Glisemik İndeksi Düşük Meyveler

Meyve salatası ve düşük glisemik indeksli meyveler...

Çeşitli tıbbi araştırmalar düşük glisemik indeksli meyve ve sebzelerin tüketilmesiyle düşük diyabet görülme oranı arasında ilişki olduğunu göstermiştir. Düşük glisemik indeksli besinlerin tüketilmesi sadece diyabet riskini azaltmaz, aynı zamanda tedavinin kontrolünü de sağlar. Bu yazımızda glisemik indeksi ve yükü en düşük 10 meyveyi inceliyoruz.

Glisemik İndeks ve Glisemik Yük Nedir?

Glisemik indeks (Gİ); 2 saatlik kan glukoz seviyesi eğrisinde, 12 saatlik açlıktan sonra, genellikle 50 gram olan belirli bir miktar glukoz veya beyaz ekmek alımıyla kan glukoz eğrisinde (AUC) meydana gelen artışa, glisemik indeksi belirlenecek besinden aynı miktarda yendiğinde kan glukoz seviyesi eğrisinde oluşan artışın bölünmesiyle elde edilir. Referans glukoz alımında kan şekerindeki artış 100 olarak kabul edilir ve hesaplamalar bu değere göre yapılır.

Diğer bir deyişle glisemik indeks (Gİ) karbonhidrat içeren besinlerin ne kadar hızlı kan şekeri seviyesini etkilediğini gösteren ölçüdür. Bu ölçüye göre;

  • Düşük Gİ: 55 ve altı
  • Orta Gİ: 56-69 arası
  • Yüksel Gİ: 70 ve üzeridir.

Gİ puanı ne kadar düşükse kan şekeri o kadar yavaş yükselir ve vücut değişimi daha kolay yönetir. Çoğu meyvenin glisemik indeksi düşük veya orta seviyedir, A ve C vitaminleri ve lif içerirler.

Besin-kan şekeri etkisinin daha kullanışlı bir göstergesi, glisemik yüktür (GY). Bu hesaplama şeklinde Gİ’in yanı sıra besinde kaç gram karbonhidrat bulunduğu göz önüne alınır. Diyabet sorunu olan her kişi karbonhidrat seçim ve miktarlarına farklı cevap verdiği için glisemik yük, gerçek hayat etkisini daha iyi ölçer. Glisemik yükü hesaplamak için, “Gİ x Karbonhidrat (gr) / 100” formülü kullanılır.

  • Düşük GY: 0-10 arası
  • Orta GY: 11-19 arası
  • Yüksek GY: 20 ve üzeri

Glisemik İndeksi En Düşük Meyveler

1- Kiraz: Gİ: 20 – GY: 6

Kiraz potasyum ve antioksidanlar açısından zengindir. Bu sayede bağışıklık sistemini güçlendirir. Meyvenin sezonu kısa olduğu için taze bulmak zor olabilir ancak içerisinde şeker bulunmadığı müddet kiraz kompostosu, konservesi ve kiraz suyu iyi bir seçim olabilir.

2- Greyfurt: Gİ: 25 – GY: 3

Güçlü bir meyve olan greyfurt günlük C vitamini ihtiyacınızın %100’ünü karşılar. Ancak meyve bazı ilaçlarla etkileşime girebilir; bu yüzden ilaç kullanıyorsanız tüketirken dikkatli olmanız ve doktorunuza danışmanız önerilir.

3- Kuru Kayısı: Gİ: 32 – GY: 9

Kayısı kolaylıkla bozulabilen bir meyvedir ve her zaman taze bulmak zordur. Kurutulmuş halinde daha çok karbonhidrat bulunduğu için kuru kayısı küçük miktarlarda yendiği zaman harika bir alternatiftir. Kayısı günlük bakır ihtiyacınızın %25’ini karşılayabilir, A ve E vitaminleri açısından zengindir.

4- Armut: Gİ: 38 – GY: 4

Armudun tatlı ve kalıcı lezzetini taze veya pişmiş tadabilirsiniz. Kabukluyken daha sağlıklıdır, düşük miktarlarda armut günlük lif ihtiyacının %20’sini karşılayabilir.

