Pirinç Sirkesi

Pirinç sirkesi - sushi sirkesi

Pirinç sirkesi nedir?

Pirinç sirkesi; fermente olmuş pirinçten elde edilen, özellikle Uzak Doğu ve Asya ülkelerinde popüler bir sirke türüdür. Ülkemizde internette ve büyük zincir marketlerde satışı vardır veya isterseniz evde kendi pirinç sirkenizi hazırlayabilirsiniz; kendi sirkenizi hazırlamak istiyorsanız internette biraz araştırma yapmanız yeterli olabilir.

Lezzet olarak Avrupa ve Asya sirkeleri arasında belirgin farklılıklar vardır. Özellikle Asya pirinç sirkeleri daha az asidiktir ve mutfak kullanımı daha yaygındır. Farklı pirinç sirkeleri siyah, beyaz veya kırmızı renkli olabilir. Bu sirke hem kahverengi hem de beyaz pirinçten aynı diğer sirkeler gibi üretilebilir. %100, iki kez fermente olmuş sirkede alkol bulunmaz, birinci fermentasyonda alkol, ikincisinde ise sirke elde edilir, sirkenin saflığı düştükçe içerisinde eser miktarda alkol bulunabilir. (1)

Birde sushi yapımında kullanılan sushi sirkesi adında bir ürün vardır. Sushi sirkesi aslında içerisine tuz, şeker ve diğer çeşniler eklenmiş pirinç sirkesidir ve sushi yapımında kullanılmaya hazırdır. (2)

İçerisindeki nadir kimyasal bileşimden dolayı çok farklı yemeklerde, tıbbi uygulamalarda ve hatta temizlik ürünlerinde kullanılır. Aktif bileşikler açısından zengin olması ve potansiyel sağlık faydaları sebebiyle sağlık diyetlerine eklemek için çok iyi bir tercihtir. Ayrıca pirinç sirkesi belirli yemek ve besinlerin doğal lezzetini ortaya çıkarmasıyla bilinir ve bu amaçla kullanımı vardır.


Pirinç sirkesinin faydaları

1- Sindirim Sağlığını İyileştirir: İçerisinde iyi miktarda asetik asit bulunur ve bu madde sindirim sağlığını ciddi oranda güçlendirebilir. (3) Bu sayede yenilen yemeklerden daha çok besin emilir, daha fazla kalsiyum, potasyum ve vitaminler sağlanabilir.

2- Antiseptik Özellikleri: Kahverengi pirinç sirkesi yaygın biçimde antiseptik ilaç yapımında kullanılır. Temas durumda zararlı bakterileri öldürür. Beyaz sirkeninde benzer etkileri vardır.

3- Karaciğeri Korur: İnsan karaciğeri üzerinde koruyucu etkileri vardır, özellikle kahverengi pirinçten yapılanı daha etkilidir. (4) Potansiyel karaciğer tümörleri başlangıcını önleyebilir.

4- Halsizliği Önler, Enerji Verir: Pirinç sirkesinde orta miktarda aminoasitler bulunur. İçerisindeki aminoasitler kanda laktik asit oluşumunu etkili biçimde önler; laktik asit sinirlilik ve halsizlik yapar. Pirinç sirkesini diyetinize ekleyerek gün boyu taze ve enerjik kalabilirsiniz.

5- Bağışıklığı Güçlendirir: En etkili olduğu alanlardan biri bağışıklığı güçlendirmedir. İçerisinde temel aminoasitler bulunur ve optimum sağlığa ulaşmanıza yardım eder. Serbest radikal hasarına karşı savaşır.

6- Kalbe İyi Gelir: Pirinç sirkesi vücutta lipid peroksidasyonunu, yani yağların yükseltgenerek bozulmasını önler. Bu sayede kan damarları duvarında kolesterol birikimi önlenir. Uzun vadede birkaç kaşık sirke kalbe harika faydalar sağlar.

7- Kilo Kontrolüne ve Hızlı Zayıflamaya Yardımcı Olur: Eğer zayıflamak birinci önceliğinizse yemeklerle beraber pirinç sirkesi tüketmek çok faydalı olabilir. Araştırmalara göre aşırı kilolardan hızlıca kurtulunmasını kolaylaştırır. (5) Aslında Japonya’da asırlardır zayıflamak için kullanılmaktadır. Özellikle kahverengi pirinçten yapılan sirke daha etkilidir.

8- Cildin Parlaklığını Artırır, Cilt Bakımında Kullanılabilir: Çok sayıda kişi farkında değildir ancak pirinç sirkesi cilde de faydalıdır. Bu amaçla kullanılan bir karışım vardır. Bir şişede pirinç sirkesi, saf su ve çay ağacı yağı karıştırılır ve iyice çalkalanır. Sirkenin altı katı oranında su kullanılmalıdır. Sivilcelerden etkilenmiş yüze uygulandığında oldukça etkili olur. Yüzde kuruması beklenerek su ile yıkanabilir. Yüz dışında vücudun diğer kısımlarında da kullanılabilir. Büzücü etkileri sebebiyle cildi sıkılaştırır, iltihaplanmaları rahatlatır ve cildin parlaklığını artırır.


Pirinç sirkesinin kullanımları – Nasıl tüketilir?

Pirinç sirkesi aynı diğer sirkeler gibi yemeklere biraz ekşilik eklenmek istendiğinde ve diğer alanlarda kullanılabilir, ayrıca sushide temel malzemelerdendir. Asya’da turşu yapımında kullanılır. Ülkemizde en yaygın kullanılan sirkeler olan üzüm ve elma sirkesinin yerine bütün kullanım alanlarında tercih edilebilir.

Kaynaklar ve Referanslar


Keten Tohumu

Keten tohumu ve keten tohumu yağı...

Keten Tohumu Nedir? Keten tohumu neye iyi gelir?

Tarlada keten bitkisi...
Tarlada keten bitkisi…

Keten tohumu, bilimsel adı Linum usitatissimu olan ve boyu 60 cm’ye kadar uzayabilen bitkinin tohumlarıdır. Bitki, tohumu ve lifleri için yetiştirilir ki keten bitkisi bir lif tahılı olarak kabul edilir ancak aynı zamanda tohumları yüksek besin değeri taşır. İlk olarak Mısır’da yetiştirildiği ve oradan dünyaya yayıldığı düşünülmektedir. Keten kumaşların lifleri bitkinin saplarından alınır ve bu lifler pamuktan 2-3 defa daha güçlüdür.

Fındıksı lezzetli tohumlar ilk haliyle, öğütülerek veya keten tohumu yağı olarak tüketilebilir. (1) Günümüzde kahvaltılık gevrekler veya ekmeklerde keten tohumu kullanılması yaygınlaşmıştır ancak sağlığa olan faydalarının ve besleyici özelliklerinin bilinir hale gelmesi yakın tarihlerde olmuştur. İnsanlar bitkinin çok sayıdaki faydası hakkında bilinçlenmiş ve besin takviyesi veya yemek malzemesi olarak kullanmaya başlamışlardır.


Sağlığa olan faydaları sebebiyle Asya, Amerika ve Afrika mutfaklarında kullanım alanları vardır. Özellikle filizlenmiş veya öğütülmüş şekilde kullanılır. Ülkemizde de hamur işlerinde, atıştırmalıklarda, smoothielerde ve granola olarak tüketilmektedir. Öğütüldüğünde içerisindeki besinler daha iyi sindirilir, yağının sindirimi çok daha kolaydır. Bitkinin sırf sağlığa olan faydaları sebebiyle farklı kullanımları bulunur. Birçok kişi keten tohumlu çaylar içer veya farklı yöntemlerle keten tohumunu kullanır. Sağlığa olan bilimsel faydaları, kullanım şekilleri, besin değerleri, yan etkileri ve diğer bilgiler için yazının devamını okuyabilirsiniz.

Keten tohumunun faydaları nelerdir?

1- Besin Değeri Yüksektir: Keten tohumunun hem kahverengi hem de sarı türleri aynı ölçüde besleyicidir. Standart porsiyon olarak bir dolu yemek kaşığı düşünülebilir. (7 gram) Sadece bir yemek kaşığı keten tohumu iyi miktarda protein, lif ve omega-3 sağlar; ayrıca vitamin ve mineraller açısından zengindir. Detaylı besin değerleri için, ilgili başlığı okuyabilirsiniz.

2- Kalp Sağlığını İyileştirir, Omega-3 Yağ Asitleri Açısından Zengindir: Eğer vejetaryenseniz veya balık tüketmiyorsanız; keten tohumu sizin için harika bir omega-3 (alfa-linolenik asit) kaynağı olabilir. ALA, omega-3 yağ asitlerinden biridir ve sadece beslenme yoluyla vücuda alınabilir. Deneylere göre keten tohumunda bulunan alfa-linolenik asitler kalp damarlarında kolesterol birikimini önler, arterlerde iltihaplanmaları azaltır ve tümör gelişimini azaltır. (2, 3)

Kosta Rika’da 3638 katılımcıyla yapılan bir araştırmaya göre omega-3 tüketen kişilerde kalp krizi riski çok daha düşüktür. Ayrıca 250,000 kişinin incelendiği bir diğer araştırmada, alfa-linolenik asit tüketen kişilerde kalp hastalığı riskinin %14 daha düşük olduğu belirlenmiştir. (4) ALA yağ asitleri diğer iyi bilinen omega-3 yağları olan eykosapentenoik asit (EPA) ve dokosaheksaenoik asit (DHA) kadar faydalı olabilir. (5)

3- Kanser Riskini Düşüren Lignan Polifenolleri İçerir: Lignanlar antioksidan ve estrojen özellikleri olan bitki bileşikleridir ve bu maddeler kanser riskini düşürüp sağlığı artırabilir. Keten tohumu diğer bitkisel besinlerden 800 kat daha fazla lignan içerir. (6) Özellikle menopoz sonrası kadınlarda göğüs kanseri riskini düşürdüğü gözlenmiştir. Kanada’da 6,000 kadın üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, keten tohumu tüketenlerde göğüs kanseri gelişme riski %18 daha düşüktür. (7)

Ancak sadece kadınlar değil, erkeklerde keten tohumundan fayda görebilir. Lignanlar özellikle prostat kanseri üzerinde etkili olabilir ve kanser riskini düşürebilir. (8) Ayrıca laboratuvar araştırmalarına göre bitkinin kolon ve cilt kanserini önleme potansiyeli olabilir.

4- Sindirim Sağlığına İyi Gelir, Lif Açısından Zengindir: Sadece bir yemek kaşığı keten tohumu 3 gram lif içerir ve bu miktar günlük ihtiyacının erkek ve kadınlarda sırasıyla %8 ile %12’sidir. Bitki hem çözünür hemde çözünmez lif içerir. Lif kalın bağırsakta bakteriler tarafından fermente edilir, atıkların boşaltımını kolaylaştırılır ve bağırsak hareketlerine yardım eder. Çözünür lif bağırsaklarda dolaşan kütlenin kıvamını iyileştirir ve sindirim hızını yavaşlatır. Bu sayede kan şekeri kontrolü kolaylaşır ve kolesterol düşer. (9) Çözünmez lif ise dışkının daha fazla su tutmasına, hacminin artmasına ve sertliğinin azalmasına yardımcı olur. Bu lif türü kabızlık, irritabl bağırsak sendromu ve divertiküler hastalıkların önlenmesine yardım eder.

5- Kolesterolü Etkili Biçimde Düşürebilir: Keten tohumunun bir diğer faydası kolesterol seviyelerini düşürmesidir. Bir araştırmada; yüksek kolesterolü olan kişiler 3 ay boyunca günde 3 yemek kaşığı keten tohumu tozu kullanmış ve toplam kolesterolleri %17, kötü, LDL kolesterol seviyeleri ise %20 azalmıştır. (10)

Menopoz sonrası kadınların günde 30 gram keten tohumu tüketmeleri kötü kolesterolü %10 düşürebilir. (11) Bu etkilerin birincil sebebi olarak tohumların içerdiği lif görülür. Lif safra tuzlarına bağlanarak vücuttan uzaklaşır. Safra tuzlarının yeniden üretilmesi için kolesterol kandan karaciğere çekilir. Bu işlem kandaki kolesterol miktarını azaltır. (12)

6- Tansiyonu Düşürür: Yapılan araştırmalar son yıllarda keten tohumunun tansiyonu düşüren doğal etkileri üzerine yoğunlaşmıştır. Kanada’da yapılan bir araştırmaya göre 6 ay boyunca günde 30 gram keten tohumu yemek; sistolik kan basıncını (büyük tansiyon) 10 mmHg, diastolik kan basıncını (düşük tansiyon) 7 mmHg düşürmektedir. (13) Düzenli olarak tansiyon ilacı kullanan kişilerin keten tohumu yemesi tansiyonu daha da fazla düşürür; kontrol edilemeyen tansiyon hastalarına ciddi yardımı dokunabilir. Bazı araştırmalar ise 3 ay boyunca keten tohumu tüketmenin tansiyonu 2 mmHg düşüreceğini öne sürmektedir. Bu rakam yetersiz görünse bile; tansiyondaki 2 mmHg’lik bir düşüş inmeden ölüm riskini %10, kalp hastalığından ölüm riskini ise %7 düşürür. (14)

7- Kan Şekeri Kontrolüne Yardımcı Olur: Tip 2 diyabet dünya genelinde büyük bir sağlık problemidir. Vücudun insülin salgılayamaması veya insüline dirençli olması sonucu ortaya çıkan yüksek kan şekeri seviyeleri ile karakterize olur. Bazı araştırmalara göre tip 2 diyabeti olan kişilerin diyetlerine bir ay boyunca günde 10-20 gram keten tohumu tozu (öğütülmüş keten tohumu) eklemeleri kan şekerinde %8-20 azalma yapabilir. (15, 16) Bitkinin kan şekerini düşürücü etkileri, lif içermemesi sebebiyle keten tohumu yağı kullanıldığında çok daha düşük olabilir.

