi Gelir?

Yerba mate, Paraguay çayı veya ülkemizdeki popüler ismiyle mate çayı; Güney Amerika’ya özgü, dört mevsim yeşil kalan bir çobanpüskülü türü olan Ilex paraguariensis’in kurutulmuş yapraklarından hazırlanan geleneksel bir içecektir.

Çayın hazırlandığı bitki doğada kendiliğinden yetişir ancak Güney Amerika ülkelerinde aynı çay bahçelerine benzer biçimde tarımı yapılır. Yaygın olarak kullanıldığı ülkelerde hem bir gelenek hem de kafein içermesi sebebiyle bir alışkanlıktır. Bu çay Uruguay’da çok popülerdir ve caddelerde sık sık mate adı verdikleri çay kabından içeceğini yudumlayarak dolaşan ve yanında çayı tazelemek için termosla sıcak su taşıyan insanlar görebilirsiniz. Yine Arjentin’de ise ülkenin ulusal içeceğidir ve her yıl yaklaşık 500 milyon dolarlık mate çayı tüketilir. (1, 2)

Mate çayının dünyanın bir bölgesinde bu kadar sevilmesinden sonra diğer ülkelerinde dikkatini çekti ve dünya genelinde yayılmaya başladı. Çay hakkında bu gün sağlığa faydalarını kanıtlayan çok sayıda bilimsel araştırma yapılmış olsa da özellikle yan etkileri konusunda araştırmalar devam etmektedir. Mate çayının faydalarını ve zararlarını sonraki bölümlerden okuyabilirsiniz.


Mate Çayının (Yerba Mate) Faydaları

1- Antioksidanlar ve Besin Açısından Zengindir: Yerba mate çok sayıda sağlığa faydalı besin grubu içerir. Bu etken maddeler arasında ksantinler (kafein ve teobromin), caffeoyl türevleri, saponinler ve güçlü antioksidan özellikleri olan polifenoller sayılabilir. Ayrıca çayda 9 temel aminoasidin 7’si ve çok sayıda vitamin ve mineral bulunur. (3)

Araştırmalara göre mate çayı özleri oksidatif stresi düşürerek özelikle karaciğer ve kalbi koruyabilir. Ayrıca DNA hasarı, hücre ölümü ve lipid oksidasyonuna sebep olabilen nitrosatif stresi azaltır. Yeşil çay ile kıyaslandığında, felç vb. kan akışının önlenmesi durumlarıyla ilgili sitotoksisiteyi önlemekte daha etkilidir. (4)

2- Bilişsel Kuvveti Artırır: Çok sayıda insan mate çayının beyin fonksiyonlarını güçlendirdiğini düşünür ve araştırmalar da bunu onaylar. Çaydaki aktif bileşenler hafızayı, dikkati ve odaklanmayı artırabilir. İçerdiği antioksidanlar beyinde plak birikimini önleyebilir ve Alzheimer ve demans gibi hastalıkları geriletebilir. (5)

3- Mate Çayı Cinsel İsteği Artırır: Yerba mate geleneksel olarak hafif afrodizyak olarak bilinir ve erkekler tarafından libidoyu artırmak için kullanılır. (6) Zengin vitamin ve mineral içeriği de doğurganlığın, hormon dengesinin ve üreme organları sağlığının artmasına fayda sağlar.

4- Enerji Seviyelerinde Akıcı Bir Yükseliş Sağlar: Bitki çayı organizmanın enerji seviyelerinde nazik, sakin ve temiz bir artışa sebep olur. Dünyada bu amaçla tercih edilen diğer uyarıcılar -kahve, çay, kakao ve guarana– ile kıyaslandığında en dengeli enerji artışını sağladığı iddia edilmektedir. Yerba mate içenler kahvenin etkilerine benzer bir uyanıklık durumu yaşar ancak kahvenin yan etkileri görülmez. Tüketicilerden edinilen bilgilere göre kahve gibi uykusuzluk yaptığı nadir görülür. Sporcular tarafından fiziksel performansı artırmak için kullanılmaktadır. (13)

Kahvede olduğu gibi mate çayında da önemli miktarlarda kafein bulunur. Zihinsel veya fiziksel halsizlik sorunu olan kişiler için faydalı olabilir. İçerdiği kafein miktarı bir bardak mate çayı için, kahveden az, siyah çaydan fazladır. (14)

5- Sindirimi Kolaylaştırır: İçerdiği ksantinler gibi nadir bileşenler sindirim kaslarını rahatlatır ve sindirimi kolaylaştırır. Özellikle kabızlık, karın ağrısı ve şişkinlik gibi sorunları olanlara faydalı olabilir.