5- Elma: Gİ: 39 – GY: 5

Elma ülkemiz ve dünyanın önemli bir bölümünde çokça tercih edilir. İyi bir atıştırmalık olmasının yanı sıra 1 adet kabuklu elma günlük lif ihtiyacının neredeyse %20’sini karşılar. Besin ayrıca bağırsaklardaki faydalı bakterilerin beslenmesini sağlar.

6- Portakal: Gİ: 40 – GY: 5

Portakal vücuda yeterli miktarlarda C vitamini sağlar ve önemli oranda lif içerir. Portakal, portakal suyu ve portakallı atıştırmalıklar iyi birer seçenek olabilir.

7- Erik: Gİ: 40 – GY: 2 (Kurutulmuş erik için GY: 9)

Erik yılın her mevsimi bulmanın zor olduğu bir besindir. Bu yüzden kurutulmuş olarak tüketebilirsiniz ancak miktarda dikkatli olmalısınız. Kurutulmuş besinlerde su olmadığı için daha çok karbonhidrat bulunur.

8- Çilek: Gİ: 41 – GY: 3

Bir kase çilekte, 1 adet portakaldan daha çok C vitamini bulunur. İçerdiği vitamin, mineral ve antioksidanlardan maksimum fayda sağlamak için taze tüketmeniz önerilir, eğer isterseniz baharatlar veya kuruyemişlerle beraber hazırladığınız soya sütlü çilekli smoothieleri tüketebilirsiniz. Sadece çilek değil; yaban mersini, böğürtlen ve ahududu da düşük Gİ’e sahiptir.

9- Şeftali: Gİ: 42 – GY: 5

Ortalama bir şeftali 68 kalori içerir ve içerisinde A ve C vitaminleri dahil 10’dan fazla vitamin bulunur. Şeftali smoothilere, yaban mersini ve mangoyla beraber veya yalnız başına harika lezzet katar.

10- Üzüm: Gİ: 53 – GY: 5

Üzüm, tüketilirken en çok meyve kabuğu yenen besindir ve oldukça besleyicidir. İyi bir B6 vitamini kaynağıdır ve beyin fonksiyonları ve ruhsal duruma destek olur. 

Bilmeniz gerekir ki glisemik indeks ve glisemik yük puanları besinleri seçerken diyabet sorunu olanlara yardımcı olmak için hazırlanmıştır. Yemek ve atıştırmalardan sonra kendi kan şekerinizi glukometre ile ölçmek, size en uygun besinleri belirlemede hala en iyi yöntemdir.


Kaynaklar / Referanslar

Kaynaklar ve Referanslar İçin Tıklayın

Divertikülit

Divertikülit Nedir? Divertikülite Ne İyi Gelir?

Divertikül sindirim sisteminin iç kısmında oluşabilen küçük, şişkin torbacıklardır. Çoğunlukla kalın bağırsağın alt bölümünde oluşur. 40 yaşından sonra yaygın görülür ve nadiren problemlere sebep olur. Ancak bazen bir veya birden fazla kese iltihaplanır veya enfekte olur. Bu durum divertikülit olarak adlandırılır. Hastalık şiddetli karın ağrısına, ateşe, mide bulantısına ve bağırsak alışkanlıklarında belirgin değişikliklere sebep olabilir.

Hafif divertikülit istirahat, beslenme değişiklikleri ve antibiyotikle tedavi edilebilir. Şiddetli ve tekrar eden durumlarda ameliyat gerekebilir.

Divertikülitin Belirtileri:

  • Sürekli ve birkaç gün kalıcı ağrı. Ağrı genellikle karnın sol alt kısmında hissedilir ancak özellikle Asya kökenli kişilerde sağda da olabilir.
  • Mide bulantısı ve kusma.
  • Ateş.
  • Karında hassasiyet.
  • Kabızlık veya nadir olarak ishal.

Divertikülitin Nedeni Nedir: Divertikül genellikle, kalın bağırsağınızdaki zayıf bölgelerin basınca dayanamaması sonucu oluşur. Bunun sonucunda kolon duvarı boyunca bilye büyüklüğünde keseler çıkıntı yapar. Bu divertiküller yırtıldığında, iltihaplanma, enfeksiyon veya ikisi birden görülür ve divertikülit oluşur.