8- Uzun Süre Tok Tutar, Zayıflamanızı Kolaylaştırır: Eğer yemekler arasında sürekli atıştırma alışkanlığınız varsa; diyetinize keten tohumu eklemeyi düşünebilirsiniz. Keten tohumu açlık sancılarının önlenmesinde etkili olabilir. İçeceklerinize veya yoğurda ekleyeceğini 2-3 gram tohum açlık hissini azaltabilir, genel olarak iştahta düşüş yapar. (17) Tohumların içerdiği çözülebilir lif açlığı azaltır, sindirimi yavaşlatır ve iştahı kontrol ederek doygunluk hissi veren hormonların salınmasını tetikler. (18)

9- Cilt Bakımı: Keten tohumu yağı akne, rozasea (gül hastalığı) ve egzama durumlarında iltihaplı cilt bölgelerini iyileştirebilir. Yağın bölgesel olarak uygulanması ayrıca güneş yanıklarını etkili biçimde tedavi eder.

10- Keten Tohumu Gluten İçermez, Çölyak Hastaları İçin Güvenlidir: Keten tohumu %100 glutensizdir ve gluten intoleransı ve çölyak rahatsızlığı olan kişiler tarafından tüketilebilir. Ancak bilinmelidir ki içerisinde keten tohumu olan her hazır ürün glutensiz olmayabilir. Özellikle mısır gevreği ve benzer ürünlerde bu durum kontrol edilmelidir.

11- Bağışıklığı Güçlendirir: İçerdiği alfa-linolenik asit ve lignanlar vücutta bağışıklık cevabını güçlendirir ve romatoid artrit, sedef hastalığı ve otoimmün bir düzensizlik olan lupus gibi hastalıkları önleyebilir.

12- Kuru Göz Sendromunu Azaltır: Keten tohumu tüketmek kuru göz sendromunu azaltabilir. Ayrıca içerdiği omega-3 yağ asitleri göz sinirlerinin zarar görmesi sebebiyle oluşan maküler dejenerasyon (yaşa bağlı görme kaybı) riskini azaltır.


Keten tohumunun yan etkileri / zararları

Keten tohumunun bütün faydalarını görmek için öğütülmüş halde tüketmeniz önerilir. Tohumlar bütün olduğunda içerdiği besinlerin tamamı kullanılamaz. Ancak yine de keten tohumunun bazı yan etkileri vardır. Kontrolsüz miktarlarda keten tohumu tüketmek ve özellikle öğütülmeden tüketildiğinde:

  • Şişkinlik
  • Gaz ve karın ağrısı
  • Kabızlık ve ishal
  • Mide bulantısı, yapabilir.

Yüksek miktarlarda tüketmenin; kütle oluşturucu laksatif etkileri sebebiyle bağırsaklarda tıkanıklık yapabileceğine dair şüpheler vardır. Bu yüzden bol miktarda su ile beraber kullanılmalıdır. Keten tohumu özlerinden hazırlanan lignan içeren besin takviyelerinin 12 hafta boyunca kullanılmasının güvenli olduğu düşünülmektedir. (19)

Olgunlaşmamış tohumların tüketilmesi tehlikeli olabilir. Ham tohumlar zehirli olabilir.

Keten tohumu kullanırken aşağıdaki özel durumların bilincinde olunmalıdır.

Hamilelik ve emzirmede keten tohumu kullanımı: Hamilelik süresince keten tohumu kullanmak muhtemelen tehlikelidir. Keten tohumları östrojen etkisi yapabilir ve bazı sağlık uzmanları bu durumun hamileliğe zarar vereceğini düşünmektedir. Hamilelik ve emzirme süresince kullanmanız önerilmez. (19)

Diyabet: Diyabet ilaçları ile bir araya gelince kan şekerinin aşırı düşmesine yol açabilir. İlaç kullanıyorsanız kan şekerinizi takip etmelisiniz.

Hormon-hassas kanser ve diğer durumlar: Tohumlar östrojene benzer roller üstlenir ve bu durumun göğüs, rahim ve yumurtalık kanseri gibi kanserleri kötüleştirebileceği düşünülmektedir. Ancak labarotuvar ve hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar keten tohumunun aslında östrojeni durdurup hormon-hassas kanserlere karşı koruyucu olabileceği yönündedir. Daha fazla bilgi elde edilinceye kadar aşırı tüketiminden kaçınmanız önerilir.

Düşük tansiyon: Tansiyon ilacı kullanan kişilerin keten tohumu kullanması tansiyonu aşırı düşürebilir.


Keten tohumu besin değerleri

Keten Tohumu1 Yemek kaşığı - 7 Gram - Öğütülmüş
Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori37.4%2
Toplam Yağ3.0 g%5
Doymuş Yağ0.3 g%1
Trans Yağ--
Kolesterol0.0 mg%0
Sodyum2.1 mg%0
Toplam Karbonhidrat2.0 g%1
Diyet Lifi1.9 g%8
Şeker0.1 g
Protein1.3 g%3
Tiamin0.1 mg%8
B6 Vitamini0.0 mg%2
Folat6.1 mcg%2
Riboflavin0.0 mg%1
Niasin0.2 mg%1
Manganez0.2 mg%9
Magnezyum27.4 mg%7
Fosfor44.9 mg%4
Bakır0.1 mg%4
Selenyum1.8 mcg%3
Demir0.4 mg%2

*Bu değerler 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Kalori ihtiyacınız yaşam tarzınıza göre daha az veya fazla olabilir.

Keten Tohumu Nasıl Yenir? Ne Kadar Tüketilmelidir?

Keten tohumu ve keten tohumu yağı çok sayıda yaygın tüketilen yemeğe eklenebilir. Besin emilimi daha kolay olduğu için öğütülmüş tohumları kullanmanız daha iyidir. Eğer bütün tohumlarınız varsa herhangi bir öğütücüde öğütebilir ve hava geçirmeyen kaplarda saklayabilirsiniz. Tohumları daha cazip şekilde tüketmek için aşağıdaki yöntemler kullanılabilir.

  • Suya ekleyerek günlük su tüketiminizin bir parçası yapabilirsiniz.
  • Salatalar keten tohumu eklemek için oldukça uygundur.
  • Kahvaltılık gevreklerin içerisine eklenebilir.
  • Sade veya meyveli yoğurtla beraber tüketilebilir.
  • Kurabiye, ekmek ve diğer hamur işlerine eklenebilir.
  • Smoothielere kıvam verir.
  • Tohumları çay olarak demleyip kullanabilirsiniz.

Günlük 50 gramdan az keten tohumu tüketmeniz önerilmektedir. Yukarıda sayılan faydaların çoğunu görmek için günde 1/3 yemek kaşığı keten tohumu kullanmanız yeterli olacaktır.


Keten tohumu çayı nasıl hazırlanır?

Bu çayı hazırlamak için tohumları öğütmeniz gerek yoktur.

Malzemeler:

  1. Bir çay kaşığı keten tohumu
  2. 1 bardak su
  3. En sevdiğiniz poşet çay (zencefil, rooibos, nane vb.)

Hazırlanışı:

  1. Tohumları kaynamakta olan suda 10-15 dakika demleyin.
  2. Diğer yandan sevdiğiniz bir poşet çayı yarım bardak kaynamış suda demleyin. Bardağın diğer yarısını demlediğiniz keten tohumu çayıyla doldurun ve sıcak veya soğuk tüketin. İsterseniz tercihinize göre limon, tarçın, bal veya şeker ekleyebilirsiniz.
Kaynaklar ve Referanslar


Yonca

Yonca bitkisi ve tohumları...

Yonca Nedir? Yonca Neye İyi Gelir?

Yonca yüzyıllardır sadece hayvan yemi olarak değil, tıbbı amaçlarla da tercih edilmiştir ve sağlığa olan faydaları bir sır değildir. Antik Çin’de böbrek taşı ve mide-bağırsak sorunları için kullanılırken, Hint tıbbı Ayurveda’da artrit ve sindirim sorunları için kullanılmıştır.

Yoncanın bilimsel adı Medicago sativa‘dır ve aslında baklagiller ailesinin bir üyesidir ancak şifalı bitki olarak kabul görmüştür. Dünyadaki besin değeri açısından en zengin yem bitkilerinden biri olan yonca (1) İngilizce’de “alfalfa”, Arapça’da ise bütün yemeklerin babası anlamına gelen “al-fac-facah” adıyla adlandırılır.

Tohumları ve kurutulmuş yaprakları besin desteği olarak kullanılabilir veya yonca içeren hazır kapsül halindeki besin destekleri tercih edilebilir. Tohumlarının filizlendirilerek yonca filizleri olarak veya yonca çayı olarak kullanılması yaygındır.

Yoncanın Faydaları Nelerdir?

1- Kolesterolün Düşmesine Yardımcı Olur: Yoncanın kolesterolü düşürme yeteneği en iyi incelenmiş özelliğidir. Maymun, tavşan ve fareler üzerinde yapılan çok sayıda araştırmada kolesterol seviyelerini düşürdüğü görülmüştür. (2, 3) Bazı araştırmalar bu etkilerin insanlar üstünde de geçerli olduğunu belirtiyor.

Bir araştırmada günde 3 sefer 40 gram yonca tohumu tüketen kişilerin toplam kolesterolü %17, kötü (LDL) kolesterolleri ise 8 hafta sonunda %18 düşmüştür. (4) Bu etkilerin sebebi olarak bitkinin yüksek miktarlarda saponinler içermesi gösterilir. Bu maddeler kolesterolün bağırsaklarda emilimini azaltır ve kolesterol yapımına sebep olan bileşikleri vücuttan uzaklaştırır.

2- Diyabet Tedavisine ve Metabolizmanın Güçlenmesine Yardımcı Olur: Yoncanın geleneksel kullanımlarından biri anti-diyabet ajanı olarak kullanılmasıdır. Yakın zamanda yapılan bir araştırmada yonca besin desteklerinin diyabet olan hayvanlarda kolesterolü düşürüp, kan şekeri kontrolünü iyileştirdiğini ortaya koymuştur. (5) Diğer araştırmalar da pankreastan insülin salgılanımını artırdığını ortaya koymaktadır. (6)

3- Menopoz Semptomlarını Hafifletir: Bitki östrojen hormonuna benzeyen fitoöstrojenler açısından zengindir; yani vücutta östrojenin etkilerine benzer etkiler yapar. Bu bileşenler bilim dünyasında tartışmalıdır ancak östrojen seviyesinin azalması sebebiyle ortaya çıkan menopoz semptomlarını hafifletme gibi faydaları vardır. 20 kadının katıldığı bir araştırmada ada çayı ve yonca özlerinin gece terlemeleri ve sıcak basmasını tamamen geçirdiği belirtilmiştir. (7)

4- Antioksidan Özellikleri Vardır: Yonca, Ayurvedik tıpta iltihaplanma ve oksidatif hasar sebepli sorunların tedavisinde kullanılmaktadır. Güçlü bir antioksidan olduğu hayvan deneyleri ile onaylanmıştır.

Bulgulara göre yonca serbest radikallerin sebep olduğu hücre ölümlerini ve DNA hasarını azaltır. Bu etkileri hem serbest radikal üretimini düşürerek hem de vücudun onlarla savaşma kabiliyetini yükselterek yapmaktadır. (8, 9) Hatta bir araştırmaya göre yonca, felç ve beyin hasarının sebep olduğu zararları dahi azaltabilir. (10)

5- İtihaplanmaları Azaltır: Artrit ve diğer iltihaplı hastalıkların tedavisinde kullanılması yaygındır. Yüksek miktarlarda C ve B vitaminleri kalsiyum ve antioksidan bileşikler içerir. Bu sayede eklemler çevresindeki ve vücut genelindeki iltihaplanmaları azaltabilir ve bağışıklık sistemini güçlendirebilir.

6- Bağırsak Hareketlerini İyileştirir: Yonca önemli miktarlarda diyet lifi içerir. Vücudun sindirim sağlığını koruyabilmesi için diyet lifine ihtiyacı vardır. (11) Lif sadece atıkların daha kolay boşaltılmasını sağlamakla kalmaz ayrıca bağırsak hareketlerini düzenler ve bağırsaklardaki iltihaplanmaları azaltır. Bu sayede hazımsızlık karın ağrısı, şişkinlik, ishal, kabızlık ve bağırsaklardaki bakteriyel dengesizlikler önlenir.

7- İyileşmeyi Hızlandırır ve Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: Geleneksel kullanımında daha hızlı iyileşme ve enfeksiyonun önlenmesi için yonca filizleri püre haline getirilip yaralar üzerine uygulanırdı. Antioksidan özellikleri, besin ve mineral içeriği sebebiyle bölgeye kan akışını ve dokuların iyileşme hızını artırır. Yonca besin destekleri de yüksek protein içeriğiyle bağışıklık sistemi, büyüme, gelişme ve iyileşmeye önemli katkı sağlar.

8- Detoks Etkisi Vardır, Vücudu Temizler, Böbrek Sorunlarına İyi Gelir: İdrar söktürücü özellikleri sebebiyle geleneksel olarak böbrek sorunlarını tedavi etmede kullanılır. Daha fazla idrar gördürerek vücudun temizlenmesini, aşırı tuz, yağ ve suyun atılmasını kolaylaştırır.

9- Kalp Hastalıklarını Önler: İçerdiği antioksidanlar bütün kalp hastalıklarının başlangıcı olan aterosklerozu önler. Kanda bulunan rutin maddesinin fonksiyonlarını iyileştirir. Yoncada önemli miktarda potasyum ve demir bulunur. Bu mineraller kalp sağlığına doğrudan ve dolaylı olarak fayda sağlar.

10- Yonca Cildi Temizler ve Cilde Sağlık Katar: Yoncada bulunan klorofil vücuttaki zehirli ve zararlı maddeleri temizlemesiyle bilinir, ayrıca enfeksiyonlara karşı korur. Bitkide bulunan A vitamini ise cildin onarımı ve sağlıklı kalması için gereklidir. (12)

11- Yonca Tüketmek Saçları Güçlendirir, Saç Uzamasını Olumu Etkiler: Yonca içerdiği yüksek protein ile saç uzamasına yardımcı olur. Kuru yonca, tohumları veya filizleri sağlıklı saçlar içeren gereken proteini karşılayabilir. İçerdiği B1, B6 ve C vitamini saçlar için faydalıdır, özellikle B1 ve B6 vitamini saç sağlığı için çok önemlidir. Mineral olarak ise içerdiği kalsiyum, çinko, silika ve demir ile belki de saç kaybının önüne geçebilirsiniz.