Yerba mate bitkisi (Ilex paraguariensis)
Mate çayının yapıldığı yerba mate (
Ilex paraguariensis) bitkisi.

6- Kardiovasküler Sağlığa Faydaları: Çayda ateroskleroz gibi kardiovasküler hastalıklara karşı koruyan polifenol bileşikler yer alır. (7) Bir araştırmanın sonuçlarına göre yerba mate içmek lipid parametrelerini iyileştirir ve yüksek kolesterolü olan kişilerde LDL kolesterolü düşürür. (8) Ayrıca kalpteki miyokard dokusunu korur ve oksidatif stresin kalbe verdiği zararları azaltabilir.

7- Antienflamatuar Özellikler Gösterir: Mate çayının E.coli bakterisi üzerindeki etkilerini inceleyen bir araştırma sonuçlarına göre çay bu bakterinin sebep olduğu sağlık risklerini önleyen antimikrobiyal özellikler gösterir. (9) Bu sebepli çeşitli içecek ve yemeklerde antimikrobiyal ajan olarak kullanılabileceği öngörülmektedir. İçerisindeki flavonoidler ise antienflamatuar özellikler gösterir. Bu etkileri sebebiyle kronik hastalıkların önlenmesinde faydalıdır.

8- Kullanım Tarzınıza Göre Kanseri Önleyebilir: Faydaları arasında kanserin önlenmesi bulunur ancak bu etki hakkında kullanım tarzına göre farklı düşünceler vardır. İçerdiği klorojenik asit vb. antioksidanlar sebebiyle yeşil çaydan daha fazla antioksidan etkileri vardır; yani serbest radikal zararını önlemede çok etkilidir. (10) Bu yüzden sıklıkla anti-kanser içeceği olarak değerlendirilir. Bu bilgiden sonra bilinmelidir ki bazı araştırmalara göre uzun süreli yerba mate çayı kullanılması durumunda üst bağırsak yollarında kanser riski artmaktadır.

9- Diyabeti Tedavi Eder: Diyabette görülen hiperglisemi komplikasyonlarında faydalı olabilir. Çay antioksidan olarak glikasyon sürecinde rol oynar ve oksidasyon ve yüksek kan şekeri sebepli dikarbonil hareketlerini azaltır.

10- Obeziteyi Azaltır, Zayıflamanıza Yardımcı Olabilir: Yerba mate obezitenin azaltılmasında faydalıdır. (11) Zayıflatıcı etkiler göstermesinin sebebi yağ oksidasyonunu hızlandırması, midenin boşalmasını yavaşlatması ve doygunluk hissi sağlaması olarak gösterilir. (12) Aynı kahve gibi, çok fazla kalori alımı olmadan enerjide artış sağlar. İçerdiği diğer besinlerin de etkinliğiyle metabolizmayı hızlandırır.

11- Kemikleri Güçlendirir: Genellikle kemiklere olan faydaları çok öne çıkmasa da çayın içerisinde kemik yoğunluğu için çok önemli olan bir dizi mineral bulunur. Kalsiyum, demir, fosfor, potasyum ve çinko içermesi sebebiyle yaşlanmayla beraber ortaya çıkan kemik erimesi sorunlarını sizden uzak tutabilir.

12- Kan Dolaşımını Artırır: Yüksek miktarda demir içermesi sebebiyle kırmızı kan hücresi üretimini önemli ölçüde artırabilir ve aneminin önlenmesine yardımcı olur. Daha fazla kırmızı kan hücresi, kanın oksijen taşıma kapasitesini ve organların performansını artırır.

13- Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: İçerdiği C vitamini sayesinde bağışıklık sistemine katkıda bulunur ancak bu bağışıklık sistemi üzerindeki olumlu etkilerinden sadece biridir. Askorbik asidin beyaz kan hücrelerini güçlendirmesinin yanı sıra, saponinler ve antioksidanlar vücut genelindeki oksidatif stresi azaltır ve organizmanın savunma sistemlerini güçlendirir. (13)


Mate Çayının Yan Etkileri / Zararları

Çok sayıda faydalarının yanı sıra bu çayı tüketmenin bazı zararları da vardır. Bu yan etkilerin özellikle çayın her gün ve sık sık içildiği Güney Amerika ülkelerinde görülmesi daha yaygındır.

Kafein içermesi sebebiyle, aşırı ve uzun süreli tüketiminde anksiyete, sinirlilik, kalp çarpıntısı ve uykusuzluk (insomnia) yapabilir. Aşırı tüketmek ishale sebep olabilir. Tüketmeden önce aşağıdaki özel durumlar ve yan etkiler hakkında bilgi sahibi olmanız önerilir.

Kalp Hastalığı Riski: Yüksek miktarda kafein içermesi sebebiyle kalp için risk oluşturabilir. Yerba mate çayında 80 mg kafein varken, bir bardak kahvede 100-200 mg arası kafein bulunur. Güney Amerika’da günde 4-5 bardak mate çayı içmek normal sayılır. Bu miktarlarda tüketildiğinde özellikle yüksek tansiyonu olan kişiler için risk oluşturur.

Kanser Riski: Polisiklik aromatik hidrokarbonlar yüksek kanser riskiyle ilgilidir. (14) Bu yüzden işleme esnasında çayların bu maddelerle kontamine olmaması önemlidir. Bu durum ağız boşluğu, yemek borusu ve gırtlak kanseri riskini artırır. Ayrıca uzun süreli kullanılması durumunda vücudun kalan kısmında anti-kanserojen etkiler gösterse bile, üst bağırsak yollarında kansere sebep olabileceği düşünülmektedir. (15)

Hamile Kadınlar ve Çocukların Mate Çayı Kullanımı: Mate çayı hem çocuklar hem de anne adayları için doğum ve emzirme süresince güvenli değildir. Güvenli olmamasının sebebi olarak kanser riski ve kafein içermesi gösterilmektedir. Yüksek doz kafein düşük, erken doğum ve zayıf doğuma sebep olabilir. (16)

Karaciğere Olan Etkileri: Uzun süreli ve sık kullanılması karaciğeri olumsuz etkileyebilir ve karaciğer hastalığına yol açabilir. Genel olarak küçük ve normal miktarlarda tüketilmesi güvenlidir ancak düzenli olarak diyetinizin bir parçası yapmadan önce doktorunuza danışmanız önerilir.

İshal ve İrritabl Bağırsak Sendromu: Yerba mate kafein içerir. Yüksek miktarlarda kafein ishali ve İBS’i daha da kötüleştirebilir.

Glakom: Kafein içermesi sebebiyle göz içerisindeki basıncı artırır. Gözdeki basınç artışı 30 dk – 90 dk arası sürer. Glakom sorununuz varsa çayı tüketmeden önce doktorunuza danışmanız önerilir.


Mate Çayı Nasıl Hazırlanır?

Gerekli süre: 10 dakika.

Evde Mate Çayı Yapımı

  1. Malzemeler

    – 2 yemek kaşığı kuru yerba mate çayı
    – Yaklaşık 480 gram sıcak su (65-70 derece sıcaklıkta)
    – French press

  2. Hazırlanışı

    – Mate çayı yapraklarını French pressin filtresine koyun,
    – Üstüne sıcak suyu dökün,
    – 4-6 dakika kadar demlenmesini bekleyin, eğer daha fazla demlerseniz çayınız daha kuvvetli olur.
    – Yaprakları çaydan ayırın ve servis edin.

Kaynaklar ve Referanslar