Divertikül ve divertikülit resmi...

En etkili evsel çözümlerin arasında esmer pirinç, sarımsak, arpa, armut, papaya, kekik, yoğurt, aloe vera, patates, hint yağı, kabuklu yemişler, mısır, C vitamini ve düşük lifli besinler yer alır. Bu hastalık tedavisi süresince yüksek lif alımını öneren çok sayıda bilimsel araştırma vardır ve bu yöntem yaygın olarak kullanılır ancak bazı araştırmalar düşük lifli besinler önerir.

Divertikülit İçin Bitkisel Tedavi Yöntemleri

Divertikülit sorunu zaman zaman ciddi bir hal alabilir. Önerilen, ciddi durumlarda doğru teşhis ve tedavi için bir sağlık uzmanına görünmenizdir. Hastalık bazen de hafif seyredebilir. Her iki durumda da kullanabileceğiniz bitkisel çözümler ve evde tedavi yöntemleri vardır. Ayrıca diyetinizi değiştirmeniz ve spor yapmanız önerilir.

1- Patates: Beyaz patates rahatlatıcı ve antienflamatuar kimyasallar ve önemli miktarda nişasta içerir. (1) Besin sindirim sistemini yormaz. Ancak burada dikkat edilmesi gereken kızartılmış ve yağlı patates tüketmekten kaçınmaktır. Fırınlanmış ve püre patates kalın bağırsağınıza ihtiyacı olan dinlenme süresini tanıyacaktır.

2- Papaya ve Armut: Meyveler genel olarak sindirim sistemi sağlığını artıran besinlerdir. Papaya ve armut ise içerdiği organik bileşiklerle, kalın bağırsakta sindirimin kalitesini ve rahatlığını özellikle artırır ve sindirimi kolaylaştırır. (2) Bu meyvelerin içerisinde yeterince lif bulunur, vücuda gerekli vitamin ve mineralleri sağlarlar. Çoğu meyve iyi birer seçim olabilir ancak armut ve papaya özellikle daha iyidir.

3- C Vitamini: Bu vitamin çok çeşitli besinde yer alır ve vücutta çok çeşitli faaliyetlerde rol oynar. C vitamini yeni hücrelerin oluşumunda anahtar roldedir, bağışıklık sistemini tetikler ve yaraların iyileşmesi ile yeni dokuların ve kasların oluşumunda görev yapar. (3) Divertikülitin sebep olduğu yaraların iyileşmesinin hızlanması ve iltihaplanmanın hafiflemesi için gereklidir.

4- Arpa: Bu tip bir tahıl özellikle evde uygulanan çözümlerde faydalı olabilir. Diğer lif türleri divertikülit için kötü olsa da arpanın antienflamatuar özellikleri, bu hastalık söz konusu olduğunda bitkiyi tüketilebilecek en iyi tahıl yapar. (4) Arpayı çok çeşitli şekilde tüketmek mümkündür.

5- Esmer Pirinç: Çok basit bir diyetsel değişiklik gibi görünse de; beyaz pirinçten esmer pirince geçmeniz önerilir. (5) Esmer pirinçte bulunan bazı besinler ve organik bileşikler kalın bağırsaktaki divertikülit semptomlarını şiddetlendiren spazmları azaltabilir ve ayrıca kalın bağırsaktaki iltihaplanmayı rahatlatır. Esmer pirinç lifli bir besindir ve bu durumda faydalarıyla öne çıkmaktadır.

6- Kabuklu Yemişler ve Mısır: Bu grupta yer alan besinler divertikülite fayda sağlayabilir. Bu besinlerin sindirilmesi zor olsa da diyetinizde bulunmaları divertikülit semptomlarını azaltacaktır. (6)

7- Sarımsak: Sarımsak onlarca durum için bitkisel tedavi amaçlı kullanılmaktadır ve divertikülit bu durumlardan biridir. (7)  Sarımsakta bulunan aktif bileşenler önemli ölçüde kuvvetlidir ve çok çeşitli enfeksiyonları önleyebilir. Divertikülitte iltihaplı bölgelerin enfeksiyon kapması oldukça rahatsız edici olabilir. Sarımsak antibiyotiklerin rolünü üstlenerek semptomları kontrol etmenize fayda sağlar.