12- Kan Zehirlenmesini, Böbrek Taşını ve Romatizmayı Önler: Yonca bitkisi anti-romatizmal ajan olmasını sağlayan farklı özellikler gösterir.

Bitkinin böbrek taşını önlemek için kullanımı vardır ve ödem, artrit, venöz ülser, ağır metal zehirlenmesi gibi farklı durumlarda da kullanılır.

13- Zayıflamaya Yardımcı Olur: Detoks yapıcı özellikleri sayesinde şeker seviyelerini kontrol altında tutar. Protein ve lif içerdiği için ise yonca filizleri, tohumu veya çayı zayıflamaya çalışan kişiler için harika bir seçenek olabilir.


Yoncanın Yan Etkileri / Zararları

Yonca yaprakları ve filizleri çoğu yetişkin için güvenli kabul edilir. Ancak yonca tohumunun uzun süre kullanılması tehlikeli olabilir. Yonca tohumları otoimmün rahatsızlığı lupus eritematoza belirtilerine benzer reaksiyonlara sebep olabilir. (13)

Yonca tüketmek bazı kişilerin (özellikle açık ten rengi olan) cildinin güneşe aşırı hassas hale gelmesine sebep olabilir. Kullanırken aşağıdaki özel durumların bilincinde olunmalıdır.

Hamilelik ve Emzirmede Yonca Tüketimi: Besin miktarlarından fazla tüketilmesi tehlikeli olabilir. Östrojen benzeri aktiflik gösterdiğine ilişkin kanıtlar vardır, rahmin uyarılmasına ve kasılmasına sebep olabilir ve bu durum hamileliği etkileyebilir. Kullanmayın. (13, 14)

Otoimmün Hastalıklar: (Çoklu Skleroz (MS), lupus, romatoid artrit ve diğer durumlar) Yonca bağışıklık sisteminin daha aktif olmasına sebep olabilir ve bu durum otoimmün hastalıkların semptomlarını artırır. Bu konuda yonca ürünleri kullanıldıktan sonra hastalığın kötüleştiğine dair iki durum raporu vardır. Eğer bu tarz bir durumunuz varsa daha net deliller elde edilinceye kadar yonca ve ürünlerini kullanmaktan kaçınmanız daha iyidir. (13)

Hormon Hassas Kanser Türleri: (Göğüs kanseri, yumurtalık kanseri vd.) Östrojen benzeri etkileri olduğu için, östrojenden olumsuz etkilenen hastalıkları daha da kötüleştirebilir. Bu durumda yonca ve ürünlerini kullanmayın.

Diyabet: Kan şekeri seviyelerini aşırı düşürebilir. Eğer diyabetiniz varsa ve yonca kullanıyorsanız, kullanırken kan şekerinizi yakından takip edin.

Böbrek Nakli: Üç ay boyunca yonca ve karayılan kökü (black cohosh) içeren besin takviyesi kullanan bir kişinin vücudunun nakledilen böbreği reddettiğine ilişkin bir rapor vardır. Bu etkinin asıl sebebinin karayılan otu değil yonca olduğu düşünülmektedir. (13)


Yoncanın Besin Değerleri

Yonca insanlar için genel olarak besin desteği, yonca filizi veya çay vb. formlarda tüketildiği için standart bir besin değeri yoktur. Bütün yonca ürünleri K ve C vitamini, bakır, manganez ve folat açısından zengindir. Örneğin 1 kase, 33 gram yonca filizi 8 kalori içerir ve vitamin ve mineral dağılımı aşağıdaki gibidir. (16)

  • K Vitamini: Günlük ihtiyacın %13’ü.
  • C Vitamini: Günlük ihtiyacın %5’i.
  • Bakır: Günlük ihtiyacın %3’ü.
  • Manganez: Günlük ihtiyacın %3’ü.
  • Folat: Günlük ihtiyacın %3’ü.
  • Tiamin: Günlük ihtiyacın %2’si.
  • Riboflavin: Günlük ihtiyacın %2’si.
  • Magnezyum: Günlük ihtiyacın %2’si.
  • Demir: Günlük ihtiyacın %2’si.

Ayrıca bir kase 33 gram yonca filizinde, 1 gram protein ve 1 gram lifden gelen karbonhidrat bulunur. Bitki bioaktif bileşikler olan, saponinler, kumarin, flavonoidler, fitosteroller, fitoöstrojenler ve alkaloitler içerir. (1)

Yonca Çayı Nasıl Hazırlanır ve Nasıl Kullanılır?

Yonca çayı hazırlarken isterseniz kurutulmuş yonca yapraklarını veya ezilmiş yonca tohumlarını kullanabilirsiniz.

  • a) 1 bardak çay için 1 çay kaşığı kuru yonca yaprağı kullanın. Yaprakları yeni kaynamış suya ekledikten sonra 10-15 dakika demlenmesini bekleyin. Süzerek içebilirsiniz.
  • b) 4 bardak çay için 1 çay kaşığı ezilmiş yonca tohumu kullanın. Suyu ve tohumları beraber 30 dakika kaynatın ve ardından süzülüp içilebilir.

Çayın sebzemsi güçlü bir kokusu vardır. İsteğe bağlı olarak özellikle böbrek sorunlarında çaya nane ekleyip tüketebilirsiniz. Yaz günlerinde ise nane eklenmiş soğuk/buzlu yonca çayı iyi bir tercih olabilir. Bu çayın haftada birkaç gün günde 2 sefer kullanılması önerilir. Daha fazlası şişkinlik ve midede rahatsızlık yapabilir. (17)

Kaynaklar ve Referanslar

Gümüş Asma (Matatabi)

Gümüş asma, diğer isimleriyle matatabi, actinidia polygama bitkisi ve meyveleri...

Gümüş Asma (Matatabi) Nedir? – Kediler İçin Kedi Nanesi Alternatifi –

Gümüş asma (matatabi) bitkisi ve beyaz çiçekleri...
Gümüş asma bitkisi ve beyaz çiçekleri…

Gümüş asma veya yaygın kullanılan Japonca adıyla Matatabi, bilimsel adı
Actinidia polygama olan, yapraklarını döken ve Doğu Asya’nın dağlık bölgelerine özgü tırmanıcı bir asma çeşididir. Bitki yazın çiçeklenir, bir arada kümelenen beyaz çiçeklerinden kiviye benzer bir meyve oluşur. Adını üzerinde gümüşi noktaları olan büyük ve koyu yeşil yapraklarından alır.

Gümüş asma Asya’da yüzyıllardır geleneksel önleyici ilaç olarak kullanılmaktadır. Kalp hastalıklarına ve kansere karşı etkili olduğu düşünülmektedir (1) ancak yazımızın konusu bitkinin insan sağlığına olan faydaları değil, daha çok kediler üzerindeki etkileridir. Gümüş asma tozunun kediler üzerinde kullanımı Japonya ve Çin’de oldukça popülerdir. Bitki tek bir uyarıcı bileşik değil iki farklı uyaran içerdiği için kedi nanesinden daha etkilidir. Kedileri cezbeden ayırt edici tatlı çayımsı bir kokusu vardır.


Kedilere sevinç ve coşku veren etkileri nedeniyle kullanılması çok eskilere dayanır. Bu bitkiyle uyarılan kedilerde tipik olarak yuvarlanma, çene ve yanak sürtme, miyavlama ve etraftaki nesneleri yalama görülür. Bazı kediler daha fazla etkilenir, aşırı eğlence ve aktiflik görülebilir, bazıları ise rahatlayıp huzurla beklerler. Bu etkiler genellikle 5 ve 30 dakika arası sürer.

Gümüş Asma (Matatabi) Kediler İçin Güvenli midir?

Bu bitki kedi nanesine doğal bir alternatiftir. Oyuncakların etrafına serpiştirilebilir ve oyuncağın içine konulabilir. Güvenlidir ancak kedinin besinlerine karıştırılmamalıdır.

Kedi Nanesi ve Gümüş Asma Farkı Nedir? Hangisi Daha İyi?

İçerisinde birden fazla kedi uyarıcı bileşen bulunduğu için kedi nanesinden daha güçlü bir bitkidir. Bir araştırmada kedi nanesi ve gümüş asma karşılaştırılmış ve deneye katılan bütün kediler gümüş asma ile oyalanmayı tercih etmiştir.

Gümüş Asma (Matatabi) Kedilerde Neden ve Nasıl Kullanılır?

Gümüş asma kediler için eğlencedir ve kedi nanesini beğenmeyen, sıkılan veya tepki göstermeyen kediler üzerinde etkili olabilir. Hayatı monotonlaşan, strese giren, baskı altında hisseden kediler için iyi bir alternatif olabilir.

Gümüş asma farklı formlarda satın alınabilir. Kurutulmuş gümüş asma dalları, tohumu, doğranmış yaprakları ve çiçekleri ve gümüş asma tozu kullanılabilir. Kullanılan gümüş asma formuna göre ufak torbaların içine veya kumaş oyuncaklara koyulabilir. Kedilerin oyuncakları etrafına serpiştirilebilir. Kedi yemek ve mamalarında kullanılmamalıdır, normal yeme alışkanlığını olumsuz etkileyebilir.

Kediler üzerindeki en uygun gümüş asma tozu dozu yarım gramdır. (0.5 gram) Yani bir tutam toz yeterli olacaktır.

Ne Sıklıkla Kullanılır?

Kedilerin egzersiz yapmasını ve oyun oynamasını uyarmak için günlük olarak kullanılabilir. Kediler için zararlı değildir ve bu hayvanlar ne kadar oynamaları gerektiğini bilir. Genel olarak, aynı kedi nanesinde olduğu gibi bir süre sonra ilgilerini çekmez olur.

Bütün Kedilerde Kullanılabilir Mi?

Evet, bütün kediler üzerinde kullanılabilir ancak aynı kedi nanesinde olduğu gibi her kedi farklı düzeyde reaksiyon gösterecektir. 8 aylıktan küçük olan veya hamile olan kediler gümüş asmaya reaksiyon göstermeyebilir.


Kaynaklar ve Referanslar

Gümüş Suyu

Kolloidal gümüş suyu nedir?

Kolloidal Gümüş Suyu Nedir? Neye İyi Gelir?

Gümüş suyu veya karışımın özelliğini de belirten ismiyle kolloidal gümüş suyu, bir sıvı içerisinde (su veya başka bir sıvı) karışım halinde bulunan oldukça küçük, saf gümüş zerreleridir. Kolloidal denmesinin sebebi, su ve gümüş karışımının çözelti ve heterojen karışım arasında yer alıp, bu karışımların kolloid olarak adlandırılmasıdır. Suyun içerisindeki gümüş parçaları boyut olarak 100 nm’den küçüktür ve çıplak gözle görülmez. (1)

Günümüzdeki modern antibiyotikler geliştirilmeden önce gümüş suyu çeşitli enfeksiyon ve hastalıklar için çok amaçlı bir çözüm olarak kullanılmaktaydı. Madde son yıllarda yeniden popülerleşmeye başladı ve hakkında bakteriyel, viral ve fungal (mantar) enfeksiyonlar için çözüm olduğuna ilişkin haberler yapıldı.

Gümüş suyu kullanıcıları karışımı bir besin desteği gibi kullanır veya doğrudan ciltlerine uygular. Gümüş suyu piyasada içerdiği gümüş miktarına göre farklı derecelerde bulunabilir. Hızlı etki gösteren bir karışımdır.

Gümüş Suyunun Faydaları Nelerdir?

1- Antibakteriyel ve Antimikrobiyaldir: Gümüş suyunun antibiyotik direnci olan bakterileri kontrol etme yeteneği gerçekten etkileyicidir. 1980’lerde UCLA Tıp Fakültesi’nde yapılan araştırmalarda 650’den fazla hastalık yapan patojenin düşük miktarlarda gümüşe maruz bırakılınca dakikalar içinde öldüğü tespit edilmiştir. (2)

Antibiyotik direnci 2000’li yılların en büyük sorunlarından biridir. Gümüş suyu modern antibiyotikler gibi mikroorganizmalarda bağışıklık veya direnç oluşturmaz. Bu etkiler ilaç kaynaklı veya stres kaynaklı evrimler sonucu oluşan dirençlere karşı geçerlidir. Bu etkilerinden dolayı gümüş suyu yara merhemleri, bandajlar ve tıbbi malzemelerde kullanılmaktadır. (3)

2- Ciltteki Yaraların İyileşmesini Hızlandırır ve Cilt Sağlığının Korunmasında Etkilidir: Kolloidal gümüş suyu cildin ve diğer yumuşak dokuların iyileşmesini uyarır. (4) 2012’de yayımlanan bir makalede yanık, pamukcuk, periodontit ve diğer bazı durumlarda bölgesel olarak kullanılmasının uygun olduğu tezi öne sürülmüştür. (5)

Örneğin saçkıran (Tinea capitis) mantarını evde gümüş suyu ile tedavi edebilirsiniz. Kafa veya cilt derisinin üst katmanında yaşayan bulaşıcı bir funginin sebep olduğu saçkıran hastalığı yuvarlak ve zaman zaman kabuksu döküntüler ile kendini belli eder. Bu su ayrıca sedef hastalığı ve egzamaya karşı etkili olabilir.

3- Göz (Konjonktivit) ve Kulak İltihaplarını Tedavi Edebilir: Konjonktivit gözü kaplayan mukus membranın ve göz kapağının iltihaplanması hastalığıdır ve genellikle bakteriyel veya viral enfeksiyon sonucu oluşur. Gümüş suyu bu tehlikeli ve oldukça bulaşıcı olan virüs ve bakterilere karşı kullanılabilir. Enfekte olmuş göze uygulandığında nano gümüş parçacıkları etkilenmiş hücrelere elektromagnetik olarak etkir ve bu hücreleri temizlenmeleri ve zararlıların ortadan kaldırılması için kan dolaşımına yönlendirir.

Modern antibiyotikler geniş spektrumlu olsa bile belli bakterilere karşı etkili olabiliyor ancak kulak enfeksiyonları birden fazla bakteri veya mantar kaynaklı olabilir. Reçete edilen antibiyotiklerin yararlı olmadığı kulak enfeksiyonu durumlarında gümüş suyu etkili olabilir.