8- Baharatlı Yemeklerden Uzak Durun: Baharatlı yemekler tüketmek iyileşme sürecinizi önemli ölçüde uzatabilir. (8) Burada söz konusu olan özellikle acı ve tuzlu olan baharatlardır. Divertikülit semptomlarında alevlenmeler oluyorsa, bu tarz baharatlı besinler tüketmemek en iyisidir.

9- Kekik: Diyetinize kekik eklemek önemli ölçüde rahatlama sağlayabilir. Bu amaçla satışta olan kekik yağlarını kullanabilirsiniz. Çoğu kekik yağı sindirim sisteminizdeki çok sayıda sorunu tedavi edebilir. Kekik güçlü antibakteriyel ve antimikrobiyal etkilere sahiptir. Bağırsaklarınızdaki enfeksiyonları temizleyebilir. (9)

10- Yoğurt: Kalın bağırsağınızı antibiyotikler veya güçlü antibakteriyel besinlerle temizlediğiniz zaman, sıklıkla orada yaşayan faydalı bakterileri de yok edersiniz. Bu gerçekleşince, sizi koruyan faydalı bakteriler olmadığı için bir diğer divertikülit atağına veya enfeksiyona maruz kalabilirsiniz. Bu yüzden bol miktarda yoğurt ve diğer probiyotik içeren besinlerden tükettiğinizden emin olun. (10)

11- Aloe vera: Bu bitki yaygın olarak bilinen bir inflamasyon azaltıcı ve rahatlatıcı ajandır ve kalın bağırsakta etkili olur. Bitkinin ağızdan alınan formlarını, divertikülit boyunca önemli oranda rahatlama sağlamak için kullanabilirsiniz. (11)

12- Az Lifli Besinler: Çoğunlukla divertikülit geliştikten sonra, yüksek lif içeren besinler tüketilmesinin bağırsak sağlığını artıracağı düşünülmektedir ancak son yapılan araştırmalar; yüksek lif diyetinin zararlı olabileceğini ve divertikülit olasılığını artırabileceğini söylemektedir. Bu konu hala tartışılmaya devam ediliyor ancak konuyla ilgili bazı önemli kaynakların araştırmaları az lifli besinler yönündedir. (12) Lif bağırsaklarda besinler emilirken, kütlenin ilerlemesine ve kalan artık maddelerin atılmasına fayda sağlar. Kolonun peristaltik hareketi liften etkilenir ve bu yüzden belki de doğal olmayan uyarım divertikülit oluşumuna sebep olabilir. Bir süre yüksek lifli besinlerden uzak durun ve vücudunuzun tepkisini ölçün. Her vücut farklı tepkiler gösterebilir.

13- Hint Yağı: Kolondaki bakteriyel enfeksiyonları temizlemenin bir yolu da hint yağı olabilir. Ancak kullanırken hint yağının çok güçlü olduğu ve faydalı bakterileri de yok edeceği bilinmelidir. (13) Bu yüzden sadece önerilen ve tavsiye edilen miktarlarda kullanılması gerekir, dengesiz kullanılırsa oldukça tehlikeli olabilir.


Kaynaklar / Referanslar

Kaynaklar ve Referanslar İçin Tıklayın
  • (1) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC1780381/
  • (2) http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1196/annals.1354.057/abstract
  • (3) https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S000282230000420X
  • (4) http://ajcn.nutrition.org/content/38/1/115.short
  • (5) http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1002/star.200300221/abstract
  • (6) https://jamanetwork.com/journals/jama/article-abstract/1028647
  • (7) https://link.springer.com/chapter/10.1007/978-1-60327-431-9_27
  • (8) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC1591050/
  • (9) http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1002/ffj.2730010409/abstract
  • (10) https://link.springer.com/article/10.1007/s12603-011-0357-1
  • (11) http://pubs.rsna.org/doi/abs/10.1148/31.6.735?journalCode=radiology&
  • (12) https://link.springer.com/article/10.1007/s004649901007
  • (13) https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/0002961068904716

Evcil Hayvan Alerjisi

Evcil Hayvan Alerjisi Nedir? Ne İyi Gelir?

Evcil hayvan alerjisi, hayvanların cildinde bulunan proteinlere, salyasına veya idrarına olan alerjik reaksiyondur. Belirtileri saman nezlesinde olduğu gibi hapşırma ve burun akıntısı, sulu gözler veya kaşıntı, kızarıklık olabilir. Bazı kişilerde astım belirtilerinde olduğu gibi nefes alma zorluğu ve hırıltılı solunum görülebilir. Alerji çoğunlukla evcil hayvanların ölü deri hücrelerine maruz kalınmasıyla ortaya çıkar. Kürklü bütün hayvanlar alerji sebebi olabilir ancak genellikle kedi ve köpeklerle ilgilidir.

Evcil hayvanlar - kediler ve köpekler-...

Eğer evcil hayvan alerjiniz varsa en iyi yöntem hayvanlara mümkün olduğunca uzak durmak olacaktır ancak evinizde bir evcil hayvan besliyorsanız evde çözüm yöntemlerini ve bitkisel tedavi yöntemlerini deneyebilirsiniz. Bazı vakalarda semptomları geçirmek ve astımı kontrol etmek için ilaç kullanımı gerekebilir.

Evinizde evcil bir hayvanınız olduğu müddetçe alerjenleri kendinizden uzak tutmanız zor olabilir ve bazı inanışların aksine alerjiye sebep olmayan evcil hayvan yoktur. Bu alerjilerin sebebi aşırı hassas bir bağışıklık sistemine sahip olmanızdır. Kendinizi evcil hayvan alerjisinden korumak istiyorsanız, evcil bir hayvanla yaşayanlar için etkili olabilecek evsel çözümler bulunmaktadır. Beslenme şekliniz ve bitkisel çözümler alerjenlere olan hassasiyetinizi azaltabilir ve semptomları önleyebilir.

Evcil Hayvan Alerjisi İçin Bitkisel ve Evde Tedavi Yöntemleri

Evcil hayvan alerjisine karşı kullanabileceğiniz evsel ve bitkisel çözümlerin bazılarını listeledik.

1- Yüksek Verimli Filtreler: Ciddi alerjik reaksiyonlara karşı alabileceğiniz önlemlerin en etkililerinden biri evinizdeki havayı temizlemek olacaktır. Yüksek verimli bir veya iki filtreyi hayvanlarınızın en çok zaman geçirdiği yerlere ve yatak odanıza yerleştirerek havada bulunan ve sinüs sorunlarıyla mukus dokusunda iltihaplanmalara yol açan alerjenlerin miktarını azaltabilirsiniz. (1)

2- Oda Kontrolü: Evcil hayvanınızın sürekli yanınızda olması iyidir ancak alerji sorunlarınız varsa evcil hayvanınızı yatak odası ve banyo gibi yerlere sokmamak faydalı olabilir. Rahatlama için köpeğinizin veya kedinizin belirli odalara girmesine izin vermemek, bütün evi sürekli temiz tutmaktan daha kolaydır. (2)

3- Halı Kullanmayın: Halılar ve kumaşlı yüzeyler alerjenleri ve tozu tutar ve temizlenmeleri sert zeminlerden daha zordur. Evcil hayvanlarınızı sadece düz ve sert yüzeylerde barındırmak ve mobilyalardan uzak tutmak alerjik reaksiyonlarınızı önemli ölçüde azaltabilir.

4- Diyetinize Omega-3 Ekleyin: Diyetinizde daha çok omega-3’e yer vermek çok faydalı olabilir. Bu besin genel bir antienflamatuardır ve bağışıklık sistemi hassasiyetini azaltıp genel sağlığınızı artırabilir. (3) Omega-3 açısından zengin besinler; yumurta, somon balığı, keten tohumu ve kabuklu yemişlerdir.