4- Antiviraldir: Hakkında yeterli düzeyde bilimsel araştırma olmasa da antiviral etkileri olduğu bilinir ve bazı virüslere karşı kullanan kişilerden güçlü pozitif geri dönüşler alınmıştır. HIV/AIDS, zatürree, uçuk, zona hastalığı ve normal ve genital siğillere karşı faydalı olabilir. Bazı doktorlar tarafından virüsleri hızlıca durdurmak için evsel çözüm olarak önerilir. (6) Bilinen kullanımlarının yanı sıra hepatit C virüsüne karşı etkili olduğuna ilişkin anekdotlar bulunur.

5- İltihap Sökücüdür: Oldukça etkili bir antienflamatuardır. Yapılan araştırmalara göre; laboratuvar hayvanlarında iltihaplı cilt üzerinde uygulanmış ve 72 saat sonra cilt dokusu neredeyse normale dönmüştür. (7) Bu araştırmalar çok sayıda insanın yıllarca bildiği gümüş suyu etkilerini; şişkinlikleri azaltmasını, iltihapları sökmesini ve iyileşmeyi hızlandırmasını onaylamıştır.

6- Sinüzit Tedavisinde Etkili Olabilir: Sinüs enfeksiyonlarının kontrol ve tedavisinde yaygın olarak kullanılır. Bu amaçla burun spreyi ve damlası olarak kullanılır. (8) Araştırmalara göre günde 2 seferden 10 gün boyunca kullanılması güvenlidir. Son araştırmalar solunum yolu iltihaplanmalarına sebep olan patojenlere karşı etkili olduğunu belirtmektedir. Belki de sinüziti olan alerjik ve astımlı kişilerde hızlı ve etkili rahatlama sağlamasının sebeplerinden biri mikroorganizmalara karşı etkili olması olabilir.

7- Bağışıklığı Güçlendirir, Soğuk Algınlığı ve Gripte Etkili Olabilir: Bazı kişiler gümüş suyunun kuş gribi dahil bütün grip türlerine karşı etkili olduğunu iddia eder. (9) Bu konuyu klinik olarak ispatlamak için birkaç araştırma yapılmıştır ancak 2011 yılında yapılan araştırma dikkat çekicidir. 12 yaşın altındaki nezle ve burun tıkanıklığı olan 100 çocuk 2 gruba ayrılır. Bir grup gümüş suyu ve beta glukan ile tedavi edilirken ikinci gruba
salin solüsyonu verilmiştir. Her iki grupta tedaviden fayda görürken, gümüş suyu kullanan grup %90 oranında tamamen iyileşmiştir. (10)

8- Gümüş Suyunun Zatürree ve Bronşite Etkisi: Modern ilaçlar bronşit ve zatürree ile savaşta pek etkili olamıyor. Bilinenlere göre
gümüş suyu ağız yoluyla sindirildiğinde veya solunduğunda zatürree ve bronşite karşı etkili olabilir. Solunduğu durumlarda doğrudan ciğerlere temas eder ve birkaç günde etkili olabilir. (11)

9- Kanser Hücrelerini Öldürebilir: Göğüs kanserinde kanserin ilerlemesini durdurabilir. Kanserli hücrelerde kaspaz yollarını etkinleştirerek apoptoza sebep olur. (12) Ayrıca göğüs kanserinde, kanserli hücrelerin enerji üretmesine yardımcı bir enzim olan laktat dehidrogenaz enzimi seviyelerini düşürür. (13) Bu araştırmalar hücreler üzerinde yapılan sınırlı araştırmalar olduğundan, etkilerini doğrulamak için klinik araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır.


Gümüş Suyunun Yan Etkileri / Zararları

Her gün çok düşük miktarlarda gümüşe maruz kalmaktayız. Havada, içme suyunda ve besinlerde çok küçük miktarlarda gümüş bulunur ve bu durum güvenli kabul edilir. Aynı şekilde güvenli dozlardaki gümüş suyunun da yan etkisi yoktur. Ancak gümüş suyunun sindirilmesi ve aşırı ve uzun süreli kullanılması durumunda bazı yan etkiler görülebilir. Cilde uygulanması sindirilmesinden daha güvenlidir. Bu yüzden gümüş suyu kullanırken dozaj ve nasıl kullanıldığı önemlidir. Gümüş suyu kullanımındaki en büyük riskleri aşağıda bulabilirsiniz.

Argyria (Arjiri / Mavi Cilt Sendromu): Uzun süreli ve aşırı gümüş suyu kullanımı mavi cilt sendromuna yol açabilir. Gümüş iyonlarının dokularda birikmesi sonucu cilt gri/maviye döner. Bu hastalık yaşamı tehdit eden bir durum değildir ancak cilt geri döndürülemeyecek şekilde mavi kalır. (14) Etkiler bütün ciltte olabilir veya bölgesel olarak tırnak yataklarında veya vücudun diğer bölgelerinde olabilir. Ayrıca açık yaralar üzerinde sık sık kullanılırsa bölgesel olarak argyria görülebilir.

Bağırsaktaki Faydalı Bakteriler İçin Zehirli Olabilir: Sindirilmesi mide ve bağırsaklar için zararlı olabilir. Bağırsak florasının zarar görmesi bağırsak immün yanıtına zarar verebilir. (15, 16)

Gümüş Alerjisi: Çok nadir olsa da gümüş alerjisi riski bulunur. (17)

Hamilelik ve Emzirmede Gümüş Suyu: Hamilelik ve emzirme süresince kullanılması önerilmez. Gümüş plasentaya geçebilir. Bebeklerde anormal kulak, yüz ve boyun gelişimine sebep olabilir. Diğer yan etkilerin tamamına da bebekte sebep olabilir. Organlarda birikebilir. (18)

Gümüş Suyunun Kullanımları? Gümüş Suyu Nasıl Kullanılır?

Gümüş suyu her durumda farklı kullanılmalıdır. Faydalarını görmek için aşağıda önerilen şekillerde kullanılabilir. Kullanırken her zaman 14 günden fazla üst üste kullanmamanız gerektiğinin bilincinde olmalısınız. Yan etkilerden kaçınmak için gerektiği kadar ara verilmelidir. 

  • 2-5 damla olarak doğrudan cilde uygulanabilir.
  • Bağışıklık sistemine destek olması için ağızdan bir göz damlası kadar alınabilir.
  • Göz iltihabında (Konjonktivit) 1-2 damla olarak kullanılabilir.
  • Bandajda kullanılan 1-2 damla çoğu yaranın dezenfekte edilmesine yeterli olur.
  • 5-10 damla olarak vajinal veya anal bölgeye uygulanabilir.
  • 5 damla olarak burun spreyine / burun çaydanlığına eklenerek doğrudan burna püskürtülebilir.

Köpeklerde ve Kedilerde Gümüş Suyu Kullanımı

Gümüş suyunun yukarıda insanlar için sayılan faydalarının tamamı kedi ve köpekler için de geçerlidir ancak evcil hayvanlarda farklı mikroplardan kaynaklanan farklı bakteriyel veya viral hastalıklar görülebilir. Gümüş suyu bu durumlarda da etkili olabilir.

Evcil hayvanlarda ağızdan, bölgesel olarak veya sprey olarak kullanılabilir. Ağızdan kullanırken basitçe 10 gün boyunca evcil hayvanın ağzına damlatılabilir. Tadı içme suyu ile aynı olduğu için hayvanlarda herhangi bir rahatsızlık yaratmaz. Bölgesel olarak böcek ısırığı veya diğer cilt sorunları için etkilenmiş alana kullanılabilir. Göz ve kulak enfeksiyonları için günde 1-2 sefer 10 gün boyunca damlatılabilir. Bu durum hayvanlarda rahatsızlık yaratmaz. Kullanırken yan etkilerle karşılaşmamak için 10 günden fazla üst üste kullanılmamalı, gerektiği kadar ara verilmelidir. (19)

Kaynaklar ve Referanslar


Hindistan Cevizi Suyu

Bir bardak hindistan cevizi suyu...

Hindistan Cevizi Suyu Nedir? Neye İyi Gelir?

Hindistan cevizi (Cocos nucifera); Hindistan’dan yayıldığı düşünülen ve bugün neredeyse bütün tropik bölgelerde bolca yetişen ve yetiştiği bölgelerde insanlar tarafından mucize bitki olarak adlandırılan bir besindir. Ağacın aynı zamanda çekirdek olan beyaz etli meyveleri, yağı, suyu ve beyaz etli meyvesinin su ile kaynatılmasından elde edilen sütü dünya genelinde çokça tüketilmekte ve sevilmektedir.

Hindistan cevizi suyu ve hindistan cevizi sütü birbirinden farklı besinlerdir. Hindistan cevizi suyu özellikle tam olgunlaşmamış meyvelerin içinde bulunan su iken, hindistan cevizi sütü, olgun meyvenin su ile kaynatılması sonucu elde edilen bir üründür. Meyve ne kadar olgunsa, içerisinde o kadar daha az su bulunur. Ortalama bir hindistan cevizinde yarım bardak ile bir bardak arası (120 g – 240 g arası) hindistan cevizi suyu bulunur. Bu suyu satın aldığınız cevizlerden elde edebileceğiniz gibi paketlenmiş hindistan cevizi sularından da güvenle tüketebilirsiniz.

Hindistan Cevizi Suyunun Sağlığa Faydaları

1- İyi Bir Besin, Vitamin ve Mineral Kaynağıdır: 100 gram hindistan cevizi suyu sadece 19 kalori içerir ve bu su manganez, potasyum, magnezyum, C vitamini ve riboflavin açısından zengindir. İçerisinde bu saydıklarımızın dışında çok sayıda vitamin, mineral, organik bileşikler ve protein de bulunur.

2- Antioksidan Özellikleri Vardır, Karaciğeri Korur: Vücuttaki metabolik olaylar neticesinde serbest radikaller ortaya çıkar ve stres veya yaralanma gibi durumlarda miktarları artar. Bu maddeler yüksek hastalık riski oluşturabilir. Hayvanlar üzerinde yapılan deneylere göre, hindistan cevizi suyu serbest radikalleri nötrleştiren antioksidanlar içermektedir. (1,2)

Bir araştırmada oksidatif stres kaynaklı karaciğer hasarı yaşayan farelere hindistan cevizi suyu verilmiş, ve tedavi görmeyen gruba kıyasla ciddi iyileşme gözlenmiştir. (3) Bir başka araştırmada fareler yüksek fruktoz diyetiyle beslenmiş ve ardından hindistan cevizi suyuyla tedavi edilmişlerdir. Neticede serbest radikal aktivitesinin, tansiyonun ve trigliserid seviyelerinin azaldığı gözlenmiştir. (4)

3- Vücudun Su ve Elektrolit Dengesini Sağlar, Egzersizlerden Sonra Faydalıdır: Hindistan cevizi suyu içerdiği sodyum ve potasyum gibi elektrolitlerle vücutta su dengesinin sağlanmasına fayda sağlar. Bir veya iki bardak hindistan cevizi suyu içmek kaybedilen mineral ve vitaminleri ve enerjinizi geri getirebilir.


4- Sindirime Yardımcı Olur: Bu su mide ve bağırsak iltihabı, kusma, hafif ishal, dizanteri, hazımsızlık ve gaz sorunları için etkili bir çözüm olabilir. Bilimsel araştırmalara göre hindistan cevizi suyu ishalin erken aşamasındaki çocuklar için iyi bir evsel çözüm olabilir. (5)

5- Diyabet Hastalarına Fayda Sağlayabilir: Diyabet hastalığı olan deney hayvanlarında, bu suyun kan şekeri seviyelerini düşürdüğü ve diğer sağlık göstergelerini iyileştirdiği görülmüştür. (6) Bir araştırmada diyabet olan fareler hindistan cevizi suyuyla tedavi edilmiş ve diğer farelere kıyasla daha iyi kan şekeri seviyelerine sahip oldukları gözlenmiştir. (7) Yine aynı araştırmada bu farelerin daha düşük, uzun süreli kan şekeri kontrolünün ölçüsü olan A1c hemoglobini düzeyine sahip olduğu belirtilmiştir. (7) Bu deneyler sonucunda bu tedavinin ayrıca malondialdehit (MDA) dahil olmak üzere oksidatif stres göstergelerini düşürdüğü bulunmuştur. (8)

240 gramda 3 gram lif ve 6 gram sindirilebilir karbonhidrat içermesiyle hindistan cevizi suyu diyabet hastalarının diyetine güvenle eklenebilir. Besin ayrıca insülin hassasiyetini artırdığı ve kan şekerini düşürdüğü bilinen magnezyum açısından da iyi bir kaynaktır. (9)

6- Böbrek Taşını Önleyebilir: Böbrek taşının önlenmesinde yeterince sıvı tüketmek önemlidir. Su iyi bir tercih olsa da hindistan cevizi suyu daha iyi olabilir. Böbrek taşları idrarda kalsiyum, oksalat ve diğer maddelerin kristalleşmesi sonucu oluşur (10) ve bazı insanlar böbrek taşı oluşturmaya daha yatkın olabilir. Araştırmalara göre hindistan cevizi suyu idrarda oluşan bu kristallerin böbreklere ve idrar yolunun diğer bölgelerine yapışmasını önleyebilir ve oluşan kristal sayısını düşürebilir.

7- Kalp Sağlığını Destekler: Bir araştırmaya göre hindistan cevizi suyu tüketen farelerde kolesterol ve trigliserid seviyeleri düşmüş ve karaciğer yağlanması azalmıştır. (11) İnsanlar üzerinde benzer geniş çaplı deneyler yapılmamış olsa da çok benzer etkiler alınacağı düşünülmektedir.

8- Hipertansiyona İyi Gelir: Hindistan cevizi suyu hipertansiyon sorunu olan insanlarda önemli faydalı etkiler oluşturabilir. Kullananlardan alınan geri dönüşlere göre kullananların %71’inin tansiyonlarında önemli düşüşler gözlenmektedir. (12) Ayrıca 240 ml’si 600 mg potasyum içerir ve potasyum tansiyonu düşürmede etkili bir mineraldir. Besin hem tansiyona olumlu etki ederken hem de kanda pıhtı oluşma ihtimalini düşürücü etkilere sahiptir.

9- Antimikrobiyal Özellikleri Vardır: Bu su antimikrobiyal özellikleri açısından test edilmiştir. İçeriğinde hem gram pozitif hem de gram negatif bakterileri öldürebilen peptidler bulunduğu bulunmuştır. Bu yüzden içilmesi enfeksiyonlara karşı koruma sağlayabilir.

10- İdrar Yolu Sorunlarını Azaltır: Taşıdığı diüretik özelliklerle üriner rahatsızlıkları azaltabilir. Vücuttan toksin atılımını hızlandırarak sistemlerin sağlıklı kalmasına fayda sağlayabilir.

11- İyileştirici Etkileri Vardır: Araştırmalara göre hindistan cevizi suyu menopoz sonrası semptomlara ve hormon tedavilerine karşı etkilidir. (13) Önemli iyileştirici etkiler barındırmaktadır.

Hindistan Cevizi Suyunun Yan Etkileri / Zararları

İçecek olarak normal miktarlarda tüketildiğinde yetişkinler ve çocuklar için genel olarak güvenli bir içecektir. Bilinen ciddi bir yan etkisi bulunmamaktadır. Aşağıdaki özel durumlara sahip olanlar dikkatli tüketmelidir.

Hamilelik ve Emzirme: Kontrollü ve normal miktarlarda tüketilmesi güvenlidir.

Kistik Fibroz: Hindistan cevizi suyu sodyum miktarını artırmak için iyi bir yöntem değildir. Az sodyum ve çok fazla potasyum içerebilir. Eğer kistik fibroz sorununuz varsa tuz seviyelerini artırmak için hindistan cevizi suyu içmeyin. (14)

Kanda Yüksek Potasyum Seviyesi: İçecek yüksek seviyede potasyum içerir. Eğer kanınızda potasyum seviyesi yüksekse içmeniz önerilmez.

Düşük Tansiyon: Bu içecek tansiyonu düşürür. Eğer düşük tansiyon sorunlarınız varsa doktorunuza danışmanız önerilir.

Böbrek Sorunları: Yüksek miktarda potasyum içerir. Normal olarak kandaki potasyum seviyesi yüksekse bu miktar böbreklerden idrar yoluyla atılır. Ancak böbrek sorunu yaşayanlarda bu durum gerçekleşmeyebilir. Eğer böbrek sorunlarınız varsa tüketmeden önce doktorunuza danışmanız önerilir.

Ameliyat: Kan şekerini etkileyebilir. Planlanmış ameliyatınızdan 2 hafta önce tüketmeyi bırakmanız önerilir.


Hindistan Cevizi Suyu Besin Değerleri

Hindistan Cevizi Suyu240 ml
Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori45.6%2
Yağ Kaynaklı Kalori4.0
Toplam Yağ0.5 g%1
Doymuş Yağ0.4 g%2
Trans Yağ~~
Kolesterol0.0 mg%0
Sodyum252 mg%11
Toplam Karbonhidrat8.9 g%3
Diyet Lifi2.6 g%11
Şeker6.3 g
Protein1.7 g%3
Riboflavin0.1 mg%8
C Vitamini5.8 mg%10
Tiamin0.1 mg%5
Potasyum600 mg%17
Magnezyum60.0 mg%15
Manganez0.3 mg%17
Kalsiyum57.6 mg%6
Bakır0.1 mg%5

*Bu değerler 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Kalori ihtiyacınız yaşam tarzınıza göre daha az veya fazla olabilir.


Kaynaklar / Referanslar

Kaynaklar ve Referanslar İçin Tıklayın
  • (1) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/24141413
  • (2) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/22900330
  • (3) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/24835026
  • (4) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/22449517
  • (5) https://europepmc.org/abstract/MED/1496708
  • (6) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/26146124
  • (7) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/25651375
  • (8) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/22576019
  • (9) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/12663588
  • (10) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3192488/
  • (11) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/17004906
  • (12) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/15892382
  • (13) http://rdo.psu.ac.th/sjstweb/journal/28-5/01-young-coconut-juice.pdf
  • (14) https://www.webmd.com/vitamins/ai/ingredientmono-1261/coconut-water

Mantar (Kültür)

Bir tabak kültür mantarı

Mantar Nedir? Neye İyi Gelir?

Mantarın yaklaşık 140.000 farklı türü vardır ve “Agaricus” familyasının bir üyesidir. 140.000 farklı mantardan sadece sadece %10’unun tüketilmesi güvenlidir. Bu bitkiler çoğunlukla doğada ölmüş veya ölmekte olan bitki ve hayvanların artıklarından beslenir. Renk, biçim ve özellik olarak çok çeşitlidirler. Yazımızın konusu olan kültür mantarı en çok tüketilen ve tarımsal olarak üretimi en yaygın mantar çeşididir.

Mantar besinler arasında sebze olarak sınıflandırılsa da aslında teknik olarak bitki değildir, bu canlı mantarlar aleminin bir üyesidir ve çok sayıda özelliğiyle hem bitkiler hem de hayvanlar aleminden ayrılır.

Beslenirken çeşitli meyve sebzelerin tüketilmesi çok sayıda hastalığa karşı vücudumuzu koruyabilir. Bu besinler arasında mantar önemli bir yer tutar. İşlenmemiş olması, üretiminde koruyucu maddelerin oldukça az kullanılması ve besin çeşitliliği sağlamasıyla düzenli mantar tüketmek obezite, genel mortalite, diyabet ve kalp rahatsızlığı riskini düşürür. Ayrıca sağlıklı deri ve saç, yüksek enerji ve fit bir vücut için mantar tüketmek oldukça faydalıdır.

Mantarın (Kültür Mantarı) Sağlığa Faydaları

1- Düşük Kolesterol: Mantar kolesterol ve yağ içermez, karbonhidrat içeriği ise çok düşüktür. Bu sayede vücuda yalın protein sağlar. İçerdiği lif ve belirli enzimler de kolesterol seviyelerinin düşmesine yardımcı olur. (1) Dahası yüksek yalın protein sindirildiğinde kolesterolün yakılmasını sağlar. LDL (kötü kolesterol) ve HDL (iyi kolesterol) seviyelerini dengeler, ateroskleroz, kalp krizi ve inme gibi hastalıkları önleyebilir.

2- Kansızlığı Tedavi Eder: Anemik hastalar kanlarındaki düşük demir seviyesiyle karakterize olur ve halsizlik, baş ağrısı, yavaş sinirsel fonksiyonlar ve sindirim sorunları yaşarlar. Mantar iyi bir demir kaynağıdır ve içerdiği demir değerinin %90’ı vücut tarafından emilebilir. Besin bu özelliğiyle sağlıklı kalmaya ve yüksek potansiyelli bir hayat yaşamaya fayda sağlar. (3)

3- Kanseri Önler: İçerdiği önemli miktarda beta-glukanlar ve konjuge linoleik asit sayesinde göğüs ve prostat kanserlerinin önlenmesinde çok etkilidir. (4) Bu iki etken maddeden linoleik asit, aşırı östrojenin zararlarını önlemede oldukça faydalıdır. Menopozdan sonra göğüs kanseri sorunu yaşayan kadınlarda, bu durumun en önemli sebeplerinden biri östrojen seviyelerinin artmasıdır. Diğer bileşen beta-glukan ise prostat kanserinde kanserli hücrelerin çoğalmasını önler. Çok sayıda bilimsel araştırma mantarın antitümör özelliklerini göstermektedir.

Mantar ayrıca önemli oranda D vitamini içerir. D vitamini hücre büyüme döngüsüne etki ederek kanserli hücrelerin çoğalmasını önleyebilir. Taze kesilmiş mantarları güneşin altına koymak içerdiği D vitamini miktarını önemli oranda artıracaktır. Besinin içerdiği folat ise DNA sentezi ve onarımında rol oynayarak DNA’da kanser hücrelerine yol açabilecek mutasyonları önler. (2)

4- Diyabeti Önler: Mantar diyabet hastaları için ideal düşük enerjili besinlerden biridir. (5) Yağ ve kolesterol içermez, karbonhidrat seviyesi çok düşüktür, proteini yüksek ve çok iyi bir vitamin ve mineral kaynağıdır. Bol su ve lif içerir. Ayrıca doğal insülin ve şeker ile nişastaya karşı etkili enzimler içerir. Mantarın karaciğer, pankreas ve diğer endokrin bezlerinin fonksiyonunu iyileştirdiği, insülin oluşumuna ve faaliyetine fayda sağladığı bilinmektedir. Şeker hastaları sık sık uzuvlarında enfeksiyon sorunu yaşayabilir. Mantarda bulunan doğal antibiyotikler şeker hastalarını bu tehlikeli duruma karşı koruyabilir.

5- Kemik Sağlığını Artırır: Mantar kemik oluşumu ve güçlenmesinde temel minerallerden olan zengin bir kalsiyum kaynağıdır. Diyetlerde düzenli kalsiyum alımının olması kemik erimesi gibi hastalıkları sizden uzak tutar, eklem ağrısı ve diğer kemikler kaynaklı sorunları önler.

6- Besin Emilimini Artırır: D vitamini sebzelerde bulması zor vitaminlerden biridir, aslında genel olarak besinlerde yaygın değildir. Ancak mantarda bulunur ve bu önemli vitamin kalsiyum ve fosfor emilimini ve metabolizmasını düzenler. Mantarda ayrıca önemli miktarlarda kalsiyum ve fosfor bulunur. Bütün bu besinlerin bir arada bulunduğu mantarı sık sık tüketmek çok faydalı bir alışkanlıktır.

7- Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: Ergotiyonein maddesi mantarda bulunan güçlü bir antioksidandır ve hem vücudu serbest radikallerden korumada hem de bağışıklık sistemini güçlendirmede oldukça etkilidir. (6) Aslında bu madde sülfür içeren bir aminoasittir ve çoğu insanda eksikliği yaşanmaktadır. Bu güçlü antioksidan mantarlara özgüdür ve vücudu çeşitli rahatsızlıklardan koruyarak bağışıklık sistemine etkili bir güç verebilir.

Mantar ayrıca penisiline benzeyen doğal antibiyotikler içerir ve mikropların ve zararlı mantarların vücutta çoğalmasını önleyebilir. Ülserin ve ülserli yaraların iyileşmesine fayda sağlar. Ayrıca içerdiği A vitamini, B kompleks vitaminleri ve C vitamini ile de bağışıklık sistemine güç verir.

8- Tansiyonu Düşürür: Shiitake mantarı ve maitake mantarınında bulunduğu çeşitli mantarlar incelenmiş ve yüksek potasyum içerdikleri bulunmuştur. Potasyum doğal bir damar genişleticidir ve kan damarlarında basıncı azaltarak tansiyonu düşürür. (7) Yüksek tansiyon kalp krizi ve felç ile yakından ilişkili tehlikeli bir durumdur. Bu mineral ayrıca beyne giden oksijen ve kan miktarını artırarak zihinsel fonksiyonları da artırır. (8) Araştırmalara göre yüksek potasyum seviyesi hafıza ve öğrenmeyi geliştirir.

9- Demir Emilimini Artırır: Bakırın vücuda bir dizi faydası dokunur ve bu mineral mantarda boldur. Bakır yemeklerden demir alımını düzenler ve artırır, karaciğerde depolanıp salınımında rol oynar. (9) Mantar ayrıca yüksek oranlarda demir içerir. Bu iki mineral birlikte çalışarak sağlıklı kemikler ve kan hücreleri için önemli fayda sağlar.

10- Selenyum Açısından Zengindir: Mantarın selenyum içeriğine çoğunlukla pek önem verilmez. (10) İnsanların temel selenyum kaynağı et gibi hayvansal besinler olsa da mantar vejetaryenlerin selenyum ihtiyacını karşılaması için çok önemli bir besindir. Önemli oranlardaki selenyum içeriğiyle bu besin kemik sağlığına ve gücüne fayda sağlar. Diş, saç ve tırnakları kuvvetlendirir. Güçlü bir antioksidandır. Mantarlardaki selenyum içeriği türden türe büyük farklar göstermektedir ancak genel olarak mantar önemli oranda bu minerali içerir.

11- Zayıflamaya Destek Olur: Çoğu araştırmacı zayıflamak ve kas kütlesini artırmak için en iyi diyetin yalın protein diyeti olduğunu söyler. (11) Bize göre de bu doğru bir yaklaşımdır. Besinlerde bulunan proteini yakmak için yağlar sindirilir, ayrıca mantarda karbonhidrat oranı da çok düşüktür. Yağ ve kolesterol içermez, iyi oranda lif içerir. Bu bileşim zayıflamak için idealdir. Bitki vitamin ve mineral değerleri açısından da çoğu sebze ve meyveden daha yukarıdadır. Bir çok araştırmacı mantarın, yan etki görmeden sıklıkla tüketilebilecek önemli besinlerden biri olduğunu söyler.

Bir araştırmada kırmızı et ile mantarın yeri değiştirilmiş, katılımcılar et yerine mantar tüketmiştir. Sonuçlara göre katılımcılar kısa sürede önemli oranda zayıflamakla kalmamış, bel bölgesi incelmiş, vücudun kilo kontrolü kolaylaşmış ve çoğu diyette görülen bırakınca eski haline dönme riski azalmıştır.


Mantarın Yan Etkileri / Zararları

Mantar genel olarak, yediğiniz mantarın türünü bildiğiniz müddetçe güvenlidir. Aşırı miktarlarda tüketilmesi; yorgunluk ve halsizlik, mide sorunları, bilişsel ve ruhsal sorunlar, alerji, cilt alerjisi, baş ağrısı ve anksiyete yapabilir.

Hamilelik ve emzirme döneminde özellikle çiğ mantar tüketilmesi ve aşırı mantar tüketilmesi önerilmez. Besin miktarlarında tüketmek güvenlidir.

Uyarı: Çoğu mantar türü tüketilmeye uygun değildir ve değişen oranlarda zehirlidir. En zehirli türleri dahi yenebilir mantarlara çok benzeyebilir. Eğer mantar türleri konusunda eğitiminiz yoksa doğadan mantar toplamayın. Tanımadığınız satıcıların sattığı mantarlardan satın almayın. Güvenli satıcıları tercih edin. Eğer kendi mantarınızı yetiştirmeyi düşünüyorsanız tohumları güvenilir satıcılardan alın. Zehirli mantarlar; koma, şiddetli zehirlenme, mide bulantısı, kusma, kramp ve delilik yapabilir. Çoğu zehirli mantar türü sindirildiğinde ölümcül olabilir.