5- Hijyen: Köpeğiniz veya kedinizle yakın temas kurduktan sonra bunu unutabilir ve 10 dakika sonra ellerinizle burnunuza ve gözlerinize temas edebilirsiniz. Buralar alerjenlere en hassas olan bölgelerdir. Ellerinizi düzenli olarak yıkamak ve zaman zaman bilinçli olarak temastan kaçınmak beklenmedik alerjik atakları önleyebilir. Düzenli olarak ev temizliği yapmak da toplam alerjen miktarını düşürecektir. (4)

6- Evcil Hayvanlarınıza Düzenli Banyo Yaptırın: Evcil hayvan alerjisinin sebeplerinden biri evcil hayvanların pislenmesi ve dışarıda çok zaman geçirmesidir. Bu durumda bu hayvanlar kendi deri parçacıkları dışında, dışarıdaki polen ve çeşitli bitkisel alerjenleri eve getirir. Evcil hayvanınızı düzenli olarak yıkayarak alerjenlerle kontamine olma durumunu azaltabilirsiniz. (5)

7- Kuersetin İçeren Besinler Tüketin: Doğadaki antihistaminlerin bir kısmı bir çok besinde bulunan kuersetin formundadır. Bu besinlerden elma, üzüm, soğan ve zeytin yağını örnek olarak verebiliriz. Bu madde vücudun bağışıklık sistemini doğal olarak güçlendirir ve ayrıca mukus membranlardaki ve solunum yolundaki iltihaplanmaları azaltır. (6) Kuersetini, Benadryl (Diphenhydramine) ilacının doğal formu olarak düşünebilirsiniz.

8- Isırgan Otu: Bu güçlü şifalı bitki antihistaminik özellikleriyle iyi bilinir çünkü vücutta alerjik reaksiyonlara sebep olan histamin üretimini kısıtlama özelliği vardır. Isırgan kapsül veya besin desteği formunda satın alınabilir ve ayrıca yapraklarından yapılan çay ve tentürlerde evcil hayvan alerjisini önlemede yüksek etkiye sahiptir. (7)

9- Veba Otu (Petasites hybridus): Isırgan otuna benzer etkileri olan veba otu (petasites) vücutta histamin salınımını önleyerek alerjik reaksiyonları hızlı biçimde durdurabilir. (8) Veba otundaki aktif bileşen Zyrtec ilacındaki birincil kimyasal bileşene çok benzer ancak veba otunun sedatif etkileri yoktur.

10- Burun Yıkama / Burun Çaydanlığı: Burun boşluğunun tuzlu su ile yıkanması mukus dokularındaki alerjenleri tamamen uzaklaştırabilir. Bu amaçla yaygın olarak satılan ve Neti Pot adıyla da anılan, burun çaydanlığı veya diğer burun yıkama aparatları kullanılabilir. Bu yöntemle alerjik semptomlar hızlı bir biçimde nötrlenebilir.

11- B5 Vitamini: Pantotenik asit veya B5 vitamini güçlü antienflamatuar özellikleri olan, kızarmış ve şişmiş gözler, ciltte kızarıklık, solunum yollarında tahriş gibi sorunları önleyebilen bir vitamindir. Vücudunuzdaki B5 vitamini miktarını artırmak için mısır, avokado, kale, domates, kırmızı et, tavuk, mantar ve peynir tüketiminizi artırabilirsiniz. (9)

12- C Vitamini: Anti-alerjen maddelerin en etkililerinden biri  C vitaminidir. Bu vitamin antikor üretimini tetikler ve vücuttaki histamin kaynaklı inflamasyonları adrenal hormonlar sayesinde azaltır. Diyetinizi daha fazla acı biber, turunçgiller ve sebze ekleyerek C vitamini seviyenizi yüksek tutmanız alerjen hassasiyetinizi düşürecektir. (10)


Kaynaklar / Referanslar

Kaynaklar ve Referanslar İçin Tıklayın
  • (1) https://onlinelibrary.wiley.com/doi/full/10.1046/j.1365-2222.2003.01570.x
  • (2) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2956425/
  • (3) http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/j.1398-9995.2009.02042.x/full
  • (4) http://journals.lww.com/co-allergy/Abstract/2013/02000/The_hygiene_hypothesis_in_allergy_and_asthma___an.13.aspx
  • (5) https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0091674997702422
  • (6) https://link.springer.com/article/10.1007/BF02974647
  • (7) http://www.biomedsearch.com/article/Natural-Treatment-Perennial-Allergic-Rhinitis/67150699.html
  • (8) http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/j.1365-2222.2004.1903.x/full
  • (9) http://ajcn.nutrition.org/content/24/2/265.short 
  • (10) https://europepmc.org/abstract/med/8067602

Tırnak Mantarı

Tırnak Mantarı Nedir? Ne İyi Gelir?