Kültür Mantarı Besin Değerleri

Kültür Mantarı100 Gram
Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori22%1
Yağ Kaynaklı Kalori2.8
Toplam Yağ0.3 g%1
Doymuş Yağ0.0 g%0
Trans Yağ~~
Kolesterol0.0 mg%0
Sodyum5.0 mg%0
Toplam Karbonhidrat3.3 g%1
Diyet Lifi1.0 g%4
Şeker1.7 g
Protein3.1 g%6
Riboflavin0.4 mg%24
Niasin3.6 mg%18
Pantotenik asit1.5 mg%15
Tiamin0.1 mg%5
Bakır0.3 mg%16
Selenyum9.3 mcg%13
Potasyum318 mg%9
Fosfor86.0 mg%9

*Bu değerler 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Kalori ihtiyacınız yaşam tarzınıza göre daha az veya fazla olabilir.


Kaynaklar / Referanslar

Kaynaklar ve Referanslar İçin Tıklayın
  • (1) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/2738717
  • (2) Machowsky, J. (2017, January 11). Anticancer vitamins and minerals. Retrieved from http://www.consultant360.com/n411/content/anticancer-vitamins-and-minerals
  • (3) https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0308814608010340
  • (4) https://link.springer.com/article/10.1007/s00253-002-1076-7#page-1
  • (5) http://www.functionalfoodscenter.net/files/43690757.pdf
  • (6) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/17895634
  • (7) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/15080498
  • (8) https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0079612308612480
  • (9) http://annals.org/article.aspx?articleid=688456
  • (10) https://europepmc.org/abstract/MED/17193742
  • (11) http://ajcn.nutrition.org/content/81/6/1298.short

Guarana

Guarana meyveleri...

Guarana Nedir? Neye İyi Gelir?

Guarana bitkisinin agacı ve meyveleri...
Meyvenin olgunlaşınca çekirdekleri resimdeki gibi görünür. Bu çekirdekler öğütülerek tozu tüketilir.

Guarana (Paullinia cupana) Amazon bölgesinin yerlisi olan tırmanıcı bir fundadır ve uyarıcı ve tıbbı etkileriyle bilinir. Amazon’un yerlileri tarafından diüretik özellikleri, baş ağrısına, ateşe ve kramplara karşı tedavi edici özellikleri ve afrodizyak etkileri sebebiyle yüzyıllardır kullanılmıştır. (1)

Tadı hafifçe acı, sert ve asidiktir. Guarana tozunun suda çözünmesiyle elde edilen içecek yerliler tarafından uzun yaşam iksiri olarak kabul edilmiştir. Çekirdekleri, kahve çekirdeğinden 4 kat daha fazla kafein içermektedir. Ayrıca içerdiği saponin ve tanenler çekirdeklere ekstra uyarıcı etkiler vermektedir. (2) Üretimi Brezilya ile sınırlı olan bu bitki son yıllarda kuvvetli performans ve enerji artırıcı özellikleriyle popülerleşmeye başlamış ve içecekleri güçlü bir kahve alternatifi olmuştur. Günümüzde guarana genel olarak içecek, toz ve kapsül halinde satılmaktadır. Tozunu çay ve kahve yapımında, smoothielere veya enerji ve performans artırıcı içeceklerinize ekleyerek tüketebilirsiniz. Eğer isterseniz aynı kahve hazırlar gibi çekirdekleri yüksek sıcaklıkla 10 dakika kavurup öğüterek kendi guarana tozunuzu da hazırlayabilirsiniz. (3)


Guarananın Sağlığa Faydaları Nelerdir

1- Zayıflamaya Yardımcı Olur: Guarana etkili bir metabolik uyarıcıdır, kafein içeriği sayesinde tüketenlere gün boyunca daha fazla kalori yaktırır. (4) Yağ metabolizmasını artırarak etkili kilo vermeyi sağlayabilir ve solunum ve sindirim gibi temel metabolik faaliyetler için daha fazla kalori yakılmasını sağlar. (5) 67 kişinin katıldığı 8 haftalık bir çalışmada, katılımcılar Ma Huang ve guarana içeren besin destekleri kullanmış, önemli ölçüde zayıflamışlar ve kalça çevresinde küçülme olmuştur. (6)

2- Beyin Sağlığına İyi Gelir: 6 günlük bir bilimsel araştırmada guarana tüketimi, ikincil hafıza performansını, farkındalığı ve ruhsal durumu iyileştirmiştir. Bu değişiklikler tek başına kafeine bağlanmamaktadır. (7) Bitkinin beyin sağlığı ve performansa olan etkisi kafeinle bereber içerdiği yüksek saponin ve tanen içeriğine bağlanmaktadır.

3- Anti-Kanser Etkileri Vardır: Guarana anti-kanser bileşikler olan; kateşin, epikateşin, ent-epikateşin, prosiyanidinler, B1, B2, B3, B4, A2 (dehidroretinol) ve C vitamini açısından zengindir. (8)  Yapılan araştırmalarda bitkinin insan kolon ve göğüs kanserlerinde kanserli hücreleri öldürdüğü ve gelişimini yavaşlattığı gözlenmiştir. (9, 10) Farelerde yapılan deneylerde ise kanser gelişimini, oluşumunu ve metastazını tersine çevirdiği, melonoma kolonilerinde tümör hücre oluşumunu azalttığı, tümör hücre ölümünü artırdığı ve görünen karaciğer tümörü oranını düşürdüğü gözlenmiştir. (11)

4- Fiziksel Performansı ve Enerjiyi Artırır, Halsizliği Giderir: Guarananın, taurine maddesi ve şeker ile beraber enerji içeceklerinde kullanılması yaygındır. Bu bitki fiziksel performansı artırır. (12) Halsizlik birçok hastalığın belirtilerinden biridir ve hastalar bir kafein kaynağı olarak guarana kullanarak halsizlikle savaşabilir. Düşük doz (0.3 mg) guarana sindiren farelerde yüzme testlerinde fiziksel kabiliyetin arttığı gözlenmiştir ancak bu durum 3 mg guarana veya 0.1 mg kafein aldıklarında gözlenmemektedir. Buradan yapılan çıkarıma göre düşük dozda olduğunda daha etkilidir ve bu etkinin sebebi sadece kafein değildir. (13)

5- Etkili Bir Antioksidandır: Guarana çekirdek özleri serbest radikal etkisizleştiricidir ve antioksidan etkiler gösterir. Bu etkilerin sebebi çekirdeklerdeki yüksek tanen konsantrasyonu olabilir. Bitki Leydig hücrelerindeki değişiklikleri önleyerek kadmiyum kaynaklı radikal hasarına karşı koruyabilir. Kadmiyuma maruz kalan ve guaranayla tedavi edilen hayvanlarda testesteron seviyeleri ve seminifer tübüllerin boyutları artmıştır. (14)

6- Cilt Sağlığına Faydalıdır: Bitki çoğunlukla selülit tedavisinde kullanılan ürünlerde yer alır. Anti-aging kremleri, temizleme losyonları ve sabunlar, şampuanlar da bitkiyi aktif bileşen olarak kullanmaktadır. 43 erkek üzerinde yapılan bir araştırmada 6 haftalık bir guarana, kreatin ve gliserol uygulamasından sonra cilt kalitesinde artışlar gözlenmiştir. Kollajen üretimi artmış, sarkmalar ve kırışıklıklar ile göz altı sorunları azalmıştır. (15)

7- Antibakteriyeldir: E. coli bakterisi bağırsak florasının bir parçasıdır ancak belirli suşları iltihaplı ortamlarda çok hızlı ürer ve alfa-hemosilin üretir. Bu madde kanama, iltihaplanma ve aşırı geçirgen bağırsak sendromuna sebep olur. Guarana özleri E.coli’de hücre ölümlerine sebep olur. (16) Ayrıca araştırmalarla Salmonella ve Streptococcus mutans’da etkili olduğu ispatlanmıştır.

8- Kalp Sağlığını İyileştirir & Kanı İnceltir: Araştırmalara göre hem insan hem de tavşanlarda trombosit agregasyonunu önleyerek kalbi korur. 42 sağlıklı yetişkinin katıldığı bir araştırmada damar sertleşmesini önlediği, antioksidan ve yağ oluşumu ve birikimine karşı koruyucu etkiler gösterdiği bulunmuştur. (17)

9- Sindirime Yardımcı Olur: Amazon nehri havzasında yaşayan 637 yetişkin üzerinde yapılan incelemelere göre obezite, hipertansiyon ve metabolik sendrom gibi düzensizliklerin görülme sıklığının günlük guarana tüketimine bağlı olarak oldukça düşük olduğu gözlenmiştir. (18)

10- Analjeziktir, Baş Ağrısı, Eklem Ağrısı ve Adet Sancısına İyi Gelir: Guarana desteği normal dozlarda kullanıldığında baş ağrısına karşı etkilidir ancak besinin sistemdeki etkisi geçtikten sonra ağrı geri dönebilir. Ayrıca menstrual sorunlar veya yaralanma kaynaklı ağrılara karşı da etkilidir.

11- Anksiyete ve Stresi Rahatlatır: Guarana anksiyete, stres ve depresyon semptomlarını hafifletebilir ancak çok fazla tüketilirse ters etki yapması muhtemeldir.

12- Afrodizyak Etkileri Vardır: Kan dolaşımını artırarak vücut uzantılarına daha çok kan gitmesini sağlar. Afrodizyak özellikleri vardır ve doğurganlık sorunlarına karşı yardımcı olabilir. (19)


Guarananın Yan Etkileri / Zararları

Normal miktarlarda ağızdan kullanıldığında yetişkinler için güvenlidir. Kısa süreli tıbbı dozlarda kullanılması güvenlidir. Günlük 250-300 mg’dan fazla kullanılmasının yan etkileri olabilir. Özellikle aşırı miktarlarda kullanılması:

  • Yüksek tansiyon, nabız ve solunum,
  • Yüksek diyabet riski,
  • Sinir sistemi sorunları,
  • Uykusuzluk yapabilir.
  • İshal,
  • Göz tansiyonu yapabilir.
  • Aşırı yüksek dozlar güvenli değildir.

Kafein içeriği yüksek olduğu için etkisi geçtikten sonra ani enerji ve ruhsal durum düşüşlerine sebep olabilir. Düzenli olarak kullananlar kafein sebebiyle, bıraktıklarında yoksunluk sendromları yaşayabilirler.

Hamilelik ve Emzirme: Yiyeceklerde bulunan miktarlarda tüketildiğinde genel olarak güvenlidir. Hamilelik ve emzirme esnasında dikkatli tüketilmelidir. 200 mg’dan fazla tüketilmesi düşük riskini artırır.

Guarana Nasıl Kullanılır

Bu bitkiyi içecek, toz veya kapsül halinde bulmanız mümkündür. Çoğu kişi besin desteği olarak kapsüllerini kullanır veya tozunu meyve sularına, smoothielere veya diğer karışımlara ekleyerek tüketir. Kesin bir dozaj kısıtlaması olmamakla beraber tavsiyeler bulunmaktadır. Çoğu uzman günde 800 mg’dan fazla kullanılmasını önermez. (20) Bu miktar hamilelerde ve özel durumu olan insanlarda çok daha azdır. (Bknz. Yan Etkileri/Zararları başlığı)

Guarana Çayı Nasıl Hazırlanır?

  • Eğer çekirdek halinde satın aldıysanız, çekirdekleri yüksek sıcaklıkla 10 dakika kavurup öğüterek aynı kahve gibi kendi guarana tozunuzu hazırlayın. Toz halinde aldıysanız kullanıma hazırdır.
  • 1 veya 2 bardak suyu kaynatın, suya yaklaşık 2 gram guarana tozu ekleyin. Karışımı bir süre daha ocakta tutun. 10-15 dakika demlenmesine izin verin.
  • Tatlandırmak için bal veya şeker ekleyebilirsiniz.
  • Çay ve kahve içer gibi yudum yudum tüketebilirsiniz.
  • Oldukça güçlü bir içecek olduğunun farkında olun.
Kaynaklar / Referanslar

Kaynaklar ve Referanslar İçin Tıklayın
  • (1) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/23981847
  • (2) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4399916/
  • (3) http://ifood.tv/preparation/299870-how-to-prepare-guarana-seeds-for-use
  • (4) http://www.academicjournals.org/journal/JMPR/article-abstract/C38A22A28982
  • (5) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21341338
  • (6) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/11319627
  • (7) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16533867
  • (8) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18392453
  • (9) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/m/pubmed/26673759/
  • (10) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/m/pubmed/28569556/?i=2&from=/26673759/related
  • (11) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18392453
  • (12) http://www.academicjournals.org/journal/JMPR/article-abstract/C38A22A28982
  • (13) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/9080343
  • (14) http://www.academicjournals.org/journal/JMPR/article-abstract/C38A22A28982
  • (15) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/22151935
  • (16) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/7513067
  • (17) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/23391102
  • (18) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21341338
  • (19) https://search.informit.com.au/documentSummary;dn=846351913427599;res=IELHEA
  • (20) https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0195666307004023

Hindistan Cevizi Yağı

Sıvı hindistan cevizi yağı...

Hindistan Cevizi Yağı Nedir? Neye İyi Gelir?

Hindistan cevizi yağının popülerliği, son yıllarda bilim insanlarının faydalarını keşfetmesi ve basının bu konuyla ilgilenmesi sayesinde hızla arttı ve artmaya da devam ediyor. Peki nedir bu hindistan cevizi yağı ve ne işe yarar? Yazımızın devamını okuyarak; bilimsel kaynaklardan derlenmiş faydalarını, yan etki ve zararlarını, bileşimini, nasıl yendiğini, nasıl kullanılıp saklanacağını ve besin değerlerini öğrenebilirsiniz.

Taze katı hindistan cevizi yağı...
Hindistan cevizi yağı ortam sıcaklığı 24°C’nin altında ise katı formda kalır.

Hindistan cevizi yağı, cevizin tüketilen etli kısmından elde edilen bir yağdır. Birbirinden farklı yöntemlerle elde edilebilir, bu yüzden farklı tiplerde yağlar satışa sunulmuş ve markette hindistan cevizi yağı, sızma (virgin) hindistan cevizi yağı, extra virgin hindistan cevizi yağı gibi çeşitleri bulunur. Aralarındaki temel fark; ısıtılarak veya soğuk sıkım üretilmiş olmasıdır, ayrıca lezzet ve besin değeri farkı da bulunur. Soğuk sıkım üretilen sızma (virgin) organik yağlar daha lezzetli ve daha iyidir.

Oda sıcaklığında hindistan cevizi yağı katı formdadır ve raf ömrü uzundur. En önemli özelliği; tükettiğimiz yağların %90’ından daha fazlası uzun zincirli yağ asitlerinden oluşurken, hindistan cevizi yağının orta zincirli yağ asitlerinden oluşmasıdır. Bu sayede diğer hiçbir yağın sağlayamayacağı faydaları sağlar. Yemeklerde kullanmak, hücre ve organ sağlığı ve cilt ve saç bakımı ve fazlası için harika bir seçenek haline gelir. Faydalarını öğrenmek için aşağıdaki başlığı okuyabilirsiniz.

Hindistan Cevizi Yağının Faydaları

1- Saç Bakımı: Kullananlardan alınan geri dönüşlere göre hindistan cevizi yağı sağlıklı, uzun ve parlak saçlar için çok faydalıdır. Bu gün bilim de bu bilgiyi doğrulamaktadır. Bu yağ saçların cansız görünmesine, yıpranmasına ve diğer sorunlara sebep olan protein kaybını önler. (1) Bu yüzden saç bakım yağı olarak ve çok sayıda kepek kreminin üretiminde kullanılır. Hindistan cevizi yağını saçlarınıza bölgesel olarak uygulayabilir veya satışı olan hindistan cevizi saç bakım maskelerinden istediğinizi tercih edebilirsiniz.

Hindistan cevizi yağı; kırılmış, yıpranmış ve zayıflamış saçları olanlar için etkili bir çözümdür. Harika bir saç kremidir ve zayıflamış ve yıpranmış saçların yeniden daha güçlü büyümesini sağlar. Saçların ihtiyaç duyduğu besleyici ve onarıcı proteinleri içerir. Yıllar boyunca yıkanıp kurulandıkça saçlar sürekli su emer ve ardından tekrar kurur. Bu süreç sonucu hygral fatigue denen saç yorgunluğu oluşur. Araştırmalara göre hindistan cevizi yağı bu su kaynaklı saç yorgunluğunun olumsuz etkilerine karşı koruma sağlar. (2)

Saçlarınıza düzenli olarak hindistan cevizi yağıyla masaj yaparak kafa derisinde oluşan kepek ve kuruluk sorunlarını çözebilirsiniz. Ayrıca saçlarınızı ve kafa derinizi bit ve bit yumurtalarından uzak tutmuş olursunuz.

2- Cilt Bakımı: Hindistan cevizi yağı kuru ciltler dahil, her cilt türü için harika bir masaj yağıdır. Cildi nemlendirme özelliği oldukça yüksektir. Mineral yağlarda olduğu gibi herhangi bir yan etki görülme olasılığı yoktur. Günümüzde yeni yeni popülerleşmeye başlasa da binlerce yıldır cilt kuruluğunu ve dökülmeleri önlemek için güvenle kullanılmıştır.

Ayrıca sedef, dermatid, egzama gibi cilt sorunlarının tedavisine fayda sağlar. Bu nedenle sabunlar, losyonlar ve cilt kremleri gibi ürünlerin içeriğindeki ana maddelerden biri olarak kullanılmaktadır. Antioksidan özellikleriyle yaşlanmayla oluşan ciltteki kırışık ve sarkmaları yavaşlatır ve önler.

3- Zayıflama: Hindistan cevizi yağı zayıflamak isteyenler için kullanışlı bir üründür. Aşırı kilolardan kurtulmanıza yardımcı olacak orta ve kısa zincirli yağ asitleri içerir. Araştırmalara göre kadınlarda karın bölgesi yağlanmasının ve obezitesinin azaltılmasında faydalıdır. (3) Diğer yağlarla kıyaslandığında sindirilmesi kolaydır ve sağlıklı tiroid fonksiyonlarını ve endokrin sistemi destekler. Pankreas üzerindeki stresi kaldırarak metabolizma hızını artırır ve daha çok enerji yakılmasını sağlar. Tropikal bölgelerde yaşayan insanlar hindistan cevizi yağını her gün yemek pişirmede kullandıkları için normal şartlarda aşırı kilolu ve obez değillerdir. Kilo vermek için bazı araştırmacılar egzersiz, koşu ve sporu önerir. Bu zayıflamak için iyi bir yaklaşımdır ancak hindistan cevizi gibi yağları bu aktivitelere katmak daha iyi sonuçlar almanızı sağlayacaktır.

4- Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: İçerdiği antimikrobiyal lipidler, laurik asit, kaprik asit ve kaprilik asitle antifungal (mantar hastalıklarını önleyici), antibakteriyel ve antiviral (virüs kaynaklı hastalıkları önleyici) özellikler gösterir ve bağışıklık sistemini güçlendirir. İnsan vücudu laurik asidi monolaurine dönüştürür ve araştırmalara göre bu madde uçuk, grip, sitomegalovirüs ve hatta HIV gibi hastalıklara sebep olan virüs ve bakterilere karşı etkilidir. Ayrıca Listeria monocytogenes, Helikobakter pilori ve Giardia lamblia benzeri protozoalara karşı etkilidir.

5- Sindirime Yardımcı Olur ve Güçlendirir: İrritabl bağırsak sendromu da dahil olmak üzere çeşitli mide ve sindirim sorunlarını önler. İçerisindeki doymuş yağlar antimikrobiyal özellikler göstererek sindirim sorunlarına yol açabilecek çeşitli bakteri, mantar ve parazitleri etkisizleştirir. Ayrıca diğer besinlerdeki vitamin, mineral ve amino asitlerin daha iyi emilmesini sağlar.

6- Diş Bakımı: Kalsiyum dişlerimizdeki önemli bir bileşendir. Hindistan cevizi yağı vücutta kalsiyum emilimini kolaylaştırır. Dişlerin güçlenmesini sağlar ve diş çürümesini durdurur. Son araştırmalara göre plak oluşumunu ve plak kaynaklı diş eti iltihabını da önlemektedir. (4)

7- Candida Mantarını Önler: Sistemik kandidoz olarak da bilinen kandida, midedeki Candida albicans mayasının kontrolsüz ve aşırı büyümesinden kaynaklanan bir hastalıktır. Hindistan cevizi candida sebepli vücut içi ve dışında oluşan iltihaplanmalarda önemli ölçüde rahatlama sağlar. Yüksek nem tutma kapasitesiyle cildin çatlamasını ve dökülmesini önler. Kaprik asit, kaprilik asit, kaproik asit, miristik asit ve laruik asit içerikleriyle Candida albicanların ortadan kaldırılmasına yardımcı olur.

Diğer farmasötik tedavilerin aksine, hindistan cevizi yağının etkisi ani veya şiddetli değil, aşama aşamadır. Bu sayede hastaya yoksunluk semptomlarına veya Herxheimer reaksiyonlarına karşı ihtiyaç duyduğu zamanı verir. Ancak bu hastalığın tedavisinde, kullanıcılar sistemik ve aşama aşama hindistan cevizi yağı dozajını artırmalı ve tedaviye yüksek dozla başlamamalıdır.

8- İyileşmeyi Hızlandırır: Hindistan cevizi yağı enfekte bölgelere uygulandığına, vücudun o kısmını toz, hava, mantar, bakteri ve virüs gibi dış etkenlerden koruyan bir kimyasal tabaka oluşturur. Hasarlı dokuların iyileşmesini hızlandırdığı için yaralı dokular üzerinde yüksek oranda etkilidir.

9- Organları Sağlıklı Tutar: İçerisindeki orta zincirli yağ asitleri karaciğer hastalıklarını önlemede yardımcı olur. Bunun sebebi bu maddelerin karaciğere ulaştığında kolaylık enerjiye dönüşmesi ve organın iş yükünü azaltması ve yağ birikimini önlemesidir. Ayrıca böbrek ve safra kesesi hastalıklarını önlemeye ve böbrek taşlarını çözmeye yardımcı olur. Ayrıca inanılanlara göre pankreatiti tedavi eder ve pankreasın sağlıklı kalmasında kullanışlıdır.

10- AIDS ve Kanser Tedavisine Yardım Eder: İnanılanlara göre hindistan cevizi yağı HIV ve kanser hastalarının viral yatkınlığını düşürmede çok önemli rol oynar. Bilimsel araştırmalar bu düşünceleri doğrular niteliktedir. (5)

11- Kalp Sağlığını Artırır: Bu konu hakkında birbiriyle çelişen bilimsel araştırmalar vardır. Doymuş yağlar sebebiyle kalbe iyi gelmeyeceğini söyleyen bir dizi araştırma bulunmaktadır ve iyi geldiğini söyleyen araştırmalarda vardır. İçerdiği laurik asit yüksek kolesterol ve tansiyon gibi sorunları tedavi etmede etkilidir. Besin LDL (kötü kolesterol) seviyesini artırmaz ve ateroskleroz riskini düşürür. Bir araştırma menopoz sonrası kadınlarda hindistan cevizi yağı tüketiminin sağlıklı lipid profilini koruyacağını söylemektedir. (6) Peki bu yağ kalp için iyi midir? Yağı düzenli olarak tüketiyorsanız kolesterol seviyelerinizi düzenli kontrol etmeniz önerilir. Eğer yükseliş olursa tüketimi durdurmak daha iyidir. Kalp sorunlarına yatkınlığınız varsa düzenli olarak tüketmeye başlamadan önce doktorunuza danışınız.

12- Antibakteriyel, Antiviral Özellikleri Güçlüdür: Araştırmalara göre hindistan cevizi yağı grip, kızamık, hepatit, uçuk, SARS ve diğer ciddi sağlık sorunlarına yol açan virüsleri öldürür.(7) Ülser, boğaz enfeksiyonu, idrar yolu enfeksiyonu, zatürre ve bel soğukluğu bakterilerini öldürür. Saç kıran, ayak mantarı, pamukçuk, pişik gibi hastalıklara sebep olan mantarları etkisizleştirir.

13- Diğer Faydaları:

  • Stresi azaltır. (8)
  • Diyabete iyi gelir.
  • Kemik sağlığına iyi gelir.
  • Enerji verir.

Hindistan Cevizi Yağının Bileşimi

Hindistan cevizi yağının %90’ı doymuş yağlardan oluşur ama bu durum göründüğü kadar kötü değildir. İçerisinde ayrıca az miktarda monodoymamış ve polidoymamış yağlar olarak doymamış yağ bulunur. Sızma (virgin) hindistan cevizi yağları bileşimi de bu oranlara çok yakındır.

  • Doymuş yağ asitleri: Çoğunluğu orta zincirli trigliseridlerdir. Bu yağlar vücutta iyi kullanılır.
    • Laurik asit: Toplam yağın %40’ını oluşturur. Virüs ve bakterilere karşı oldukça etkilidir.
    • Kaprik asit: Bakteriler tarafından salgılanan bazı enzimlerle tepkimeye girer ve çok güçlü bir antimikrobiyal ajan olan monokaprine dönüşür.
    • Kaprilik asit, kaproik asit ve miristik asit: Antimikrobiyal ve antifungal etkileri güçlüdür.
  • Doymamış yağ asitleri: Polidoymamış yağ asitleri – linoleik asit, monodoymamış yağ asitleri – oleik asit.
  • Polifenoller: Hindistan cevizi gallik asit içerir. Yağa kokusu ve tadını verirler. Sızma hindistan cevizi yağı bu polifenoller açısından daha zengindir.
  • Yağ asidi türevleri: Betainler, etanolamin, etoksilatlar, yağ esterleri, polisorbatlar, monogliseridler ve poliol esterler.
  • Yağ alkolleri türevleri: Yağ kloridleri, yağ alkol sülfatları, yağ alkol eter sülfat
  • Vitamin ve Mineraller: E vitamini, K vitamini, demir ve benzeri mineraller

Hindistan Cevizi Yağı Nasıl Yenir, Kullanılır ve Saklanır?

Diğer yağların aksine hindistan cevizi yüksek erime derecesine sahiptir. 24 – 25 °C’de sıvı hale gelir. Oda sıcaklığında katıdır ve sadece sıcaklık aniden yükselirse erir. Buzdolabında saklamanıza gerek yoktur. Sakladığınız kapların geniş ağızlı olması ve hava almaması önemlidir. Geniş ağızlı olduğunda, yağ katı haldeyken kaşığınızla alabilirsiniz. Bu yağı karınca, hamam böceği gibi böcekler çok sever. Bu yüzden ağzını iyice kapalı tutmaya özen göstermelisiniz.

Eğer yağı bölgesel olarak, özellikle saç ve cilt bakımı için kullanacaksanız, kavanozu ılık suda tutarak veya güneşin altına koyarak yağı eritin. İsterseniz kavanozdan biraz yağ alıp ocakta da eritebilirsiniz. Ardından yağı avucunuza alın ve saçlarınıza uygulayın. Bir süre bekleyip, ardından yıkayabilirsiniz.

Eğer yağı yemeklerle beraber veya sadece ara sıra birer kaşık yemek için kullanıyorsanız; kullandığınız margarin, tereyağı ve diğer sebze yağlarının yerine hindistan cevizi yağı koyabilirsiniz. Kullanırken tamamen bu yağa geçmenize gerek yoktur. Ara sıra veya diğer yağlarla dönüşümlü olarak kullanabilirsiniz. Yemeklerde denediniz ve eğer lezzetini sevmediyseniz sızma(virgin) hindistan cevizi yağı daha lezzetlidir. Eğer onu da beğenmezseniz hindistan cevizi yağı kullanılan damak tadınıza uygun yemek tarifleri araştırabilirsiniz.