Ayak tırnak mantarı...

Tırnak mantarı, tırnağın veya ayak tırnağının ucunda beyaz veya sarı lekelerle başlayan bir mantar enfeksiyonudur. Enfeksiyon derinleştikçe, tırnağın renginin değişmesine, kalınlaşmasına, şiddeti değişen ağrıya ve kenarlardan parçalanmasına yol açabilir. Birden fazla tırnakta ortaya çıkabilir.

Eğer durumunuz hafifse ve sizi rahatsız etmiyorsa tedaviye gerek olmayabilir. Eğer ağrılıysa, tırnakların kalınlaşmasına yol açtıysa evsel çözümler ve ilaçlar yardımcı olabilir. Tedavi başarılı olsa bile tırnak mantarı tekrarlayabilir. (1)

Tırnak mantarı sıklıkla onikomikoza (onychomycosis) olarak adlandırılırken eğer mantar parmaklarınızın arasını ve ayak derisini enfekte ettiyse bu durum ayak mantarı, atlet ayağı veya tinea pedis olarak isimlendirilmektedir. Tırnak mantarına bitkisel ve evde tedavi çözümleri için yazının 3. bölümünü okuyabilirsiniz. Tırnak mantarı gibi durumlarda bitkisel tedavilerle ilaçlarla benzer ve zaman zaman daha güçlü neticeler alınabilir.


Tırnak Mantarı Tedavileri

  • Anti-fungal İlaçlar: En popüler tedavi yöntemi ağızdan alınan Sporonox ve Lamisil gibi anti-fungal ilaçlardır. Bu ürünler milyonlarca kişi tarafından etkili olarak kullanılmaktadır ve uzun süreli kullanımları istenmeyen yan etkilere sebep olabilir. Başarı oranları oldukça yüksektir. Bu ilaçların bazıları anti-fungal krem formundadır. (2)
  • Tırnağın Alınması: Şiddetli ve kronik vakalarda enfekte olmuş tırnak fiziksel veya kimyasal yöntemlerle alınabilir. (3) Bu sayede doktorlar enfekte bölgeyi temizleyip bandajlayarak normal iyileşmeye bırakabilirler.
  • Antibiyotikler: Tırnak mantarı şiddetli seviyeye ulaşırsa tırnağın çatlamasına yol açarak diğer çok sayıda enfeksiyona sebep olabilir. Bu durumda antibiyotik kullanımı önerilebilir. (4)
  • İlaçlı Tırnak Cilası: Ayak tırnağı mantarının erken evrelerinde durumun ilaçlı tırnak cilalarıyla tedavi edilmesi mümkündür. Erkekler de bu şeffaf sıvıyı etkilenmiş tırnaklara uygulayabilir ve 1-2 hafta içerisinde netice alabilir. (5)
  • Lazer Tedavisi: Nadir olarak kullanılsa da bazı kişiler tırnaktaki mantarın etkisizleştirilmesi için karbondioksit lazer tedavisini tercih edebilir. (6) Bu yaklaşım oldukça pahalıdır ve her hastanede uygulaması olmayabilir.

Tırnak Mantarı İçin Bitkisel ve Evde Tedavi Yöntemleri

1- Hindistan Cevizi Yağı: Bu yağın doğal anti-fungal özellikleri onu enfekte olmuş tırnaklar için ideal yapıyor. (7) Tırnak mantarı semptomlarını azaltmak için bu yağı günde 2-3 kere tırnağın tamamına sürebilirsiniz. 1-2 hafta içerisinde netice almaya başlanır.