Hindistan Cevizi Yağının Zararları/Yan Etkileri

Hindistan cevizi yağı cilde ve saça uygulandığında ve ağızdan yemek miktarları kadar tüketildiğinde çoğunlukla güvenlidir. Ancak kolesterol seviyesini yükseltebilecek yağlar içerir. Bu yüzden aşırı miktarlarda tüketilmesinden kaçınılmalıdır. Kısa süreli ilaç olarak kullanımı çoğunlukla güvenlidir. 10 ml’lik dozlar halinde günde 2-3 seferden, 12 hafta boyunca kullanmak güvenlidir.

  • Hamileler ve Emziren Kadınlar: Hamileyken veya emzirirken ilaç olarak kullanılmasının etkileri hakkında yeterli bilgi yoktur.
  • Çocuklar: 1 ay süreyle cilde uygulanması güvenlidir. İlaç olarak çocuklarda ağızdan alınması hakkında yeterli bilgi yoktur.
  • Yüksek Kolesterol: Kolesterol seviyelerini yükseltebilir. Düzenli olarak hindistan cevizi yağı içeren yemekler yemek kolesterol seviyelerini yükseltebilir. Bu durum zaten yüksek kolesterol şikayeti olanlar için tehlikeli olabilir.

Hindistan Cevizi Yağı Besin Değerleri

Hindistan Cevizi Yağı5 Gram
Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori45
Yağ Kaynaklı Kalori45
Toplam Yağ4.5 g%7
Doymuş Yağ4.2 g%21
Trans Yağ~~
Kolesterol0.0 mg%0
Sodyum0.0 mg%0
Toplam Karbonhidrat0 g
Diyet Lifi0 g%0
Şeker0.0 g
Protein0.2 g%0
A VitaminiOldukça az%0
K VitaminiOldukça az%0
DemirOldukça az%0

*Bu değerler 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Kalori ihtiyacınız yaşam tarzınıza göre daha az veya fazla olabilir.


Kaynaklar / Referanslar


Hindistan Cevizi

İçi açılmış hindistan cevizi ve hindistan cevizi sütü...

Hindistan Cevizi Nedir? Neye İyi Gelir?

Hindistan cevizi bizler için egzotik bir meyve olsa da dünyanın neredeyse 3’te 1’inin diyetinin olmazsa olmazlarındandır. Uzmanlara göre bilimsel adı Cocos nucifera olan ve palmiyegiller ailesinin bir üyesi olan hindistan cevizi, aynı zamanda hem bir meyve ve hem de kabuklu bir tohumdur. Meyvenin 3 katmanı vardır. Bunlar dış kabuğu, onun altındaki lifli kabuk ve içerideki etli meyveyi çevreleyen ince odunsu tabakadır.

Yeşil Asya Hindistan Cevizi
Asya Hindistan Cevizi (Yeşil olur.)

Hindistan cevizini tüketmek için birden fazla yöntem bulunmaktadır. En popüler tüketim şekilleri; meyvenin kendisi, hindistan cevizi yağı, hindistan cevizi sütü ve hindistan cevizi suyudur. Hindistan cevizi yağı son yıllarda hızla popülerleşen geniş kullanım alanına sahip yemeklik bir yağdır. Hindistan cevizi sütü ise her geçen gün marketlerde yaygınlaşan, cevizin beyaz etleri kaynatılarak elde edilen bir çeşit süttür. Nasıl hazırlandığını yazının ilerleyen bölümlerinde detaylı olarak okuyabilirsiniz. Ve son olarak hindistan cevizi suyu ise yine ayrı olarak satışı olan, meyve henüz olgunlaşmamışken, kabuğun içerisinde bulunan çok az şekerli sudur. Bir olgunlaşmamış hindistan cevizinde 50 cl su bulunabilir. Meyve olgunlaştıkça bu suyun miktarı önemli ölçüde azalır. Olgun meyve daha sertken, olgunlaşmamış meyve daha jelimsi bir kıvamdadır.

Bu meyve insanlar dünyada yaşamaya başladığından çok daha önceleri dünya üzerinde yetişmekteydi. Sadece lif iplik, yakıt ve müzik enstrümanları üretmek için kullanılmayıp Asya ve Pasifik Adaları alternatif tıplarında da kullanımı olan olan bir meyvedir. Yüzyıllardır hindistan cevizinin; mide bulantısı, kurdeşen, ateş, kulak ağrısı, boğaz ağrısı, bronşit, böbrek taşı, ülser, astım, frengi, ödem, diş ağrısı, yaralar ve bit için güçlü bir tedavi olduğu düşünülmüştür ve bu amaçlarla tüketilmiştir.


Hindistan Cevizinin ve Sütünün Sağlığa Faydaları

Sadece alternatif tıp değil, modern tıpta hindistan cevizini oldukça faydalı bulur. Çünkü; doğal ve steril elektrolit kaynağıdır ve bu sayede pH ve kas fonksiyonlarına iyi gelir. Lif açısından zengindir. Meyve monolaurine dönüşen laurik asit açısından zengindir. Monolaurin anne sütünde bulunan ve bağışıklığı artıran besinlerden biridir. Bu bileşik zararlı organizmaların lipid membran hücre duvarlarını yıkma kabiliyetine sahiptir. Hindistan cevizi ayrıca yüksek manganez, potasyum ve fosfor oranlarıyla da öne çıkar.

1- Bağışıklık sistemini güçlendirir. Anti-viral, anti-bakteriyel, anti-fungal ve anti-parazit özellikler gösterir: Meyve antimikrobiyal özellikleri açısından test edilmiştir. (1) İçerdiği peptidlerle (birbirine bağlı birden fazla amino asit -laurik asit-) hem gram pozitif hem de gram negatif bakterileri öldürebilir.

2- Doğal ve hızlı enerji kaynağıdır. Atlet ve sporcuların performansını artırır: İçerdiği yağlar karaciğerde doğrudan metabolize edilir ve yan ürün olarak keton ortaya çıkar. (2) Keton adı verilen bu bileşikler en konsantre ve sağlıklı enerji paketleridir. Hem zihinsel hem de fiziksel olarak enerjiyi artırır.

3- Saç ve cildin sağlıklı ve genç görünmesini sağlar. Kırışıklık, sarkma ve yaş lekesini önler. Güneşe karşı cildi korur.

4- Sindirimi Kolaylaştırır, besin ve vitaminlerin emilimini artırır: Meyvesi lif açısından zengindir ancak eğer sütünü tüketiyorsanız lifin büyük kısmı süzülmüştür, yine de faydalıdır. Meyvenin anti-enflamatuar doğası ve içerdiği lif mide rahatsızlığını azaltıp, bağırsak hareketlerini iyileştirir ve kabızlık semptomlarını azaltır.

5- İnsülin salgısını artırarak diyabete iyi gelir.

6- Sinirlere iyi gelir, sinir fonksiyonunu artırır: İçerdiği çeşitli mineraller vücuttaki elektrolit seviyesinde önemli etkilere sahiptir. Vücuttaki elektrolit sıvı sinir sisteminin bütün kas ve hücrelerle iletişiminde görevlidir. (3) Hindistan cevizi ve sütü elektrolit seviyelerini optimize ederek kas ve genel sinir fonksiyonlarının daha iyi çalışmasını sağlar.

7- Antioksidan özellikler gösterir, kansere karşı korur.

8- Kalp sağlığına iyi gelir: Bu konuda çelişen açıklamalar bulunmaktadır. Önerimiz düzenli kullanımlarda kolesterol seviyelerini kontrol etmek ve ona göre kullanmaya devam etme kararı vermektir. İçerdiği zincir yağ asitleriyle hindistan cevizi yüksek oranda yağ içerir ancak bu yağlar kalp krizi, felç ve ateroskleroz riskini düşürür. (4)

9- Tiroid fonksiyonlarına iyi gelir, tiroidin düzenli çalışmasını sağlar.

10- Kan Dolaşımını Artırır: Hindistan cevizi ve sütü harika bir demir kaynağıdır. (5) Kırmızı kan hücrelerinin yapımında gerekli olan demir sayesinde vücudun çeşitli bölgelerine taşınan oksijen artar ve bu organlar daha iyi fonksiyon gösterir.

11- İltihaplanmayı azaltır, ağrı kesici ve ateş düşürücü özellik gösterir. (6)

12- Zayıflamayı kolaylaştırır: İçerdiği yağ asitleri metabolizma hızını birden fazla şekilde artırır ve bunu yaparken açlık hissini ve günlük kalori alımını azaltır. Hindistan cevizi ve sütü sayesinde kalori yakımını artırarak spor yapmasanız bile zayıflayabilirsiniz. Elbette günlük toplam kalori alımınızın farkında olmalısınız.

13- Böbrek hastalıklarına ve mesane enfeksiyonuna karşı korur.

14- Ülseri Tedavi Eder: Hindistan cevizinin veya sütünün düzenli tüketimi mide ülseri boyutlarını küçültür. Bu amaçla farmasötik (ilaç olarak) kullanımı başarılı olmuştur. (7) Ülsere karşı doğal çözümleri tercih edenler için, hindistan cevizi ve sütü harika bir seçenektir.


Hindistan Cevizi Yan Etkileri / Zararları

Hamilelik ve Emzirme: Hamilelik esnasında ilaç olarak kullanılmasının sonuçları hakkında yeterli bilgi yoktur. Güvenli olan normal yiyecek miktarlarında tüketmektir.

Alerji: Hindistan cevizi, ürünleri veya yağı ciddi alerjik reaksiyonlara sebep olabilir. Cilt sorunları ve nefes alma zorluğu gibi semptomlar görünebilir.

Yüksek Kolesterol: Hindistan cevizi tüketmenin kolesterol seviyelerini yükseltebileceğine ilişkin şüpheler vardır. Ancak bunu tam aksi olarak hindistan cevizi içeren ürünlerin toplam ve kötü kolesterolü düşürdüğünü öne süren kanıtlarda bulunmaktadır.

Hindistan Cevizi Besin Değerleri

Hindistan Cevizi100 Gram-Çiğ
Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori345
Yağ Kaynaklı Kalori280
Toplam Yağ33 g%52
Doymuş Yağ30 g%148
Trans Yağ--
Kolesterol0 mg%0
Sodyum20 mg%1
Toplam Karbonhidrat15 g%5
Diyet Lifi9 g%36
Şeker6 g
Protein3 g
Folat (B9)21.8 mcg%6
Manganez1.2 mg%64
Selenyum8.3 mcg%14
Demir2,4 mg%13
Bakır0.36 mg%19
Potasyum300 mg%10

* Bu değerler 200 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Kalori ihtiyacınız yaşam tarzınıza göre daha az veya fazla olabilir.

Hindistan Cevizi Sütü Nasıl Hazırlanır?

Evde kolaylıkla kendi hindistan cevizi sütünüzü yapabilirsiniz. Bu sayede içine eklenen her şeyden haberdar olabilirsiniz. Çok sayıda güvenilir firma halihazırda hindistan cevizi sütü satışı yapmaktadır. Eğer kendiniz yapmak istemiyorsanız hazır ürünleri de deneyebilirsiniz.

  1. Hindistan cevizinin beyaz etini doğrayın.
  2. Kaynama derecesinin altına kadar suyu ısıtın ve meyveyi içine ekleyin. (Suyu kaynatmayın.)
  3. 1-2 saat suyu eminceye kadar bekleyin.
  4. Su ve hindistan cevizini blendera koyun. Eğer isterseniz bu aşamada biraz vanilya ekleyebilirsiniz.
  5. Blenderda iyice karıştırın.
  6. Karışımı bir süzgeç veya tülbent kullanarak süzün.
  7. Servis edin veya buzdolabında 5 güne kadar saklayabilirsiniz. Buzdolabındayken su ve krema ayrışmaya başlarsa servis etmeden önce karıştırabilir veya çalkalayabilirsiniz.

Hindistan Cevizi Hakkında Yapılan Bilimsel Araştırmalar

Hindistan cevizindeki yağlar diğer kaynaklardan elde edilenlerde olduğu gibi yağ asidi denen moleküllerden oluşur. Yağ asitlerinin 2 ayrımı vardır. Birincisi doygunluğuyla ilgili olup; doymuş, monodoymamış ve polidoymamış yağlar şeklindedir. Diğer ayrım ise molekül boyuna veya karbon zincirinin uzunluğuna göre yapılır. Her yağ asidi karbon atomlarına bağlı hidrojen atomlarının oluşturduğu uzun zincirlerden oluşur. Bu ayrıma göre; kısa zincirli yağ asitleri, orta zincirli yağ asitleri ve uzun zincirli yağ asitleri olarak ayrım yapılır. Hindistan cevizi çok yüksek oranda orta zincirli yağ asitlerinden veya orta zincirli trigliseritlerden oluşur. (8)

Yediğimiz besinlerde bulunan yağların %98’i uzun zincirli yağ asitlerinden oluşmaktadır. Hindistan cevizinde bulunan orta zincirli yağ asitlerinin fizyolojik özelliklerinden dolayı bu besin güçlü anti-bakteriyel ve anti-viral özellikler gösterir. Bu kadar çok popüler olmasının sebebi de oldukça nadir olması ve sağlığa çok sayıda faydası bulunmasıdır.

Bu bilgiler ışığında, bir bilimsel araştırmada orta zincirli yağ asitlerine dayanan bir diyet ile, uzun zincirli yağ asitleri tüketilen bir diyet karşılaştırılmış ve kronik ishalden şikayet eden, besin emiliminde zorlanan ve kilo kaybeden; HIV virüsü taşıyan hastalarda önemli ve pozitif sonuçlar elde edilmiştir. (9)

Kaynaklar / Referanslar

Kaynaklar ve Referanslar İçin Tıklayın
  • http://www.coconutresearchcenter.org/
  • http://www.loc.gov/rr/scitech/mysteries/coconut.html
  • (1) http://dx.doi.org/10.1016/j.peptides.2008.12.001
  • (2) https://www.researchgate.net/publication/11597758
  • (3) http://www.mdpi.com/1420-3049/14/12/5144_1
  • (4) http://online.liebertpub.com/doi/abs/10.1089/1096620041224148
  • (5) http://www.jbc.org/content/166/2/627.short
  • (6) https://www.tandfonline.com/doi/abs/10.3109/13880200903062614
  • (7) http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1002/ptr.2318/full
  • (8) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4975867/
  • (9) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/8974102