2- Çay Ağacı Yağı: Çay ağacı yağı bilinen en güçlü anti-fungal maddelerden biri olarak kabul edilir ve sayısız enfeksiyona karşı etkilidir. Bu çözümün etkili olması için sadece birkaç damla gerekir ve semptomlar ortadan kalkıncaya kadar günde 1-2 sefer uygulanır. (8)

3- Ağız Gargarası: Ağız gargarasının fonksiyonlarından biride ağızdaki mantarları temizlemektir. Ağız gargaraları bölgesel olarak tırnak mantarına uygulandığında etkili olabilir. (9) Piyasada satılan Listerine içeriğinde mentol, timol ve okaliptüs içerir ve bu maddeler antibakteriyel ve antifungal özellikler gösterir. Netice için günde bir defa olmak üzere bir kağıt havlu veya bezi ağız gargarasıyla ıslatıp tırnağı sarabilir veya parmağı günde 30 dakika sıvının içerisinde tutabilirsiniz.

4- Sirke: Hemen hemen her evde bulunan bu çözelti anti-fungal özellikler barındırır ve özellikle erken müdahale edilirse tırnak mantarını hızlıca temizleyebilir. Basitçe 1 hacim sirke ile 2 hacim ılık suyu karıştırın ve parmaklarınızı 10-15 dakika karışımda bekletin. (10)

5- Kekik Yağı: Kekik yağındaki etken maddelerden biri tırnak mantarını azaltmada oldukça etkili olan bir antioksidan olan timoldür. Enfekte olmuş tırnağa her sabah birkaç damla damlatılmasıyla bir haftada iyi sonuçlar alınabilir. (11)

6- Limon Suyu: Limon suyunun antifungal ve antiseptik özelliklerinin temel sebebi yüksek sitrik asit konsantrasyonudur. (12) Bu asit tırnak mantarının yayılmasını durdurabilir, içerdiği antioksidanlar ise hasarlı hücreleri onarıp tırnağın sağlıklı uzamasına fayda sağlayabilir.

7- Vicks Vaporub Merhem: Bu merhem bölgesel kullanımlar içindir ve öksürük için üretilmiştir ancak içerdiği aktif bileşenler kâfur ve okaliptüs tırnak mantarı tedavisinde etkili olabilir. 2011 yılında yapılan bir araştırmada bu merhemin tırnak mantarı tedavisinde etkili olduğu ispatlanmıştır. Kullanmak için günde en az bir defa etkilenmiş alana az miktarda uygulanabilir.

8- Zeytin Yaprağı Özü: Zeytin yaprağı özündeki aktif madde oleuropeinin antifungal, antimikrobiyal ve bağışıklık güçlendirici etkileri olduğu düşünülmektedir. Zeytin yaprağı merhemini doğruca mantarın üzerine uygulayabilir veya bu maddeyi kapsül olarak ağızdan tüketebilirsiniz. Bilinenlere göre yemeklerle beraber günde 1-3 adet arası günde 2 kere zeytin yaprağı özü kapsülü kullanmak tedavi olarak merheminden daha etkilidir. Bu tedaviyi uygularken bolca su tüketin.

9- Sarımsak: 2009 yılında yapılan bir araştırmada sarımsağın antifungal ve antimikrobiyal etkileri olduğu görülmüştür. Etkilenmiş bölgeye ezilmiş sarımsakları günde 30 dakika koyarak tırnak mantarını tedavi edebilirsiniz. Ağızdan sarımsak kapsülü kullanarak tedavi etmek daha iyi ve daha az kokulu olabilir. Sarımsak kapsüllerini üreticinin belirttiği şekilde tüketmeye özen gösterin.


Kaynaklar / Referanslar

Kaynaklar ve Referanslar İçin Tıklayın
  • (1) https://www.mayoclinic.org/diseases-conditions/nail-fungus/diagnosis-treatment/drc-20353300
  • (2) http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/j.1468-3083.2004.00988.x/full
  • (3) https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0738081X0900248X
  • (4) https://link.springer.com/article/10.2165/00003495-200161001-00001
  • (5) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3040862/
  • (6) http://questlight.net/wp-content/uploads/2016/02/LaserTreatmentforToenailFungusSPIE090219.pdf
  • (7) https://goo.gl/2BFSGa
  • (8) https://onlinelibrary.wiley.com/doi/full/10.1046/j.1365-3156.1999.00396.x
  • (9) https://goo.gl/GoF611
  • (10) https://goo.gl/CE2YV7
  • (11) https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0378874110008469
  • (12) http://online.liebertpub.com/doi/abs/10.1089/end.2007.0304